Bosna-Hersek’te Son Durum

Bosna-Hersek’te Son Durum

05 Mart 2014

Bulaşıcı hastalık misali farklı coğrafyalara yayılan kitlesel gösterilerden nasibini alan ülkelerden biri de Bosna-Hersek oldu. Medyanın propaganda etkisine maruz kalmamak için olayların yaşandığı Saraybosna’dan yazıyorum bunları. Olayların tansiyonu düşük seyrediyor ancak sokaklardan siyasete taşan bir isyan hareketi olduğu görülebiliyor. Bir fabrika ile başlayan süreçte, ekonominin kötü durumu, işsizliğin en yüksek seviyelerde seyretmesi olayları tetikleyici etkenler oldu. Aslına bakılırsa yaşananlar Bosna için sürpriz sayılmaz. Belli aralıklarla süregelen protesto gösterileri bugüne kadar devam ediyordu.

İşin ilginç tarafı sokaktaki insan, ne istiyorsun sorusuna henüz verebilecek bir cevap bulmuş değil. Cumhurbaşkanlığı binasının yakılması, Osmanlı arşivini ortadan kaldırma çabası (bu arşivin savaş zamanında bile en yüksek seviyede güvenlikle korunduğunu belirtmek gerek), bizi savaş öncesi döneme götürüyor. “İşsizlik Bosna’yı birleştirdi.” diye bir slogan var bugünlerde Bosna’da.

Savaşta yaşanan katliam sonrası ülke iki entite ve Brcko isimli bir özerk bölge olmak üzere üçe bölündü (Brcko bölgesi ABD kontrolünde). Savaşın taraflarından Sırplar genel olarak istediklerini aldılar denilebilir. O dönemdeki politikaları olan Büyük Sırbistan’ı kurmak eğer yakın gelecekte olmayacaksa, bunun yerine amaçları yeni kurulan ülkelerde Sırp entiteleri oluşturmaktı. Bunu Bosna-Hersek’te kurdukları Sırp Cumhuriyeti ile başardılar. Sırp Cumhuriyeti, Sırbistan’ın Bosna’daki temsilcisi konumunda görünüyor. Savaşın bir diğer tarafı olan Hırvatların hayali de aynı şekilde Büyük Hırvatistan veya Hırvat entitesiydi. Onlar bu iki amaca da ulaşamadı. Bosna-Hersek Federasyonu’nda Müslüman Boşnaklar ile beraber yaşamak zorundalar. Hırvatların Mostar’da nüfus olarak artmalarıyla birlikte, “Büyük Hırvatistan” sınırları içinde kalan bu bölgeyi Hırvatistan’a katma istekleri tekrar canlandı. Mostar’da bir binanın ateşe verilmesi de bu noktaya işaret ediyor. Hatta “Mostar’da savaşa çok az kalmıştı.” dedi bir arkadaşımız. Bu arada Tuzla’da da büyük çaplı gösteriler olduğunu hatırlatmak gerekiyor.

Diğer bir ilginç taraf ise ekonomik durumları arasında farklılık bulunmayan Bosna-Hersek Federasyonu ile Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin aynı reaksiyonları vermemesi. Olaylar nedense Sırp Cumhuriyeti’nde yaşanmıyor; sanki orada ekonomik refah varmış gibi! Bosna Sırp Cumhuriyeti Başkanı Dodik, olayların ertesinde şu açıklamayı yaptı: “Büyük Yugoslavya hayatta kalmayı başaramamışken küçük Yugoslavya bunu nasıl başarabilir? Uluslararası toplum zamanla işleyen tarafı kabul edecektir, Bosna’da işleyen taraf Sırp Cumhuriyeti’dir.”

Boşnakların en büyük temsilcisi konumundaki Aliya İzzetbegoviç’in partisi SDA ise olaylardan medya patronu ve Savunma Bakanı Radoncic’i sorumlu tutuyor. Boşnakların arasındaki bu bölünmeler şüphesiz başkalarını umutlandırıyor. Aliya’nın oğlu Bakir İzzetbegovic’in politika üretme konusunda sıkıntı çektiği söyleniyor. Bu durum, Bosna’ya hediye edilen karmakarışık siyasi yapı sebebiyle de olabilir.

Düşünün; bir ülke 10 adet kantondan oluşsun, dönüşümlü cumhurbaşkanlıkları, yüzlerce bakan ve milletvekili olsun; burada hangi kararı hangi şekilde alabilirsiniz? Dayton ile öyle bir yapı kuruldu ki sanki Bosna’nın geleceğini düzeltebilecek kararlar alınmasın, zamanı geldiğinde ülke yine dış güçlere mahkûm olsun. Ülkenin siyaseten önde gelen isimleri ile görüştüm ve hepsine çözümün ne olduğunu sordum. Bazısı kantonların birleşmesi, bazısı yeni bir uluslararası anlaşma dedi. Bazısına göre ise çözüm yok. Aslına bakılırsa ortada bir çözüm var ve bu Türkiye’den geçiyor. Bosna-Hersek tarım alanında ciddi yatırımlar yapılabilecek bir yer. Türkiye başka hiçbir şey yapmayıp sadece Bosna’da üretilen malları ithal etse bu bile ülke ekonomisini canlandırmaya yeter. Bosnalı Müslümanlar yapılan köprüler, çeşmeler ve diğer yatırımlar için minnettarlar. Ancak artık ekonomik anlamda kalıcı, gelir getirecek yatırımlar bekliyorlar.

Unutmamak gerekiyor ki bu topraklar üzerinde yapılan hesaplar henüz bitmedi. Toplu tüfekli savaş bitmiş olabilir ancak politikalarda savaş halen devam ediyor. Herkes geçmişte yaşanan savaşın sebeplerini sayarken Batı’nın Müslüman bir Bosna istemediğini ekliyor sözlerinin sonuna. Bu bilinçle hareket etmeli ve Bosna-Hersek’te ciddi anlamda Türkiye varlığı hissettirilmeli. Tekrar hatırlatmakta fayda var, Bosna’da yeterince çeşme ve köprü mevcut.