Yükleniyor...
İsveç Müslümanları

İsveç Müslümanları

26 Kasım 2014

Demografik Yapı

İsveç’te herhangi bir ayrımcılığa yol açmama gerekçesiyle dine dayalı demografik istatistikler tutulmamaktadır. Bu nedenle İsveç’teki Müslümanlara dair demografik bilgiler tahminlere dayalı olmaktadır. Bu noktada olabildiğince sağlıklı tahmini bilgiler edinmek adına bağımsız bir araştırma kuruluşu olan PEW Araştırma Merkezi’nin (Pew Research Center) konuya dair hazırladığı rapora başvurulabilir. Buna göre, 2010 yılı itibarıyla İsveç’te yaşayan Müslümanların sayısı tahmini olarak 451.000’dir ki bu rakam, toplam nüfusun %4,9’una tekabül etmektedir.[1]

Ülkede din temelli istatistikler bulunmadığı için söz konusu Müslüman azınlığın kendi içerisinde hangi etnik gruplara ayrıldığını ortaya koymak da mümkün değildir. Lakin yapılmış bazı bağımsız araştırmalar bu konuda fikir edinmek için yol gösterici olabilir. Islam Awareness’a ait internet sayfasında alıntılanan önemli bir çalışmaya göre[2] İsveç, neredeyse 40 farklı ülkeden gelmiş Müslüman nüfusuyla Batı Avrupa’daki en heterojen Müslüman azınlık yapısına sahip ülkedir. Böylesi heterojen bir yapının içerisinde rakamsal olarak öne çıkan etnik gruplar zamana göre farklılık arz etse de 2013 yılına ait resmî istatistiklere göre[3] İsveç’teki Müslümanların kaynak ülkeleri arasında Irak ve İran başı çekmektedir. Bu iki grubu Somali ve Bosna-Hersek’ten gelen Müslümanlar takip etmektedir. Bunlardan sonra Türkiye’den gelenler (Türk veya Kürt) de İsveç’teki Müslümanlar arasında belirgin bir nüfusa sahiptir. Ayrıca 2011 yılında başlayan iç savaş sebebiyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan çok sayıda Suriyeli de yaşamak için İsveç’i tercih etmiştir.

İsveç Müslümanları arasında sayıları bir hayli fazla olan Iraklıların yanı sıra son yıllarda sayıları gittikçe artan Suriyeliler, azımsanamayacak miktardaki Lübnanlılar ve kendi dillerinin yanı sıra Arapça da konuşan Somalililer dikkate alındığında, Müslüman azınlık arasında konuşulan en baskın dilin Arapça olduğu söylenebilir.

Heterojen bir yapı oluşturan Ortadoğulu, Afrikalı ve Doğu Avrupalı Müslümanların, tahmin edileceği üzere, birbirlerinden farklı kültürleri ve yaşam pratikleri bulunmaktadır. Bunun en bariz yansımaları ise dilin yanı sıra kıyafetlerde görülmektedir. Etnik yapıya göre cemaatleşme, ayrı mescitler oluşturma, mezhep temelli farklı dinî pratikler ise Müslüman gruplar arasındaki bu heterojen yapıya işaret eden diğer göstergelerdir. Arada birebir ilişki olmasa dahi kültür ve yaşam pratiği farklılıklarının yansıdığı bir başka alan da İsveç toplumuna entegrasyonla ilgilidir. Dil ve kılık kıyafet dışında entegrasyonu etkileyen diğer faktörler de şunlardır: yaş, cinsiyet, eğitim, daha önceki yaşantıda teknolojiyle tanışıklık, gelinen ülkenin siyasi yapısı vb.

Netice itibarıyla İsveç’teki Müslüman azınlığın büyük bir çoğunluğunu göçmenler oluşturmaktadır. Fakat göçmen grupları geliş zamanlarına göre farklılaşmaktadır. Örneğin, Iraklılar en yoğun olarak 1970’lerin sonunda Irak-İran Savaşı nedeniyle İsveç’e gelmeye başlamış; Saddam Hüseyin’in devrilmesi ve Amerikan işgalinin ardından 1990’larda da bu göç hareketi devam etmiştir. Somalililer ve Suriyelilerin ülkeye gelişleriyse günümüze daha yakın tarihlerdedir.

Tarihî Arka Plan

Yukarıda da bahsedildiği üzere İsveç’teki Müslüman azınlık özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren göç yoluyla İsveç’e gelip yerleşmiştir. Fakat bu, İsveç’te bundan önce Müslümanların olmadığı anlamına gelmemektedir. Her ne kadar 20. yüzyıl öncesinde İsveç’teki Müslümanlara dair bilgi edinmek zor olsa da İsveç’e gelip bir süre kalan ve geri dönen Müslümanlar hakkında bazı bilgiler elde etmek mümkündür. Nitekim tarihçi Jonas Otterbeck tarafından yapılan bir araştırmadan[4] öğreniyoruz ki, 18. yüzyılın başlarında Osmanlı ile kurduğu stratejik desteğe dayalı güç ilişkisini arttıran İsveç krallığı, borçlanma da artınca ülkeye girip çıkacak olan farklı dine mensup insanların dinî yaşantısına dair bazı serbestlikler getirmiştir. Örneğin, Karl XII döneminde, 1718 tarihinde Osmanlı’dan gelen Müslümanlar ve Yahudiler, ülkede bulundukları müddetçe dinlerini pratik etme hakkına sahip olmuşlardır. İleriki tarihlere dayanan daha açık bir bilgiyi ise Arvsfonden’in[5] hazırladığı bir rapordan elde ediyoruz. Buna göre, dinî mensubiyete dair bilgi içeren son nüfus sayımı 1930 yılında gerçekleştirilmiş ve İsveç’teki Müslümanların sayısı 15 olarak kaydedilmiştir. Bu rakamın güvenilirliği tartışmalı olsa da İsveç’teki Müslüman varlığı hakkında genel bir fikir vermektedir. Aynı rapora göre İsveç’e ilk büyük Müslüman göçü 2. Dünya Savaşı’nın hemen ardından birkaç yüz kişi halinde ülkeye gelen Tatarlarca gerçekleştirilmiştir. Müslümanların sayısı 1960’lardan itibaren ortaya çıkan iş gücü göçüne kadar marjinal kalmakla birlikte bu tarihten sonra hızla artmıştır. İş gücü göçüne dayalı olarak 1960-1970 arası İsveç’e göç eden Müslümanların başını Türkiye ve Yugoslavya’dan gelenler çekmiştir. Bu işçilerin aile üyelerinin göçü 1970’ler boyunca devam etmiştir. 1980-90 arası dönemde ülkeye gelen Müslümanlar -İran ve Irak’tan gelenler gibi- çoğunlukla politik nedenlerle göç etmiş kişilerdir. 1990 sonrası Müslüman göçünün temel sebebiyse tıpkı Bosna, Irak ve Somali örneklerinde olduğu gibi iç savaştır. Benzeri bir sebep, son dönemde artan Afganistanlı ve Suriyeli Müslüman sayısını da açıklamaktadır.

Yukarıdaki kısa özetten de anlaşılacağı üzere Müslümanların İsveç’e yerleşmesinin geçmişi çok eski değildir. İsveç’e toplu olarak göçen ilk Müslüman grup olan Tatarların günümüzdeki durumlarına dair bilgi edinmek ise oldukça zordur. Bunun sebebi, sayılarının oldukça az olması ve belki de savaşın ardından bir kısmının ülkelerine geri dönmüş olmasıdır. Zira bunlar bölgeye uzak bir yerden değil, İsveç’in sınır komşusu olan Finlandiya’dan gelip yerleşen kişilerdir.

Sosyoekonomik Durum

İsveç’te eğitim 7-16 yaş arası için zorunludur ve grundskoleutbildning olarak adlandırılır. Zorunlu eğitim ücretsiz olduğundan eğitimden yararlanma imkânı başlangıçta herkes için eşittir. İsteyen zorunlu eğitime üç yıl daha ilave ederek gymnasieutbildning alır. Ardından da üniversiteye devam edebilir. Yetişkinler için meslek edindirme veya dil öğrenmeye dair eğitim de komvux, folkhögskola gibi kurumlarda ek olarak verilir. Ülkede çeşitli yaşlardan ve farklı cinsiyetlerden kişilerin eğitim durumlarına dair karşılaştırmalar istatistiksel olarak mevcut olmakla birlikte kişilerin dinî aidiyetlerini baz alan eğitim istatistikleri bulunmamaktadır. Ancak Müslümanların çoğunlukla göçmen oldukları dikkate alınacak olursa geldikleri ülkeye göre göçmenlerin eğitim durumunu paylaşan istatistikler ülkedeki Müslümanların eğitim seviyesine dair de genel bir bilgi verebilir. Bu verilerden yola çıkılarak İsveç İstatistik Kurumu’nun eğitimle ilgili yayımladığı istatistiklerden hareketle aşağıdaki gibi bir tablo ortaya konulabilir:

Yukarıdaki tablo, 25-64 yaş arası yurt dışı doğumluların 2013 yılı itibarıyla eğitim durumlarını dört farklı kategori açısından gruplamaktadır. Buna göre Somali’den ve Türkiye’den gelenler arasında yüksek öğrenimli kişi oranı az iken bu oran özellikle Bosna-Hersek ve İran doğumlular için oldukça yüksektir. Belirtmekte yarar var ki bu tablo, Müslüman olsun olmasın herkesi kapsamakta fakat Müslümanların yaygın doğum yerlerini göstermesi bakımından onların eğitim durumlarına dair de bilgi vermektedir.

İsveç’te Müslümanların kendi eğitim kurumları da bulunmaktadır. Araştırmacı Jenny Berglund’un 2012 yılında yayımlanmış Muslim Schools in Nordic Countries (Nordik Ülkelerdeki Müslüman Okullar) adlı çalışmasından hareketle şu tespitlerde bulunulabilir:[6] İlk Müslüman okulu 1993’te Malmö şehrinde açılmıştır. 2012 yılında ise okul sayısının 15 olduğu belirtilmektedir. Bu okulların dokuzu İsveç Millî Eğitim Kurumu tarafından “İslami” olarak nitelendirilirken altısı “İsveçli-Arap” vb. şekilde tanımlanmaktadır. Bu okullar temel eğitim veren, çeşitli yerel Müslüman organizasyonlar tarafından idare edilen bağımsız kurumlardır ancak finansmanları devlet tarafından sağlanmaktadır. Bu okulların eğitim politikalarındaki genel strateji, millî müfredata İslami din eğitimi dersleri (Kur’an, İslam tarihi vb.) eklemek üzerinedir. İsveç’te yaşayan Müslüman azınlığın ekonomik durumuyla ilgili bilgi veren özel bir istatistiki çalışma bulmak zor olsa da yurt dışı doğumlulara dair veriler bize bu konuda da bir fikir vermektedir. Örneğin 2012 yılı itibarıyla 20 ve üzeri yaştaki yurt dışı doğumluların tüketim birimi başına harcanabilir ortalama gelirleri yurt içi doğumlularınkinin %75’i yani dörtte üçü kadardır.[7] Çoğunluğu yurt dışı doğumlulardan oluşan Müslümanların gelir odaklı ekonomik durumlarının da benzer bir seyir izlediği tahmininde bulunulabilir. Müslümanların ekonomik durumunu etkileyen unsurların başında şunlar sayılabilir: İsveççe bilgisi de dâhil olmak üzere eğitim durumu, gelir getiren bir işinin/mesleğinin olup olmadığı ve varsa bu işin mahiyeti, kişinin çalışma koşullarını etkileyen sağlık durumu, gelinen ülkedeki akraba ve yakın çevrenin desteği, İsveç devletinden alınan ekonomik destek. Bu sonuncu madde sosyal refah devleti olarak bilinen İsveç için ayrıca ele alınmalıdır; zira İsveç’te azınlıklara çeşitli adlar altında (çocuk yardımı, kira yardımı vb.) ekonomik katkıda bulunulmaktadır. Örneğin 2011 yılı itibarıyla evli veya beraber yaşayan çiftlerden yurt dışı doğumlu olanlara verilen katkı miktarı, yurt içi doğumlulara verilenin neredeyse 10 katıdır.[8] Ekonomik durumu etkileyen unsurlar arasında sayılan eğitim durumuna dair bilgi yukarıda verilmişti. Bir diğer önemli unsursa gelir getiren bir işe sahip olunup olunmadığı ve eğer bir işe sahiplik varsa bu işin mahiyetinin ne olduğudur. Resmî istatistiklere göre 2013 yılı itibarıyla 16-64 yaş arası yurt içi doğumluların işsizlik oranı %6,4 iken bu oran yurt dışı doğumlular için %16,3’tür. Yurt dışı doğumluların işsizlik oranı özellikle 25-54 yaş arası grupta yoğunlaşmaktadır. Buna karşın, bir işe kayıtlı gözüken yurt dışı doğumluların oranı %63,4’tür. Bunların çoğunluğunu ise kendi iş yerine sahip olan veya bir yakınının yanında çalışandan ziyade bir yere bağlı olarak çalışanlar oluşturmaktadır. Öte yandan, bir tarım ülkesi olmayan İsveç’te geldikleri ülkelerde tarım sektöründe çalışanlar için iş imkânları son derece sınırlıdır, bu da çoğunluğu yurt dışı doğumlu Müslüman azınlığın geçimlerini bu sektörden sağlamalarına imkân vermemektedir.

"İsveç’teki Müslümanların sivil toplum çalışmalarına öncülük eden yapıların başında Dinî Cemaatler Devlet Teşvik Komisyonu tarafından desteklenen organizasyonlar gelmektedir."

İsveç’teki Müslümanların sivil toplum çalışmalarına öncülük eden yapıların başında Dinî Cemaatler Devlet Teşvik Komisyonu tarafından desteklenen organizasyonlar (Förenade Islamiska Församlingar i Sverige/FIFS, Sveriges Muslimska Förbund/SMuF, Islamiska Kulturcenterunionen i Sverige/IKUS, Svenska Islamiska Församlingarna/SIF, Islamiska Shiasamfunden i Sverige/ISS, Bosniakiska Islamiska Samfundet/BIS) ile İslami organizasyonlar (Sveriges Muslimska Råd/SMR, Islamiska Förbundet i Sverige, Svenska Muslimer för Fred och Rättvisa/SMFR, Ibn Rushd Studieförbund, Svenska Islamiska Akademien, Sveriges Unga Muslimer vb.) gelmektedir. Bu sayılanlar arasında ilk kurulan organizasyon FIFS’tir (1973).  Daha sonra SMuF ve IKUS bu yapıdan ayrılarak kurulmuşlardır. Bu üçüne bağlı 100’ün üzerinde değişik yapılanma mevcuttur. SMR, tüm Müslüman organizasyonlar için bir şemsiye kurum olarak 1990’da kurulmuştur. Islamiska Förbundet i Sverige’nin öne çıkan görevlerinin başındaysa Stockholm’deki caminin yönetimi yer almaktadır. SMFR, 2008 yılında kurulan bir Müslüman barış hareketidir. Svenska Islamiska Akademien, kâr amacı gütmeyen bir dernektir. Minaret isimli bir dergi çıkarmaktadırlar. Sveriges Unga Muslimer ise bir gençlik organizasyonudur. Ülke çapındaki bu organizasyonlara ilaveten Mevlana Sällskapet i Göteborg gibi yerel dernekler de bulunmaktadır.

Siyasi Durum

İsveç, resmî adıyla İsveç Krallığı, üniter parlamenter anayasal monarşi olarak adlandırılan bir yönetim usulüne sahiptir. Bu da ülkenin bir yandan demokrasiye bir yandan da demokrasiye tabi bir krala sahip olduğu anlamına gelmektedir.

İsveç’te resmî olarak tanınan beş millî azınlık vardır: Yahudiler, Romanlar, Samiler (yerliler), İsveçli Finliler ve Tornedalyanlar. Bunların resmî azınlık olarak kabul edilmeleri, çok uzun yıllardan beri İsveç’te yaşamaları sebebiyledir. Resmî kabulle birlikte bu grupların dil ve kültürlerinin korunması devlet garantisi altına alınmıştır. Öte yandan, daha önce de belirtildiği gibi, henüz herhangi bir Müslüman topluluk İsveç’te millî azınlık olarak addedilecek denli uzun süre yaşamamıştır. Bu da ülkede Müslüman topluluklara ait politikaların azınlık adı altında değil de göçmen, sığınmacı ve mülteci politikaları adı altında değerlendirilmesinin esas sebebidir.

İsveç’in göçmen politikası, işçi göçünün başladığı 1960’lardan itibaren şekillenmeye başlamıştır. İsveç’te göçle ilgili politikaların yönünü hükümet ve parlamento tayin etmekle birlikte Avrupa Birliği ile uyumlu politikalar geliştirilmesine de dikkat edilmektedir. 1990’larda bu politikaya göçmenlerim entegrasyonu konusu da dâhil edilmiştir. Fakat hem göçmen politikalarında hem de entegrasyon konusunda özellikle Müslümanlara yönelik uygulamalara dair bilgi ve belge bulmak zordur. Bu tarz bilgiler edinmek için ayrımcılık ve İslamofobi ile ilgili raporlara bakılabilir. Örneğin bunlardan bir tanesi ırk ayrımcılığına dair uluslararası konvansiyon hakkındaki komiteye İsveç Birleşmiş Milletler Kurumu tarafından 2013’te sunulan belgedir. Belgede, Müslümanlara dair geliştirilecek politika önerileri, özellikle nefret suçlarının takibine ve okul kaynaklarında basmakalıp ve ön yargılı ifadelerden arınmış bilgilere yer verilmesine odaklanmaktadır.[9] İşbirliği Ağındaki İsveçli Müslümanlar (Swedish Muslims in Cooperation Network) buna alternatif bir rapor hazırlamış ve özellikle dine dayalı istatistiklerin geliştirilmesinin gerekliliğine vurgu yapmıştır.[10]

"Her ne kadar 11 Eylül sonrasında Müslümanlara karşı gözle görülür derecede yaygın bir politika ve tutum değişikliği olmasa da bu olayın İsveç’teki Müslümanların hayatında hiçbir etkisinin olmadığını söylemek de mümkün değildir."

Her ne kadar 11 Eylül sonrasında Müslümanlara karşı gözle görülür derecede yaygın bir politika ve tutum değişikliği olmasa da bu olayın İsveç’teki Müslümanların hayatında hiçbir etkisinin olmadığını söylemek de mümkün değildir. Zira Avrupa Birliği kararlarına uyumlu olarak 2003’te Terör Suçları için Cezai Yükümlülük Yasası çıkartılmıştır. Fakat bu ve benzeri yasaların Müslümanların yaşantısına etkisini görmek için detaylı bir incelemeye ihtiyaç vardır.

Müslümanlar kendilerine yakın gördükleri herhangi bir parti ve parti üyesi tarafından temsil edilebilirler. Bunun dışında, Müslümanlar tarafından kurulan Politisk Islamisk Samling (Politik İslami Birlik) isimli bir parti de vardır. Fakat partinin siyasi arenada etkinliği bulunmamaktadır. Seçme ve seçilme hakkının kullanılmasıyla ilgili olarak Müslüman temsilciler siyasi etkinliği daha fazla olan partilerde yer alabilmektedirler. Bu isimlere örnek olarak Miljöpartiet de Gröna (Yeşiller) üyesi Mehmet Kaplan verilebilir.

Müslümanların ülke yönetimi ile irtibatını sağlamada partilerin ve politikacıların yanı sıra yerelden genele doğru sıralanan kurumlardan -ki üçüncü maddede bazıları zikredilmiştir- da yararlanılmaktadır. En genel seviyede yukarıda adı geçen ve şemsiye organizasyon olarak isimlendirilen Sveriges Muslimska Råd görülmektedir. Bu organizasyon, entegrasyon ve ayrımcılığa karşı dinî ve sosyal sorunlarla ilgilenmektedir. Bunu yaparken çeşitli yönetim birimleri ile iş birliği içerisine girmektedir.

Toplumsal veya sosyal hakların tanımına dair genel bir uzlaşı olmasa da Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesi’ne dâhil edilen başlıklardan bazıları şunlardır: adil ve güvenli çalışma hakkı, sağlığın korunması hakkı, sosyal güvenlik hakkı, konut edinme hakkı. Bu ve benzeri hakların tanınması açısından resmî düzeyde veya teoride Müslümanlar için herhangi bir eşitsizlik söz konusu değildir. Uygulamadaki aksaklıklara aşağıda değinilecektir.

İsveç’teki Müslümanların başka ülkelere seyahatleri konusunda da bazı özellikler öne çıkmaktadır: İsveç’teki Müslümanların büyük çoğunluğu göçmen olduğundan veya göçmen arka planına sahip olduğundan bu kişiler genellikle göç ettikleri ülkelere -eğer koşullar uygunsa- ziyarette bulunmayı tercih etmektedir. Ziyaret edilen ülkelerin başında İran, Bosna-Hersek ve Türkiye gelmektedir. Irak, Afganistan, Somali ve Suriye gibi ülkelerde güvenlik konusu sorunlu olduğu için bu ülkelere gidişler nispeten azdır. Farklı bir ülkeye sığınan akraba veya eş-dost ziyaretleri de İsveç’teki Müslümanların seyahat tercihlerinde belirleyici bir diğer faktördür. Örneğin Somali’nin komşusu olan Kenya veya Irak’ın çevresindeki Körfez ülkeleri genelde bu sebeple tercih edilen yerlerdir.

Müslümanların Karşılaştığı Sorunlar

İsveç 1960’lara hatta 80’lere kadar oldukça homojen bir yapıya sahipti. Böylesine homojen bir yapıdan kısa süre içerisinde yüzlerce değişik ırk ve kültürden insanın toplam nüfusun %20’sini oluşturduğu heterojen bir yapıya geçiş elbette ki sorunsuz olamazdı. Yine de kişisel bilgi ve gözlemlerimize dayanarak diyebiliriz ki, benzer bir tecrübeyi yaşayacak olsa pek çok problem üretebilecek ülkelere nazaran İsveç bu süreci daha sorunsuz geçirmektedir. Buna sebep faktörler ise ayrı bir inceleme konusudur.

İsveç’te Müslümanların karşılaştıkları sorunlardan bazıları şunlardır: “Nefret Suçu” raporuna göre İsveç Suç Anketi 2012 verileriyle 16-79 yaş arası nüfusun %1,2’sinin 2011 yılı boyunca 151 bin yabancı düşmanlığı (xenophobia) suçuna maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Ancak nefret suçlarının tamamı raporlara geçmemiştir. Aynı rapora göre 2012 yılında rapora geçen ve sebebi bilinen 5.000’in üzerindeki nefret suçunun tahminen 310 civarı yani %6’sı İslamofobik karakterlidir ki bu suçların büyük bir kısmı sözlüdür.[11] Fakat rapor bu suçu işleyenlerin etnik kimlikleri ile ilgili bilgi vermemektedir. Raporda, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık bir ve aynı kabul edilmiştir. Yani yabancı düşmanlığına dair paylaşılan veriler ırkçılık için de geçerlidir. Buna ilaveten adı özellikle ırkçılıkla gündeme gelen bazı grupların isimleri verilmektedir: İsveçlilerin Partisi (Svenskarnas Parti/SvP -bu parti Sverigedemokraterna/SD ile karıştırılmamalıdır) ve İsveç Direniş Hareketi (Svenska Motståndsrörelsen) gibi. Fakat bunların etkinliği çok fazla değildir.

Müslümanların toplum ve devlet nazarında nasıl değerlendirildiği konusu ise derin sosyolojik araştırma gerektirmektedir. Çünkü farklı sebepler dolayısıyla farklı gruplar (halktan kişiler, akademisyenler, parti üyeleri, entelektüeller vb.) için farklı değerlendirmeler söz konusudur. Yine de konuya dair genel bir açıklama yapmak için Carlbom’un[12] tezinden yararlanılabilir. Malumdur ki akademisyenler ve araştırmacılar gerek toplumun gerekse yöneticilerin meselelere bakış açılarını etkileme hususunda belli bir yetkinliğe sahiptir. Carlbom’a göre bu grubun İsveç’te İslam’a ve Müslümanlara dair bakışını etkileyen temel ideoloji çok kültürlülüktür. Üstelik bunun hegemonik bir yapıda olduğu da söylenebilir; yani aksi yönde görüşlere, değerlendirmelere karşı koyar.

Ayrımcılığı önlemeye yönelik çeşitli kurumlar ve kanunlar olmasına rağmen İsveç, Müslümanlar nezdinde ayrımcılıktan ari bir ülke değildir. Yalnızca bu konuyla ilgili yapılmış istatistikler bulunmamakla birlikte çeşitli alan çalışmaları mevcuttur. Örneğin, çalışma ve ev sahibi olma hususunda ayrımcılığa dair yapılan araştırmaları değerlendiren Ahmed ve Ekberg’in[13] yapmış olduğu çalışmaya göre, iş başvurusunu yabancı bir isimle yapmak negatif etkiye sebep olabilmektedir. Benzer bir durum konut başvurusu için de söz konusudur. Ayrımcılığa dair alan çalışmaları özellikle bu iki alanda -iş ve konut- yoğunlaşmaktadır.

Bilindiği üzere İsveç’te bir iç savaş veya sürekli bir çatışma durumu mevcut değildir. Fakat giderek kendisini daha fazla gösteren bir çete (gang) ve çetecilik problemi vardır. Özellikle gençler arasında yaygın olan yerel çeteler oluşturma süreci, çeşitli yer ve zamanlarda kendini şu şekillerde açığa vurmaktadır: Değişik çetelerin birbiriyle çatışması, yakıp yıkma anlamında çevreye zarar verme, gasp-hırsızlık gibi suçlar işleme. Bu tarz çete oluşumlarında Müslümanların ne kadar yer aldığı bilinmemekle beraber bu yapılar içerisinde göçmenlerin ağırlığı söz konusudur. Bu tür oluşumlara sebep olan etmenler derinlemesine inceleme gerektirmekle birlikte sıklıkla dile getirilen belli başlı sebepler şunlardır: Genç yaştaki göçmenlerin gymnasium ve sonrasındaki eğitime devam etme oranlarının düşük oluşu, bu grup içinde işsizliğin yüksek olması, maddi imkânların sınırlı olması, göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde -özellikle kendine bir yer edinme adına- çetelere dâhil olma gereğinin hissedilmesi, alternatif aktivitelerin yetersizliği ve ailelerin gençler üzerindeki etki ve yönlendirmesinin yetersiz olması. Nitekim bu ve benzeri sebeplerle çetelerin de devreye girmesiyle küçük bir olaydan çıkan kıvılcım kısa zamanda yayılarak ciddi zararlara neden olabilmektedir. Tıpkı Mayıs 2013’te Stockholm’de başlayıp ülkenin diğer şehirlerine sıçrayan araba yakma, polisle çatışma eylemlerinde olduğu gibi.

"Müslümanlar arasında bazı marjinalleşme, radikalleşme eğilimleri de söz konusudur. Bunların başında Ortadoğu veya Kuzey Afrika’da çatışmaya gönderilmek üzere eğitilen gençlerin durumu gelmektedir."

Burada bahsi geçen çeteleşmenin Müslümanlar nezdinde ne kadar yaygın olduğu bilinmese de özellikle genç göçmenler arasında bir marjinalleşme eğilimi olduğu söylenebilir. Buna dair belli başlı sebepler de yukarıda zikredilmiştir. Buna ilaveten doğrudan Müslümanlar arasında var olduğu bilinen bazı marjinalleşme, radikalleşme eğilimleri de mevcuttur. Bunların başında Ortadoğu veya Kuzey Afrika’da çatışmaya gönderilmek üzere eğitilen gençlerin durumu gelmektedir. Hangi tür organizasyonlara ne kadar gencin iştirak edip İsveç dışına yollandığına dair erişebileceğimiz düzeyde bilgi bulunmamakla birlikte, burada bahsi geçen gençlerin yukarıdaki gençlerden seçilme ihtimalinin oldukça yüksek olduğu açıktır. Dolayısıyla bu tarz gruplara katılma nedenleri de yukarıda sayılan çeteleşme sebepleriyle benzerlik göstermektedir.

Buraya kadar yazılanlardan göçmenler ve dolayısıyla Müslüman azınlık arasında yoksulluk oranının daha yüksek olduğu anlaşılmakta ancak göçmenlerin sosyoekonomik durumlarındaki bu zayıflığın planlı, programlı bir ekonomik yaşamdan uzaklaştırma ve fakirleştirme politikasına binaen olmadığı da görülmektedir. Müslüman azınlığa karşı negatif politikalar olarak kullanılabilecek olan nüfus transferi, yerinden etme veya ülke/şehir içi hareket özgürlüğünün sınırlanması gibi olumsuzluklar da İsveç’te yaşayan Müslümanlar için söz konusu değildir. Durumları kanunlarla belirlenmiş çerçevenin dışına çıkanlar, sınır dışı edilme ile karşı karşıya kalabilirler fakat bu, kanunların daha da detaylandırılmasını gerektiren oldukça özel durumların varlığında ortaya çıkan -eleştiriler bir tarafa- kanunsuz ve zorba bir sınır dışı edilme durumu değildir.

İsveç’te düşünce ve ifade özgürlüğü kanunlarla belirlenmiş olup bu hakların kullanımı desteklenmektedir. Bu koyuyla ilgili en yeni temel yasalardan biri şudur: Yttrandefrihetsgrundlag/Anayasa Hukuk Özgürlüğü (1991: 1469). Düşünce ve ifade özgürlüğünü garanti altına alan bu ve benzeri temel yasalarda bazı istisnalar mevcuttur. Örneğin yasanın pornografik içerikli paylaşımları kapsamaması gibi. İlaveten, düşünce ve ifade özgürlüğünün kötüye kullanılmasıyla ortaya çıkan 18 ihlal tanımlanmıştır ki bunlar arasında şu maddeler yer almaktadır: Vatan hainliği, savaş kışkırtması, casusluk, hakaret, ırkçı nefreti kışkırtma vb. Netice itibarıyla doğrudan Müslümanların düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı herhangi bir yasalaşma ve buna binaen bir uygulama söz konusu değildir. Tıpkı düşünce ve ifade özgürlüğünün yasalarla korunma altına alınması gibi: “Kişi, tek başına veya başkalarıyla birlikte dinini uygulama özgürlüğüne sahiptir.” ibaresi de temel yasalarda yer almaktadır.

Daha önce eğitimle ilgili bilgi verilirken Müslümanların kendilerine ait okullar açabildikleri de belirtilmişti. Bu minval üzere, gerek bu okullarda gerekse de diğer okullarda eğitim görmelerinin önünde bir engel yoktur. Anaokulu da dâhil olmak üzere eğitimin hiçbir safhasında başörtüsü yasağı vb. uygulamalar söz konusu değildir. Hatta yüzü örten peçeye dair izin de 2006 yılında kesinleşmiştir. Konuyla ilgili belki tek istisna, laboratuvar gibi ortamlarda risk taşıması vb. durumlarda öğrencilerin peçe takmasına izin verilmemesidir.

Anayasa ve hukuk tarafından yapılan bir başka düzenleme de keyfî gözaltı ve tutuklamalara karşı olandır. Nitekim İnsan Hakları Uygulamalarına Dair Ülke Raporu’nda[14] 2013 yılı itibarıyla İsveç’te herhangi bir keyfî veya hukuksuz öldürmenin ya da politik amaçlı ortadan kaybolmanın kayıtlanmadığı belirtilmektedir.

İsveç’te zorunlu işçilik kavramı veya uygulaması da mevcut değildir. Kişilerin sosyal güvenlik haklarının göz ardı edilip vergisiz çalıştırılması da söz konusu değildir. Buna dair cezalar oldukça caydırıcıdır. Söz konusu uygulama ırk veya din ayrımı gözetmeden herkesi kapsamaktadır.


[1] http://www.pewforum.http://www.pewforum.s. 203-374,. org/2011/01/27/future-of-the-global-muslim-population-regional-europe/#1
[2] M. Anwar, J. Blaschke, Å. Sander, State Policies Towards Muslim Minorities: Sweden, Great Britain and Germany (Müslüman Azınlıklara Karşı Devlet Politikaları: İsveç, İngiltere ve Almanya), Berlin: Edition Parabolis, ss. 203-374, http://www.islamawareness.net/Europe/Sweden/Muslims_in_Sweden.pdf
[4] Jonas Otterbeck, “The depiction of Islam in Sweden: An historical overview” (İsveç’te İslam’ın tasviri: Tarihî bir bakış), bk. http://inhouse.lau.edu.lb/bima/papers/Jonas_Otterbeck.pdf
[6] Jenny Berglund, Muslim Schools in Nordic Countries (Nordik Ülkelerdeki Müslüman Okullar), bk. http://sh.diva-portal.org/smash/record.jsf?pid=diva2:498200
[8] http://www.statistikdatabasen.scb.se/pxweb/sv/ssd/START__SO__SO0203/BidragshushFodd/table/tableViewLayout1/?rxid=beb0a8da-5385-4981-bdb8-3d140c5a1135
[9] Bu rapora alternatif olarak Swedish Muslims in Cooperation Network (İşbirliği Ağındaki İsveçli Müslümanlar) tarafından hazırlanan şu rapora da bakılabilir: http://www.islamiskaforbundet.se/sv/doc/Report.pdf
[10] Swedish Muslims in Cooperation Network (İşbirliği Ağındaki İsveçli Müslümanlar), “Alternative Report” (Alternatif Rapor). Rapor için bk. http://www.islamiskaforbundet.se/sv/doc/Report.pdf
[11] Hate Crime 2012: Statistics on self-reported exposure to hate crime and police reports with identified hate crime motives (Nefret Suçu 2012: Nefret suçuna dair suçu işleyenlerin kendilerinin bildirimine dayalı istatistikler ve tanımlanmış nefret suçu sebeplerini içeren polis raporları). Rapor için bk. https://www.bra.se/download/18.6b82726313f7b234a581fd3/1380108337665/2013_Hate_crime_2012.pdf
[12] The imagined versus the real other: Multiculturalism and the representation of Muslims in Sweden (Hayal edilen ve gerçek “öteki”: İsveç’te Müslümanların tasviri), Aje Carlbom, Lund Üniversitesi, Lund. Doküman için bk. http://lup.lub.lu.se/luur/download?func=downloadFile&recordOId=20977&fileOId=1693275
[13] Fältexperiment för att studera etnisk diskriminering på den svenska arbets- och bostadsmarknaden (İsveç iş ve konut piyasasındaki etnik ayrımcılığı çalışmak üzere alan deneyleri), Ali M. Ahmed ve Jan Ekberg, Socialvetenskaplig tidskrift (Sosyal Bilimsel Dergi), Sayı 2, 2009. Doküman için bk. http://svt.forsa.nu/documents/forsa/documents/socialvetenskaplig%20tidskrift/artiklar/2009/inneh%C3%A5ll/f%C3%A4ltexperiment%20f%C3%B6r%20att%20studera%20etnisk%20diskriminering%20p%C3%A5%20den%20svenska%20arbets-%20och%20bostadsmarknaden%20av%20ali%20m.%20ahmed%20och%20jan%20ekberg.pdf
[14] Sweden 2013 Human Rights Report (İsveç 2013 İnsan Hakları Raporu). Raporun tamamı için bk. http://www.state.gov/documents/organization/220548.pdf

Diğerleri