Kanada Müslümanları

Kanada Müslümanları

05 Ocak 2015

Bir göçmen toprağı olan Kanada, göçmenlik politikalarını hem küresel konjonktürü dikkate alarak hem de kendi ihtiyaçlarına göre güncellemektedir. Mesela 20. yüzyılın ortalarına kadar ülkeye Hristiyanlar dışında göçmen kabul edilmiyordu. Kanada’ya olan göçler farklı zaman dilimlerinde dalgalar halinde gerçekleşmiştir. İlk dalga Doğu Avrupa’dan başlamıştır, ikincisi Pakistan ve Hindistan, üçüncüsü ise Mısır ve Lübnan’dan gerçekleşmiştir. Son zamanlarda Cezayir ve Suriye’den de göçler gerçekleşmektedir. Kriz yaşanan ülkelerin vatandaşlarının yeni umudu olan Kanada, özellikle Ortadoğu’da ve İslam dünyasının diğer coğrafyalarında görülen krizler nedeniyle Müslümanlar için adeta ikinci bir vatan olmuştur. Ortadoğu’nun yanı sıra Uzak Doğu, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinden de çok sayıda göçmen yaşamak için Kanada’yı tercih etmiştir. Statistics Canada’nın verilerine göre ülkede yaşayan her beş kişiden biri Kanada dışında doğmuştur. Yine bu verilere göre aşağı yukarı 10 milyon kişi kendini Kanadalı olarak, diğer büyük gruplar ise kendilerini İngiliz, Fransız, İrlandalı veya Alman olarak tanımlamaktadır. Müslüman göçmenler ise hâlâ azınlık durumundadır ve bir milyonu aşamayan etnik gruplardan oluşmaktadırlar.

Bu kadar etnik çeşitliliğe sahip olan Kanada, 1971 yılından itibaren resmî olarak çok kültürlülük (multiculturalism) politikasını benimsemiştir. Böylece herhangi bir etnik köken, din, dil veya ırk ayrımı gözetmeksizin, tüm Kanadalılara aynı haklar tanınmıştır. Bu sayede tüm vatandaşlar, hem kendi değer ve geleneklerini koruyabilmekte hem de Kanada’nın siyasi, ekonomik ve sosyal hayatına katkıda bulunabilmektedir. Çok kültürlülük kanunu her erkek ve kadına düşünce, inanç ve ifade özgürlüğüyle beraber dernek kurma ve barışçıl amaçlı toplanma hürriyeti sağlamaktadır. Kanada vatandaşlığı, ülke anayasası ve insan hakları ve özgürlükleri tüzüğü, bu tür özgürlükleri garantilemektedir. Dolayısıyla kanunlar karşısında herkes eşit muamele görmektedir. Bu uygulamalar farklı etnik ve dinî gruplar arası iletişimi kolaylaştırmakta ve birbirlerine karşı anlayış ve hoşgörüyü teşvik etmektedir. Asimilasyon yerine entegrasyonu benimseyen bu politika herhangi bir kültürün üstünlüğünü tanımamaktadır ve herkesi eşit vatandaş olarak tanımlamaktadır.

Rapora ulaşmak için tıklayınız.

Diğerleri