Balkanlar’da DAEŞ Riski: Gençler Üzerine Sosyopolitik Bir Analiz

Balkanlar’da DAEŞ Riski: Gençler Üzerine Sosyopolitik Bir Analiz

21 Ocak 2017

Giriş

Osmanlı ve dünya tarihi açısından önemli bir bölge olan Balkan Yarımadası; etnik yapı, din ve kültürel çeşitliliği ile kendine has karakteristiğe sahip bir coğrafyadır. 1. Dünya Savaşı’nın başladığı yer olan bu kadim topraklar, jeostratejik açıdan da son derece kritik bir konumdadır. Bölge, Osmanlı’nın fethinden sonra nispeten daha adil ve refah içinde bir dönem yaşamıştır. Antik Yunan, Roma, Bizans, Osmanlı ve Habsburg topraklarının bir parçasını teşkil etmiş olan ve Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişme noktasını oluşturan yarımada, dünya tarihi boyunca farklı emperyal güçlerin ve ideolojilerin mücadele alanı olagelmiştir.

Modern dönemde -özellikle 1990’lı yıllardan itibaren- Balkanlar’a akın eden dinî grup ve cemaatlerin gençler üzerinde önemli etkisi olmuştur. Bu yapılar kısa süre içerisinde alışılmış geleneksel İslam anlayışı dışında, bölge halkları için yabancı olan dinî pratik ve inançların büyük ölçüde yaygınlaşmasında ciddi rol oynamıştır. Eski Yugoslavya’nın dağılması ardından ortaya çıkan Balkan Müslüman toplumları, bir yandan dilsel-kültürel özlerini korumaya çalışırken diğer yandan da dine olan ihtiyaçlarını yeniden keşfetmeye başlamıştır. Böyle bir ortamda yükselişte olan küresel İslami akımlar, Balkan milletleri üzerinde de geleneksel İslami anlayış dışında, daha aksiyoner ve Ortodoks İslam’a benzeyen bir metodolojinin bilhassa gençler arasında yaygınlık kazanmasını sağlamıştır. 2010 yılı sonunda Arap Baharı denilen sürecin başlaması, dünyada olduğu gibi kısa sürede Balkanlar’da da tezahürünü göstermiştir. Özellikle Suriye’de başlayan savaş, İslam dünyasının geneli gibi Balkanlar’daki Müslüman gençler arasında da buraya yönelik ilgiyi arttırmıştır. Öte yandan Balkanlar’da 20 yıldır yükselişte olan selefi ekol; dinî ve etnik çatışmalar, ekonomik sorunlar ve modernleşmenin getirdiği bunalımlar içinde savrulan bölge insanı üzerinde bir hayli etkili olmuştur. Bu kaotik ortamdan faydalanan yapılardan biri olan DAEŞ de bölgeden insan devşirmeye başlamıştır. İletişim araçlarının çok etkin bir şekilde kullanıldığı günümüz dünyasında, 2014 yılında Balkanlar’dan çok sayıda gencin DAEŞ’e katıldığı bilinmektedir. Bu çalışmada Balkan gençlerinin DAEŞ’e katılarak dünyanın en tehlikeli yerlerine gitme sebepleri; onları yönlendiren psikososyal, siyasal ve kültürel motivasyon unsurları incelenmeye çalışılacaktır. Bu noktada sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için ülkelerin ulusal çıkarlarının yanı sıra buralardaki mevcut rejimlerin ve toplumun sosyal yapısının da iyi kavranması gerekmektedir. Kendine has özellikleri ile Balkanlar’ı doğru anlamak ve doğru tespitlerde bulunmak için hassas bir okuma ve detaylı bir çalışma gerekmektedir.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.