Yükleniyor...
2005-2016 Patani-Tayland Barış Görüşmelerine Kronolojik Bir Bakış

2005-2016 Patani-Tayland Barış Görüşmelerine Kronolojik Bir Bakış

11 Nisan 2016

Patani’de 2004 yılında meydana gelen iki büyük saldırı ve ardından bölgede artan şiddet sonrasında, 2005 yılında ASEAN ülkelerinin baskısı ile dönemin Tayland Başbakanı Thaksin Sinawatra tarafından bir barış süreci başlatıldı. Fakat 2006 yılında yapılan askerî darbe ve bu süreçten itibaren neredeyse bugüne kadar devam eden siyasi istikrarsızlık, Patani gündeminin ertelenmesine ve diyalog çabalarının akamete uğramasına sebep oldu. Uzun bir aradan sonra, 28 Şubat 2013’te, dönemin başbakanı ve Thaksin Sinwatra’nın kız kardeşi Ying Luck Shinawatra barış görüşmelerini tekrar başlattı. Bu gelişme kayıtlara Tayland ve Patani arasındaki ilk resmî diyalog olarak geçti. Ancak Ying Luck hükümetine yönelik gerçekleştirilen yeni bir askerî darbe, görüşmelerin daha önce olduğu gibi tekrar akamete uğramasına sebep oldu.

1 Aralık 2014’te Tayland askerî yönetimi başbakanı General Prayut Chan-O-Cha’nın Malezya Başbakanı Najib Tun Razak’ı resmî ziyareti esnasında, Malezya’nın teklifi ile barış sürecinin 2013’te kaldığı yerden devamına karar verildi. Bu gelişme öncesinde, 25 Ekim 2014 tarihinde Patani’nin en büyük direniş hareketi olan Ulusal Devrimci Cephe (BRN) tarafından Patani Halkı Güvenlik Meclisi (Majlis Amanah Rakyat Patani) adı altında bir çalışma grubu oluşturulmuştu. Bu çatı oluşum hâlihazırda MARA Patani olarak anılmaktadır. 15 Mart 2015’te ise Patani’nin önde gelen altı direniş hareketinin katılımıyla MARA’nın açılımı Patani Danışma Kurulu (Majlis Syura Patani) olarak değiştirildi.

Bu gelişmelerin ardından yaşanan süreçte MARA Patani ve Tayland arasında bir dizi resmî olmayan toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantılar bir karar alma sürecinden çok tarafların birbirlerini tanıma ve bir güven ortamı oluşmasını sağlama amacı taşımaktaydı. 8 Nisan 2015’te Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da resmî olmayan bir görüşme yapıldı. Bu görüşmedeki tek gündem maddesi, süreci devam ettirecek tarafların birbirlerini tanımalarıydı. 8 Haziran 2015 tarihinde yapılan başka bir toplantıda ise Tayland tarafı 2015 Ramazanına kadar bölgede karşılıklı güvenli bölgelerin oluşturulması önerisinde bulundu. Fakat Patani tarafı, resmî olmayan bir görüşmede ortaya atılan bu fikrin Ramazana on gün kadar bir zaman kalmışken gerçekleştirilmesinin imkânsız olduğunu, ancak bu teklifin kendileri tarafından dikkate alınacağını belirtti. Taraflar arasında yapılan gayriresmî bir diğer toplantı ise 25 Ağustos 2015’te gerçekleştirildi.

Tayland tarafı kısa süre içerisinde Patani’de yaşanan şiddet olaylarının azalması yönündeki gelişmelerden etkilenerek diyalog sürecinin medya önünde ilanını içeren bir basın açıklaması yapılması teklifinde bulundu. Fakat Patani tarafı görüşmelerin kamuoyuna ilanından önce üç önemli tekliflerinin Tayland yönetimince kabulünü şart koştu. Bunlardan birincisi, MARA Patani’nin diyalog görüşmelerinin resmî tarafı olarak Tayland tarafından tanınması; barış görüşmelerinin Tayland’ın millî gündemi olarak belirlenmesi ve böylece herhangi bir hükümet değişimi söz konusu olduğunda önceki tecrübelerdeki gibi görüşmelerin askıya alınmaması; son olarak da MARA Patani üyelerinin dokunulmazlığının ve Tayland içerisinde seyahat güvenliklerinin sağlanmasıydı. Tayland tarafı bu anlaşma koşullarına Patani’de kalkınma ve yaşam kalitesinin arttırılmasına acilen öncelik verilmesi; güvenli bölgelerin belirlenmesi ve yasal sürece eşit olarak tüm tarafların ulaşabilmesinin temin edilmesi gibi maddelerle karşılık verdi. Toplantı sonunda Malezya, taraflara bir anlaşma şartnamesi sundu. Bu metinle ilgili düzenlemenin ise, toplantıdan bir yıl sonrası için tayin edilecek bir tarihte yapılmasına karar verildi. Bu arada 27 Ağustos 2015’te MARA Patani temsilcileri Tayland basın mensupları ile bir basın toplantısı yaptı. Toplantıda MARA Patani’nin barış sürecindeki en temel amacının sürdürülebilir bir çözüm süreci ve kapsamlı bir otonomi olduğu ve kendilerinin bölgede sürecin öncüsü olarak görüşmelere hazır olduğu dile getirildi. Ekim 2015’te Tayland tarafı barış sürecine dair MARA Patani’nin sunduğu üç maddeyi de içeren bir açıklamada bulundu. Fakat bu açıklama, MARA Patani’ye göre onların talep ettiği üç teklifin Tayland tarafından kabul edilip edilmediğine dair bir muğlaklık taşıyordu.

11 Kasım 2015’te gerçekleştirilen son toplantıda ise Tayland tarafından hem tarafların hem de Malezya’dan temsilcilerle teknik süreci takip edecek ortak bir sekretaryanın oluşturulması talebi gündeme geldi. Patani tarafı sürecin halen resmî bir statüye kavuşmamış olmasından dolayı bu talebi reddetti. Fakat Malezya’nın teklif ettiği anlaşma şartnamesinin incelenmesi için teknik bir ekibin oluşturulması konusunda uzlaşıya varıldı. Bu toplantının hemen ardından Tayland medyasında Narativat’ın Bacho ve Cho-ai Rong semtlerinde güvenli bölgelerin oluşturulacağına dair haberler çıktı. Bu haberler üzerine, Patani ekibi böyle bir konunun toplantıda gündem olmadığını açıkladı.

10 Ocak 2016 tarihinde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri İyad Medeni, Patani bölgesine yapacağı ziyaret öncesinde, MARA Patani temsilcileriyle Kuala Lumpur’da resmî olmayan bir görüşme yaptı. Ancak daha önce, 8 Haziran 2015’te, MARA Patani delegesi ve Tayland tarafının gerçekleştirdiği toplantıda, Tayland ekibinin İİT’ye diyalog süreci ile ilgili bilgilendirme yapması üzerine Patani tarafı da İİT ile görüşerek süreç hakkında bilgi vermek ihtiyacı hissetmiş ve bu talebe binaen MARA Patani delegesi Aralık 2015’te Cidde’ye davet edilmişti. Fakat İİT’nin Patani’yi ziyaret kararı almasıyla Cidde yerine Malezya’da bir görüşme düzenlendi. Tayland; İİT ve MARA Patani arasındaki görüşmeyi Malezya’nın ayarladığını iddia etmişti. Bunun üzerine Malezya, İİT ve MARA Patani arasında Kuala Lumpur’da gerçekleştirilen toplantılara dâhil olmayarak görüşmelerin ayarlanmasında MARA’nın aktif rolünü vurgulamış oldu. İyad Medeni, Malezya görüşmeleri akabinde Tayland’ı ziyaret etti.

İİT bu görüşmelere bir taraf olarak katılmadığını, aracılık rolünün Malezya tarafından gereğince yerine getirildiğini, bu görüşmelerin sadece İİT’nin süreci desteklediğinin bir göstergesi olarak okunması gerektiğini vurguladı. Yaklaşık aynı zamanlarda, 12 Ocak 2016’da, kamuoyuna konuyla ilgili nadir olarak açıklamalarda bulunan Başbakan Prayuth, Tayland tarafı olarak henüz MARA Patani’nin sunduğu şartların kabulünün onayına dair bir gelişme olmadığını ifade etti.

2016 Mart’ına kadar gelen ve gayriresmî olarak devam eden görüşmelerde somut hiçbir adım atılmamış olmasına ve tüm bu süreç sonunda tarafların hâlâ karşılıklı birtakım olumsuz düşünce ve tavırları bulunmasına rağmen, Patani’nin önde gelen direniş grupları ve Tayland hükümeti, şiddete dayalı yöntemlerin artık işe yaramadığı ve çözümün siyasi ve diplomatik yollarla sağlanması gerektiği konusunda görüş birliğinde olduklarını ortaya koyuyorlar.

Tüm bu sürece paralel olarak Tayland siyaseti, meşruti krallık düzeni ve demokratikleşme arasında oldukça sancılı dönemler geçirirken, ülkede krallık, hükümet ve asker üçgeninde sıkışan siyaset ortamı, Tayland siyasetinin istikrara kavuşmasına engel oluyor. Mevcut kralın ilerlemiş yaşı ve ağırlaşan sağlık durumu, bu makamda oluşan otorite boşluğu karşısında iktidar partilerinin öne çıkması ve ordunun da krallığı koruma amacıyla bunları engelleme çabaları, darbelerle sonuçlanıyor. Darbe yönetimi bir sonraki demokratik seçimlere kadar öncelikli olarak anayasal düzenlemeyi garanti altına almak isterken, yeni anayasa ile ilgili referandum Ağustos 2016’da yapılacak. Anayasa düzenlemeleri, yönetimde herhangi bir kriz olması durumunda krala verilen nihai yetkinin anayasa mahkemesine verilmesi ve parlamento dışından birinin de cumhurbaşkanı olabilmesi gibi düzenlemeleri içeriyor. Bu ise askerî yönetime kapı açılması olarak yorumlanırken, ayrıca demokratik olarak seçilen hükümetin yetkilerinin sınırları da çizilmiş oluyor. Bu düzenlemelere karşı herhangi bir kalkışmaya ise sert karşılık verileceğine dair sinyaller olduğu yönünde yorumlar var. Tayland siyasetinin içinde bulunduğu bu gergin ortamda, Patani mevzusunun ne kadar yer alacağına veya problemi büyük ölçüde çözüme kavuşturacak önlemler alınıp alınmayacağına dair soru işaretleri oldukça kuvvetli.