Devrim Sürecinde Libya

Devrim Sürecinde Libya

08 Mart 2016

İNSAMER yuvarlak masa toplantılarında geçen hafta Libya’daki son gelişmeleri, bölgedeki tecrübesi, yaptığı çalışmaları ve bu konuda hazırladığı raporu ile İHH İnsani Yardım Vakfı Libya Sorumlusu Taner Altun’dan dinledik. Libya’ya dair Osmanlı dönemini, Kaddafi’ye kadar Libya’yı, Kaddafi’yi devrilmeye götürecek süreci ve en önemlisi devrim sürecini değerlendirdik.

Libya’nın içinde bulunduğu durumu dünü ve bugünü ile bizlere aktaran Taner Altun’un konuşmasından kısa notlar:

Arap Baharı akabinde yaşanan 17 Şubat 2011 devriminden sonra istikrarı sağlamaya çalışan Libya, 2014 Mayıs ayından bu yana iç çatışmalarla uğraşıyor. Bir oldu bittiyle fiilî olarak ikiye bölünen ülke, tekrar tek yönetimin hâkim olduğu istikrarlı bir yola girmek istiyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler’in (BM) bazı girişimleri olsa da bölge dinamiklerini doğru değerlendirmeden yapılan bu girişimler barıştan ziyade Libya’yı parçalanmaya götürecek sonuçlar doğuruyor. Libya’da gerçekten barışı, birlikteliği isteyen güçlerin cılız sesi ise yeterli desteği ve muhatabı bulamadığı için günden güne kısılıyor.

Çatışmaların başlamasından itibaren ülkenin en etkili iki grubu olan Trablus ve Tobruk taraflarının hâkim oldukları bölgelerin yapısında belirgin bir değişme olmamakla birlikte, taraflar arasında bazı geçişler yaşanmış ve ülkede başka güç dengeleri de ortaya çıkmış görünüyor. Bu durumun oluşmasında BM’nin de pay sahibi olduğu yönündeki kanaat ise oldukça güçlü.

Halife Haftar’ın başını çektiği Tobruk tarafında federalciler, sosyalistler, aşiretler ve eski dönemden kalan yöneticilerin başını çektiği dört farklı yapı söz konusu. Buradaki mücadelede zamanla farklı isimler de ön plana çıkmış. Özellikle federalciler olarak bilinen grubun lideri İbrahim Cedran bunlardan biri.

Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın büyük desteğini arkasına alan Haftar, bu ülkelerin direktifleri doğrultusunda hareket ediyor. Son dönemde yaptığı açıklamalardan birinde “Libya’nın çıkarına aykırı da olsa Mısır’ın çıkarı benim için önceliklidir.” sözü Halife Haftar’ın Mısır’ın güdümünde hareket ettiğinin en açık delili. Haftar ülkedeki çözümsüzlüğün en büyük müsebbibi olarak görülüyor.

Trablus tarafı ise Tobruk bölgesine ve nispeten ülkenin büyük bölümüne hâkim. Ancak çeşitli sebeplerden dolayı Trablus’ta da dört ana kesim oluşmuş durumda: Misrata, İslamcılar, Cihatçı Grup (Cemaat-i Mukatile), Bağımsızlar-Liberallar.

Devrim sürecinde ağır çatışmaların yaşandığı Misrata’da halk savaşta kendini savunmak için yoğun şekilde silahlanıp teşkilatlanmış. Devrimden sonra da teşkilatları devam ettiğinden ve silahlarını bırakmadıklarından “Şehrin Silahlı Güçleri” adıyla anılmaktalar. Trablus’taki yönetimde kendilerini destekleyen çok sayıda grup olduğundan Misratalılar etkin konumda. Bölünmeler, bir gruptan diğer gruba kaymalar veya bağımsız hareket etmeler sıklıkla yaşanmakta. Bu durumun oluşmasında BM’nin taraflar arasında yürüttüğü hatalı arabuluculuk yaklaşımın katkısı da göz ardı edilemez. Trablus tarafı Haftar karşısında gücünü arttıramadığından bölgedeki çatışmalar hâlen devam etmekte.

Özellikle son dönemde dünya için büyük bir tehdit olan DAEŞ’e Libya’dan katılımların ise ağırlıklı olarak Tunus, Cezayir, Sudan ve Çad üzerinden olduğu gözlenmekte. Bu durum Libya’da yakalanan, öldürülen, bombalı saldırılar düzenleyen veya örgütün yönetim kadrosundaki kişilere bakıldığında kolayca anlaşılabilir. Zira yakalananların ekseriyeti Cezayir, Tunus ve Sudan’dan gelenler. Yönetim kadrosunun da başta Kaddafi dönemi istihbarat elemanları olmak üzere Yemen, Suud, Çad ve Mısır istihbaratı elemanları olduğu bilinmekte. Suriye’deki DEAŞ’e katılan Libyalıların sayısının iki elin parmaklarını geçmediği söylenmekte. Ancak DEAŞ’in Libya’da faaliyet gösteren kanadı, bölgedeki hâkimiyetini güçlendirmeye çalıştığından ülke dışından eleman devşirmeye çalışmakta. Bunun için de genelde Afrika’nın yoksul halkları kullanılmakta.

Libya halkı savaştan bıktığı için ne olursa olsun barış diyenler de var, mücadeleyi devam ettirmek isteyenler de. Ancak mevcut koşullara bakıldığında yakın dönemde Libya için barış zor görünüyor.

Diğerleri