16 Nisan Referandumunun Toplumsal Psikodinamiği

16 Nisan Referandumunun Toplumsal Psikodinamiği

30 Mart 2017

Bu referandum, en önemli seçimlerden biri olacağına dair bizlere yüzlerce kanıt sunmaktadır. Bu nedenle bu tarihî referandumla ilgili bir şeyler söylememek toplumun aydınları olarak bizlere büyük bir vebal olacaktır.

Son beş yılda ülkemizde neler yaşandığını kısaca özetlediğimizde bu kritik referandumun önemini çok daha iyi kavrayabileceğiz:

  1. 2012 Şubat’ında Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanının sözde ifade vermek üzere çağrılması ve böylece kendisinin derdest edilerek kirli bir oyunla Sayın Cumhurbaşkanımızın devre dışı bırakılmaya çalışılması. Bu olayın vahametini o günlerde zannederim Sayın Cumhurbaşkanımız ve yakın çevresinde bulunan ve sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki zevatın dışında kimse algılayamadı. Çok basit görünen bir ifadeye çağırma olayı, aslında aşağılık bir plan için ilk domino taşı işlevi görecekti.
  2. 2013 Mayıs’ında Taksim Gezi Parkı’nda, “sözde” özgürlüklerin engellendiği öne sürülerek mevcut ve meşru yönetime karşı isyana kalkışılması. Burada da basit ve masum görünen bir talep devreye sokulmuştu. Bu da ağaçların katledildiği idi. Oysa aynı güruh, yine yılbaşlarında körpecik çam fidanlarını sırf göz zevkleri için kesmekte bir an bile tereddüt etmemektedir. Bu topluluk ağacı savunurken insanların ve kamunun mallarına zarar vermekten bir an bile geri durmamıştır. Orayı burayı yakıp yıkmış ve bunu devlet, vatan ve millet için yaptıklarını söylemişlerdir. Şükürler olsun ki Gezi Parkı ihtilal girişimi, yöneticilerin basiretli ve ferasetli yaklaşımları sayesinde kısa sürede def edilmiş, Müslümanlıkla yoğrulmuş olan cennet vatanımızda İsrail, Alman, İspanyol ve diğer ülkelerin ajanları atlarını koşturamamış ve ülkemiz, milletimiz ve âlem-i İslam bir uçurumun kenarından dönmüştür.
  3. 17-25 Aralık sözde yolsuzluk ve rüşvet operasyonları aracılığıyla yaklaşık 50 yıldır İsrail ve CIA tarafından yetiştirilen, eğitilen ve emek verilen piyonların devreye sokularak başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere yönetimin devre dışı bırakılmaya çalışılması. Bu olay adliye ve mülkiyeye sızmış FETÖ’cülerin ülkemizi Amerika ve İsrail’e devretmesinin ve devletimizin anahtarını bu ülkelere teslim etmesinin resmidir. Bu hainlerin sayısı gerçekten azımsanamayacak düzeydedir. CIA ve Siyonist güçler verdikleri emekleri zayi etmemek için ellerinden geleni yapmıştır ve bundan sonra da yapmaya devam edecektir. 17-25 Aralık sadece siyaset kurumunu değil, ülkemizin millî sermayesini de ortadan kaldıracak ve son yıllarda atağa geçen millî sanayici ve iş adamlarını da devre dışı bırakacaktı. Hamdolsun yine Allah’ın Nusret’i ve yöneticilerin feraseti bu belayı def etmeye yetmiştir.
  4. Ve son yaşadığımız kalleş darbe girişimi. 15 Temmuz gecesi adliye ve mülkiyede kısmen de olsa devre dışı dışında kalan ancak harbiyede hâlâ varlığını sürdüren FETÖ’cü hainlerin darbe kalkışması. Bu olay diğerlerinden çok daha önemlidir. Çünkü üzerimizdeki ölü toprağını atmamıza vesile olmuş ve bizlerin hâlâ Osmanlı torunları olduğumuzu ve özellikle de gençlerimizin başıbozuk olmadıklarını tüm dünyaya göstermiştir. Burada millet devreye girmiş ve devletine ve yönetimine destek olarak ülkeyi hainlerin elinden kurtarmıştır.

Bu kısa özetten sonra son beş yılda yaşanan her seçimin aslında hayati öneme sahip olduğunu, bu seçimlerden önce hepimiz düşünmüşüzdür. Mart 2013 belediye seçimleri 17-25 Aralık kalkışmasına verilecek en güzel cevap olacaktı, öyle oldu. Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi cumhurun, reisinin yanında olduğunu gösterecekti, çok şükür öyle oldu. Haziran 2015 milletvekilliği seçimi bizlere biraz ders olmalıydı, aslında çizgiden ayrılınmaması gerektiğini göstermişti. Kasım 2015 milletvekilliği seçimi de milletin istikrarın devamını istediğini gösterecekti, hamd olsun öyle oldu.

Gelelim 16 Nisan’da neyi seçeceğimize. Değerli dostlar biz bu referandumda ülkemizin bekasını ve İslam ümmetinin geleceğini oyluyoruz bir bakıma. Kimler bir araya gelmedi ki, bir bakın Allah aşkına! İçimizdeki hain örgütlerle, Batılı düşmanlar aynı geminin içindeler. Bir bakıyorsunuz Hollanda, Almanya, Avusturya “Mamma Turco! (Anne eyvah Osmanlı geliyor)” diye feryat figan ediyor ve bakanlarımızı sınır dışı etmeye çalışıyor. Bir bakıyorsunuz, aynı ülkeler PKK’lı ve FETÖ’cü hainlere konuşmaları için salonlar ve miting meydanları organize ediyor. Ve yine bir bakıyorsunuz, PKK ve FETÖ ve uzantıları olan siyasiler “Hayır” deyin yoksa demokrasi elden gidecek diyorlar. Akıllara ziyan. Darbe yapan FETÖ ile bebek katili PKK demokrasinden söz ediyor. Bu kadar açık karine varken referandumun içeriği elbette çok önemli ancak bu önem yaşananlara bakıldığında biraz geri planda kalıyor. Biz de biraz ironik olarak yaşanabileceklere dair görüşlerimizi şöyle bir sıraladık:

Bu referandumun sonucuna göre;

- Tekrar ülkemizle ilgili planlar ve hain kalkışmalar devreye sokulmaya çalışılabilir.

- Batılı hain odaklar, en başta FETÖ, ardından destekçileri olan Hollanda, PKK, Almanya, İsrail ve diğer Siyonist güçler sevinir.

- 28 Şubat organizatörleri avuçlarını ovuşturmaya başlayabilir.

- İmam hatipler, Kur’an kursları ve din eğitimi veren kurumlar tekrar tartışmaya açılabilir.

- Kamusal alan safsataları inceden inceye dillendirilebilir.

- İrtica kelimesi tekrar gündeme alınabilir.

- Başörtülülerin kışlalara ve hastanelere ve devlet dairelerine girmelerine burun kıvrılabilir.

- “Laiklik elden gidiyor mu ne?” hezeyanları tekrar yaşanabilir.

- Tanklar Sincan yollarını özleyebilir.

- Belediye bütçelerinden terörist cenazelerine ödenek ayrılabilir.

- Gezi Parkı’nda dikilen Sırp adamlar ve soyunan Alman kadınlar ithal edilebilir.

- Her gün kullandığım Avrasya Tüneli ve Marmaray ile herkesin dua ederek istifade ettiği Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi Köprüleri devre dışı bırakılabilir.

- Uzun zamandır sesi soluğu çıkamayan merhum Erbakan Hoca’nın deyimiyle rantiyeciler ve faiz lobileri fiskoslarını bırakıp nara atmaya başlayabilir.

- Sen ve ben çocuğumuzun din eğitimini hangi kurumda alabileceğini kara kara düşünmeye başlayabiliriz.

- Merhum Menderes’i katleden zihniyet hortlayabilir.

- Dik duran ve eğilmeyen ve sadece milletimizin değil tüm İslam âleminin güvendiği, sırtını dayadığı Cumhurbaşkanımıza yönelik bitmek tükenmek bilmeyen hain planlara yüzlercesi eklenebilir.

- Gezi Platformu Temsilcileri basın açıklaması yapabilir.

- CNN’in canlı yayın aracı sınıra yakın bir yerde konuşlanabilir.