Çocuk Korunmasının Tarihsel Gelişimi

Çocuk Korunmasının Tarihsel Gelişimi

26 Şubat 2014

Çocuk hakları: Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. Çocukların yetişkinlere göre daha farklı fiziksel ve psikolojik yapılarının olması, sürekli bir büyüme ve gelişme gösterdikleri bilincinin yerleşmesi ve çocuğun bakımının sadece yetiştiği ortamı değil tüm toplumu ilgilendiren bir konu olduğu ve herkesin bu sorumluluğu paylaşması gerektiği düşüncesi, çocuk haklarına ilişkin sözleşmelerin oluşturulmasında göz önüne alınan faktörlerdendir.

Tüm haklar gibi çocuk haklarının temeli de 10 Aralık 1948’de BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ne dayanır. Sözleşmenin 25. maddesinde, “çocuğun özel bir ilgi ve yardım görmek hakkına sahip olduğu ve bütün çocukların, evlilik dışı doğsalar bile, aynı sosyal haklara sahip oldukları” vurgulanmıştır.

Uluslararası hukukta, çocuğun haklarının tanınması ve korunmasına ilişkin en kapsamlı düzenlemeyi içeren metin, 20 Kasım 1989’da kabul edilen “Çocuk Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”dir. Savaşların yarattığı olumsuzlukların ortadan kaldırılması ve insanların barış ve huzur dolu bir dünyada yaşamak istemeleri sonucu kurulan Birleşmiş Milletler (BM), çocuk haklarıyla ilgili ilk adımını 26 Eylül 1924’te Çocuk Hakları Cenevre Bildirgesi ile atmış, ancak 2. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla bu sözleşme uzunca bir süreliğine ertelenerek 20 Kasım 1959’da 78 ülke tarafından kabul edilmiştir. Fakat geçen otuz yıllık süre içinde üye devletler tarafından sözleşmede bazı değişikliklerin yapılması uygun görülmüş ve yapılan çalışmalar sonucunda 20 Kasım 1989’da BM Genel Kurulu, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni oy birliği ile kabul etmiştir. 14 Şubat 1990 tarihinde Türkiye tarafından da imzalanan sözleşme, 9 Aralık 1994 tarihinde TBMM tarafından onaylanmıştır (Uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Bir sözleşmeye imza atan ülke, belli bir süre sonra o sözleşmenin hükümlerinin, kendi kanunları yoluyla işlerliğinin sağlanmasını taahhüt eder.). Görüldüğü üzere 1924’te adımları atılan çocuk hakları, ancak 1990’da uluslararası kimliğine tam olarak kavuşabilmiştir.

10 maddeden oluşan sözleşme; çocuğun fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve toplumsal açıdan sağlıklı bir şekilde gelişmesi için gerekli tüm şartların bu amaçla çıkarılacak yasalarla desteklenmesi gerektiğini vurgulamış ve çocuk hakkında yapılacak işlemleri belirlerken, yol gösterecek ölçütlerin üzerinde önemle durmuştur. Bu ölçütler; “18 yaşına kadar herkes çocuktur. Çocuk hakkında alınan her türlü kararda çocuğun görüşü alınmalı ve çocuğun yüksek yararı gözetilmelidir. Çocuklar herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmaksızın eşit olarak ve doğuştan haklara sahiptir.” şeklinde sıralanabilir.

Çocuğun ihmal ve istismara karşı korunması: Çocuk istismarının tarihi çok eskilere dayanmakla beraber, yasal boyutu ile gündeme gelmesi ilk kez 1874’te New York’da olmuştur. İlk Çocuk Korunması, Mary Wilson adlı üvey annesiyle yaşayan 8 yaşında bir kız çocuğunun korunmasına yönelik gerçekleşmiştir. Küçük kızın evde tek başına bırakıldığı ve sürekli dayak yediği, bir kadın misafir tarafından saptanmış, yardım için birçok yere başvuran kadın, en sonunda Hayvanları Koruma Derneği’nden yardım görebilmiştir. Hayvan statüsünde çocuğu bulunduğu ortamdan kurtarmak konusunda başarılı olamayınca, uzun süren uğraşlardan sonra, bir vatandaş olarak çocuğun hakları için uğraşmış, en sonunda çocuğu bir bakımevine aldırarak üvey annenin bir yıl hapis cezasına çarptırılmasını sağlamıştır. Bu olaydan sonra çocukları korumaya yönelik ilk dernek, bu davanın avukatlığını yapan şahıs tarafından kurulmuştur.

Çocuk istismarı, ihmali ve önlenmesiyle ilgili olarak devletlere yasal olarak önemli sorumluluklar ve görevler yüklenmesi ise, yine Çocuk Hakları Sözleşmesi ile olmuştur. Sözleşmenin 19. ve 20. maddeleri, çocuğun şiddetten korunma hakkı ile ilgili olup “çocuğun bedensel veya zihinsel saldırıya, şiddet ya da suiistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemlerin alınmasını” içerir. Aynı şekilde, ihmal ve istismara uğradığı belirlenen çocukların çıkarlarının korunması, bunun için gerekirse çocuğun bulunduğu ortamdan uzaklaştırılarak korunma ve bakım altına alınması gerektiği vurgulanmakta, hiçbir çocuğun tıbbi bakım hizmetinden yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için, bu hakkın kullanılmasını takip etmekten devletleri sorumlu kılmaktadır.

Çocuğu, kanuna aykırı yer değiştirmenin zararlı etkilerinden korumayı ve çocuğun kalıcı ikamet yeri olan devletine derhal dönüşünü teminat altına almak için usuller tespit eden ve çocuğun ailesine ziyaret hakkının korunmasını sağlayan Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme, Lahey’de 21 Ocak 1998’de imzalanmış ve Türkiye de bu sözleşmeye 5 Şubat 1999’da taraf olmuştur. İnsan ticaretini, özellikle kadın ve çocuk ticaretini önlemek için, transit ve hedef ülkelerde insan tacirlerinin cezalandırılması ve bu ticaretin mağdurlarının haklarının korunması dahil önlemler içeren İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol, 12-15 Aralık 2000 tarihinde İtalya’nın Palermo şehrinde imzalanmış ve Türkiye de 30.01.2003’te sözleşmeye taraf olmuştur.

Çalışan çocukların haklarının korunması: Bugün dünyanın çoğu bölgesinde çocuklar, henüz fiziksel ve zihinsel gelişimlerini tamamlamadan, gelişimleri için gerekli olan oyun ve eğitim haklarından mahrum bırakılarak daha ucuza “işçi” sıfatıyla çalıştırılmaktadır. Çocukların bu şekilde istismarını önlemek için, Uluslararası Çalışma Örgütü, 26 Haziran 1973 tarihli Genel Konferansı’nda İstihdamda Asgari Yaşla İlgili ILO Sözleşmesi’ni kabul etmiş, çocuk çalıştırmanın etkin bir şekilde ortadan kaldırılmasını, istihdama kabul için asgari yaşın 15 yaş olarak belirlenmesini ve çalışma şartlarının gençlerin fiziksel ve ruhsal yönden eksiksiz gelişmelerine imkan verecek düzeye yükseltilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labor Organization/ILO), çalışan çocukların haklarının daha iyi korunması amacıyla 1 Haziran 1999 tarihinde Cenevre’de toplanarak En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi’ni kabul etmiştir. Sözleşmede, “en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliği”; “çocukların alım-satımı ve ticareti; borç karşılığı veya bağımlı olarak çalıştırılması; çocuğun fuhuşta kullanılması; pornografik yayınların üretiminde veya gösterilerde kullanılması; doğası veya gerçekleştirildiği koşullar itibarıyla çocukların sağlık, güvenlik veya ahlaki gelişimleri açısından zararlı olan işlerde çalıştırılması” şeklinde tanımlanmış ve önlenmesi için gereken tedbirlerin taraf devletlerce alınması sağlanmıştır.

Çocuk suçluluğunun önlenmesi: BM Genel Kurulu’nun 14 Aralık 1990 tarih ve 45/112 sayılı kararıyla kabul edilen Çocuk Suçluluğunun Önlenmesine İlişkin Birleşmiş Milletler Yönlendirici İlkeleri; yani kısaca Riyad İlkeleri, çocuk suçluluğunun önlenmesi için küçük ve büyük çaplı yaklaşımlara gerek duyulduğu, her çocuğun ücretsiz olarak eğitim alma hakkına sahip olduğu, ihmal ve istismar edilen çocuk sayısının gün geçtikçe arttığı gerçeği göz önüne alınarak oluşturulmuştur. Çocukların sosyal yaşam ve eğitimle ilgili her hakkını savunmayı amaçlayan bu sözleşmede; devlet, çocukların huzurlu bir aile ortamı içerisinde yetişmesi için gereken tüm sosyal yardımı sağlamak zorundadır. Çocukların kurumlara yerleştirilmesi son çare olarak görülürken, bunun olmasını gerektirecek sebepleri ise; çocuğun ailesi tarafından cinsel, bedensel ve duygusal istismara uğraması sonucu, bedensel ve ruhsal olarak tehdit altında kalması olarak sıralanmıştır.

Çocuğun cinsel sömürüsünün engellenmesi: Çocuğun ekonomik sömürüsünden eğitimi açısından zararlı olan veya eğitimini engelleyen ya da sağlığına, fiziksel, zihinsel, manevi, ahlaki ya da sosyal gelişmesine zarar veren çocuk fuhşu ve pornografisinin giderek artması sonucu, gereken önlemlerin arttırılması konusunda fikir birliğine varan BM Genel Kurulu, 25 Mayıs 2000 tarihinde Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocukların Satılmaları, Çocuk Fuhşu ve Pornografisi Konusunda İsteğe Bağlı Protokol’ü kabul etmiştir.

Çocuk pornografisi suçunun daha çok internet ortamı üzerinde yayınlanan görüntüler ve yine internet aracılığıyla oluşturulan ticaretle işlendiği göz önüne alınarak, bunun yayılmasını sağlayacak tüm faaliyetlerin yasaklandığı ve yapan kişilerin cezalandırılacağı garanti altına alınmıştır. Sözleşme, “Devletler çocuk satışı, çocuk fuhşu, çocuk pornografisi ve çocuk seks turizminin önlenmesi; bu faaliyetlerden sorumlu olanların ortaya çıkartılması; soruşturma, kovuşturma ve cezalandırılmasına yönelik uluslararası iş birliği ve mağdur çocukların rehabilitasyonunda bütün adımları atacaktır” ifadesi ile çocuk fuhşu ve pornografisine karşı uluslararası bir iş birliği yapılması gerektiği üzerinde durmuştur.

Görüldüğü üzere çocuk haklarının korunması ve bunun uluslararası düzeyde ele alınması tarihsel olarak oldukça yenidir. Bununla beraber, şimdiki bakış açısıyla çocuk korunmasının önemi anlaşılmış, değişen değerlere göre de çocuğun istismarını önlemek için gerekli önlemlerin yasalarca alınmasına verilen önem arttırılmıştır.

Diğerleri