Yükleniyor...
ABD ile Rusya Algılamaları Arasında Türkiye

ABD ile Rusya Algılamaları Arasında Türkiye

21 Şubat 2017

Ortadoğu’nun en önemli ülkelerden olan Türkiye gerek askerî, toplumsal, güvenlik, ekonomik, eğitim ve kültürel anlamda gerekse temsil ettiği hinterlandı açısından bu coğrafyanın vaz geçilmez cazibe merkezlerinden biridir.

2011 yılında Suriye’de başlayan halk hareketleri Türkiye’de de mülteciler başta olmak üzere birçok alanda çeşitli sorunlar yaşanmasına sebep oldu. Bölgedeki bu yeni durum Türkiye’nin pozisyonu açısından bazı kritik gelişmeleri de beraberinde getirdi. Her şeyden önce bu süreç, Türkiye cumhuriyetinin Osmanlı’dan sonra genel itibarıyla yakın durduğu Batı bloğu ile arasında bazı sorunların ortaya çıkmasına yol açtı.

Suriye krizi sürecinde Türkiye, kendisine verilen bütün sözlere ve yapılan anlaşmalara rağmen, ABD’nin başını çektiği Batı bloğunun bazı kısıtlama ve sınırlamalarıyla karşılaştı. Bu durum ABD’nin PKK’nın silahlı yapılanması olan YPG’ye yaptığı yardımlar sürecinde, Fırat Kalkanı operasyonunda DAEŞ karşıtı oluşturulan koalisyonun yeteri kadar desteklenmemesinde, Türkiye sınırındaki Arap ve Türkmenlerin yerlerinden edilmesi ve etnik temizliğine giden süreçte, FETÖ’ye karşı hukuki adımların atılmamasında, Türkiye’de artan terör saldırılarının failleri ile ilgili oluşan farklı değerlendirmelerde kendini iyice ortaya koydu ve Türkiye ile Rusya’nın daha fazla yakınlaşmasına sebebiyet verdi.

Diğer yandan Trump’ın ABD’nin başına geçmesi ardından Türkiye’ye olan ziyaret trafiğinin hayli artması, başta CIA Başkanı Mike Pompeo’nun ve diğer Batılı liderlerin Türkiye’ye gelişi, Rus uçaklarının el-Bab şehrine yakın TSK unsurlarını bombalaması, PYD’ye federatif bir yapıyı öngören Rus anayasası benzeri bir metnin Suriye anayasası olarak dolaşıma sokulması ve yaklaşan Cenevre görüşmeleri öncesinde Moskova’da PYD eş başkanının katılımıyla Kürt konferansı düzenlenmesi gibi gelişmeler, Türkiye-Rusya ikili ilişkilerini tekrar durma noktasına getirdi. Bu sebeplerle de Türkiye’de yine ABD’ye yakınlaşma ve başta Suriye meselesi olmak üzere ABD ile ortak hareket etme eğilimi ortaya çıktı.

Yapılan yorum ve analizlerde Trump ile birlikte yeniden Batı’ya dönüş yapıldığı yönündeki değerlendirmelere yine de ihtiyatlı yaklaşmak gerekiyor. Nitekim Trump yönetimindeki ABD ile ilişkilerin, özellikle Obama yönetiminden kaynaklanan sorunların ve yaşanan kırılmaların düzeltilme amacı taşıdığını söylemek mümkün. Ancak Trump’ı yönlendiren danışmanların geçmişte, özellikle Irak ve Afganistan ile ilgili yazılı ve sözlü yorumlarında ortaya koydukları görüşleri, iki ülke arasında Türkiye’nin istediği gibi bir ittifakın sağlanmasını beklemek için henüz erken olduğunu gösteriyor.

Kaldı ki ikili ilişkilerin hızlı bir şekilde gelişmesini beklemek de fazla iyimserlik olur. Zira Trump, Türkiye ile ilişkileri düzeltmeye istekli olsa dahi bürokraside birçok engelle karşılaşacaktır. ABD’de siyasal sistem göz önünde bulundurulduğunda, özellikle istihbarat ve güvenlik mekanizmalarının etkisi ve gücü, bu görüşü pekiştirmektedir. Geçtiğimiz günlerde Başkan Trump’ın üst düzey güvenlik danışmanlarından Michael Flynn’ın istifası ile sonuçlanan süreci, Donald Trump’ın yerleşik siyasal düzene direnmesinin o kadar da kolay olmayacağı şeklinde okumak mümkündür. Bunun yanında Trump’ın başta Kudüs meselesi olmak üzere İran ve İslam dünyasını ilgilendiren birçok konuda Türkiye ile fikir ihtilafına düşme ihtimali de vardır.

Diğer yandan Türkiye, Rusya ile olan ilişkilerinde Suriye meselesinden dolayı önemli bazı kırılmalar yaşadı. Özellikle Rusya’nın Suriye’ye askerî operasyonlara başlaması ardından Rus uçağının Türkiye topraklarında düşürülmesi, ikili ilişkilerde ciddi bir krize sebep oldu. Ancak Türkiye’nin özel diplomatik ataklarıyla ve bilhassa 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden sonra, iki ülke ilişkilerinin tekrar normalleşmeye başlaması, ekonomik ve siyasi alanda da normalleşme yaşanması, kamuoyunda Türkiye’nin tamamen Batı’dan koptuğu ve Doğu’ya yöneldiği yorumlarına yol açtı. Özellikle medya ve bazı yazarların Rusya ile normalleşme sürecini Türk-Rus ilişkilerinin stratejik alanda evrildiği şeklindeki değerlendirmeleri, kamuoyunda haksız ve yanlış bir algının yerleşmesine sebebiyet verdi.

Rusya ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilere derinlemesine bakıldığında, iki ülke arasında tam bir mutabakat sağlanmasının mümkün olacağını söylemek zor. Zira, Rusya’nın Güney Osetya’yı ilhak etmesi ve Kırım’ı işgal etmesi sürecinde de görüldüğü üzere iki ülke arasındaki tarihî, toplumsal ve jeopolitik kırılmaların sadece Suriye ile sınırlı olmadığı, başta Kafkaslar, Balkanlar, Orta Asya Türk akraba ülkeler ve topluluklar olmak üzere özellikle Karadeniz’de iki ülkenin çıkar ve beklentilerinin bilhassa güvenlik algılamaları yönünden farklı olduğu, dolayısıyla ikili ilişkilerin stratejik müttefikliğe varacak birçok noktada ayrıldığı görülmektedir.[1]

Türkiye açısından bilhassa Suriye krizinden kaynaklanan ve buna bağlı olarak bölgede gelişen olaylar, tam bir denge siyasetinin izlenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye’nin Rusya ile ekonomik, diplomatik ve siyasi ilişkilerini normalleştirmeye devam etmesi gerekmektedir. Zira, her halükârda diplomasi ve ekonomik ilişkileri geliştirmek suretiyle ortak çıkarların maksimize edilmesi, ihtilafların minimize edilmesi iki ülkenin de yararınadır. Ancak son dönemde yaşananlardan anlaşıldığı üzere Rusya ile Türkiye arasında tam bir ittifak ve stratejik ortaklığın sağlanmasından bahsetmek zor görünmektedir. Türkiye için ABD ve Batı dünyası ile ilişkilerini geliştirmek ve ortak çıkarlarına odaklanmak daha doğru bir karar olacaktır. Ancak geçtiğimiz süreçte görüldüğü gibi, Batı ile de her konuda tam bir mutabakata varılamayacağını öngörmek hiç de zor değildir. Türkiye açısından bu iki önemli güç arasında, dengeleri gözeterek ince bir çizgide ve diplomatik ustalıkla ilişkileri yürütmek daha doğru olacaktır. Zira, jeopolitik hinterlandı hem Batı ile hem de Rusya gibi Asya’nın önemli ülkeleri arasında bulunan Türkiye, bölgesindeki rekabet alanlarının farkında ve bilincindedir.

 


[1] Daha fazla bilgi için bk. Burak Çalışkan, Karadeniz’de Değişen Güç Dengeleri ve Türkiye-Rusya İlişkileri, İNSAMER, Analiz 22, İstanbul, 2017, http://insamer.com/rsm/files/Karadenizde%20Degisen%20Guc%20Dengeleri%20ve%20Turkiye-Rusya%20Iliskileri-Burak%20Caliskan-K.pdf.