Yükleniyor...
Afrika’da Gıda Krizi Kapıda

Afrika’da Gıda Krizi Kapıda

04 Şubat 2016

Etiyopya son 50 yılın en büyük kuraklığı ile karşı karşıya. Kuraklık ülkedeki 400 bin çocuğun ve 10 milyon insanın hayatını tehdit ediyor. UNICEF’in paylaştığı son verilere göre Afrika’nın doğu ve güneyinde 11 milyon çocuk gıda krizi ve su problemiyle karşı karşıya. 

Kalkınma ile çevre arasındaki uyumu bir türlü kuramamak günümüz insanının yaşadığı en büyük açmazlardan biri galiba. Var olan yer üstü ve yer altı kaynaklarımızı hızla endüstriyel kanallara aktarırken bir yandan da çevre üzerinde geri dönülemez tahribata yol açıyoruz. Bu denge bozuldukça da sıklıkla iklimsel ve çevresel felaketlerle karşı karşıya kalıyoruz. Ekonomileri hızla büyüyen Çin ve Hindistan gibi ülkelerde çevresel bozulmanın en somut halini görmemiz mümkün. Hızla kapitalistleşen bu ülkelerde ciddi boyutlara ulaşan hava kirliliği sebebiyle insanlar adeta nefes almakta zorlanır hale geldiler.

Ortak yaşam alanımız olan dünyada çevresel sorunlar elbette sadece kirliliğe sebep olan ülkeleri etkilemiyor. Hava kirliliğine yol açan zehirli gazların atmosferde de ciddi deformasyonlara yol açması maalesef dünyanın farklı yerlerini de farklı düzeylerde tehdit ediyor. Son zamanlarda olumsuz etkilerini daha fazla hissettiğimiz küresel ısınmanın en fazla etkilediği yerlerin başında ise Afrika kıtası geliyor. Henüz endüstrileşme sürecine girmeyen kıta şimdiden kuraklık, sel baskınları, toprak kaymaları gibi çevresel felaketlerin mağduriyetini yaşıyor. Kontrolsüz endüstrileşmenin faturasını bu sürecin yol açtığı çevre felaketlerinden etkilenen yoksul kitleler ödüyor dersek abartmış olmayız sanırım.

Birleşmiş Milletler’in raporlarına göre Latin Amerika’nın bir bölümü, Afrika’nın doğu ve güneyi ile Asya Pasifiği’nde yer alan Bangladeş, Kamboçya, Malezya ve Endonezya gibi ülkeler bir süredir Pasifik Okyanusu’ndaki ısınma nedeniyle oluşan El Nino kaynaklı kuraklık tehdidi altında.

Etiyopya son 50 yılın en büyük kuraklığı ile karşı karşıya bugün. Kuraklık ülkedeki 400 bin çocuğun ve 10 milyon insanın hayatını tehdit ediyor. Beklenen yağmurların yağmaması nedeniyle oluşan kuraklık, beraberinde önce hayvan ölümlerini peşinden de insan ölümlerini getiriyor. Yağış oranlarındaki düşüşle tahıl üretimi azalırken, benzer durum hayvan ölümlerine bağlı olarak et ve süt üretiminde de azalmaya neden oluyor. Gıda fiyatlarının yükselmeye başladığı bu tür ortamlarda ise yetersiz beslenmeden kaynaklı ciddi sağlık sorunları ve açlık sebepli ölümler gerçekleşiyor. Krizin yoğun hissedildiği bölgelerde eğitime de ara verilmiş durumda. Etiyopya hükümeti ulusal düzeyde kırmızı alarma geçerken felaketi önlemek için 300 milyon dolar bütçe tahsis etmesine rağmen etkilenen insan sayısının büyüklüğü nedeniyle acilen1,4 milyar dolara ihtiyaç duyulmakta.

Hatırlanacağı gibi 1984 yılında Etiyopya’da yoğun kuraklık nedeniyle kıtlık yaşanmış ve neticede 100-200 bin arası insan bu felaketin kurbanı olmuştu. Benzer bir kıtlık 2011’de Somali’yi vururken 250 bin dolayında insan dünyanın gözü önünde açlıktan öldü.

Kuraklık ve kıtlık kaçınılmaz bir kader gibi görünse de aslında altyapının geliştirilmesi ile önlenebilir şeyler; ya da en azından toplumsal dayanıklılığın ön tedbirlerle arttırılabileceği şeyler. Oysa Afrika’da her kuraklık döneminde yüz binlerce hayat sönüyor. Küresel ısınma etkisini arttırdıkça da bu olayların sıklığı da artıyor. Afrika maalesef kendi sebep olmadığı bir sorunun bedelini ödüyor.

Sorun sadece Etiyopya veya kuraklık ile sınırlı değil. Kenya ve Somali gibi ülkeler de El Nino yağışlarının tehdidi altında. Bu ülkelerde yoğun yağışlar nedeniyle toprak kaymaları ve sel felaketleri bekleniyor. Buna karşın Demokratik Kongo, Angola, Zimbabve, Malavi, Tanzanya, Namibya, Mozambik, Zambiya, Madagaskar, Lesotho, Svaziland ve Güney Afrika kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya olan diğer ülkeler. UNICEF’in paylaştığı son verilere göre Afrika’nın doğu ve güneyinde 11 milyon çocuk gıda krizi ve su problemiyle karşı karşıya.

Kuraklığa bağlı ortaya çıkan açlık felaketleri en başta toplumun en düşük gelir grubunu etkilemekte. Gıda krizi arttıkça yükselen fiyatlar karşısında alım gücü zayıf kalan bu grup, uzun kuraklık dönemlerinde ölüm kalım mücadelesi vermekte. Gelir adaletsizliği besin dağılımında da adaletsizliğe yol açmakta. Maddi durumu iyi olan kesimler (yani azınlık bir grup) açlık felaketinden etkilenmezken yoksul kitleler maalesef hayatları ile bedel ödemekteler. 2011 yılında Somali’de ortaya çıkan kuraklık nedeniyle yüzlerce kilometrelik yolu yürüyerek Kenya ve Etiyopya’daki mülteci kamplarına sığınmaya çalışan insanların dramları henüz hafızalarımızda çok taze.

Gerek Birleşmiş Milletler’e bağlı kuruluşların gerekse de Oxfam gibi kuruluşların paylaştığı son raporlar, Afrika’nın doğu ve güney kesimlerinde çeşitli felaketlerin kapıda olduğunu ortaya koymakta. Benzer şekilde son dönemlerde İHH’ya bu ülkelerden gelen ziyaretçilerin de yakındıkları ortak nokta bu.

Tanzanya’nın kuzeyinde Masai topraklarında yaşamını sürdüren fotoğrafçı Sevde Sevan Hanım son zamanlarda yağış olmaması nedeniyle köylerde su kısıntısının başladığını ve çobanların su bulmak umuduyla hayvanları kilometrelerce gezdirmek zorunda kaldıklarını aktardı. Susuzluk nedeniyle sığır ve keçilerde hastalıktan ölümler başlamış. Tanzanya’nın kuzeyinde hissedilen bu kuraklık şiddetini giderek arttırırken eğer beklenen yağışlar gelmezse köylüler daha zor durumda kalacak. Klan üyelerinin ellerindeki yiyecekleri şimdilik paylaşarak idare ettiklerini söyleyen Sevde Hanım, stokların azlığı nedeniyle bu durumun fazla devam edemeyeceği görüşünde. Ne acıdır ki insanlar öğün sayılarını azaltarak ellerindeki stokların ömrünü uzatmaya çalışıyorlarmış.

Etiyopya’dan gelen ziyaretçilerin de ana gündemi bu kuraklık. Birkaç aydır kurak giden havalar nedeniyle Etiyopya’nın kuzeydoğu ve güneydoğu bölgeleri gıda krizi ile karşı karşıya. Özellikle Müslüman nüfusun yoğun yaşadığı Harar gibi şehirlere yeterli yardım ulaştırılamazsa insan ölümlerinin artması bekleniyor. Medyaya yansıyan haberlerden halihazırda açlıktan ölümlerin olduğu ancak durumun daha da kötüye gitmesinden korkulduğu ve önümüzdeki birkaç ayın oldukça kritik olduğu anlaşılıyor.

Güney Afrika’da görüştüğümüz dostlarımızın da kaygıları ortak. Ülkenin kırsal kesimlerinde kuraklığın etkilerinin görüldüğünü haber vermekteler. Ülkede mısır üretimi 2005 yılında olduğu gibi çok düşük bir seviyede. Güney Afrika’da 14 milyon insan gıda ihtiyacı içerisinde. Çevre ülkelere mısır ihraç eden Güney Afrika’da üretim düşüklüğü doğrudan çevre ülkeleri etkilemekte. Kızıl Haç’ın verilerine göre Namibya’da nüfusun %16’sı acil gıdaya ihtiyaç duymakta. Son yıllarda ekonomisi ağır aksak giden Zimbabve’nin güney kesimlerinde ise gıda krizi daha ciddi boyutlarda. Zimbabve’de 1,5 milyon insan, Malavi’de ise 2,8 milyon insan gıda yardımına muhtaç.

Dünyanın Suriye krizi ve mülteci sorunlarına odaklandığı bir ortamda başka yerlerde yaşanan pek çok hadise dikkatlerden kaçmakta. Özellikle İslam dünyasının son yıllarda içine çekildiği Şii-Sünni gerilimi ve Suriye kriziyle gerek Ortadoğu gerekse Batı dışında yaşanan hadiselere kör ve sağır hale geldik maalesef. Oysa insan olarak sorumluluklarımız bu coğrafyaların çok ötesinde. Afrika dışında Latin Amerika ve Güney Asya’da da milyonlarca insanın hayatını etkileyen El Nino’ya bağlı kuraklık ortak mücadele gerektiren bir husus. Kriz, gerek resmî kanalların gerekse de sivil kanalların hassasiyet göstermesini gerektirecek derece ve boyutlarda. Umarız insanların hayatını korumaya yönelik gerekli tedbirler çok geçmeden alınır.