Afganistan’da Tarihî Seçimler

Afganistan’da Tarihî Seçimler

Tarih boyunca çeşitli ülkelerin istilasına uğrayan Afganistan, 20. yüzyılın belki de en çilekeş coğrafyalarından biri. Farklı etnik kimlikleri içinde barındıran ülke, İngiltere’den Rusya’ya ve dahi Amerika’ya pek çok güç tarafından kendi çıkarları doğrultusunda, demografik hassasiyetleri sürekli deşilerek, bitmek bilmez siyasi çatışmalar yaşamış ve çoğu zaman komşu ülkelerin denge politikalarına malzeme edilen bir yer olmuş.

Afganistan’da 2001 yılında Taliban yönetiminin sona ermesi ile birlikte aynı sene aralık ayında ülkenin önde gelen isimleriyle Almanya’da yapılan Bonn Antlaşması uyarınca iki senelik geçici bir yönetim kurulmuş ve bu yönetimin başına Hamid Karzai’nin getirilmesine karar verilmişti. Sürecin tamamlanmasının ardından 2004 yılında ülkede yapılan ve halkın %70’inin katıldığı ilk demokratik seçimlerde Hamid Karzai seçmenlerin %55’inin oyunu alarak Afganistan’ın resmî devlet başkanı olarak seçilmişti. 2009 seçimlerinde de halkın ekseriyetinin oyunu alan Karzai iki dönem üst üste devlet başkanlığı görevini yerine getirdi. Görev süresinin bitmesi üzerine Afganistan halkı 2014 yılında yeni başkanlık seçimlerine gitti. Anayasa gereği iki dönem peş peşe devlet başkanlığı yaptığı için Hamid Karzai üçüncü defa seçimlere katılmadı.

Daha önce benzeri demokratikleşme süreçlerine rağmen geldikleri başkanlık koltuğunu bırakmak istemeyen, hatta kendi soyundan gelenlere bu görevi devretmeyi tercih eden yöneticilere sahip bir ülke için Hamid Karzai’nin anayasaya uygun hareket ederek seçimlere katılmaması, yönetim şeklini saltanata dönüştürmemek için yeğeninin dahi seçimlerde aday olmasını engellemesi aslında Afganistan tarihine dair ezberleri bozacak nitelikte bir hareket. Hamid Karzai’nin bu tavrı belki de halkına bıraktığı en büyük miras olacak.

2014 devlet başkanlığı seçimleri kapsamında sandık başına giden Afgan halkı için bu seçimler farklı bir önem arz ediyor. Geçiş Hükümeti Dışişleri eski Bakanı Abdullah Abdullah, Dışişleri eski Bakanı Zalmai Rassoul ve Ekonomi eski Bakanı Ashraf Ghani’nin favori adaylar olarak görüldüğü başkanlık seçimlerine toplumun farklı etnik gruplarını temsilen toplamda sekiz kişi adaylığını koydu.

Afganistan halkı 10 yıllık Karzai yönetiminin ardından yapılan devlet başkanlığı seçimlerine büyük ilgi gösterdi. Yaşlısı-genci, kadını-erkeği ile 5 Nisan sabahı soğuğa ve yağmura aldırmadan, hatta Taliban’ın tehditlerine bile kulak asmadan seçim kuyruğuna girdi. Afganlara göre -her ne kadar sonucunda büyük şiddet olayları yaşanacak ve belki de seçimlere hile karıştırılacak olsa da- bu seçimlerde oy kullanmaktan başka bir seçenekleri yoktu. Keza yeni devlet başkanı seçimleri ve siyasi dönüşüm yaşanmak zorunda.

Afgan siyaset yazarı Helena Malikyar 5 Nisan 2014 seçimlerinin ardından kaleme aldığı yazısında bu seçimlerin farklılığını şu şekilde ifade ediyor:

Havaya müthiş bir coşku, umut ve sadece Taliban’ın düşüşünün ardından 2002’de gerçekleştirilen ilk Afgan yeni yıl kutlamalarında hissettiğim bir enerji hâkim. Ancak on iki sene sonra bu havaya bir de kararlılık ve meydan okuma kokusu eklenmiş. Anne-babamın kuşağı Ekim 1964’te buna benzer bir coşkuyu yaşamıştı. Afgan Kralı Zahir Şah’ın emriyle yeni bir Afgan Anayasası’nın mutlak monarşiyi anayasal bir monarşiye çevirdiği ve modern Afgan tarihinde “demokrasinin on yılı” olarak bilinen dönem başlatılmıştı.

1960’lar Afgan toplumunun düzenli dönüşümü olarak tarihe geçmişti. Çok yönlü kalkınma hedefi çeşitli ideolojik görüşlere sahip daha iyi eğitimli bir elit kesim oluşturmuştu. İlk defa, kadınlar bakanlar kurulu üyesi, milletvekili veya hâkim olarak kamusal alanda giderek daha çok yer bulmaya başlamıştı…

Anayasal monarşi 1973 yılında gerçekleştirilen askerî darbe ile son buldu. Ayrıca Afganistan’daki demokratikleşme süreci de askıya alınarak 30 yıl sürecek olan bir çatışmanın fitili ateşlendi. Peş peşe gelen otoriter yönetimler Taliban yönetimi ile sonuçlandı.

2001 yılının başlarından itibaren, Afganlar kendi kaderleri konusunda çok büyük bir umutsuzluğa kapılmıştı. Hatta BM’nin sponsorluğunda Afgan çocuklara ve gençlere yönelik yapılan psikolojik araştırmada varılan sonuca göre, “Büyüdüğünüzde ne olmak istiyorsunuz?” sorusu karşısında alınan cevaplar çoğunlukla yetişkinlik çağına erişemeyeceklerini düşündükleri yönündeydi. İşte o kuşak bugün büyük bir istek ve kararlılıkla oylarını kullandı.[1]

afganistanÇok çeşitli dinî, etnik ve ideolojik anlayışa sahip olan Afgan halkı, Taliban’ın tehditlerine ve provokasyonlarına rağmen büyük bir irade ve cesaret göstererek seçimlere katıldı. Seçim sonuçlarının açıklanması bir haftayı bulacak gibi görünüyor, ancak sürecin sonunda seçimlerden galip çıkacak olan yeni devlet başkanından uluslararası toplumun beklentilerini Afganistan BM Medya Sorumlusu ve NATO eski Temsilcisi Dominic Medley şu şekilde ifade ediyor:

Öncelikle yeni başkandan beklenen, Pakistan ile barış sürecini ve ilişkileri canlandırması olacaktır. Ayrıca, güvenlik çalışanı desteği ve eğitimi, yolsuzluk sorunları ve fakirlik konularına acilen dikkat çekilmesi gerekmektedir. Afganistan’ın yeni başkanının bir yandan uluslararası toplumdan destek ve ekonomik yardım almaya devam ederken bir yandan da önümüzdeki beş yıl boyunca tüm Afganistan halkının, özellikle de gençlerin desteğini alma gibi çok büyük bir sorumluluğu var.

Devam eden çatışmalar ve gelecek sıkıntılara rağmen, Afganistan’da hâlâ umuda yer var. Afgan halkının büyük bir çoğunluğu ülkelerinde dikkate değer bir değişime şahitlik etti.

Bu seçim Afganistan’ın travmatik geçmişini geride bırakarak daha ileriye yönelmesi için bir fırsat.[2]


[1] http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2014/04/afghan-elections-morning-after-20144665912382341.html
[2] http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2014/04/afghanistan-votes-201444112818892849.html