İnsan Kaçakçılığı: Yeni Dönem Köle Ticareti (II)

İnsan Kaçakçılığı: Yeni Dönem Köle Ticareti (II)

24 Mart 2014

Global ekonomi sarmalında üretilen her bir ürünün yapım aşamasında, insan tacirlerince kaçırılan veya zorla çalıştırılan kurbanların emeği var. Çikolatanın ham maddesini oluşturan kakaonun yetiştiği Güney Afrika tarlalarında işçiler zorla ve vahşice dövülerek çalıştırılıyor. Hindistan’da ailelerinden izinsiz alıkonulan çocuklar halı tezgâhlarında boğaz tokluğuna çalıştırılıyor. Fildişi Sahilleri’nde, Avrupa’da futbolcu yapılacakları vaadiyle aileleri kandırılarak kaçırılan çocuklar farklı bir ülkeye götürülüyor ve çoğunlukla akıbetleri bilinmiyor. Çin’in Yunnan eyaletinde kız çocukları ya zorla evlendirilmek ya da Tayland’da fuhuş sektöründe kullanılmak üzere kaçakçılar tarafından para karşılığında satılıyor. Çin’deki tuğla işletmelerinde veya madenlerde korkunç koşullarda çalışan çocuklar ve yetişkin işçiler var. Brezilya’da şeker kamışı çiftliklerinde de durum değişmiyor.

BM’nin 2003’te insan kaçakçılığını suç ilan etmesiyle 110 ülke BM protokolünü imzalayarak insan kaçakçılığının suç olduğunu kabul etse de ne yazık ki katılımcı ülkeler pratikte ceza kanunlarını tesirli bir şekilde kullanmadıkları için bu suçun önüne geçilememektedir. Şimdiye kadar yakalanan suçlulardan çok azının mahkûm edildiği, kurbanlara ise ulaşılamadığı biliniyor. Kendisine ulaşılabilen kurbanlar ülkeye kanun dışı giriş yapmaktan suçlu bulundukları için ikinci kez mağdur oluyor. İnsanların kaçırıldıkları varış ülkelerinde bilgili ve duyarlı hükümet personelinin bulunmayışı, kurbanların içinde bulundukları çıkmazın anlaşılmasını zorlaştırıyor. Mağduriyetin büyümesindeki en önemli sebeplerden biri ise ülkelerin insan kaçakçılığını önlemeye yönelik iş birliği konusunda isteksiz davranmaları ve doğru istatistiki bilgileri sağlamamaları.

india5Tehlikenin önlenmesi ve çözüm için devletlerarası koordinasyonu sağlamak gerekiyor. Ulusal ve uluslararası yargı, insan hakları örgütleri, hükümetler, ticaret organizasyonları, STK’lar ve ülke vatandaşlarının bu konuda sorumlu davranıp birlikte hareket ederek “modern çağın köleliği”ne karşı ortak bir duruş sergilemelerinin sorunun çözümü için önemli olduğunu vurguluyor. Önlem alınmazsa birçok insan kendi ülkesinden çok uzakta sefil olarak yaşam mücadelesi vermeye devam edecek. Faillerin serbest gezmesi, insan hakları ihlallerinin cezasız kalması, Bosna ve Kosova’da olduğu gibi savaş sonrasında kadınların, genç kızların ve çocukların fuhuş için kaçırılmalarına ve organ mafyasına davetiye çıkarıyor.

İnsan kaçırmanın insan haklarına yapılan bir tecavüz olduğunu; insan onuru, şerefi ve kişiliği üzerine yapılan bir saldırı olduğunu ve yasal olmadığını kabul eden bir dünyada durumun geleceğimizi tehdit edecek kadar büyümesi oldukça ürkütücü. Globalleşme ve modernleşme senaryolarıyla daha iyi bir hayatı hedef gösterenler, başkalarının yaşam hakkını ellerinden alarak kendi hayatlarını yaşama telaşındalar. Ne yazık ki hızla yayılan insan ticareti, uluslararası arenada her zaman alıcı bulan ticari bir olgu ve organize bir suç olmaya devam ediyor.

Cinsel istismar çocukları vuruyor

İnsan tacirliğinin en sık görüldüğü alanlardan birisi de cinsel istismar. Küçük yaşta kaçırılan kız çocukları, fuhuş sektöründe acımasızca kullanılıyor. Uzakdoğu, Asya ve Afrika ülkelerinde bu tür istismarlar oldukça yaygın. Örneğin Çin’in Yunnan köyünde yaşayan genç kızlar, Burma veya Tayland’da kendilerine iş bulunacağı yönündeki vaatler karşılığında -fuhuş sektörünün pençesine düştükten sonra- Yunnan’a geri dönüp başka genç kızların da fuhuş sektörüne dahil olmasına ön ayak oluyorlar. Kısır döngü şeklinde devam eden bu durum, çocuk yaştaki kızları insan tacirlerinin insafına terk ediyor.