Demokratik Kongo Cumhuriyeti Müslümanları

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Müslümanları

10 Şubat 2017

Yüz ölçümü: 2.344.858 km2

Nüfus: 77.433.744

Müslüman nüfus: %10-15

Başkent: Kinşasa

Resmî dil: Fransızca

Coğrafi olarak Afrika’nın ulaşılması zor orta kesimlerinde bulunan bu geniş ülkeye Müslümanlar 18. yüzyılda gelmiştir. Genellikle ülkenin doğu kesimlerinde yoğunlaşmış bulunan Müslümanlar, ülke nüfusunun yaklaşık %10-15’lik bölümünü teşkil etmektedir. Kalan nüfusun büyük bölümü Hristiyanlaştırılmış yerli halk ve %10’luk bölümü de geleneksel yerel dinlere mensuptur.

İlk nesil Müslümanlar, 1700’lü yıllarda Afrika’nın doğu kıyılarından ticari amaçlarla Tanzanya içlerine ilerleyen ve bugünkü Demokratik Kongo topraklarına gelen Müslüman tacirlerden oluşmaktadır. Geliş amaçları her ne kadar ticari olsa da bu bölge ve yerel halk ile kurdukları ilişki, bölgede sonraki dönemlerde kalabalık bir Müslüman yerleşiminin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

19. yüzyıldan itibaren Belçika sömürgesi olan ülkede, Müslümanlar 1920’lere kadar ciddi bir varlık gösterememiştir. Bu tarihten itibaren kurulan sivil toplum kuruluşları ve açılan Kur’an okulları Müslümanların ülkedeki varlığını ortaya koymaya başlamıştır. Ancak bu defa da eğitim sisteminin Hristiyan ve sömürgeci güçlerin denetiminde olması, Müslümanlar üzerinde caydırıcı bir etkiye yol açmış ve onları kamusal yaşamdan hep uzak tutmuştur. Belçika sömürgesi yıllarında Müslümanların ibadetlerini yapmaları kısıtlanmakla kalmamış, Müslüman çocuklar okullardan atılmış, zorla domuz eti yedirilmiş ve insanlar ramazan ayında yeme içmeye zorlanmıştır.

1960 yılında bağımsız olan ülkede, yeni dönem Müslümanlara daha çok özgürlük yerine daha fazla baskı ve ayrımcılık getirmiştir. İstikrarın sağlanamadığı bu dönemde, iç savaşlar ve askerî darbeler birbirini takip etmiş, milyonlarca insanın hayatına mal olan büyük krizler yaşanmıştır. Yaşadıkları bölgelerde var olan siyasi ve askerî çekişmeler, Müslüman azınlığı daha da marjinalleştirmiştir. O dönem adı Zaire olan ülkenin yöneticileri, komşu ülke Ruanda’da on binlerce kişiyi katleden muhaliflere sahip çıkıp onları iade etmeyince, ülke Uganda ve Ruanda ordularının ortak operasyonu ile 1997’de işgal edilmiştir. Bu tarihte ismi Demokratik Kongo Cumhuriyeti olarak değiştirilen ülke, 1998 yılında bu kez farklı komşu ülkelerin de dâhil olduğu yeni bir iç savaşa sürüklenmiştir.

Arada kurulan çok sayıda istikrarsız hükümete başka ülkelerden yapılan müdahaleler de hiçbir zaman eksik olmamıştır. 2006’daki ilk demokratik seçimlerin sonuçlarına muhaliflerin itirazı yeni bir iç savaş başlattığından beri, ülkedeki kaos ortamı inişli-çıkışlı bir şekilde halen devam etmektedir.

Müslüman azınlık, özellikle 2010 yılından sonra, ülkenin doğu kesimlerini içine alan ayaklanma sonrasında sıkıntılı bir sürece girmiştir. Muhalif silahlı gruplarla iş birliği yaptıkları suçlamasıyla hükümetin hedefi haline gelen Müslümanların bir bölümü yaşadıkları yerleri terk etmek ve başka bölgelere göçmek zorunda kalmıştır. Demokratik İslam Güçleri Birliği (ADF-Nalu) gibi Müslüman azınlık arasından olaylara karışmış silahlı grupların varlığı, ayaklanmayla ilgisi olmayan sıradan Müslüman sivillerin de hayatını karartmıştır. Bölgedeki camiler saldırıların hedefi olurken, ülkedeki güvenlik sorunu halen daha çözülebilmiş değildir. Günümüzde Batılı ülkelerin küresel teröre karşı mücadele adıyla yürüttüğü savaşta, orta Afrika’nın el-Kaidesi olarak suçlanan ADF-Nalu, sadece Kongo’da değil, Uganda, Kenya ve Somali gibi ülkelerde de bağlantıları olmakla itham edilen bir gruptur. Bu suçlama, ülkedeki bütün Müslüman azınlığı etkileyen bir sonuç ortaya çıkarmaktadır.

Buna karşın başkent Kinşasa ve diğer kent merkezlerinde yaşayan Müslüman azınlığın durumu, savaş mağduru bölgelerden etkilenmiş gibi görünmemektedir. Merkezî otoritenin güçlü olduğu kent merkezleri göçün de başlıca adresi durumundadır.

Bununla beraber, ülkenin farklı bölgelerindeki Müslüman azınlığın aşiret veya siyasi eğilim farklılıklarından kaynaklanan iç gerilimleri, kendi aralarındaki birliği bozan başlıca sorundur. Burada da Afrika topluluklarının sahip olduğu bütün etnik sıkıntıları yaşayan Müslümanlar, zaman zaman çatışan tarafların farklı cephelerinde karşı karşıya gelebilmektedir.

Nüfusun önemli bir bölümünü oluşturmalarına rağmen ülkede Müslümanların siyasi temsili neredeyse yok denecek kadar azdır. 450 sandalyeli parlamentoda Müslüman azınlığı sadece üç milletvekili temsil etmektedir. Oysa ki aynı nüfus oranlarıyla karşılaştırıldığında en az 65-70 Müslüman milletvekilinin olması gerekmektedir. Parlamentoda yaşanan temsil krizi, diğer devlet kademelerinde de göze çarpmaktadır. Müslüman azınlık temsilcileri ne hükümette ne de etkin bürokratik seviyelerde herhangi bir söz sahibidir. Üstelik, devlet tarafından resmen tanınmış bir azınlık statüsü dahi alabilmiş değillerdir.

Ülkede Müslümanların eğitim sorunu da ciddi boyutlardadır. Çocukların büyük bölümü dar gelirli ailelerden geldiği için birçoğu liseyi bitiremeden okulu bırakmak zorunda kalmaktadır. Ülke çapında Müslümanlara ait 500’ü ilkokul, 300’ü orta ve lise düzeyinde eğitim veren yaklaşık 800 okul bulunmaktadır. Hükümetin ve ülke dışından sivil toplum kuruluşlarının iş birliği ile sadece Müslüman öğrencilere değil, tüm Kongolu çocuklara hizmet veren bu kurumlar, toplumsal barışın sağlanmasında en önemli araçlardan biri olarak görülmektedir. Herhangi bir etnik grubun sözcülüğünün yapılmadığı bu okullarda okuyan öğrencilerin aileden getirdikleri taassuplarının törpülenmesi ise daha kolay olmaktadır.

Müslüman azınlığın ekonomik imkânlarının çok kısıtlı olması, kendi medya kuruluşlarını oluşturma veya yüksek öğrenim kurumları ve hastane kurma gibi yatırımlar yapmaları önündeki en büyük engeldir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Afrika kıtasının ikinci en sanayileşmiş ülkesi olmasına ve dünyanın en önemli maden yataklarını barındırmasına rağmen, çıkarılan elmasın üçte biri yasal olmayan yollarla ülke dışına kaçırılmaktadır. Bu durum tüm ülkenin en ciddi açmazıdır.

Bugün ülkedeki Müslümanların büyük çoğunluğunu Sünniler oluşturmakla birlikte başkent Kinşasa’da küçük bir Şii topluluğu da bulunmaktadır. Ayrıca kendilerini İslami çerçevede sunmaya çalışan Ahmediye grubu da ülkede etkindir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Müslüman azınlık içinde asıl ayrılma potansiyeli, geleneksel Sufi hareketlerle Selefi hareketler arasındaki ideolojik çekişmeden kaynaklanmaktadır.

Müslüman azınlığın geleceğini tehdit eden en önemli bölünme riskini oluşturan bu ayrışma, yerel genç kuşak-yaşlı kuşak ayrımı ile birleşince kaçınılmaz bir farklılaşmaya sebep olmuş durumdadır. Yaşlı kuşağın daha Sufi eğilimlere sahip olmasına karşın, dış dünyadaki her türlü ideolojik ve mezhebî akıma açık olan gençlerin farklı bir yol izlemeleri, bu ülkedeki Müslüman azınlığın iç bütünlüğünü bozan en ciddi kriz alanıdır.

Diğerleri