Güney Kore’de İslamiyet ve Müslümanlar

Güney Kore’de İslamiyet ve Müslümanlar

1950-53 yılları arasında yaşanan Kore Savaşı sırasında BM barış kuvvetleri olarak ülkeye gönderilen Türk askerlerinin vesilesiyle İslam’a karşı yeni bir yönelimin başladığı Güney Kore’de 150.000 Müslüman yaşıyor. 

Tarihsel olarak İslam’ın Kore yarımadasına ulaşması İslam’ın erken dönemlerinde, Arap tacirler vesilesi ile gerçekleşmiş olsa da İslamlaşma süreci 20. yüzyılın ortalarına tekabül etmektedir. 1950-53 yılları arasında yaşanan Kore Savaşı sırasında BM barış kuvvetleri olarak ülkeye gönderilen Türk askerlerinin vesilesiyle de İslam’a karşı yeni bir yönelimin başladığı Güney Kore’de 45.000’i Koreli, 105.000 civarında yabancı uyruklu olmak üzere yaklaşık 150.000 Müslüman yaşamaktadır. 2013 yılı verilerine göre toplam nüfusu 49.115.196 olan ülkenin %97’sini yerli Kore halkı, kalan %3’lük kısmını ise diğer etnik topluluklar oluşturmaktadır. Dinî inanç bağlamında nüfusun yaklaşık %50’sini ateistler, %24’ünü Hristiyanlar, %25’ini Budistler, %0,3’ünü Müslümanlar ve geri kalan %0,7’sini ise diğer dinler teşkil etmektedir. Seküler yönetim biçiminin benimsendiği Güney Kore Cumhuriyeti’nde Müslüman halk çoğunlukla başkent Seul’ün Iteawon bölgesinde yaşamaktadır.

1947’de Japonya işgalinden kurtulan ve 1953’te Kore Savaşı’ndan çıkan Güney Kore halkı, 1960’lara kadar açlık ve fakirlikle mücadele etmiştir. Ayağa kalkmaya çalışan ülkenin 1960-1970’ler arasında Malezya ve Pakistan gibi Güneydoğu Asya ülkeleri ile başlamış olduğu ekonomik iş birliği çalışmaları, ardından 1970-1980’lerde Arap devletleriyle yürüttüğü ekonomik ve ticari faaliyetler, devletin Müslümanlara karşı toleranslı ve destekçi politikalar izlemesini sağlamıştır. Bu süreçte Müslüman ülkelerin girişimleri ve ülke Müslümanlarının talepleriyle devlet, Müslümanlara kendi ibadethanelerini yapabilecekleri 1.500 m2lik bir arazi hibe etmiştir. Arap devletlerinin maddi desteğiyle inşasına başlanan ülkenin ilk, Seul’un ise tek camisi olan Seul Merkez Camii 1976 yılında tamamlanarak ibadete açılmıştır. Müslümanları tek bir çatı altında toplamak ve düzenli İslami ilimler ve tebliğ çalışmaları yürütmek adına Güney Kore’nin ilk Müslümanları tarafından 1956 yılında kurulan Kore Müslümanları Derneği 1967’de Kore Müslümanları Federasyonu (KMF) olarak kurumsallaşmıştır. Ülkedeki 16 caminin, yaklaşık 70 mescidin ve birkaç İslam merkezinin bağlı olduğu tek yetkili İslami kuruluş olan KMF bugün devlet tarafından tanınan, helal gıda sertifikası verme yetkisine sahip sivil bir müftülük görevi yürütmektedir.

Yönetim biçimi gereği her dine eşit mesafede yaklaşılan Güney Kore’de Müslümanlara yönelik devlet eliyle ve halkın genel teamülünde bir ayrımcılık olmasa da Hristiyanlar tarafından bir tehdit unsuru olarak görülen İslam’ın ülkede yayılması engellenmektedir. 1947 sonrası kuzeydeki Rusya destekli komünist yönetime karşı Amerika tarafından desteklenen Güney Kore’de ideolojik bir savunma kalkanı olarak Hristiyanlığa karşı olumlu bir yaklaşım sergilenmiştir. Ardından 1945’lere kadar %2’lik bir orana sahip olan Hristiyan nüfusun bu tarihten sonra Amerikan hâkimiyeti dönemi olarak adlandırabileceğimiz 1947-1953 yılları arasında ilk defa bir Hristiyan’ın devlet başkanı seçilmesiyle hızla artışa geçtiği ifade edilmektedir. Yönetim yapısı her ne kadar seküler olsa da yönetimde Hristiyanların etkin rol oynaması ve halkın ekonomik zafiyetleri, misyonerler için yeterli gelişme alanı oluşturmuştur. Budist din adamlarının ve dönem dönem ülke başkanlığına getirilen ve önemli yönetim kademelerine atanan Hristiyanların kendi dindaşlarına yönelik ayrımcı tutumlarına karşı duyulan rahatsızlık, Hristiyanlar ve Budistler arasında da bir gerilim ortamı doğmasına sebep olmuştur. Ülkede Protestanlık ve Katoliklik gibi farklı Hristiyan mezhepleri arasındaki çatışma haline rağmen, söz konusu İslam olduğunda bu grupların ortak bir paydada buluşmaları dikkate değer bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Avrupa devletleri ve Amerika tarafından desteklenen Hristiyanlar ülke genelinde yaygınlaştırdıkları kiliseler, kurdukları eğitim kurumları, hastaneler ve hatta hâkim oldukları medya kuruluşlarının yanı sıra parlamentodaki temsil güçleri sayesinde birçok alanda etkinliklerini sürdürmektedir. Bugün Güney Kore’de Hristiyanların oluşturduğu birçok siyasi baskı grubu bulunmaktadır. Ayrıca devlet okulları haricindeki neredeyse tüm okullar Hristiyan kurumlar tarafından kurulmuş olup ülkede Müslümanlara ait okul bulunmamaktadır. Sürekli olarak kiliselerin inşa edildiği Güney Kore’de, cami yapımı Hristiyanlar tarafından engellenmektedir. Batı dünyasında yükselen İslamofobik yaklaşımlar Kore yarımadasının coğrafi uzaklığından dolayı bu ülkede çok etkin olmasa da son dönemde özellikle Hristiyan medya organları tarafından İslam karşıtlığı halka empoze edilmeye çalışılmaktadır.

2001 yılında Amerika’da yaşanan 11 Eylül olaylarından sonra Avrupa ve Amerika’nın aksine Güney Kore’de İslam karşıtlığı gelişmemiş, aksine İslam’a yönelik bir merak uyanmıştır. İslamofobya ülkedeki Hristiyan toplumunun yaşlılarında nispeten görülmekle birlikte gençler bu konuda daha olumludur. Hristiyanlar tarafından kurulan okul, hastane vb. kurumlarda Müslümanlar çalışabilmelerine rağmen, Müslüman kadınlar tesettür konusunda sıkıntı yaşamaktadır. Hristiyan ailelere mensup olup İslamiyet’e geçen Koreliler çoğunlukla evlatlıktan reddedilme aşamasına gelmektedir.

Diğer taraftan çeşitli dönemlerde Körfez ülkeleri tarafından ülkede Müslümanlara yönelik okullar kurulması için bağışlar yapılmış olmasına rağmen, bu projelerin gerçekleştirilmesinde maalesef başarılı olunamamıştır. 2000 yılında Suudi Prensi Sultan İbni Abdulaziz tarafından yapılan 300.000 dolarlık bağış ile 2001 yılında bir medrese kurulduysa da bu okul anaokulu seviyesinin üstüne çıkamamıştır. Ülkede hiçbir üniversitede İslami ilimlerle ilgili bir bölüm, fakülte veya enstitü bulunmamaktadır. Hankuk Üniversitesi bünyesinde Hristiyanlar tarafından açılan Ortadoğu Enstitüsü’nde ise İslami eğitim çalışmaları yine Hristiyanlar tarafından yürütülmektedir.

Ülkede tebliğ çalışmalarının artması amacıyla Malezya devleti tarafından kendi vatandaşlarına Kore’de burslu eğitim olanakları sağlanmıştır. Başlangıçta çoğunlukla Malay öğrencilerin rağbet ettiği Güney Kore’de eğitim programları, sonrasında Körfez ve Suudi Arabistan gibi devletler tarafından da desteklenmiştir. Ayrıca Suudi Arabistan’ın Müslüman Güney Koreli gençlere yönelik sağladığı eğitim bursu ile de Kore’den çok sayıda öğrenci Suud üniversitelerinde eğitim almaya başlamıştır. Eğitimin ücretli olduğu Güney Kore’de öğrenciler dershaneler gibi ticari eğitim kurumlarına ilgi göstermektedir. Burslu eğitim hakkı edinebilmek için tek çarenin çalışmak olduğu ülkede, Suudi Arabistan’ın Suudi üniversitelerinde tam burslu eğitim imkânı sunması, Güney Kore’de üniversite çağındaki öğrenciler arasında İslam’ın yaygınlaşmasını sağlamıştır. Ancak bu ilginin samimiyeti hususunda şüpheler de bulunmaktadır.

Helal gıda konusunda büyük sıkıntıların yaşandığı Güney Kore’de, Müslümanlar yaşadıkları bölgelerde kendi ihtiyaçları doğrultusunda ürünlerin bulunduğu marketler ve restoranlar açmış olsalar dahi bu bölgeler dışında helal gıda ürünleri bulmak oldukça zordur. 1983 yılında Seul’de helal et satışı yapan bir kasap kurulmuştur fakat yenileri açılmadığında bu tek kasap Müslüman halkın ihtiyacını karşılamada yeterli olamamaktadır. 2014 yılında Güney Kore devlet başkanının Dubai Emiri ile yaptığı ticaret görüşmeleri sırasında ülkedeki helal gıda sorununa dikkat çekilmiş olup Kore devlet başkanı tarafından bu hususlarda çalışmalar yürütüleceği sözü verilmiştir. Bu gelişme üzerine ülkedeki büyük şirketler arasında helal gıda furyası patlamıştır. KMF tarafından şirketlere helal sertifikaları verilse de helal gıda takibinin sürekli yapılamaması helal gıdanın özellikleri konusunda şirketlere yeterli bilgilerin verilmemesi, yeni ürünlerin güvenilirliğini de etkilemektedir. Güney Kore’de Müslümanlar için önemli konulardan biri de kurban kesimi meselesidir. Ülkedeki Müslümanlar kurban ibadetlerini gerçekleştirebilmek için taşra ve köylere gitmektedir.

Güney Kore’de Müslümanlara ait bir mezarlığın olmaması da uzun yıllar boyunca bu ülkedeki Müslüman toplumun yaşadığı önemli sıkıntılardan biri olmuştur. Müslümanların sadece ekonomik nedenlerle bir mezarlıklarının olmadığı ülkede, Katar büyükelçisinin 2002 yılındaki bir girişimi olumlu neticelenmiş ve Katar hükümeti tarafından Kore’de Müslümanların kullanımı için bir mezarlık alanı tahsis edilmesi amacıyla maddi destek sağlanmıştır. KMF, 2006 yılında Choongju şehrinde 3.800 m2lik bir yeri 60 yıllığına kiralayarak mezarlık alanı oluşturmuştur. Zira Güney Kore yasalarına göre, mezarlık alanları sadece belirli sürelerde kiralanabilmektedir. Yasalar uyarınca 60 yıl sonra, yani 2066’da bu alanın temizlenmesi veya kemiklerin yakılması gerekmektedir. Bu yasa sadece Müslümanlara yönelik bir uygulama olmayıp diğer dinler için de geçerlidir. KMF bu hususta kalıcı bir yer ayarlayabilmek için çalışmalar yürütmektedir.

Kore gibi köklü geleneklere sahip bir ülkede insanlar İslamiyet’e ilgi duysalar dahi dinlerini değiştirmeleri, tüm geleneklerini ve yaşam tarzlarını terk etmeleri anlamına geldiğinden oldukça sıkıntılı bir süreçtir. Anne babaya itaatin en büyük toplumsal kural olduğu ve saygı göstergesi olarak aile büyüklerinin önünde secde edildiği bu ülke kültüründe, Müslüman olan Koreliler aileleri tarafından reddedilme korkusundan dinlerini gizli yaşamaktadır. Alkolün Kore sosyal yapısı içinde iletişimi sağlayan dolaylı bir unsur olması da Müslümanlar için büyük bir sorundur. Bir iş yemeğinde, arkadaş veya aile toplantılarında ikram edilen içkiyi reddetmek saygısızlık olarak kabul edildiğinden bu durum işlerini kaybetmelerine, arkadaşlar veya aile efradı tarafından dışlanmalarına sebep olmaktadır. Bu noktada Müslüman olan bir Korelinin seçeneği ya eski çevresinden uzaklaşmak ya da Müslüman bir ülkeye göç etmek şeklinde olabilmektedir.

Sonuç itibarıyla siyasi temsil yetkisine sahip olmayan ve ülkede küçük bir azınlık durumunda olan Koreli Müslümanlar, İslam ülkelerinden gelen sınırlı destekle ayakta durmaya çalışmaktadır. 1950’lerde hiçbir zorlama yapılmadan kendiliğinden İslamiyet’i kabul eden Kore halkı arasında Müslümanlığın bu kadar yavaş yayılması, İslam dünyasının tebliğ çalışmalarının zayıflığının bir örneği olarak da karşımızda durmaktadır. Yaklaşık 60 yıllık İslam geçmişine rağmen ülke Müslümanlarının ekonomik olarak etki alanlarını genişletememeleri, çok ihtiyaç duyulan İslami eğitim merkezlerinin bulunmaması, bugünün ve yarının sıkıntıları olarak ele alınması gereken meselelerdir. İslam’a yakın bir o kadar da uzak olan bu coğrafyada, Müslüman ülkelere düşen ise tıpkı Hristiyan ülkelerden Hristiyanlara sağlanan destek gibi Müslüman halka maddi ve manevi destekte bulunmaktır.