Yükleniyor...
Balkanlar’da Yeni Süreç ve Müslüman Topluluklara Yönelik Siyasi Baskılar

Balkanlar’da Yeni Süreç ve Müslüman Topluluklara Yönelik Siyasi Baskılar

26 Eylül 2014

Son 10 yıldır Balkanlar’da birçok ülkenin Avrupa Birliği’ne (AB) dâhil edilme süreciyle birlikte bölgede özellikle ABD, Almanya, Fransa ve İtalya gibi devletlerin siyasi ve ekonomik mücadele içerisinde olduklarına şahit olmaktayız. Bu devletlerin Bosna-Hersek, Kosova, Arnavutluk ve Makedonya gibi ülkelerde yürüttükleri sosyal ve kültürel politikalar, Batı’nın öncelikli hedefinin Müslüman nüfus üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor.

Yaşlanan Avrupa, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte bölgedeki komşu ülkelerin etnik ve dinî azınlıklarını AB çatısı altında topluyor. Balkanlar’daki genç nüfus, tarıma elverişli bakir topraklar ve jeopolitik-stratejik potansiyel çerçevesinde, yeni bir Avrupa oluşturulmaya çalışılıyor.

Balkanlar’da yeni Avrupa’nın temelleri atılırken Müslüman azınlıklar üzerinde tarihsel, kültürel, siyasi, sosyal ve dinî operasyonlar yapılıyor. Son iki yıldır Arap devrimleri, Mısır ve Suriye’de yaşanan darbe ve savaşlar bahane edilerek DAEŞ üzerinden Balkanlar’da radikal, siyasal İslam tartışması ve İslamofobi algısı işletilmeye çalışılıyor. Özelde ise İslamcı kanaat önderleri, siyasetçi, din adamı ve STK’lar üzerinde çok ciddi baskılar kuruluyor. Örneğin geçtiğimiz ay Bosna-Hersek, Arnavutluk ve Makedonya’da birçok sivil toplum kuruluşuna kontrol amaçlı baskınlar gerçekleştirildi. Bu hafta Kosova’da kültürel, sosyal ve eğitim amaçlı çalışan 16 derneğin faaliyeti sebepsiz yere gizli soruşturma uygulamasıyla durduruldu. Kosova’nın 12 cami imamı anayasaya aykırı vaaz vermekten 30 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kosova Diyanet İşleri Başkanı Naim Trnova, yaşanan bu duruma tepkisini; “Bizlerden nasıl bir İslam anlatmamızı istiyorsunuz, onu söyleyin...” diyerek dile getirdi. Kosova’da DAEŞ bahanesiyle yaşanan bu gelişmeler, bağımsız siyasi analizciler tarafından da eleştiriliyor.

Kosova’nın üç ay önce gerçekleştirdiği seçimler sonucunda ABD’nin desteklediği Haşim Taçi yüzde 30 oy aldı ve üç aydır parlamentoyu toplayamıyor. 1,5 milyon nüfuslu ülkede işsizlik oranı yüzde 40’lara doğru tırmanıyor. Siyasi kaosu dağıtmak için yöneticilerin DAEŞ bahanesi ile bir çıkış yolu bulmaya çalıştıkları anlaşılıyor.

ABD’nin Balkanlar’daki en büyük üssünün Kosova’da oluşu ve Almanya’nın ülke siyaseti ve ekonomisindeki gücünü hesaba kattığımızda Kosova’da yaşananları anlamamız kolaylaşıyor.

Türkiye ise son üç yıldır iç siyasetinde yaşanan yoğunluk nedeniyle Balkan açılımındaki eski heyecan ve etkinliğini yavaşlatmışa benziyor. Balkanlar’da son yıllarda Almanya, ABD ve Fransa’nın ciddi politik, ekonomik, kültürel yatırımları söz konusu ve bunların etkisi Balkanlar’ın politik çehresini de dönüştürüyor.

Hariciyemizin Balkanlar’da Türkiye dostu siyasetçi, din adamı, kanaat önderi ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliğini güçlendirici özenli politikalar geliştirmesi ve oradaki Müslümanların sorunlarına sahip çıkması gerekiyor. Zira AB sürecindeki Balkan kurumları, siyasetçileri ve gençlik, zaten yüzünü Batı’ya çevirmiş durumda. Yeni Türkiye, yeni Balkanlar’ı çok ciddi bir şekilde okumalı ve rakiplerinin projelerine eş değer uzun vadeli projelerle yeni ufuklara, idealist heyecanlı, inançlı kadrolarıyla yelken açmalıdır.