Kenya Müslümanları

Kenya Müslümanları

10 Mart 2017

Yüz ölçümü: 580.367km2

Nüfus: 45.010.056

Müslüman nüfus: %25-30

Başkent: Nairobi

Resmî dil: İngilizce, Svahilice

 

Afrika siyasetinin en önemli ülkelerinden biri olan Kenya’daki Müslüman azınlık, nüfusun %25-30’luk bir bölümünü oluşturmaktadır ve ülkede oldukça etkin ve güçlü bir konumdadır. Bu durum, kısmen yüksek orandaki nüfuslarıyla ilgili olmakla birlikte, genel olarak ekonomik ve stratejik anlamda önemli kıyı bölgelerinde yaşıyor olmalarıyla da ilgilidir. Zira Kenya’daki Müslümanların büyük bölümü yüzyıllardır ekonomik faaliyetin yoğun olduğu liman kentlerinde yerleşiktir.

Tarihsel olarak bölgenin en eski toplumlarından olan Müslümanların 1895’te başlayan sömürge dönemi öncesinde, kültürel ve sosyal olarak Kenya’nın en etkili toplumu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira bölge tarihinin büyük bölümünde Hint Okyanusu kıyısındaki sahil kesiminin yönetimi tamamen Müslüman devletlerin kontrolünde kalmıştır. Ancak sömürge sonrası dönemde bu durum tam tersi bir hale dönüşmüştür.

Kenya kıyıları ile Arabistan arasında İslam öncesi dönemden itibaren var olan deniz ticaretine dayalı ilişkiler, İslam’ın bölgeye çok erken bir dönemde gelmesini sağlamıştır. 685 yılında Ummanlı Müslümanlar aracılığıyla İslam’la tanışan bölgedeki ilk cami de 830 yılında inşa edilmiştir. Ekonomik ve dinî ilişkilerle gelişen etkileşim, evlilikler yoluyla Arap-Afrika karışımı olan Svahili kültür ve dilini ortaya çıkarmıştır.

1200’lü yıllardan sonra deniz ticareti sayesinde kıyı boyunca Mombasa, Kilwa, Lamu ve Malindi gibi halkı tamamen Müslüman olan kentler kurulmuştur. Kıtanın iç kesimleri yoğun ormanlık alanlarla kaplı olduğu için, Müslümanlar iç bölgelerle çok ilgilenmemiştir. Müslümanların Kenya’daki üstünlüğü ve güçlü varlığı 16. yüzyıldan itibaren sekteye uğramıştır. Portekiz güçleri ile yerel Müslüman devletler arasındaki savaşlar, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkla birlikte bölgede Portekiz nüfuzunu getirmiştir. 18. yüzyılda Müslüman idaresi bölgeye yeniden hâkim olsa da bu kez farklı Avrupalı sömürgeci güçlerin etkisiyle bu hâkimiyet sınırlı kalmıştır.

16. yüzyılın başına kadar Doğu Afrika sahillerinin en gözde yerleri olan Kenya kıyıları, 1500’lü yıllarla birlikte bölgeye gelen Portekiz donanmasının Mombasa başta olmak üzere bütün sahil şehirlerini yakıp yıkmasıyla ihtişamını kaybetmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti 1585’te Afrika sahillerindeki bu tahribatı engellemek üzere Mombasa’ya bir donanma göndererek burayı Osmanlı topraklarına katmıştır. Ancak Portekizliler 1589 yılında büyük bir katliam gerçekleştirerek Mombasa’yı yeniden ele geçirmiştir. Bölgede Osmanlı ordusunun inşa ettiği kalenin kalıntıları günümüzde halen durmaktadır.

Osmanlı etkisinin kırılmasından sonra 17. yüzyıldan itibaren Tanzanya açıklarındaki Zengibar Sultanlığı’nın idaresine giren Kenya sahilleri, 20. yüzyıl başında İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Mombasa ile Uganda arasında kurulan demir yolu sayesinde seyahatin kolaylaşması ise sadece işgalcilerin değil, Müslümanların da kıtanın daha iç bölgelerinde yeni yerleşim yerleri kurmalarını kolaylaştırmıştır.

İngilizler kendi sömürge anlayışları uyarınca, ekonomik anlamda güçlü olmaları ve yüzyıllardır bölgenin yönetici sınıfı olmaları gibi nedenlerle buradaki Müslümanlarla başlarda iyi geçinmeye çalışmıştır. Ancak sömürge idaresinin 1907’de Mombasa’dan ülkenin daha iç kesimlerindeki Nairobi kentine taşınması, kendine mümbit alan arayan misyoner grupları ön plana çıkarmış, bu durum da İngilizlerin misyonerler eşliğinde iç bölgelere nüfuz etmesini sağlamıştır. Ülkede yeni yönetim merkezinin daha iç bölgelerde kurulmasıyla kıyı kentlerinin ve dolayısıyla buralardaki Müslümanların etkisi azaltılmıştır.

1895’te kısmi olarak çeşitli bölgelerde başlayan sömürge idaresi, 1920 yılında doğrudan işgale dönüşmüştür. Yerlilerin tüm siyasi haklarıyla birlikte ellerindeki verimli arazileri de alınarak İngiliz çiftçilere verilmiş; bir yanda işgal diğer yanda misyonerlik çalışmaları hızla devam etmiştir. İşgale karşı verilen mücadele ve 1950’li yıllarda yaşanan büyük ayaklanmalardan sonra Kenya, 1963 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Ancak yeni dönemde ülke bu kez farklı etnik gruplar arasındaki iç politik mücadeleye ve çok sayıda askerî darbeye sahne olmuştur. Kenya’da halen iktidarı elinde bulunduran etnik gruplarla onlara rakip unsurlar arasında, iç savaşa varacak düzeyde gerilimler yaşanmakta, kimi zaman bu siyasi gerilimler binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmalara sebep olmaktadır.

Kenya’daki Müslümanların büyük bölümü bu toprakların yerlisi olan siyahi halklardan olmakla birlikte önemli orandaki Arap, Somali ve Hint kökenli topluluk, ülkedeki İslami kimliğin diğer renklerini oluşturmaktadır. Bu gruplar arasında, Somali asıllı olan kesim ülkede etnik gerilimin yükseldiği her dönemde hedef haline gelmekte ve ciddi zarar görmektedir. Kuzey bölgelerinde, Somali devleti sınırına yakın yerlerde yaşayan bu azınlığı kendisi için tehdit olarak gören Kenya yönetimleri, bu gruplara her zaman kuşkuyla bakmıştır. Kenya’da ayrıca çok az sayıda Şii nüfus da vardır.

Ülkede Müslümanları temsil eden çok sayıda üst yapı kurumu bulunmaktadır. Bunlar arasında, 1968 yılında kurulan Kenya Müslümanları Ulusal Birliği en eski olanıdır. Bu grup kuşatıcı olmaktan ziyade maddi olarak bazı Arap ülkelerine bağımlı bir oluşumdur. 1973 yılında kurulan Kenya Müslümanları Yüksek Konseyi ise müftülük görevine benzer bir temsil misyonu yürütmektedir. Bu konsey, 1979 yılında devlet tarafından Kenya Müslümanlarının tek resmî otoritesi olarak kabul edilmiştir. Kenya devleti ayrıca hukuki rehberlik için bir “Başkadı” atamaktadır. Kadı, Kenya devlet başkanının Müslümanlarla ilişkilerinde danışmanı ve yardımcısı görevindedir. Müslümanların kendi aile ve miras hukuku davaları için 1963 yılından bu yana faaliyette olan, resmî olarak tanınmış bir mahkemeleri de vardır. Mahkemelerin yetkisi, evlenme, boşanma ve miras davalarında her iki tarafın da Müslüman olması durumunda geçerlidir.

Ülkede Müslümanlar devlet kademelerinde ve siyasette, nüfuslarıyla çok da orantılı olmayan eksik bir temsil hakkına sahiptir. Milletvekilleri düzeyinde parlamentodaki oranları %12’yi pek geçmemektedir. Geçmişte çok daha kötü olan bu oran son yıllarda düzelme göstermiştir. 2007’den bu yana 222 üyeli parlamentoda 32 sandalye Müslüman vekillere ayrılmış durumdadır. Bu da geçmişteki düşük oranlara göre oldukça olumlu bir gelişme olarak kabul edilmektedir. Ülkede kiliseler tarafından çalıştırılan 20 özel üniversiteye karşılık, Müslümanların sadece bir üniversitesi vardır.

Kenya’da İslam, yüzyıllar boyunca sahil şeridindeki şehirlerde yaşanan hâkim inanış olarak kalmıştır. Bu nedenle birçok İslami kurum kıyı şehirlerinde kurulmuştur. Mescitlerin büyük bölümü, okul ve medreseler, sağlık kurumları, ağırlıklı olarak bu bölgelerde yoğunlaşmıştır. Dolayısı ile ülkenin iç kesimlerinde yaşayan Müslümanlar ile kıyı şeridindeki Müslümanlar arasında gerek eğitim gerekse sosyal imkânlar açısından ciddi farklar bulunmaktadır.

1991 yılından sonra, Somali iç savaşından kaçan binlerce sığınmacının Kenya’nın kuzeydoğu bölgelerine yerleşmesi, silahlı grupların bölgeye girmesinden çekinen yöneticilerle Kenya’nın yerlisi olan Somali asıllı azınlığı karşı karşıya getirmiştir. Sınır anlaşmazlıkları nedeniyle zaten sıkıntılı olan Somali-Kenya ilişkileri, bu Somalili göçmen akınıyla daha da gerilmiştir. 2000’li yıllarda Somali’de Şebab adlı silahlı grubun yol açtığı şiddet olayları sebebiyle yüz binlerce sivil Kenya’ya sığınmış, bu durum sadece sığınmacılar için değil, Kenya’nın yerlisi olan Müslüman azınlık için de sıkıntılı bir süreç başlatmıştır. Kenya’daki şiddet eylemlerini gerçekleştiren kişilerin genellikle ülke dışından gelen yabancılar olduğu ve Kenyalı Müslümanların bu tür gruplara çok fazla itibar etmediği bilinse de bu durum onların bu olaylardan zarar görmesini engellememektedir.

Ülkedeki Müslümanların en önemli şikâyeti, son yıllarda kendilerine yönelik dozu giderek artan ayrımcı politikalardır. Bu uygulamalar, 1992-94 yılları arasında ilk defa yoğun şiddet eylemlerine sebep olmuştur. Kenya İslam Partisi adıyla 1992 yılında kurulan bir partinin taraftarlarıyla hükümet arasındaki çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir. Bugün Kenya’da resmî olarak dinî bir partinin kurulması kesinlikle yasaktır. Bu partinin kapatılmasından sonra liderinin 1998 affıyla ülkeye dönmesi ve daha ılımlı bir siyasi söylemi dillendirmesi, taraflar arasındaki gerilimi sona erdirmiştir.

Ülkede yasal olarak dinî her türlü ayrımcılık yasak olmakla birlikte, ABD’nin Afrika’daki önemli müttefiklerinden olan Kenya’da 1998 yılında ABD büyükelçiliğine yönelik düzenlenen bombalı saldırılar, olayla ilgileri bulunmasa da Müslümanlara yönelik bakışın değişmesinde yeni bir dönüm noktası olmuştur. Eylemleri yapan kişiler Kenyalı olmadığı halde ülkede Müslümanlara ait bazı sivil toplum kuruluşları kapatılmış, birçok insan da gözaltına alınmıştır. 11 Eylül 2001’de ABD’de yaşanan saldırılar sonrasında da Müslümanları marjinalleştirmeye yönelik resmî ve sivil girişimler hız kazanmıştır. 2002 yılında Kenya’da İsrail hedeflerine yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırılar el-Kaide’nin ülkedeki varlığını açıkça göstermiş, bu durum ABD’nin buradaki istihbarat operasyonlarının artmasına sebep olmuştur. Bu olaylarda da Kenyalı Müslümanların rolü olmadığı halde, çok sayıda yerli Müslüman gözaltına alınmış, birçoğu Somali, Etiyopya veya Guantanamo’ya kaçırılmıştır.

Kenya’nın ülke olarak içinde bulunduğu genel insani sorunlar, Müslüman azınlığın da ciddi bir açmazıdır. Ülkedeki fakirlik, işsizlik, yolsuzluk ve etnik gerilimler, Müslüman topluluk içindeki bütünlüğü zedeleyen önemli faktörlerdir. Özellikle Müslüman toplumun kendi içinde yaşadığı etnik bölünmüşlük, yerel düzeydeki diğer bölünmeleri de beraberinde getirmiştir. Buna ilave olarak Kenya’daki değişik fikrî akımların birbirlerini tekfir eden yaklaşımları da önemli bir sorun alanıdır.

Genel durumdaki olumsuzlukların yanı sıra, ülkenin kuzeydoğu bölgelerindeki kırsal kesimlerde yaşayan Müslümanların kendilerine özgü sorunları da bulunmaktadır. Bunların başında Kenya yönetimi tarafından “yabancı” olarak görülmeleri gelmektedir. 1980’lerde kuzey bölgelerinde etnik kökene dayalı bir politika yürüten Kenya yönetimi, bu bölgedeki Somali asıllı Müslümanların büyük bölümünü sınır dışı etmiştir.

İnsani gelişmişlik endeksinde Müslümanların yaşadığı bu bölgelerdeki olumsuzluk Kenya’nın diğer yerlerine göre %70 daha fazladır. Kenya genelinde her 20 bin kişiye bir doktor düşerken, Müslümanların yaşadığı bölgelerde her 120 bin kişiye bir doktor düşmektedir. Bunun gibi, eğitim alanında da Müslümanların yaşadığı iç ve kuzey bölgelerde hükümetin politikalarından kaynaklanan ayrımcı uygulamalar gözlenmektedir.

Diğerleri