Burundi Müslümanları

Burundi Müslümanları

04 Şubat 2017

Yüz ölçümü: 27.830 km2

Nüfus: 10.395.931

Müslüman nüfus: %5-10

Başkent: Bujumbura

Resmî dil: Fransızca, Kirundi

Küçük bir Afrika ülkesi olan Burundi’de nüfusun %5-10’luk kesimi Müslüman’dır. Büyük bölümü Hristiyanlaştırılmış yerli siyahi halktan oluşan ülkede, %20’lik bir kesim de yerel Afrika dinlerine inanmaktadır. Müslümanların geneli Sünni olsa da ülkede küçük bir Şii topluluk da bulunmaktadır.

İslam, Afrika’nın diğer iç bölgelerinde olduğu gibi, bugün ismi Burundi olan bu topraklara da ilk defa Tanzanya-Mozambik hattını izleyerek gelen Müslüman tacirler sayesinde ulaşmıştır. 1850’lerde Uvira bölgesinde küçük bir ticaret kolonisi kuran Müslümanlar, 1885 yılından itibaren Burundi içlerine doğru yerleşmiştir. Bu yıllarda bölgede Müslüman nüfusun artışında sömürge idaresinin rolü olmuştur. Zira bölge Alman sömürgesi altına girdiği sıralarda çok sayıda yerel insan gücü istihdam eden işgalciler, iş gücünün yetersiz kaldığı durumlarda komşu ülkelerden buraya zorla veya gönüllü olarak Müslüman işçi getirmiştir. Nitekim Almanlardan sonra bölgeyi kontrol altına alan Belçika sömürgesi döneminde de yeni grup işçi ve tüccarların gelişi sürmüştür.

Burundi’nin asıl yerlisi kabul edilen etnik unsurlardan Hutu ve Tutsiler arasında İslam kısmen benimsenmiş olmakla birlikte, genel Müslüman nüfus içinde yerlilerin oranı çok yüksek değildir. Ülkedeki Müslüman azınlık genellikle Kongo, Ruanda, Sudan ve Moritanya’dan gelen göçmenlerden ve daha önceki asırlardan itibaren buralara gelip yerleşen Arap ve Hint kökenli ailelerden oluşmaktadır. Ülkede kanlı iç savaşa kadar Mali, Senegal ve Fildişi Sahili’nden Müslüman yatırımcılar yoğun olarak bulunurken 1993’ten sonra güvenlik riski nedeniyle çok sayıda Müslüman ülkeyi terk etmiştir.

Resmî olarak laikliği benimsemiş olan Burundi’deki siyasal sistemde, tüm dinlere eşitlik öngörülse de Hristiyanlığın belirgin bir ayrıcalığı bulunmaktadır. Özellikle Katolik mezhebi, ülkenin son 150 yıllık tarihini belirleyen Alman ve Belçika rejimlerinin en önemli sömürge araçlarından biri olmuştur. Müslümanlar ise, sayılarının görece az olması sebebiyle ne ekonomik ne de dinî olarak bir risk oluşturduklarından, gözle görülür bir ayrımcılık veya özel bir baskıya maruz kalmamıştır.

Bununla birlikte Müslüman azınlık, ülkede işgalci bir gücün varlığı nedeniyle mevcut halkın çektiği tüm sıkıntıları kendi büyüklüğü oranında çekmiştir. Yüzyıllarca yerel kabile liderlerince yönetilen Burundi, diğer bütün Afrika ülkeleriyle birlikte 1800’lü yılların sonunda sömürge yönetimleri altına girmiştir. Önceleri Alman sömürgesi olan, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra da Belçika tarafından işgal edilen ülke, 1962 yılında bağımsız olmuş, ancak bundan sonra da uzun bir siyasi istikrarsızlık, askerî darbeler ve iç çatışmalar dönemi yaşamıştır.

Müslümanlar bu krizler sırasında ortaya çıkan rejimlerle iyi geçinmek zorunda kalmış ve ülkedeki kaotik ortamda yaşanan sıkıntıların siyasi mağduru olmamak için dikkat çekmeyecek bir toplumsal çizgi takip etmiştir. Müslümanların özellikle eğitim hayatından uzak durmalarında ve yetişmiş insan sayılarının düşük olmasında Katolik kilisesinin etkisi büyüktür. Zira Burundi’deki okullar Katolik kilisesi tarafından kurulup idare edildiği için, geçmişte kimi Müslüman aileler çocuklarını ya okula göndermemiş ya da yüksek öğrenime devam edebilmeleri için çocuklarının isimlerini Hristiyan isimlerine dönüştürmek zorunda kalmıştır.

Ülke nüfusunun büyük bölümünü oluşturan Hutu ve Tutsiler arasındaki rekabet ve gerilim bütün toplumla birlikte Müslümanların yaşamını da sarsmıştır. İki grup arasında 1960’lı yıllarla birlikte başlayan ve aralıklarla günümüze kadar süren irili ufaklı onlarca savaş yaşanmış ve bu savaşlarda 500 binden fazla insan hayatını kaybetmiştir. Sonuncusu 1993 yılında yaşanan ve katliama dönüşen çatışmalarda ise 300 binden fazla insan ölmüştür. Tıpkı 1994 yılında Ruanda’daki katliamlar sırasında Ruanda Müslümanlarının yaptığı gibi, çatışmalardan ve ırkçılıktan uzak durmaya çalışan Burundi Müslümanları, kendi bölgelerini savunmak dışında olaylara karışmamış ve büyük ölçüde çatışmaların dışında kalmayı başarmıştır. Bu durum, savaş sonrası ülkenin yeniden inşa sürecinde Müslümanların hem elini güçlendirmiş hem de siyasal ve toplumsal olarak saygınlıklarını arttırmıştır.

Burundi’de Müslümanlar genellikle Gitega, Rumonge, Nyanza, Muyinga ve Makamba gibi kent merkezlerinde yaşamaktadır. En büyük Müslüman topluluğu başkentteki Buyenzi ve Bwiza mahallelerindedir. Müslümanlar genellikle ülke siyasetinden ve kırsal bölgelerdeki geleneksel çekişmelerden uzak durmuştur. Bu da geçmiş rejimler tarafından işlenen insanlık suçlarına karışmalarını önlemiştir. Ülke tarihinde bugüne kadar görev almış Müslüman bakanların sayısı ise beşi geçmemektedir.

Öte yandan Somali’deki iç savaşın ve küresel terörle mücadele adı altında Batılı ülkeler tarafında başlatılan uluslararası gerilimin Burundi’deki yansımaları kimi zaman kötü sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle Pakistan kökenli Müslüman gruplara yönelik güvenlik operasyonları, ülkedeki diğer Müslümanları da kaygılandırmaktadır. Bunlar dışında, genel olarak yolsuzluk ve asayiş sorunları tüm toplumun yaşamını olumsuz etkileyen unsurlardandır.

Bugün Burundi’de Müslümanların dinî merkez veya cami açmaları konusunda herhangi bir siyasi kısıtlama bulunmamaktadır. Müslüman azınlığın sosyoekonomik durumundaki düzelmeler ve dünyanın farklı ülkelerinden sivil toplum kuruluşlarının ilgisi neticesinde de Burundi’de Müslümanların hastane, okul ve diğer hizmet yatırımları artmaktadır.

Ülkede siyaset kurumu ile ciddi bir sıkıntıları bulunmayan Müslümanlar, azınlık hakları olarak taleplerini yönetime kolaylıkla iletebilmektedir. Bu iletişimin bir sonucu olarak da Müslümanların iki kutsal bayramı tüm ülkede resmî tatil ilan edilmiştir.

Diğerleri