Yükleniyor...
Adanmış Bir Hayat: Allame Abdulvali Kari Mirzaev

Adanmış Bir Hayat: Allame Abdulvali Kari Mirzaev

24 Mart 2016

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyet hükümeti dindarlara karşı sürdürdüğü katı tavrını değiştirmemişti, hâlâ dinî konularla ilgilenen insanları hapse atıyor veya Sibirya’ya gönderiyordu. O dönemde özellikle dinî eğitim vesilesi olan Arap alfabesiyle yazılmış kitaplar toplatılmıştı.

20. yüzyılın önemli İslam âlimlerinden biri olan Abdulvali Mirzaev de baskıların en yoğun yaşandığı dönemde, 1950’de Özbekistan’ın Andican şehrinde dünyaya geldi. Babası işçi, annesi ev hanımı olan Abdulvali Mirzaev akranlarıyla beraber yedi yaşında ilkokula başlamıştı. Çok çalışkan bir öğrenciydi. Ortaokul sıralarında komşu oğlu Rahmatullah Rasulov’la birlikte okul kütüphanesindeki kitapları okumaya başladı. Ortaokul sonlarına doğru okul kütüphanesindeki bütün kitapları okuyup bitirdiler. Sonra şehir merkezindeki il kütüphanesinde bulunan kitaplara sıra geldi. Günün birinde burada ellerine aldıkları bir kitabın içinden çıkan ve elif’ten ye’ye Arap alfabesi yazan bir kâğıt parçası buldular ve bu onların hayatını değiştirdi.

Her ikisi de ortaokulu birincilikle bitirdi. Herkes üniversiteye gitmelerini beklerken, onlar Andican’dan 45 km uzaktaki Marğilan şehrinde, yeni açılmaya başlayan gizli medreselerden birine gittiler. Orada üstatları Hakimcan Kari’den sarf, nahiv, fıkıh, belagat ve tefsir dersleri aldılar. Buradaki dört-beş senelik eğitim sürecinde de 10 kadar öğrenci yetiştirdiler.

Abdulvali Kari daha sonra Kur’an’ı ezberlemeye başladı ve dokuz ayda ezberini tamamladı. Ardından Arap ülkelerini gezen iki arkadaş bir süre Mekke’de kaldı. Burada Hindistani lakabıyla meşhur olan Molla Muhammed’den az da olsa tahsil gördüler. Ardından memleketleri Andican’a geri dönüp gizli medreseler açarak buralarda gençlere yönelik dinî eğitim çalışmalarına başladılar. Allame Abdulvali Kari, bu medreselerde hafız ve âlimler yetiştirdi. Komünizmin esaretinden bunalan başarılı öğrenciler, Allame Abdulvali Kari’nin derslerine katılmaya başladılar.

1982 yılında Andican’dan 35 km uzaklıktaki Yazyavan çöllerinde, Kari’nin en yakın arkadaşı Allame Rahmatullah istihbarat elemanlarının düzenlediği bir trafik kazasında vefat etti. O, bölgedeki bu yeni İslami hareketin ilk kurbanı oldu. Allame Abdulvali Kari en yakın arkadaşını kaybetmenin acısını yaşadı ama bu onu ne korkuttu ne de yolundan çevirdi. Gün geçtikçe öğrencilerinin sayısı arttı.

Kadınlar arasında da ilim ve irfanın yayılması için çalışmalar yaptı. Abdulvali Kari, İslami dava yolunda kadınların rolünün büyük olduğunu her zaman dile getirdi ve bu yönde hanımı Şerife Mirzaeva’ya genç kızları bilgilendirmesi için medreseler açtı. Açılan bu medreselerin maddi ihtiyaçlarını da bizzat kendisi üstlendi. O dönemde başörtüsü takan genç kızların, komünizmin 60-70 sene hüküm sürdüğü bir ülkede sokaklarda bu şekilde gezmesi, âdeta bir ihtilal niteliğindeydi.

Sovyetler Birliği istihbarat birimi KGB elemanları, 1983 yılında Allame Abdulvali Kari’yi sorgulamak için Andican şehir emniyet müdürlüğüne götürdüler ve orada sekiz gün süreyle göz altına aldılar. Abdulvali Kari, emniyet ve istihbarat elemanlarının yanı sıra ideolojik propagandayla iş yürüten felsefe ve ictimai fen doktorları tarafından sorgulandı. Bu sorgulama sırasında özellikle bir doktorun ısrarlı itirazı üzerine serbest bırakıldı.

Ev ve iş yeri her zaman gözetim altında olmasına rağmen Abdulvali Kari dava yolunda durmadan çalıştı. Ömrünün her anını inandığı davayı anlatmak için geçirdi ve bunun için vesileler bulmaya çalıştı. Nihayet, Sovyetler Birliği’nde genel yapı olarak ıslahatlar başladı. Tarihî açılım perestroyka hayata geçti. Tüm halklara kendi inançlarına göre yaşama imkânını sağlayan kanunlar çıkartıldı. Tarihî dinî müesseseleri açma imkânı oluştu. Bu hayırlı işlere gönüllü olarak katılanların en ön safında Allame Abdulvali Kari vardı. O, Andican’da Çar döneminde, 1885’lerde yapılmış, ama Sovyetler döneminde ibadete kapatılıp depo olarak kullanılan ve büyüklük açısından Orta Asya’nın ender görülen külliyelerden biri olan Cami Medrese Mescidi’nin açılmasına katkıda bulundu. Cami açıldıktan aylar sonra da Allame Aldulvali Kari halk tarafından buraya imam seçildi.

Gizli olarak yürütülen bu toplumsal hareket böylece açıktan başlamış oldu. Cami açıldıktan sonra cemaatin sayısı çoğaldı. Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin verdiği vaaz ve dersler sayesinde İslam dinini seçti. Özellikle kumar, fuhuş, uyuşturucu batağına saplanan pek çok kişi İslam’ı benimsedi ve bu gelişmeler uzaklarda da yankı buldu. Allame Abdulvali Kari’nin teşebbüsüyle Cami bünyesinde açılan medresede Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan gibi Orta Asya cumhuriyetlerinin yanı sıra Rusya Federasyonu, özellikle Kafkasya ve Tataristan bölgelerinden, Ukrayna gibi uzak cumhuriyetlerden gelen ve çeşitli dillerde konuşan 200’den fazla öğrenciye dinî ilimlerin yanında beşeri ilimlerde de eğitim verildi. Allame Kari’nin derslerine katılanların sayısı 2.000 ile 10.000 arasında değişiyordu. Katılımcıların %70’i gençlerden oluşuyordu.

Allame, yurt dışı gezilerine de çıkıyor ve dünyanın önde gelen ulema ve davet önderleriyle görüşüyordu. Abul Hasan Nedvi, Muhammed Kutup, Abdulaziz İbn Baz, Muhammed Salih Useymin, Ebu Bekir Cezairi, Abdulmacid Zindani, Muhaysini, Said Kahtaniy gibi ulemalar bunlardan bazılarıdır. Suudi Kralı Fahd kendisine büyük bir kütüphane hediye etmişti.

Topluma huzur getirecek her şey için canını feda etmeye hazır bir âlim olan Abdulvali Kari, Tacikistan’daki savaşın bölgeye istikrar getirmek yerine Sünni-Şii savaşı boyutuna ulaşmasından endişe ediyordu. Tehlikeyi anlatmak için Tacik muhalefete gönderdiği mesajlar hükümet tarafından hoş karşılanmadı.

Bu gelişmeler, hükümetin Allame Abdulvali Kari yönetiminde olan Cami ehline karşı yaptırımlar uygulamasına sebep oldu. 1992’den sonra Cami’ye baskılar başladı. Özellikle geceleri çevik kuvvet (OMON) baskınlar yaparak Cami’nin mülkü olan ses cihazlarını ve hoparlörleri götürdü ve kasıtlı olarak halıları kirletti. Bu baskınlar her ay tekrarlanarak cemaate psikolojik baskı uygulanmaya başlandı.

Bu yaşananlar Allame Abdulvali Kari’nin başlattığı İslami, ilmi, marifî hareketin yükselmesini engellemek için başlatılan operasyonun ilk göstergeleriydi. Allame Abdulvali Kari’yi emniyete çağırmanın halk arasında hükümete karşı tavır alınmasına sebep olacağını bilen istihbarat elemanları, Cami’ye gelerek Allame Abdulvali Kari’yle görüştüler.

1995 yılının 29 Ağustos’unda Moskova’da uluslararası bir konferansa katılmak üzere yola çıkan İmam Allame Abdulvali Kari Mirzaev, Taşkent Havaalanı’nda millî istihbarat ajanları tarafından kaçırıldı. O günden bu yana kendisinden hiçbir haber alınamadı.

Derslerinin kaydedildiği bantlar-kasetler, CD’ler halk arasında dağıtılıyor. O, Batı Türkistan hudutlarında yaşamış olsa da sesi Doğu Türkistan’da da yankı bulmaya başladı. Çünkü sesinin kaydedildiği kaset ve CD’ler kendi memleketinde yasaklansa da başka diyarlarda elden ele dolaşıyor.

Diğerleri