Batı kendini ne zaman sorgulayacak?

Batı kendini ne zaman sorgulayacak?

14 Ocak 2015

Fransa’nın başkenti Paris’te haftalık mizah dergisi Charlie Hebdo’ya düzenlenen saldırı, “Fransa’nın 11 Eylülü” olarak algılandı ve “İslam­=terör” tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi. Geçtiğimiz yıllarda Hollanda ve Belçika’da da Peygamberimizi hedef alan karikatürler yayınlanmış ve benzer hadiseler yaşanmıştı.

Avrupa’nın 2008 yılından bu yana yaşadığı ciddi ekonomik daralma ve işsizlik sorunu, özellikle aşırı sağcı ve ırkçı partiler tarafından yabancı ve İslam düşmanlığı gösterilerine dönüştürülmüş durumda. 11 Eylül üzerinden özelde Amerika’da genelde Avrupa’da, İslamofobi algısı sürekli olarak canlı tutuluyor.

Fransa’da son iki yıldır dinî sembollerin okullarda yasaklanması, kamuya açık yerlerde peçe takılmasına izin verilmemesi, Müslümanların fizikî ve sözlü saldırılara maruz kalması, başta kuzey Afrika kökenli Fransız vatandaşları olmak üzere birçok azınlığı hem tedirgin hem de provoke etti.

Charlie Hebdo’nun bir hiciv dergisi olarak bugün Fransa’da temsil ettiği ifade özgürlüğünün mantığı da ciddi olarak eleştirilmesi gereken bir konu. Bu olay özelinde de görülebileceği gibi kutsalı provoke etme, çok tehlikeli ve riskli sonuçları olan bir durum. Bu arada Charlie Hebdo dergisinin kutsal değerlerle alay etme özgürlüğünün kırmızı çizgisinin “Yahudilik” olmasının da ayrıca tartışılması gerekir.

Yahudilere dokunmayan, alaya almayan dergi neden sürekli olarak Müslümanları incitir ve provoke eder, sorusu bu noktada bilhassa cevaplandırılmalı. Avrupa’da, özellikle Almanya ve Fransa başta olmak üzere birçok ülkede, hiç kimse Yahudi inanç ve değerleriyle alay ve tahrik içerikli söz ve eylemde bulunma özgürlüğüne sahip değildir.  Öte yandan İslam’ın inanç ve değerlerine karşı saldırı, alay ve tahrik fiilleri “ifade ve düşünce özgürlüğü” kapsamında değerlendirilmektedir.

Bir arada yaşamak inançlara saygıdan geçer

Avrupa’da 30 milyona yakın Müslüman yaşamaktadır ve bunların büyük bölümü artık Avrupa’nın bir parçasıdır.  Bir arada yaşamanın en temel kuralının inanç ve kültürel değerlere saygıdan geçtiği ise sağduyu sahibi herkesin ortak kanaatidir. Buna karşın özellikle iki yıldır Avrupa’da yükselen “yabancı ve Müslüman karşıtlığı” gösterileri, yüzlerce cami ve iş yerinin kundaklanması, insanların saldırıya uğraması ve benzeri olaylar günlük vakalar halini almış durumda. Ne var ki Batılı ülkelerde yükselen bu düşmanlık ve yaşanan onca olay, Avrupalı liderleri ortak bir çözüm arayışında buluşturamadı.

Bugün Paris hadisesini 11 Eylül, el-Kaide, IŞİD ve İslamofobi algısı üzerinden görmeye çalışmak asıl gerçeği görmezden gelmekten başka bir şey değildir. Müslümanları ısrarla özeleştiriye davet edenler, acaba Cezayir, Bosna, Irak, Afganistan ve Suriye’de yaşanan katliamlardan dolayı Hristiyan dünyasını ne zaman özeleştiriye davet edecekler?

Müslüman kimlikli kişilerin gerçekleştirdiği bu eylem sonrasında tüm Müslümanları terörist olarak gören ve özeleştiriye mahkûm eden düşünce tek taraflı, ötekileştirici  bir düşüncedir.  Batı dünyası, NATO koalisyonunun Müslüman coğrafyalarda işlediği katliamları ne zaman tartışacak acaba? Batı dünyası Müslüman coğrafyada Batı desteği ve kışkırtmasıyla yaşanan katliamların İslam dünyasında oluşturduğu travmaların Avrupa’nın göbeğinde alaya ve hicve dönüşmesi karşısındaki suskunluğunu masaya yatırmalıdır aslında.

paris-charlie-hebdoParis yürüyüşüne katılan 40 ülke liderinin oluşturduğu fotoğraf trajikomik, çok manidar bir görüntü ortaya koydu. Filistin lideri Mahmut Abbas’tan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve ülkesinde darbe ile iş başına gelmiş eli kanlı liderlere varıncaya kadar herkes oradaydı. Zira eğer bugün Paris’te kol kola yürüyen bu liderler, Ortadoğu’da yürüttükleri sömürge politikalarını samimiyetle gözden geçirmiş olsalardı bugün dünya çok daha huzurlu bir yer olurdu.

İnançlara ve kutsala saygı sorunu samimi bir şekilde Avrupa’da bir kez daha dikkatle ele alınmalı, sorunların üzerine sebep ve sonuç ilişkileri üzerinden gidilmeli. Charlie Hebdo veya başka herhangi bir kurum ya da kişinin ötekinin kutsalını provoke etmeye hakkı yok. Avrupa’da Yahudi’nin kutsalına nasıl dokunulmuyor ve saygı gösteriliyorsa, aynı şekilde Müslümanların kutsalına da saygı gösterilmeli. Bugün Hristiyan Avrupa’nın yüzleşmesi gereken en temel sorunların başında inançlara, değerlere saygı ve empati sorunu gelmektedir.