İHH, Kürt Sorunu Çözüm Sürecine Yönelik Tespitlerini Kamuoyuyla Paylaştı

İHH, Kürt Sorunu Çözüm Sürecine Yönelik Tespitlerini Kamuoyuyla Paylaştı

28 Kasım 2014

Sivil toplum kuruluşları, insanların gönüllülük temelinde, ortak çıkarlarını geliştirmek amacıyla bir araya gelerek oluşturdukları yapılardır. Devlet mekanizmalarının düzgün bir şekilde işlemesini sağlayan, hükümetler ve halklar arasında güçlü ve objektif bir diyalog kurulmasına destek olan STK’ların çatışma çözümleri geliştirme, insan hakları ile ilgili bilinç oluşturma ve demokratikleşme süreçlerine katkıda bulunma gibi misyonları da vardır. Türkiye’de de bu bilinçle faaliyet gösteren STK’lar, özellikle son dönemde Kürt sorunu ve pek çok iç ve dış faktörün etkisiyle sekteye uğrayan çözüm sürecine yönelik olarak örneklik teşkil eden çalışmalara imza atmaktadır.

Dünyanın 140 ülkesinde insani yardım faaliyetleri yürüten, çeşitli ülkelerde insani diplomasi, hakemlik ve gözlemcilik tecrübesine sahip olan İHH İnsani Yardım Vakfı da bu bilinçle çalışan yapılardan biridir. İHH’nın 24 Kasım 2014 tarihinde yayımladığı Kürt sorununun çözümüne yönelik bildirisi de bu anlamda büyük önem taşımaktadır. Zira 2005 yılında çözüm sürecine dair başlatılan çalışmalar, son yıllarda Ortadoğu’daki olaylar sebebiyle inişli çıkışlı bir sürece girmiştir. Toplumsal barışın sağlanmasında herkesin sorumlu olduğunu vurgulayan İHH’nın, Kürt meselesi ve çözüm sürecine dair devam eden çalışmaları ve son yayımladığı bildirisinde, barışın teminine giden yolda sürecin devam etmesinin daha çok Türkiye halkına düştüğü belirtilmektedir.

20 yılı aşkın bir süredir gerek yurt içi gerekse yurt dışında sahip olduğu geniş saha tecrübesini çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaşan İHH’nın Türkiye’nin tüm bölgelerinin yanı sıra özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yürüttüğü insani yardım çalışmalarıyla bu bölgelerle ilgili olarak hazırladığı gözlem ve raporları bulunmaktadır. Son olarak Kürt sorunu ve çözüm sürecine yönelik tespitlerini yayımlayan İHH’nın konuyla ilgili değerlendirmeleri çözüme katkı sağlama yönünde önemli tespitler içermektedir.

Bildiriden notlar

Bildiride, bölge halkı ile yapılan istişareler neticesinde halkın “barışın ve çözümün sahibi olacaklarını” ifade ettikleri ve süreç boyunca kendilerini sürecin takipçisi olan “üçüncü göz” ilan ettikleri belirtilmektedir. Artık evlatlarını kaybetmek istemeyen ve kardeş kanı dökülmesinin son bulmasını isteyen Türkiye halkı, kendilerini çözüm sürecinin tek hamisi olarak kabul etmektedir.

Bildiride, sorunun çözümünün yıllardır ihmal edilmesi sebebiyle bölge halkları arasında milliyetçi söylemin güçlenerek belirli grupları ön plana çıkardığının, bu durumun da PKK gibi yapılanmaların tüm Kürt halkının temsilcisiymiş gibi gösterilmesine yol açtığının, hâlbuki bu tür yapılanmaların kesinlikle Kürt halkını temsil etmediğinin altı çizilmektedir.

Mevcut hükümetin başlatmış olduğu çözüm sürecinin tamamlanamamasının ardında Türkiye’deki Kürt sorunundan faydalanan tarafların olduğunun gözden kaçırılmaması vurgulanan İHH bildirisinde, Türkiye’nin kendi iç meselesi olan çözüm sürecinin bölgesel gelişmeler neticesinde uluslararası bir boyut kazandığı belirtilmektedir. “Kobani olaylarının, Türkiye’deki çözüm sürecini baltalamaya yönelik politika ve söylemlere vesile edildiği” vurgulanan bildiride, “Türkiye’nin Kürt meselesinde çözüme ulaşması bölgede barışı ve Kürt-Türk-Arap etnik çatışması üzerine oynanan tüm oyunları bozacaktır” denmektedir.

İHH’nın aynı bildiri içindeki “Ortadoğu’daki genel çatışma ve huzursuzluğun farklı farklı aktörlerden kaynaklandığı düşünülse de sorun aslında tek orijinlidir. Dolayısıyla Kürt meselesi, Mescid-i Aksa olayları, Suriye meselesi, Irak’ın istikrarsızlığı ve Kobani olayları tamamıyla birbiriyle ilintilidir.” tespiti, gözden kaçırılmaması gereken önemli bir noktadır. Bildiride şu değerlendirmeye de yer verilmektedir: “Bugün Ortadoğu’da İslam’ın ve Müslüman aktörlerin ya çeşitli oyun ve politikalarla saf dışı bırakılmaya çalışıldığı ya da kötü örneklikler oluşturularak toplumdan soğutulmaya çalışıldığı genel bir kampanya yürütülmektedir. Oysa bu toprakların binlerce yıllık İslami mirası, bugünkü sorunların çözümünde de temel rolü oynayacaktır. Tüm hukuki ve siyasi adımlarla birlikte İslam kardeşliği yeni dönemin temel harcı olacaktır. Bu çerçevede bölgede ideolojik ve manevi dejenerasyonun önüne geçilmesi, problemlerin çözümüne olumlu katkı sağlayacaktır. Bizler, İslami kavram ve değerlerin egemen güçler tarafından politik bir araç olarak kullanılmasının değil gerçek anlamda altyapısı oluşturularak hayata geçirilmesinin çözümü kolaylaştıracağını düşünüyoruz. Zira inanıyoruz ki, kavimler ve diller üstünlük veya aşağılanma sebebi değil, birbirimizi tanımak için yaratılmış ayetlerdir.”

Tüm bu tespitlerin dışında, barışı isteyen ve tercihini bu yönde kullanan halkların ortak bir dileği olarak İHH İnsani Yardım Vakfı’nın sürecin sağlam bir zeminde ilerletilmesine yönelik sunduğu öneriler, ülkemizin yıllardır içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulması adına dikkate değer bir nitelik taşımaktadır. Nitekim Türkiye’nin gerek sosyal gerekse ekonomik anlamda ilerlemeye geçtiği zamanlarda sürekli ısıtılarak gündemine getirilen Kürt sorunu meselesinin artık bir çözüme kavuşturulması, milliyetçi yaklaşımdan ziyade ümmetçi bir yaklaşımla yekvücut olması, hem Türkiye hem de tüm İslam ülkeleri için umutla beklenen bir neticedir.

İHH İnsani Yardım Vakfı’nın “Kürt Sorunu Çözüm Süreci Bildirisi” metninin tamamına ve ilgili habere ulaşmak için tıklayınız.

 

Diğerleri