Gana Müslümanları

Gana Müslümanları

18 Şubat 2017

Yüz ölçümü: 238.533 km2

Nüfus: 25.758.108

Müslüman nüfus: %25

Başkent: Akra

Resmî dil: İngilizce

Batı Afrika’nın en kalabalık ülkelerinden biri olan Gana’da Müslümanlar nüfusun %25’ini oluşturmaktadır. Hristiyanlaştırılmış yerlilerin oranı %60’ı bulurken, kalanların büyük bölümü yerel Afrika dinlerine inanan animistlerdir.

Müslümanlar, ülkenin her yanında irili ufaklı köy ve kasabalarda yaşamakla birlikte, genel olarak kuzey bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Hristiyanlar ise ağırlıklı olarak orta ve güney bölgelerde yaşamaktadır. Dinî düzlemde bölünen ülke coğrafyasında etnik farklılıklar da ciddi bir ayrıştırıcı özellik taşımaktadır.

İslam, Kuzey Afrika’ya ilk defa 7. yüzyılda Ukbe bin Nafi komutasındaki fetih ordularıyla birlikte ulaşmış olsa da İslamiyet’in bölgede ciddi anlamda yayılması 8. yüzyıldan itibaren ticaret faaliyetleri yapmak üzere bölgeye gelen Müslüman tacirler eliyle olmuştur. Bu dönemde, doğuda Sudan’dan Akdeniz’e kadar hemen bütün ticaret rotalarının kesişim noktasında Müslüman Berberiler bulunuyordu. Berberilerin ticari ortakları durumundaki Mande halkına mensup tacirlerin bir süre sonra İslam’ı kabul etmesiyle Gana’nın kuzeyinden itibaren Müslüman yerleşimler kurulmaya başlamıştır.

Bir yandan Müslüman Mande halkının faaliyetleri ticaret rotaları boyunca İslam’ın yayılmasına yardımcı olurken bir yandan da özellikle Kadiri tarikatının başını çektiği Mande Sufileri bölgenin İslamlaşmasında önemli rol oynamıştır. Sonrasında Ticani tarikatı üyesi Hausa Müslümanlarının Gana’nın kuzey bölgelerine gelmesiyle de tüm Gana coğrafyasındaki iki büyük tarikatın tabanı oluşmuştur. Bugün dahi, Gana İslam kültürü üzerinde Hausa kolu çok büyük bir etkiye sahiptir.

Müslüman nüfusun büyük bölümü kuzey bölgelerde yaşasa da farklı tarihsel bir süreçten gelen güney Müslümanlarının sayısı da ülkede azımsanmayacak kadar fazladır. Gana’nın güney bölgelerindeki Müslümanlar çoğunlukla 19. yüzyılın sonlarından itibaren İngiliz sömürge idaresi sırasında buraya gelen diğer Afrika kökenli Müslümanlardan oluşmaktadır. Bunlardan Benin’den gelen Kotokoli, Chamba ve Basile aşiretleri, Nijerya’dan gelen Hausa, Fulani ve Yoruba halkları, Nijer Moshileri ile Burkina Faso ve Mali’den gelen değişik etnik kökendeki Müslümanlar Gana’nın yerlileri olmuştur.

Tarih içinde “Altın Kıyılar” adını hak edecek derecede büyük yer altı zenginliklerine sahip olan bölge, 15. yüzyılın ortasından itibaren Afrika’dan Batı’ya köle ticaretinin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Hemen bütün Avrupalı güçlerin bu bölgeye bir ilgisi olsa da 1874’te dönemin en güçlü donanmasına sahip İngilizler Gana’yı işgal ederek buradaki uzun sömürge dönemlerini başlatmıştır.

Avrupalı sömürgeciler geldiğinde bölgede Müslüman Mali İmparatorluğu hâkim durumda idi.

Osman Dan Fodio’nun komşu Nijerya’da 1804 yılından itibaren giriştiği reformlardan etkilenerek yayılan cihat ve davet çatışmaları, geniş bir coğrafi alanda etkili olmuştur. Ancak Gana’nın da içinde olduğu bu alan, Batılı güçlerin bölgeye gelişi ile önce içerideki bütünlüğünü, ardından da siyasi egemenliğini yitirmiştir.

İngiliz işgalinin büyük bir hoşnutsuzluk yarattığı ülkede yerli halkın direnişi kanlı biçimde bastırılmıştır. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra artan bağımsızlık talepleri, bölgede yeni milliyetçi grupların ortaya çıkmasına sebep olmuş, bunlar arasından öne çıkan bir isim olarak Kwame Nkruma, Müslüman azınlığın da desteği ile ülkenin bağımsızlık mücadelesinde başı çekmiştir. Ancak Nkruma, ulusal bir kahraman olarak bütün toplumun desteği ile yönetime geldiğinde Müslümanlara karşı tutumu değişmiştir.

İngiliz işgaline karşı tüm halkın direnişi ardından, Altın Kıyılar adıyla 1957 yılında bağımsız olan ülke, sonrasında Gana ismini almıştır. Müslümanların taleplerine kayıtsız kalan Nkruma, bir süre sonra kendisine sadık küçük bir Müslüman topluluğa Müslüman Gençlik Kongresi adıyla kukla bir oluşum kurdurup bu grubu siyasi muhatap olarak almış ve ülkedeki diğer Müslüman kesimler siyaseten marjinalleştirilmiştir.

Gana, sömürge idaresinde yaşadıktan sonra bağımsızlığını kazanan ilk Sahra Altı Afrika ülkesi olduğu için, bağımsızlık konusunda Afrika’da birçok ülkeye cesaret vermiştir. Ancak ülkenin siyasi kaderi, bütün diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi, dönemin ideolojik ve siyasi rekabetine hapsolup istikrasız bir sürece girmiştir. 1981’e kadar süren askerî darbe, iç çekişme ve ekonomik kriz sarmalı, ülkede 1992’de kabul edilen anayasa sonrasında da devam etmiştir. Bu karmaşık tarihsel süreçte Müslüman azınlık öteden beri aktif siyasetin içinde olmuştur. 1938 yılında eğitim ve kültür derneği olarak kurulan Altın Kıyılar Müslüman Birliği, sonradan kendini siyasi partiye dönüştürmüş ve Müslüman Birlik Partisi adını almıştır. Bugün sayısal olarak azınlık durumunda olan Gana Müslümanları, ülke siyasetinde her zaman hak ettikleri şekilde temsil edilememektedir. Bununla birlikte, ülke hükümetlerinde kimi zaman aynı dönem içinde 10 Müslüman bakanın görev yaptığı dahi olmuştur.

Aslında Müslümanların siyaset içindeki etkinlikleri nüfuslarıyla bağlantılı olduğu kadar ülkenin coğrafi temsil ilkeleriyle de ilişkilidir. Zira, her ülkede olduğu gibi Gana’da da bir milletvekili belirli bir bölgeyi temsil etmek üzere seçildiği için, Müslümanların ağırlıklı olduğu kuzey bölgelerinde başka bir adayın seçilmesi zaten imkânsızdır. Yasalar Müslümanları kayırmasa dahi, kuzeydeki nüfus yoğunluğu kuzey bölgelerin temsili konusunda Müslüman temsilcileri öne çıkarmaktadır. Bu durumun bir avantajı da başkanlık sistemiyle yönetilen ülkede Müslümanlar lehine bir sonuç ortaya çıkarmasıdır. Zira Gana’da başkan yardımcılıkları coğrafi temsille bağlantılı olduğundan, kuzey bölgelerini temsil eden başkan yardımcısı da Müslüman azınlık arasından seçilebilmektedir.

Müslümanların dinî bayramları Gana’da resmî tatildir. Ayrıca ülkede dinî bir cemaat olarak Müslümanların temsilciliği rolünü yürütmek üzere devlet tarafından resmî olarak tanınmış Ulusal Baş İmamlık Ofisi adıyla bir kurum bulunmaktadır. Bu kurum, Gana’daki Müslüman azınlığın dinî işlerine bakmaktadır. Siyasetle ilgili sorunların çözümü ise genellikle parlamentodaki temsilcilere bırakılmıştır.

Ülkede siyasal dengesizliklere ilave olarak büyük bir gelir adaletsizliği de bulunmaktadır. Müslümanların yaşadığı bölgeler genelde fakir coğrafyalardır. Ticaret ve büyük sanayinin bulunduğu güney kesimler ise Hristiyan ağırlıklı olduğundan, Müslüman yoğun olan kuzey bölgeleri daha çok kırsal ve tarımsal küçük sanayiye sahiptir.

Eğitim bu ülkedeki Müslümanların belki de en önemli sıkıntılarının başında gelmektedir. Ülkede halen 600’den fazla ilkokul ve 260’tan fazla da ortaokul düzeyinde eğitim veren İslami kurum bulunmaktadır. Ancak öğrencilerin bilinçlendiği ve eğitim kalitesinin kendini en fazla hissettirdiği lise seviyesindeki eğitimde Müslümanların imkânları çok zayıftır. Ülkede İslami hassasiyetlere uygun eğitim veren 10 civarında okul bulunmaktadır. Bu sınırlı sayıdaki liselerden birine gidemeyen binlerce Müslüman genç, Hristiyan müfredatı uygulanan okullarda eğitim almak zorunda kalmaktadır.

Günümüzde misyonerlerin en aktif çalıştığı ülkelerden biri olan Gana, çok sayıda gencin Hristiyanlaştırıldığı bir bölgedir. Birçok bilinçsiz aile, çocuklarını cazip imkânlar ve yüksek kalitede eğitim veren bu Hristiyan kolejlerine göndermektedir.

Bütün bu imkânsızlıklara rağmen Müslümanlar, resmî kurumların oluşturduğu riskleri özel İslami eğitim kurumları ve kurslarla telafi etmeye çalışmaktadır. Ülkede hemen her grup ve cemaatin kendine ait bir eğitim kurumu bulunmaktadır. Camilere yakın inşa edilen Kur’an kursları bu konuda en pratik çözüm olarak görünmektedir. Ülke genelindeki yüzlerce cami ve Kur’an kursuna ilave olarak, özellikle büyük kent merkezlerinde İslami eğitim veren kurslar bulunmaktadır.

Ülkede Müslümanların seslerini duyurmak üzere periyodik olarak çıkardıkları aylık bir yayınları ve birkaç internet siteleri bulunmaktadır. Cuma günleri cuma namazı öncesinde televizyondan birkaç saatlik İslami yayın da yapılmaktadır. Aylık bir dergi ve haftalık TV programı dışında bölge Müslümanları, kendi dinlerine yönelik saldırılara ve aleyhte yayınlara karşı tamamen savunmasız durumdadır.

Gana’daki Müslüman azınlığın kendi iç bütünlüğünü zedeleyen en ciddi risk ise, fikirsel ayrılıklara dayalı cemaat çekişmeleridir. Selefi düşünce sahipleri, ilk olarak 1969 yılında bir davet kurumu olarak İslami Araştırma ve Reform Merkezi adıyla faaliyetlerine başlarken, geleneksel Ganalı âlimler de Ulema ve İmamlar Konseyi adıyla örgütlenmiştir. 1980’lerden itibaren Suudi Arabistan’da okuyup dönen kimi aydınların kurmuş olduğu cemaatler giderek güçlenirken, 1985 yılında İslami Davet ve Araştırma Konseyi başta olmak üzere çok sayıda yeni grup ortaya çıkmıştır. Buna bir de İran etkisiyle kurulan yeni Şii yapılar eklenince Gana’da tam bir çekişme ortamı meydana gelmiştir.

Bugün Gana’nın zayıf ekonomisi, İran, Suudi Arabistan ve Libya gibi ülkelerle ilişkilerini güçlü tutmasını gerektirmektedir. Bu ekonomik zorunluluk, ikili ilişkilerde söz konusu Ortadoğu ülkelerinin farklı nüfuz alanlarını da beraberinde getirdiğinden, Gana’daki yerli Müslüman azınlık daha uzun süre Ortadoğu kaynaklı çekişmeleri yaşayacak gibi görünmektedir.

Diğerleri