Hak Mücadelesinin Karakteri ve Sorunları

Hak Mücadelesinin Karakteri ve Sorunları

04 Temmuz 2014

İnsanlar arası ilişkiler hiçbir dönemde sorunsuz olmamıştır. Tekil ilişkiler yanında, grupların toplum ve devlet ilişkileri de bu kapsamda hak ve sorumluluk dengesini oluşturmak için duraksamadan sürmüş, sürmeye de devam edecektir.

İnsan ilişkilerinin çok daha sade, yüz yüze olduğu dönemlerde anlaşılır ve basit bir iletişim zemini mevcuttu. Güven ve tehlike tanımlanabilir ve anlaşılabilirdi; bu nedenle karşı mücadeleyi de aynı doğrultuda belirlemek imkân dâhilindeydi.

Modern dönemde, ulus devletler eliyle sürdürülen dünyayı paylaşma mücadelesi, çok kanlı ve gittikçe çözümü güçleşen bir süreç izledi. Modern dönem, mücadelenin hızını teknolojiye yüklerken, elde edilen güç, siyaseti belirler hale geldi. Hukuk, sorun çözen bir mekanizma olmak yerine, güçlünün işini kolaylaştıran bir argüman olarak kullanılır oldu. Hukukun güçlünün bir enstrümanı olmasıyla baş döndürücü bir karmaşa, ekonomik, kültürel ve siyasi alanda girift bir düzlemde “küreselleşme” sürecine kadar ivmesini artırarak devam ettirdi.

Baskının oluştuğu her ortamda, savunma kendiliğinden oluşur. Baskıya karşı koyanlar, hukuki ve ahlaki bir tutarlılık arayarak baskıcı güce karşı taraftar oluşturma yoluna gider.

Hak mücadelesi adını verdiğimiz, hukuki ve ahlaki tutarlılık, insana yaratılıştan verilmiş bir imkândır. Kısaca vicdan adı alan insanın değerli varlığı, sözsüz, gizli bir anlaşma/kabul olarak mücadelenin odağını ve imkânını oluşturur.

Fıtratta saklı duran vicdanın kirlenmesi, aklın ve kalbin körelmesini de beraberinde getirir. İnsanın taştan daha sert bir hale gelme durumu, şeklen insanı andırmakla birlikte, ruh olarak aşkın değerle ve fıtratındaki cevherle irtibatını kestiği için, onu değişik bir yaratık şekline dönüştürür.

Kendine yabancılaşan bu insan tipinin toplumsallaşması, devlet olması, paktlar kurması, tehlikenin bireyden başlayıp küresel ölçeğe taşınması anlamına gelir.

İnsan hakları mücadelesi zaman içerisinde, baskı ile yan yana, aynı süreçte metinlere döküldü, kurumlaştı, dolaşıma çıktı. Ancak yazılarak kayıt altına alındıkça, ne yazık ki etkisi azalan insan hakları kavramı, güç odaklarınca manipüle edilmekten ve dolayısıyla ikiyüzlü olmaktan kurtulamadı. Şu an yaşadığımız ülkede ve dünyada, hak mücadelesi veren çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve bireysel olarak çalışan pek çok aktivist mevcut.

Sivil toplum kuruluşlarının yapısı, amacı, siyasetle ilişkisi farklılık arz etse de bunlardaki barış ve adalet eksenli iskeletin mevcudiyeti görmezden gelinemez. İnsan hakları mücadelesinin en büyük problemi, ulusal ve uluslararası kararlara sivil toplumun müdahil olamamasıdır. Buna bir örnek verecek olursak; Türkiye halkının %90’ı ABD’nin Irak’a girmesine ve bu çabada ona destek olunmasına karşıyken, siyasi irade, farklı nedenlerden dolayı ve güç odaklı siyasetin etki alanından kopamadığı için, birinci tezkere döneminde aynı tepkiyi ve tavrı ortaya koyamadı.

Sivil toplum kuruluşları; yönetimleri, üyeleri ve kendilerini destekleyen insanlarla birlikte, toplumsal herhangi bir konu veya olay karşısındaki tepkilerini ortaya koymaktadır. Olayın tabiatı, ortaya konacak etkinliğin biçim ve içeriğini oluşturmaktadır.

Öte yandan, hak mücadelesi veren kurumlar ve aktivistler bir nevi gönüllü kamu hizmeti verdikleri halde, hiçbir güvenceleri olmaksızın, gözaltına alınacak, yargılanacak kurbanlar olarak seçilebilmektedirler.

Hak mücadelesi, bütün bu engellere rağmen metot değiştirip yoluna devam etmekten imtina etmez. Kimi bireysel çıkışlar, açlık grevleri ve ilginç eylemler, toplumsal vicdana seslenmek için gerçekleştirilir. Tarih boyunca, bedel ödeyerek ortaya çıkmış örnekler, günümüzde hâlâ etkinliğini koruyor. Amerika’da siyahlara yapılan ayrımcılığa karşı otobüste beyazlara yer vermeyen Rosa Parks, İngilizlerin baskılarına karşı halkının değerleriyle mücehhez olarak uzun bir yürüyüşe geçen Gandhi bu çabaya gönül verenlere sürekli ilham kaynağı olmuştur. Filistinli mazlumlara destek için Amerika’dan Filistin’e giderek İsrail tanklarının paletleri altında can veren Rachel Corrie, insan hakları tarihinden günümüze seslenmeye ve zalimlerin karşısında büyümeye devam ediyor.

Hukuk, yapısı gereği, küçük ve büyük ölçek seçmeksizin aynı şekilde sonuca yansır. İki insan arasındaki bir sorun ile iki devlet arasındaki bir sorunda mantık bütünlüğü vardır/olmalıdır. En yakın çevreden küresel düzleme kadar aynı perspektifte adil bakış ve yargı gereklidir.

Devletin talepleri ve kararlarıyla sivil toplumun talep ve kararları arasında önemli bir açı farkı mevcuttur. Halk olaylara, vicdan eksenli olarak daha adil ve barış perspektifinden bakarken; devlet siyaseti, tahakküm ve çıkar öncelikli olarak tebarüz eder.

Durum böyle olunca, halkın tepkileri hesaba katılmadan, talepleri kararlara yansımadan ve sivil toplum kurumları işlevsiz bırakılarak dünyamızda yerini alıyor. Hatta denebilir ki, sivil toplum kurumları, baskılar ve işgaller karşısında karşı mücadeleyi “beklenti” içerisine sokarak, belki istemeden direnci kırmakta, dolaylı olarak zulüm ve işgallerin kolaylaştırıcı unsuru olabilmektedir.

İnsan hakları alanında, metinlerle uygulama arasında önemli sorunlar vardır:

- İnsan haklarının çeşitli bölgeler ve ülkeler için çifte standartlı uygulamaları vardır.

- İnsan haklarının uluslararası alanda ayrımsız dolaşım engeli bulunmaktadır.

- İnsan haklarının yurt içi ve yurt dışı güvenlik mekanizmaları bulunmamaktadır.

İnsan hakları mücadelesinin ayrımsız, her ortamda ilkeli yürüyebilmesi için, işlevsizlikten kurtulması gerekmektedir.

Çözüm, ülke ile ilgili ve uluslararası kararlarda, oluşacak sivil iradenin kararının yansıması olacaktır. Bu, her şeyden önce, bir hedef olarak hak mücadelesinin önüne geçmesi gereken bir önceliktir.

Bu hedef belirlendiğinde STK’ların yeni yapılanma süreçleri de başlar. Ülke ölçeğinde ve küresel yapılanmada oluşacak bu değişim-dönüşüm dalgası, vicdan odaklı bir dünya öngörmek durumundadır.

Bu, önemli bir ihtiyaçtır. Çünkü insan hakları meselesi gün geçtikçe daha cılız kalmaktadır. 11 Eylül’le birlikte Batı’nın cami avlusuna bıraktığı insan hakları sahip arıyor: Adil ve merhametli bir kucak…

Diğerleri