Yükleniyor...
Biz Kırım’ı Unuturken…

Biz Kırım’ı Unuturken…

12 Haziran 2014

Tatarların tarihine baktığımızda kitleler halinde sürgünlerin hedefi olduklarını görmekteyiz. Kırım’dan göçen Tatarlar Osmanlı topraklarına yerleşmiş ve böylece nüfus olarak yoğun oldukları Kırım Ruslaştırılmıştır. Yoğun göç dalgaları ardından 1917 yılında Tatarların Kırım’daki nüfusunun 170-180 bin arasında olduğu biliniyordu. Bu rakam genel nüfusun dörtte biriydi. Bolşevik Devrimi sonrasında bir otonom sosyalist cumhuriyet altında yönetilmeye başlanan ve nispeten daha rahat bir nefes alan Kırım’da, Tatarlar Tatarca’yı bu dönemde okullarda, kitaplarda, gazetelerde kullanabildiler. Bu durum Stalin’in göreve gelmesiyle beraber değişti. Alfabe değiştirildi, Tatarlar devlet kadrolarından atılmaya başlandı ve zulüm süreci hızlanarak devam etti.

2. Dünya Savaşı patladığında Almanlar tarafından işgal edilen topraklara Sovyetler tekrar hâkim olduğunda Tatarlar için işler daha da kötüye gitti. Almanlarla iş birliğiyle suçlanan Tatarların ileri gelenleri darağacına gönderilirken, büyük bir kısmı da göçe mecbur bırakıldı. Kırım’da camiler, çeşmeler, mezarlıklar yerle bir edildi. Tatarca yer isimleri değiştirilirken bölgeye daha önce yerleştirilmiş olan Yahudiler ile Rumlar da baskıdan nasiplerini aldılar ve Kırım’ı terk etmek zorunda bırakıldılar. Bu, bölgenin Slavlaştırılması hedefine uygun olarak atılan adımlardan biriydi.Stalin’in ölümünden sonra Kırım’ı terk etmek zorunda kalan halklara geri dönüş izni tanınmasına rağmen Tatarlara bu izin verilmedi. Bu durum Sovyetlerin yıkılmasına kadar böyle devam etti.

kırım haritaBugün de bağımsızlığını Ukrayna’dan alan ve Rusya Federasyonu’na üye olan Kırım’da sular durulmuyor. Halen binlerce Kırım Tatarı topraklarına giriş yapamıyor. Bunlar arasında Kırım Tatar Türkleri önderi Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da var. Kırımoğlu, Tatarların Rus vatandaşı olmaya zorlandığını belirtiyor. Buna göre Rus vatandaşı olmayanlar seçim hakkı, çalışma hakkı gibi haklardan muaf tutulacak. Bilindiği gibi Putin, bir yandan yayılmacı Sovyet döneminin hatıralarını tekrar canlandırırken diğer yandan da Kırım Tatar Meclisi’ne güvenceler vermişti. Göç etmiş ailelerin Kırım’a geri dönebilmesi, meclislerinin tanınması, daha iyi ekonomik imkânlar verilmesi gibi birçok seçenek masadaydı. Ancak Rus tarihinin acı anıları Tatarları Ruslara güvenmekten uzak tutuyor. Zira Tatar Meclisi bu çekinceler doğrultusunda 16 Mart’ta yapılan referandumu boykot etmişti.

Kaldı ki verilen güvencelerin içinin ne kadar boş olduğu da kısa zamanda görüldü. Kırım başsavcısı, 3 Mayıs’ta Abdülcemil Kırımoğlu’nun ülkeye girememesi üzerine yapılan protestolarla ilgili olarak Abdurahmanoviç Çubarov yönetimindeki Kırım Tatar Millî Meclisi’ni kitlesel itaatsizlik, yol kapatma, Rusya Federasyonu sınırlarını yasa dışı şekilde geçme, devlet organlarının yasal çalışmalarını engelleme ile suçladı ve Rusya’nın ilerleyen döneme ilişkin planlarını gözler önüne sermiş oldu.

Bugün verilen vaatler Kırım halkına daha önce de verilmişti. Boris Yeltsin döneminde özerklik dahi teklif edilmiş, buna rağmen Kırım, Ukrayna’da kalmak istemişti. Bugün de durum farklı değil. Rusya bir yandan Kırım’a geniş vaatlerde bulunurken bir yandan da kendi topraklarında yaşayan Tatarlara büyük baskılar yapmaya devam ediyor. Referandumdan önce bazı yerlerde, bir psikolojik baskı taktiği olarak, Kırım Tatarlarının evlerinin işaretlenmeye başlandığı haberleri gelmişti. 5.000 kadar Tatar’ın Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasından sonra göç ettiği belirtiliyor. Ukrayna’nın yavaş da olsa standart bir zemine oturan demokrasisinden Rusya’nın baskıcı yapısına giren Kırım Tatarları, kendilerini zor günlerin beklediğinin farkında.

Şu da bir gerçek ki, Müslüman hassasiyetine sahip olduğunu her fırsatta vurgulayan ülkeler Kırım’da yaşananlara pek ilgi göstermediler. O bölgede varoluşlarından beri sıkıntı ve baskı içinde yaşayan insanların elinden tutulmadı. Bugüne kadar çok da büyük olmayacak yatırımlarla göç etmiş Kırımlılar evlerine döndürülebilir ve bugün 300 bin kişi ile %12 olan Tatar nüfusu çok daha yüksek seviyelere çıkarılabilirdi. Tatarlar onurlu ve cesur duruşlarıyla haklarını savunma mücadelesi verirken, Rusya ile denk güçlerin de uluslararası alanda desteğini bekliyorlar. Kendi topraklarında özgürce yaşamayı isteyen bu insanların çığlığı dün duyulmamıştı, bugün de duymazdan geliniyor. Ve biz Kırım’ı unuturken başkaları ellerini ovuşturarak kirli planlarını uygulamaya devam ediyor.