Haydar Cemal: Rusya’da Müslüman Bir Fikir Adamı

Haydar Cemal: Rusya’da Müslüman Bir Fikir Adamı

17 Şubat 2017

Sovyetler Birliği’nin kurulmasından sonra Kafkasya, Orta Asya ve Rusya’nın farklı bölgelerindeki milyonlarca Müslüman, 70 yıl boyunca komünist rejimin din düşmanlığı ve zulmü altında yaşadı. Bu süreçte izlenen siyaset ve uygulanan baskıların temel hedeflerinden biri toplumu dinden tamamen koparmak olsa da 1990’ların başında SSCB’nin yıkılmasından sonra bu politikada hedeflenen başarının sağlanamadığı ortaya çıktı. Bunda insanların hem bir yolunu bulup dinlerini yaşamaları hem gizlice yapılan tebliğ çalışmaları hem de zaman zaman açıktan yapılan başkaldırılar ve kişisel ihya harekeleri ile verilen mücadeleler etkili oldu.

SSCB’nin çöküşünden sonra günümüze kadar Rusya’da İslami düşüncenin gelişimi ve ihyası sürecinin seyrini en açık şekliyle Haydar Cemal’in hayatı örneğinde görebiliriz. Aslen Karabağlı olan bu Azeri Türkü, Moskova’da yaşamasına rağmen sadece Rusya ve Azerbaycan’da değil, tüm eski Sovyet ülkelerinde tanınmaktadır. Cemal, Müslümanlar tarafından sevilip sayılan, fikirleri ve çalışmaları ile toplumda nüfuz sahibi olan biridir.

Haydar Cemal’in hayatı

Bu geniş coğrafyadaki İslami uyanışın ve ihyası sürecinin önde gelen isimlerinden olan Haydar Cemal, 1947’de Moskova’da doğdu. Babası Prof. Cahit Cemal ünlü bir ressamdı ve Moskova Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde hocalık yapıyordu. Genç Cemal’in ailesi ve Moskova’daki çevresi ateistlerden oluşuyordu. Ancak o, Azeri köklerinden uzaklaşmamak adına halkının tarih ve medeniyetini, geleneklerini öğrenmek için gayret gösteriyordu. 1965’te lise eğitimini tamamladıktan sonra büyük başarı ile Moskova Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesi’ni kazandı. Ancak üniversitedeki komünist hocaları, “devlete zararlı milliyetçi fikirleri” gerekçesi ile onun eğitimine engel oldular ve üniversiteden atıldı. Fakat Haydar Cemal bütün engellemelere rağmen kendisini yetiştirmek ve geliştirmek için çok çalıştı. İlk olarak da dünya edebiyatı, tarih ve felsefe alanlarında kaleme aldığı eleştirel yazıları ile komünist rejim karşıtı çevrelerde ün kazanmaya başladı.

Haydar Cemal aynı zamanda rejim aleyhtarı fikirleri sebebiyle gizli çalışmalarda bulunan farklı ideolojik yapılarla da temasa geçmeye ve onlar arasında koordinasyon sağlamağa çalışıyordu. SSCB’nin Müslüman bölgelerine (Azerbaycan, Güzey Kafkasya, Orta Asya) seyahatler yapıyor ve insanları cesaretlendirerek eyleme geçmeleri için teşvik ediyordu. Bu çalışmalarından dolayı İçişleri Bakanlığı onun ismini devlet aleyhinde faaliyette bulunan kişiler özel listesine alarak hakkında takibat başlattı. Hatta onu ruhi dengesi bozuk olduğu iftirasıyla (şizofreni teşhisi ile) zorla hastaneye yatırıp hapsetmekle tehdit ettiler.

Haydar Cemal 1980 yılında Tacikistan’daki Müslümanların “İslami Hareket” adıyla kurdukları gizli bir yapıya üye oldu ve 1987’de hareketin siyasi şurasına seçildi. 1990 yılında, perestroyka rüzgârlarıyla Tacikistan, Dağıstan ve Çeçenistan’ın önde gelen Müslümanları ile birlikte buralarda Sovyet egemenliğini sürdüren Komünist Parti karşısında “İslami İhya Partisi” adlı partiyi kurdular. Parti, 1992’de SSCB’nin çökmesi ve cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını kazanmasından sonra bölgelere göre farklı yapılara bölündü. Ayrı bir devlet olan Tacikistan’daki İslami İhya Partisi bu tarihten sonra Haydar Cemal’i kendi teşkilatının genel şurasına kurucu üye seçti. Cemal birkaç yıl partinin Rusya temsilcisi statüsünde bulundu. Parti, koalisyon hükümetine dâhil olduğunda Haydar Cemal de başbakanlıkta danışman görevinde çalışmalarını sürdürdü. Tacikistan’da iç savaşın başlaması üzerine İhya Partisi yöneticileri farklı ülkelere siyasi muhaceret etti. Cemal bundan sonraki yaşamını Moskova’da geçirdi ve burada Rusya’daki Müslümanlara yönelik çalışmalarda bulundu.

1993 yılında Sudan İslami Hareketi ve Hasan Turabi’nin fikirlerinden ve taktiklerinden ilham alarak Moskova’da “İslam Komitesi”ni kuran Haydar Cemal, kısa sürede birçok büyük şehirde bu yapının şubelerini açtı. Rusya dışında Kazakistan, Kırgızistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Gürcistan’da da şubeleri bulunan İslam Komitesi, bugüne kadar konferanslar, televizyon programları, açık oturumlar ve din eğitimi için yurt dışına öğrenci gönderme gibi çeşitli etkinlikler organize etti. Komite çok farklı konularda faaliyet gösterse de temel hedefi ateist rejimden yeni kurtulan Rusya’daki ve diğer post Sovyet cumhuriyetlerindeki toplumlara İslam’ı doğru biçimde anlatmak ve Müslümanları kendi dinleri hakkında bilinçlendirmek.

1990’lı yılların ortalarında İslam Komitesi’nin ve bilhassa Haydar Cemal’in teşviki ile Seyyid Kutub, Hasan Turabi, Ali Şeriati ve başka birçok önemli Müslüman fikir adamının eserleri Rusçaya çevrilerek basıldı. Bu eserler eski Sovyet coğrafyasında yayılmaya başladı. Cemal’in çıkarttığı Vahdet, Tevhit, Nıne adlı gazete ve dergiler oldukça popüler oldu, hatta ünleri Rusya sınırlarını aşarak diğer ülkelere yayıldı.

1996 yılında Çeçenistan’da Başkan Mashadov’la Moskova’yı temsilen General Lebed arasında imzalanan barış anlaşmasında da Cemal’in önemli rolü vardı. Haydar Cemal, Çeçen direnişçilerin haklı davasını korkmadan açık ve net mesajlarla Rus televizyonlarına taşıyordu. General Lebed’e danışmanlık yapan Cemal, o görüşmeler sırasında Moskova’nın taleplerini yumuşatmasında etkili olmuştur. Aslan Mashadov ve Şamil Basayev’le de samimi ve saygılı bir ilişkisi olan Cemal, Çeçenlerin ve Kafkasyalıların sevgisini kazanmıştır.

1998’de Nelson Mandela’nın dava arkadaşları tarafından Güney Afrika’ya davet edilen Haydar Cemal, Cape Town Üniversitesi’nde ders verdi ve burada kendisine fahri doktora unvanı verildi.

Ünü sınırları aşan Cemal, Müslüman dünya dışında da saygın bir yere sahiptir. Ünlü Fransız düşünür Roger Garaudi, Rus Aleksandr Dugin, İranlı din âlimleri ve daha pek çok önemli şahsiyet onun fikirleri ve çalışmaları hakkında övgü dolu sözler söylemiş, cesaretine hayran olduklarını ifade etmiştir. Ancak bu arada elbette onun görüşlerine karşı çıkıp eleştiren ve onun tehlikeli ve susturulması gereken biri olduğunu söyleyenler de az değildi. Bunlar da genellikle İslam karşıtları ve Moskova’nın siyasi eliti arasından kimselerdi.

Haydar Cemal’in gazeteleri kapatıldı, televizyon programları kaldırıldı, evine defalarca baskın yapıldı, öğrencileri hakkında karalama kampanyaları yürütüldü, aile fertlerine karşı zor kullanıldı; ancak bütün bu baskılara rağmen o, yılmadan ve hiç yavaşlamadan Müslümanları siyasi anlamda bilinçlendirmek için yoğun bir şekilde çalışmalarına devam etti. Gelişen teknolojik imkânları da kullanan Cemal, birkaç web sitesi kurarak çalışmalarını internet üzerinden de sürdürdü. Çevresindeki Müslümanlarla dayanışma içerisinde, video konferanslarını ve yazılarını geniş toplum kesimlerine ulaştırmayı başardı.

Haydar Cemal’in farklılığı, tebliğ ve daveti klasik usul ile sadece hadis ve ayetler üzerinden yapmak yerine güncel meseleleri akide ve siyasi prizmadan geçirerek halka sade bir dilde anlatmasından kaynaklanmaktadır. Bütün yazıları ve konuşmaları, Müslümanların siyasi bilinçlenmesi ve bu bilinci pratik eyleme dönüştürmeleri üzerinedir.

Cemal’in meşhur bazı temel siyasi ve dinî görüşleri aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Müslüman, kaybedenlerden olmamak için hayatını eyleme çevirip Rabbine yönelmelidir.

İslami olmayan tüm sistemler iblisin hizmetindedir ve insanlığa zararlıdır.

Mezhep düşmanlığı Müslümanlara olan düşmanlıktır.

Cihat, Müslümanları ayakta tutan ve geliştiren bir eylemdir.

Kafkasya halklarının bağımsız olma hakları vardır ve Kremlin bu hakkın uygulanmasına zor kullanarak veya silahla engel olmamalıdır.

Putin Rusya’yı diktatörlüğe taşıyor; Rusya halkı ve elitleri onu istifaya zorlamalılar.

İşgal devleti İsrail’in Nazi yönetiminden bir farkı yoktur. Bu devlet işlediği cinayetler sebebiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalıdır.

Siyonizm’le mücadele her alanda yürütülmelidir.

Fetullah Gülen ve taraftarları ümmetin göğsünde kendilerine yer edinmiş zehirli yılanlardır ve Müslümanların iyi niyetini suistimal ederek dini tahrif etmektedirler. Onlarla mücadele edilmeli ve ümmetin göğsünden sökülüp atılmalıdırlar.

Her zaman Müslümanların birliği için çalışan Haydar Cemal bir Şii idi. Ancak kendisini tanıyan ve takip eden Sünni, Şii, Selefi bütün Müslümanlar tarafından sevilirdi. Suriye’deki iç savaş ilerledikçe ümmetin içinde bulunduğu durumdan duyduğu büyük üzüntüyü her fırsatta dile getiriyordu. O, Şiilerin aşırı mezhepçi taassubunu ve İran’ın tutumunu her ortamda eleştiriyordu. Bilhassa Müslümanların Batı’nın emperyalist politikalarına alet olmaması gerektiğini vurguluyordu. Hayatının son yıllarında İran etkisindeki Şii cemaat liderleri, bu görüşlerinden dolayı onunla ilişkilerini kesmişti.

Haydar Cemal’in Osmanlı ve Türkiye’ye de ayrı bir hayranlığı vardı. Konferanslarında Osmanlı’nın ümmete yüzyıllarca liderlik yaptığını ve hizmette bulunduğunu anlatıyordu. Ayrıca günümüzde de Türkiye’nin Müslümanların sığınabileceği tek izzetli ülke olduğunu dile getiriyordu. Türkiye’de gerçekleşen 15 Temmuz darbe girişimini de hemen ertesi gün katiyetle lanetlemiş ve bütün Müslümanlara Türkiye’nin istikbali için ellerinden geleni yapmaları çağrısında bulunmuştu.

5 Aralık 2016 tarihinde, 70 yaşındaki Haydar Cemal’in bu dünyadaki yolculuğu sona erdi. Vasiyeti üzere Almaata’da (son aylarda Kazakistan’da yaşıyordu) Sünni geleneklere göre defnedildi. Eski SSCB ülkelerinden birçok Müslüman lider ve önde gelen şahsiyet, cenazesinde hazır bulundu. Onu son yolculuğa dualarla uğurlayanlar arasında Şiiler de vardı, ama liderlerinden gelen olmamıştı…

Haydar Cemal şimdi yok; lakin mirası, onun ismini en güzel şekilde yaşatacak. Yetiştirdiği insanlar, kurucusu olduğu ve hâlihazırda çalışmalarına devam eden teşkilatlar, yazdığı maneviyat dolu şiirler ve yolumuzu aydınlatan kitaplar kendisinden sonraki nesillere kalan en kıymetli eserler.

 

­ Kitaplarından bazıları: Zülkarneyn Duvarı, İslam’ın Özgürleşmesi, Nebilerin İnkılabı, İslami Entelektüel İnisiyatifi

Tüm yazıları, kitap ve video konuşmalarını için www.kontrudar.com