Bosna Hersek

Bosna Hersek

Bosna Hersek

Temel Göstergeler
Resmi adı Bosna Hersek
Yönetim biçimi Federal Demokratik Cumhuriyet
Başkent Saraybosna (Sarajevo; Nüfusu 751,046)
Bağımsızlık tarihi 1 Mart 1992 (Yugoslavya’dan)
Yüzölçümü 51.197 km²
Coğrafi konumu Güneydoğu Avrupa’da, Balkan yarımadasında yer alan Bosna-Hersek; Sırbistan, Karadağ ve Hırvatistan arasındadır.
İklimi Ülkenin genelinde karasal iklim hâkimken, güneybatı kesiminde Akdeniz ikilime görülmektedir.
Doğal kaynakları Demir, boksit, bakır, kurşun, kromit, kobalt, manganez, nikel, tuz, kum, tarım ve orman ürünleri
Nüfusu 3.531.159 (2013 resmi veriler)
Nüfusun etnik dağılımı %50,11 Boşnak, %30,78 Sırp, %15,43 Hırvat, %3,62 diğer (2013 sayımı). 
Din %50,7 Müslümanlar, %30,75 Ortodoks, %15,19 Katolik, %3,36 diğer
Diller Boşnakça, Hırvatça ve Sırpça
Nüfus artış oranı -0,54 (Dünya Bankası 2016 Tahmini)
Ortalama yaşam süresi 77 yıl
Milli Gelir 16,6 milyar dolar (2016 verileri)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 4,708  Dolar
Para Birimi Konvertibil Mark (Değiştirilebilir Mark KM – 1 Euro = 1.95 KM)
Asgari Ücret 370 KM (190 Euro)
Reel büyüme oranı %2 (2016 verileri) 
GSYİH - Sektörel Bileşim %7,8 tarım, %27,9 endüstri, %64,3 hizmet 
Enflasyon oranı -%1,1
İşsizlik oranı %27,5
Yoksulluk Oranı %17,2
Endüstri Çelik, kömür, demir, motorlu araç montajı, tütün ürünleri, petrol arıtma
Tarım ürünleri Üzüm, buğday, mısır, patates

Ülke Tarihi

Beş yüz yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetinde varlığını sürdüren Bosna-Hersek, 1878 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kontrolüne geçti. Ülke, Birinci Dünya Savaşı sonunda daha sonra Yugoslavya adını alacak olan Sırp, Sloven ve Hırvatlardan oluşan imparatorluğa katıldı. İkinci Dünya Savaşı’nın 1945 yılında sonra ermesinin ardından Doğu Bloğu’na katılan ve komünizmle yönetilmeye başlayan Yugoslavya’da, Yugoslav lider Josip Broz Tito’nun 1980 yılında ölmesi sonrasında ekonomik ve siyasi açıdan zayıflama dönemi başladı.

Zayıflama dönemi sonucunda Yugoslavya’nın ayakta kalamayacağını anlayan Boşna-Hersek, Şubat 1992‘de bağımsızlığını ilan etmiştir. 7 Nisan1992‘de ABD ve diğer batılı ülkelerce tanınmış ve 22 Mayıs 1992‘de Birleşmiş Milletler‘e yaptığı üyelik başvurusu kabul edilmiştir.

Bu kararları tanımayan Sırplar 1992-1995 yılları arasında sürecek kanlı savaşı başlattı. Aşırı milliyetçi Slobodan Miloşeviç ve onun desteklediği militanlarca büyük Sırbistan’ı kurma hayalleri ile sistematik bir soykırım gerçekleştirdi. Bu dönemde 100.000’in üzerinde Boşnak yaşamını kaybetti. Sırpların başta Saraybosna olmak üzere kuşatma altında tuttuğu şehirleri bombalamasına, sniper ateşi ile masum sivilleri öldürmesine, başta aydınlar olmak üzere seçilmiş kişilerin toplama kamplarında öldürülmesi ile gerçekleştirilen etnik temizlik hareketine batılı ülkeler uzun süre gereken tepkiyi göstermeyerek soykırıma seyirci kaldı.

Savaşın ilk aylarında askeri olmayan doğudaki pek çok Boşnak şehri sırpların saldırıları sonucu kolayca düştü. Ancak şehri çeviren tepelerinde yardımıyla Srebrenitsa saldırılara karşı kendisini başarıyla savundu. 1993‘te Birleşmiş Milletler Srebrenitsa’nın da aralarında bulunduğu 6 yerleşim birimini “güvenli bölge” ilan etti. Amaç sınırları korunabilir hale getirerek barış için görüşülebilir bir zemin yaratmaktı.

Mayıs 1995‘te Sırplar Saraybosna’daki kuşatmayı şiddetlendirdi ve NATO Sırplara karşı hava saldırısı düzenlendi. Buna misilleme olarak Sırplar 6 güvenli bölgeyi bombalayarak 300 Birleşmiş Milletler askerini rehin aldı. Sırpların şehre yaklaşması üzerine, Srebrenitsa’daki Müslüman Boşnaklar, Hollandalı askerlerin kendilerini savunmasını istemiştir. Buna rağmen red cevabı aldıklarında, güvenli bölge olduğu için şehre girilirken ellerinden alınan silahların teslimi ve şehrin bizzat Boşnaklar tarafından savunulması yönündeki taleplerini ilettikleri halde, Boşnaklar silahsız ve yalnız bırakılmıştır. Temmuz 1995‘te general Mladic komutasındaki Sırp güçleri Srebrenitsa’daki Hollandalı Birleşmiş Milletler güçleriyle anlaşarak şehri hedef aldı. Yaklaşık 25.000 Boşnak, Sırp tehdidi üzerine şehri terk ederek bir başka güvenli bölge olan Potocari’ye ulaştı. Sırplar Srebrenitsa’ya geldiğinde Hollandalı Birleşmiş Milletler gücü komutanı, Sırpları engellemek yerine onlara katliam konusunda yardımcı oldu. Rivayete göre Hollandalı birliklerin komutanı, Sırp general Mladic ile karşılıklı olarak kadeh bile kaldırmıştır. Hollandalı birlikler hiç müdahale bulunmamış, hatta soykırımın düzgün bir şekilde gerçekleştirilmesi için katliama yardımcı bile olmuşlardır. Kadın ve çocuklar ayrıldıktan sonra askerlik çağına gelmiş olan erkekler otobüslere bindirilip kampın yakınında kurşuna dizilerek öldürülmüştür. II. Dünya Savaşı‘ndan sonraki bu en büyük soykırımda 10 - 15 bin Boşnak’ın katledildiği iddia edilmektedir. Kızılhaç yetkilileri bu olaylar sırasında 7.500-8000 kişinin kaybolduğunu bildirmiştir. Olayın en ilginç tarafı ise, bu olaydan utanması gereken Hollandalı birlikler, memleketlerine döndüklerinde Hollanda hükümeti tarafından “madalya” ile ödüllendirilmişlerdir.

Srebrenitsa Katliamının ardından o güne kadar olaylara kayıtsız kalan batı kamuoyunda Sırplara karşı baskılar arttı ve 1995 yılı sonlarında yapılan Dayton Antlaşması ile savaş son ermiştir.

Siyasi Yapı ve Durum

Bosna-Hersek’in siyasi sistemi 1995 yılında savaşın bitmesi için imzalanan Dayton Antlaşması ile kurulmuştur. Esas amacı savaşın bitirilmesi olan Dayton Antlaşması, ülkede yaşamakta olan her etnik unsurun (Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar) memnun kalacağı şartlardan oluşmaktaydı. Antlaşma ile dünyanın en karmaşık siyasi sistemlerinden birisi öngörülmekle birlikte, barış ortamında toplumlar arası normalleşme gerçekleştikçe ülkenin siyasi yapısının da reform edileceği ve daha işler bir hale dönüştürüleceği düşünülmüştü. Ancak, antlaşmanın imzalanmasından 22 yıl geçmesine rağmen, Bosna-Hersek siyasi sistemi halen dünyanın en karmaşık sistemi olarak durmakta ve reform çabaları da bu sistem içerisinde gerçekleşememektedir.

Dayton Antlaşması neticesinde Bosna-Hersek Cumhuriyeti, hemen hemen eşit yüzölçümüne sahip iki birimden oluşmaktadır: Hırvat ve Müslümanlardan oluşan Bosna-Hersek Federasyonu[1] (Bosna-Hersek Cumhuriyeti ile karıştırılmamalı) ile Sırplardan oluşan Sırp Cumhuriyeti[2] (Republika Srpska). Bunlara ek olarak, uluslararası denetime tabi Brcko bölgesi tarafların müşterek hâkimiyeti altında. Devletin ve yürütme erkinin başı olan devlet başkanı, sekiz ayda bir ülkedeki üç toplumun temsilcileri arasında el değiştirir.[3] Devlet başkanının yardımcılarının da diğer iki etnik unsurdan olması zorunluluğu bulunmaktadır. Örneğin devlet başkanı Boşnak ise yardımcılarının biri Sırp birisi de Hırvat asıllı olması zorunluluğu vardır. Üçlü devlet başkanlığı sisteminin üyeleri, dört yılda bir her toplum için ayrı ayrı düzenlenen seçimler çerçevesinde halkoyu ile seçilir. Adaylar iki dönem aday olmalarının ardından dört yıl süreyle aday olamazlar. Devlet başkanının başlıca görev alanları dış ilişkilere ilişkindir.

Böylesi karmaşık siyasi sistem ülkede mevcut sorunların aşılamamasına neden olduğu gibi yeni sorunların da ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Şöyle ki, Bosna-Hersek’in en büyük sorunlarından birisi olan tüm etnik unsurların birlikte yaşaması bilinci halen oluşturulamamıştır. Ülkenin en güncel siyasi sorunlarından birisi, iki entiteden biri olan ve Sırpların yoğun şekilde yaşadıkları Sırp Cumhuriyetinde yükselen bağımsızlık talepleridir. Bu bağlamda referanduma dahi gideceğini belirten Sırplar gelecekte ülkenin parçalanmasına neden olabilir.

Sırpların bağımsızlık taleplerinin yanında ülkede yaşamakta olan Hırvatlar tarafından açıkça savunulmasa da bir üçünü entitenin kurulması fikri bulunmaktadır. Bu bağlamda Hırvatların yoğun şekilde yaşamakta olduğu bölgeleri içine alacak Mostar merkezli bir Hırvat entitesinin kurulması düşünceleri mevcuttur.

Diğer taraftan ülkede siyasi açıdan istikrarsız bir ortamın mevcut olması, siyasi kararların güçlü bir şekilde alınamaması gibi sorunlar yatırımcıların gözünü korkutmakta, bu da ülkenin ekonomik açıdan kalkınmasına engel teşkil etmektedir.

İktisadi Durum

Savaş öncesi dönemde ağır sanayi altyapısına sahip olan Bosna-Hersek’te, ülkenin en büyük 10 sanayi kuruluşu toplam istihdamın ve üretimin yarısını karşılayacak büyüklükteydi. Ancak yaşanan savaşla birlikte sanayi tesisleri zarar görmüş, söz konusu tesislerdeki makine ve teçhizat çalınmış ve ülkenin sanayiye dayalı ekonomik yapısı bozulmuştur. 

Savaş sonrası ülkenin ekonomik gelişmesi adına olumlu şeyler söylemek pek mümkün değildir. Ekonomik gelişmenin önündeki en önemli engeller arasında ilk sıralarda siyasi sistemin yol açtığı yolsuzluk, organize suçlar, yüksek maliyetli hükümet harcamaları bulunmaktadır. Hükümet harcamalarının ne denli yüksek olduğunu ülkedeki bakan sayısından anlamak mümkündür. Şöyle ki, 3.5 milyon nüfusa sahip ülkede 180 bakan, 600 milletvekili ve 70,000’e yakın devlet memuru bulunmaktadır. Söz konusu devlet kurumlarında yıllık yapılan harcamanın GSYİH’ya oranı bakımında Avrupa’da birinci sırada bulunmaktadır. Hükümet içindeki anlaşmazlıklar nedeniyle özelleştirmelerin yapılamaması yabancı yatırımların ülkeye gelmesine engel olmaktadır.

Ülkedeki tüm bu olumsuzluklara rağmen Bosna-Hersek GSYİH’sı savaş sonrası dönemde sürekli artış göstermiştir. Şöyle ki, 2000 yılında 5.5 milyar dolar olan GSYİH, 2016 yılında 16.6milyar dolara yükselmiştir. Kişi başına düşen GSYİH’da 1,400 dolar seviyesinden 4,700 dolar seviyesine yükselmiştir.

Ülke her ne kadar ekonomik açıdan büyüme sarf ettiyse de, işsizlik sorunu halen önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Genel işsizlik oranlarının %27 seviyesinde seyretmekte olduğu ülkede, gençler arasında işsizlik daha yüksek oranlardadır. İşsizlik beraberinde özellikle eğitimli olanları başta olmak üzere gençlerin yurtdışına göç etmelerine neden olmaktadır. İş bulunduğu takdirde bile asgari ücretin çok düşük seviyede olmasından dolayı insanlar geçim sorunu yaşamaktadırlar.

2016 yılı itibariyle 6 milyar dolar değerinde ihracat ve 8.5 milyar dolar değerinde ithalat yapan Bosna-Hersek’in en önemli ticari ortakları arasında Slovenya, Hırvatistan, Almanya, İtalya, Avusturya ve Türkiye bulunmaktadır.

Türkiye - Bosna-Hersek İlişkileri

Dayton Antlaşması’ndan sonra barış sürecini kontrol etmek ve muhafazasını sağlamak amacıyla Aralık 1995’te “Barışı Uygulama Konferansı” oluşturuldu. Barış İzleme Konferansı’nın Yürütme Kurulu; ABD, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya, Japonya, Avrupa Konseyi, AB Başkanlığı ve İslam Konferansı Örgütü’nden meydana gelmekteydi. Türkiye, İslam Konferansı Örgütü’nün, Barışı Uygulama Konferansı Yürütme Kurulu içindeki temsilcisi konumundadır.

Bosna-Hersek’te etnik unsurlar arasında yaşanan anlaşmazlıklarda her zaman Müslüman olan Boşnakların yanında yer alan Türkiye, sorunların genellikle uzlaşı yoluyla halledilmesi yönünde politikalar izlemektedir.

Ayrıca Türkiye, Bosna-Hersek’in egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve çok etnili yapısını destekleye gelmiştir. Aynı zamanda Türkiye Bosna-Hersek’teki reform sürecini yakından takip ederek ileriye doğru atılan adımlara katkı sağlamakta ve Bosna-Hersek’in Avrupa ve Avrupa-Atlantik Kurumlarıyla (AB ve NATO) bütünleşmesini desteklemektedir.

Bosna-Hersek’in önemli ticari ortaklarından birisi olan Türkiye ile 3 Temmuz 2002 tarihinde imzalanan ve 1 Temmuz 2003 tarihinde yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması ile sanayi mallarına uygulanan gümrük vergisi oranları sıfırlanmıştır. Yapılan bu ikili ticaret anlaşması neticesinde iki ülke arasında 2016 yılında 598 milyon dolar değerinde dış ticaret gerçekleştirmiştir. Bosna-Hersek Türkiye’den 309 milyon dolar değerinde mal ithalatı yaparken, Türkiye’ye 288 milyon dolar değerinde de mal ihraç etmiştir.

Bosna Hersek’te 50 Türk şirketi faaliyet göstermekte olup, bu ülkedeki Türk yatırımlarının toplam tutarı 15 milyon dolar üzerindedir. Türkiye, Bosna Hersek’teki doğrudan yabancı yatırımlarda 9. sırada yer almaktadır. Türk müteahhitlerince Bosna Hersek’te üstlenilen projelerin bedeli yaklaşık 600 milyon Dolar civarındadır.

Müslümanların Durumu

Bosna-Hersek’te bulunan beş asırlık Gazi Hüsrev Bey Medresesi ve Saraybosna İslami Bilimler Fakültesi, bu topraklarda gerçek İslam geleneğinin oluşmasında büyük rol oynamıştır. Bundan dolayı Bosna-Hersek tarihsel anlamda Balkanlarda en güçlü bir İslami kökene sahiptir. Doğal olarak savaş ve savaş sonrası sorunlar, yeni sorunları getirmiş bulunmaktadır. Bosna’daki bazı dini gruplardan dolayı Bosna’ya radikal dinci imajı verilmeye çalışılmaktadır. Fakat gerçek şu ki Bosna, Avrupa’daki İslam bayrağını taşıyacak Balkan Müslümanlarının entelektüel kapasitesi olan en önemli merkezlerinden biri konumundadır. Bunun gerçekleşmesi adına ekonomi, kültür ve bilim alanında yeni yatırımlara ihtiyaç vardır.

Bunun dışında, Müslümanların azınlık oldukları bölgede yaşamakta olan Müslümanlar halen diğer etnik unsurlar tarafından baskıya maruz kalmaktadır. Örneğin Sırpların yoğun yaşamakta olduğu bölgelerdeki devlet kurumlarında Müslümanların çalıştırılmamaktadır. Ekonomik sıkıntılar yaşamakta olan Bosna-Hersek Müslümanları dışarıdan farklı amaçlar uğruna gelmekte olan bazı dini akımların da etkisi altına girmektedirler.

 


[1] Federasyon, karar alma ve uygulama bakımından geniş özerkliğe sahip olan 10 adet kantona bölünmüştür.

[2] Sırp cumhuriyetinde kantonlar bulunmamakta ve daha merkezi bir yönetim şekline sahiptir.

[3] Mevcut devlet başkanları: Bakir İzetbegoviç (Boşnak asıllı devlet başkanı, Rahmetli Aliye İzetbegoviç’in oğlu); Mladen Ivaniç (Sırp Asıllı Devlet Başkanı) ve Dragan Çoviç (Hırvat Asıllı Devlet Başkanı)