Bin Dağlı Ülkede Bir Güzel İnsan: Mama İbrahim

Bin Dağlı Ülkede Bir Güzel İnsan: Mama İbrahim

09 Kasım 2015

Ruanda, Orta Afrika’da bulunan, yemyeşil, güzeller güzeli bir ülke. Başkenti Kigali olan ülkenin nüfusu sekiz milyon. 10. yüzyıldan itibaren Ruanda ve Burundi toprakları üzerinde, bugün Tutsi ve Hutu olarak ikiye ayrılmış bulunan fakat aynı kökenden gelen insanlar yaşıyor. İnsanlık tarihinin en kara lekelerinden olan Ruanda soykırımları (en büyükleri 1959, 1962, 1973, 1990, 1992 ve 1994) sömürgeci Batı ülkelerinin bölgeye adım atmalarıyla başlıyor. 1890’larda Ruanda ve Burundi, Doğu Afrika Alman sömürge idaresine bağlanıyor. Almanların 1. Dünya Savaşı’nda mağlup edilmesinin ardından İngilizlerin desteğiyle Belçikalılar bölgedeki idareyi ele geçiriyor. Ruanda’da ilk ırkçılık rüzgârları bu şekilde esmeye başlıyor. İnsanlara yüz güzelliklerine ve zenginliklerine göre Tutsi veya Hutu şeklinde kimlik kartları veriliyor.

Günümüzde İslam Ruanda’da bir çığ gibi büyüyor. Savaş döneminde, savaşın aktörlerinden biri olmayan ve kendilerine sığınan Tutsi ve ılımlı Hutulara kucak açan Ruanda Müslümanları, bugün ülkenin kahramanları konumunda. Onların gösterdiği bu üstün diğerkâmlık, 200 senede %5-6’lara ancak ulaşmış bulunan bölgedeki İslam varlığının 10 yılda %15’lere ulaşmasıyla kendini göstermiş. Ruanda’da herkes İslam toplumundan memnuniyet duyuyor. Katliama karışan Hutular arınmak, katledilen Tutsiler de korunmak için İslam’a yönelmiş.

Ruanda’da yaşayan Mama İbrahim ve kurucusu olduğu Shaka Kadın Eğitim Merkezi, insani yardım konusunda bölgede örnek hizmetlere imza atan bir kuruluş. Mama İbrahim, ilim sahibi güler yüzlü bir hanımefendi. Altı çocuk annesi olan bu hanım, müşfik tabiatı, keskin zekâsı ve çalışkanlığı ile tanınıyor. İslam’ın emir ve yasakları, kendisinin de sınırlarını oluşturuyor. İslam’ın yeni yeni tanındığı bir bölgede yaşantısıyla birçok kadına örnek oluyor.

1946 yılında Ruanda’nın batı vilayeti Kibuye’de dünyaya gelen Mama İbrahim’in asıl ismi Mukaruzima Zuhra. Dört yıllık ilkokul öğreniminin sağladığı çok mütevazı bir eğitim geçmişine sahip olan Zuhra Hanım, ülkede okuma yazma bilen az sayıdaki kadından biri. Zuhra Hanım İslam adına çalışma sevdasıyla Müslümanların İslami manada eğitim almaları için bazı girişimlerde bulunur. Dönemin şartlarında Müslümanların resmî eğitim imkânlarından yararlanamaması, Müslüman hanımların en azından İslami konularda eğitim alabilecekleri bir medresenin dahi olmaması onu oldukça rahatsız eder. 1976 yılında Medine’den gelen bir âlimden kendisine eğitim vermesi ricasında bulunur ve bu isteği 1980 yılında kabul edildiğinde büyük bir şevkle, ulaşabildiği diğer kadınları da bu eğitime katılmaya çağırır. Aldığı bu eğitimin ardından çeşitli yerlerde İslam üzerine konferanslar verir. Müslüman kadınları İslam’ı öğrenmeleri ve daha aktif olmaları konusunda uyandırmak, harekete geçirmek ve zamanın medrese kurucuları olan âlimlerden kendilerine yardım talebinde bulunmak için Ruanda’nın merkezî bir bölgesine taşınır.

İslami çalışmaların verimini arttırmak için birlikte hareket etme düşüncesi ile Zuhra Hanım ve diğer Müslüman önde gelenler, Shaka Derneği’ni kurarlar ve faaliyetlerine ilk önce kendi İslami bilgilerini arttırarak başlarlar. Ruanda halkının neredeyse tamamını etkileyen soykırım döneminin acısının yeni yeni hafiflemeye başladığı bir zamanda, yetim çocukların okul ücretlerini ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılar, savaş mağdurlarının hayata karşı umutlarını arttırmak için çaba gösterirler.

Mama İbrahim, Ruanda’da bölge şartlarının ötesinde hizmet yürüten bir kadın. Kendisi aynı zamanda Ruanda’daki ilk doğumhaneyi inşa ettiren kişi. Ayrıca AIDS nedeniyle toplumdan dışlanan ve intiharın eşiğine gelen kadınların rehabilite edildiği bir merkezin de kurucusu.

1994 yılındaki katliam öncesi dönemde kendi yurtlarında sömürülen; kendi okullarını kurmalarına, tesettürle dolaşmalarına, devlet kademelerinde görev almalarına müsaade edilmeyen, hatta okula gitmek veya devlet kademelerinde çalışabilmek için Hristiyan bir isim almaya zorlanan Müslümanların kaderi, savaş sonrasında Mama İbrahim gibi isimlerin de gayretleriyle inanılmaz bir biçimde değişmiş durumda.

Şimdilerde milyar dolarlık bütçelerle desteklenen misyoner kurumlar, bölgede, savaş döneminde kaybettikleri imajlarını güçlendirmek için türlü türlü çalışmalar yaparken Mama İbrahim ve diğer Müslümanların gayretleriyle işleyen yapılar ülkeye büyük kazanımlar sağlıyor.

Mama İbrahim hayatta en çok istediği şeyleri şu şekilde anlatıyor:

“Bir gençlik vakfı kurabilmeyi; yetimlere, gazilere, yardıma muhtaç tüm insanlara yardım edebilmeyi; kelime-i tevhidin ne manaya geldiğini bilen dünyadaki tüm insanları görmeyi, Kâbe’yi görebilmeyi ve bir gün tüm hayallerimin gerçeğe dönüşmesini çok isterim. Ve dünyanın hiçbir yerinde bir daha soykırımların yaşanmamasını dilerim.”

Diğerleri