Hüseyin Oruç: Bangsamoro kuruluyor, destek şart!

Hüseyin Oruç: Bangsamoro kuruluyor, destek şart!

27 Ocak 2015

Moro Müslümanlarının uzun yıllar süren mücadelesi sonuç verdi ve Bangsamoro Özerk Yönetimi’nin kurulma aşamasına gelindi. Bangsamoro Özerk Devleti’nde 4 milyonu kayıtlı 1 milyonu kayıtsız toplam 5 milyon Müslüman ve 1 milyon Hristiyan yaşayacak. Barış sürecini birebir takip eden Bağımsız Gözlemci Heyeti üyesi Hüseyin Oruç’la Moro’da yaşanan süreci konuştuk. Kurulacak devletin ekonomik, sosyal, siyasi alanda pek çok desteğe ihtiyacı olduğunu belirten Oruç, İHH İnsani Yardım Vakfı’nın 2015 yılında İstanbul’da düzenleyeceği sempozyumla İslam ülkelerinin ilgisini bölgeye çekmeyi hedeflediklerinden de bahsetti.

Moro Müslümanları silahlı mücadeleyi bırakıp müzakere masasına oturdular ve Bangsamoro Özerk Yönetimi’nin kuruluş aşamasına geldiler. Süreci kısaca özetleyecek olursak bu aşamaya nasıl gelindi?

hüseyin oruçMoro’da Müslüman nüfus tarihin hiçbir döneminde Filipinler’in parçası değildi. “Hep bağımsız olduk, mücadelemizi sürdürdük. Şimdi de bağımsız olmak bizim hakkımızdır.” şeklinde başladı Moro Müslümanlarının bağımsızlık mücadelesi. 1976 sürecine gelindiğinde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) devreye girdi. Zira teşkilatın Filistin’den sonra ilk defa inisiyatif aldığı yerdir Moro. İİT’nin kurulma felsefesinin temelinde Müslüman azınlıklarla ilgilenmek olduğu gibi, Müslüman azınlıkların olduğu memleketlerin toprak bütünlüğüne de saygı duymak vardır. Bu nedenle İİT Moro Müslümanlarına sorunun bağımsızlıkla değil otonomiyle çözülmesini önerdi ve bu öneri Morolu Müslümanlarca kabul edildi. Ancak o dönemde Filipinler anayasası buna müsait değildi ve Filipinler hükümeti 1976 sonrasında da sürekli bir oyalama taktiği uyguladı. Moro Müslümanları üzerindeki baskılar devam etti. Bu süreçte Moro Millî Kurtuluş Cephesi (MNLF) içerisinde de değişik algılamalar ortaya çıktı. Özellikle Nur Misuari ile Selamet Haşimi arasında görüş ayrılıkları oluştu.

Bu aşamaya kadar Moro mücadelesini birlikte yürüten Selamet Haşimi ve Nur Misuari’nin yaşadığı fikir ayrılığının temelinde ne vardı?

Misuari ve Haşimi mücadelenin başından itibaren birlikteydi. Bir dönem ikisi de Mısır’da öğrenci olarak bulunmuş. Güneydoğu Asya Öğrenci Birliği seçimleri yapılmış, ikisi de aday olmuş. Seçimleri Haşimi kazanmış. Moro barış süreci başlayınca Nur Misuari MNLF’nin lideri seçilmiş. Selamet Haşimi de başlangıçta bu hareketin içerisinde yer almış. Belli bir müddet sonra Haşimi ve arkadaşları “Müslüman olduğumuz için mücadele ediyoruz, Müslüman olduğumuz için bu kadar baskı görüyoruz. Ancak İslami hassasiyetlerimizi çok büyük oranda kaybettik. Mücadele eden askerlerimiz arasında dahi bu hassasiyet azaldı. Namaz kılanların oranı bile artık %10-20’lerle ifade ediliyor. Bu kabul edilemez bir şey. Biz bir taraftan silahlı mücadele veriyoruz ama öbür taraftan halkımızı kaybediyoruz. Eğitimsiz, bakış açısı netleşmemiş, sosyal temeli olmayan bir halk ortaya çıkıyor. Bizim silahlı mücadeleyle beraber mutlaka toplumu yeniden inşa edecek bir hareketin içinde olmamız gerek” şeklinde düşünmeye başlamışlar. Misuari ise “Hayır biz sadece askeriz. Askerlik yapmalıyız. Sadece Müslümanlar için değil burada yaşayan herkes için bağımsızlığı hedefliyoruz” düşüncesiyle hareket etmiş. İşte bu görüş ayrılığı iki grubu yavaş yavaş birbirinden uzaklaştıran asıl konu olmuş.

Bu görüş ayrılıkları neticesinde Selamet Haşimi liderliğindeki bir grup MNLF’den ayrılıp Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF)’ni kuruyor. Peki Haşimi ve arkadaşlarının İslami eğitimi ve toplumsal bilinçlenmeyi merkeze alan bu yaklaşımlarının topluma yansıması nasıl olmuş?

Bangsamoro toplumu artık 1976’daki toplum değil. Hassasiyetleri çok daha üst düzeye taşınmış; pratik olarak İslam’ın uygulanması da, dinî eğitim de hepsi çok daha iyi bir noktaya getirilmiş. Bir yandan silahlı mücadeleyi sürdüren MILF aynı zamanda eğitime de oldukça önem vermiş. Yüzlerce genç eğitim için yurt dışına gönderilmiş. Hedef olarak toplumu geliştirmeyi gaye edinmişler. Haşimi bu konuda oldukça başarılı olmuş. Zaten Mindanao Adası’nda yaşayan halkın MILF’i desteklediğini, onun yanında olduğunu görüyoruz. Yani araziyi büyük ölçüde temsil eden yapı MILF. Benim kişisel izlenimim de bu yönde. Halkın büyük çoğunluğu kendi içinden çıkmış bir hareket olan MILF’in çizgisinin kendi çizgisi olduğunu düşünüyor.

İHH İnsani Yardım Vakfı şu an barış sürecini takip eden Bağımsız Gözlemci Heyeti (TPMT)’nin beş üyesinden biri. Bölgede bu kadar aktif bir rolü olan İHH’nın bölge ile ilk teması nasıl başladı?

Bölgeye ilk ziyaretimiz 1996 yılında gerçekleşti ancak daha öncesinde de bölge ile irtibatlarımız vardı. Selamet Haşimi bir süre -sanırım sekiz yıldan fazla- Pakistan’da yaşadı. O dönemde Pakistan’da eğitim alan kardeşlerimiz aracılığıyla kendisi ile zaten irtibat içerisindeydik; bölgeye döndüğünde de irtibatımız devam etti ve imkânlarımız nispetinde her zaman yanlarında olmaya çalıştık. MILF’e yakın yardım kuruluşları ile çalıştık. Bölge şartlarına göre değerlendirildiğinde önemli işler yaptık. Bir kere temsiliyet düzeyinde Türkiyeli Müslümanların Moro Müslümanlarının yanında olduğunu gösterdik. 11 Eylül akabinde bölgeden diğer İslami yardım kuruluşlarının tamamı çıkmak zorunda kaldı ancak İHH çalışmalarına devam etti. Bu nedenle bölge halkı İHH’yı ayrı bir yere koydu.

Peki İHH’nın barış sürecinde aktif rol alması nasıl gerçekleşti?

moro heyetBu teklif bize MILF’ten geldi. Bağımsız Gözlemci Heyeti olarak 2013’ün Eylül ayında Filipinler’de ilk kez toplandığımızda MILF lideri Hacı Murad İbrahim’i Darapanan Kampı’nda ziyaret ettik. Heyet ziyaretinden sonra kendisi ile yalnız görüştüm. Kendisine neden İHH’yı seçtiklerini sordum. Cevabı şöyle oldu: “Siz sürecin başından beri yanımızdasınız. Daha da önemlisi İHH’nın böyle bir göreve ihtiyacı vardı. Dünyanın her tarafında çalışmalar yapıyorsunuz ama bu kadar üst düzeyde bir sorumluluğunuz olmadı. İHH’nın bundan sonraki dönemde dünyanın farklı bölgelerinde benzer süreçlerin takipçisi olabilmesi için buna ihtiyacı vardı. Bu yüzden İHH’nın sürecin içinde olmasını özellikle istedik.”

Bunun yanında İHH’nın da sürece katkıları olduğunu düşünmüş olmalılar ki sürecin takibinde yer almasını istediler. Hacı Murad İbrahim’in kendisi “Ben bunu özellikle İHH için istedim.” dedi. Çok duygusal bir ortamdı o. Yani binlerce kişinin hayatını kaybettiği, çok ciddi bedellerin ödendiği ve bizim son dönemde gördüğümüz en ciddi diplomatik başarının sağlandığı süreçte, bunu yapan isim, size kendisi için değil, Bangsamoro için değil, tüm ümmete faydası olacağından dolayı biz İHH’nın burada olmasını istedik diyor. İşte bu, çok şey anlatıyor. Selamet Haşimi’nin üzerinde durduğu İslami bakış açısını çok iyi gösteriyor.

Moro’da kurulacak olan özerk yönetimin sınırları ARMM sınırları mı olacak?

Müslüman Mindanao Özerk Bölgesi (ARMM) sınırlarına ek olarak, 2001 referandumunda Bangsamoro’ya katılmak istediğini beyan eden bölgeler de özerk devlete katılabilecek. Bu bölgeler, geçmişte bağlı oldukları bölgeler referandumda “hayır” dedikleri için özerk devlet sınırlarına dâhil edilememişti. Yani şöyle düşünelim: İstanbul’da referandum yapılmış, İstanbul geneli hayır demiş ama Fatih evet demiş. İstanbul hayır dediği için Fatih de özerk bölgenin dışında kalmış. Hâlihazırda MILF’in yaptığı anlaşmaya göre Fatih’te yeniden bir referandum yapılacak, sonuç katılma kararı olursa ve şayet özerk devlet ile coğrafi sınırlar devam ediyorsa, coğrafi bütünlük sağlanabiliyorsa, bölge genelinde hayır çıkmasına rağmen bu bölgeler de yeni kurulacak özerk devletin sınırlarına dâhil olabilecek.

Referandum ne zaman yapılacak ve süreç nasıl devam edecek?

Hâlihazırda Bangsamoro Anayasası Filipinler meclisinde görüşülmekte. Bangsamoro Anayasası meclisten geçtikten dört ay sonra referandum yapılacak. Büyük ihtimalle Temmuz 2015 gibi olur. 39 köy ve 5 belediyede referandum yapılacak. Bu bölgelerin büyük bir kısmında coğrafi devamlılık yok. O bölgeler için şu aşamada yapılacak bir şey yok. Ancak tartışmalar sürüyor. Örneğin MILF, coğrafi devamlılığın denizden de sağlanabileceğini ve bu nedenle Zambaonga bölgesinin de referandumla Bangsamoro’ya katılabileceğini düşünüyor. Tabii Filipinler hükümeti bu konuda MILF gibi düşünmüyor.

Diğer yandan şöyle bir imkân da gözüküyor. Birkaç sene sonra -bir zaman sınırı yok- coğrafi devamlılığı olan bir bölge halkının %50’si referandum yapmak için imza toplar ve sonuç Bangsamoro’ya katılmak şeklinde olursa onlar da özerk devlete katılabilecek. Yani Bangsamoro’da iyi bir siyaset uygulanabilirse sadece Müslümanların değil Hristiyanların dahi katılmak isteyebilecekleri bir devlet kurulabilir.

Hâlihazırda Bağımsız Gözlemci Heyeti olarak bölge çalışmalarınız ne şekilde gerçekleşiyor? Bölge ziyaretleri yapıyor musunuz? Anlaşmanın uygulanıp uygulanmadığını nasıl takip ediyorsunuz?

2012 yılında imzalanan Çerçeve Anlaşması sonrasında süreç beklenenden biraz daha yavaş ilerledi ve 2014 yılının Mart ayında Kapsamlı Anlaşma imzalandı. Kapsamlı Anlaşma’ya Bağımsız Gözlemci Heyeti’nin kurulduğu ve İHH’nın da bunun bir üyesi olduğu yazıldı.

Her iki ayda bir bölgeye gidiyor, 15 gün kalıyoruz. Toplantılar yapıyoruz. MILF tarafında olanlarla da muhaliflerle de bir araya geliyoruz. Vali, belediye başkanı, ordu komutanı ve diğer devlet yetkilileri ile görüşüyoruz. Takip etmemiz gereken çalışmalar belli, anlaşma bunun sınırlarını çizmiş. Sürecin hangi noktada olduğu, uygulanıp uygulanmadığı ile ilgili görüşmeler ve saha çalışması yapıyoruz. Hem MILF’ten hem de Filipinler hükümetinden süreçle ilgili düzenli raporlar alıyoruz. TPMT olarak da her üç ayda bir raporlar hazırlıyor ve taraflarla paylaşıyoruz. Raporumuzda sürecin başarılarına veya eksik kalan taraflarına işaret ediyoruz. Ayrıca TPMT olarak bu raporları halk ile paylaşma yetkimiz de var.

İHH olarak en önemli sorumluluğumuz bence görüşmeler süresince bölge Müslümanlarının hukukunun gözetilmesi. Çok önemli görüşmeler yapıyoruz. Devlet başkanından bakanlara kadar hatta bu ikisinden daha da önemli olan Filipinler Güvenlik Konseyi ile toplantılar gerçekleştiriyoruz.

Bangsamoro’da bir devlet kuruluyor ve bundan sonraki aşamada pek çok alanda toplumsal, ekonomik ve siyasi desteğe ihtiyaç duyulacak. İslam dünyasının şu ana kadar bölgede ciddi bir varlık gösteremediğinden bahsettik. Peki İslam dünyası bundan sonra sürece nasıl dâhil olabilir ve neler yapabilir?

Belki söz etmemiz gereken önemli noktalardan bir tanesi de şu: MILF bir direniş örgütü, toplumsal yönü var ancak askerî bir yapı. MILF bir yandan askerî mücadeleyi bir yandan da özerklik için diplomasi çalışmalarını sürdürürken 2003 yılında Bangsamoro Development Agency (Bangsamoro Kalkınma Ajansı/BDA)’yi kurdu. Kalkınma, rehabilitasyon ve insani yardım çalışmaları yapmak üzere kurulan BDA, Kotabato merkezli ve yedi şubesi bulunuyor. BDA, Bangsamoro Kalkınma Planı’nı hazırladı. Burada Bangsamoro’nun geleceği planlandı. Eğitim, ekonomi, sağlık ve diğer sosyal yatırımların hangi alanlarda ne şekilde yapılması gerektiği ortaya kondu. Bu plana Japonya ve Avrupa Birliği destek verdi. İslam ülkelerinden kimse burada yok. BDA ile çalışan tek yapı İHH.

İşte İHH olarak diğer İslam ülkelerinin ilgi ve katkısını bölgeye çekmek için 2015’te İstanbul’da uluslararası bir toplantı organize etmeyi düşünüyoruz. Bu sempozyuma İslam dünyasından farklı kişi ve kurumları davet edeceğiz. Sadece İslam coğrafyasına değil, Türkiye’ye de Moro’yu tanıtacağız. Bu sempozyumda BDA organizasyon partnerimiz olacak ve bundan sonra Bangsamoro’nun inşası için gerekli olan yatırımları somut bir şekilde paylaşacağız.

* Bu röportaj İHH Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Oruç’la yapılan detaylı bir röportajın kısaltılarak düzenlenmiş versiyonudur.