Yükleniyor...

Kenya

Kenya

Kenya

Temel Göstergeler
Resmi Adı Kenya Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi Başkanlık Sistemi
Başkent Nairobi (4.4 Milyon)
Bağımsızlık Günü 12 Aralık 1963 (İngiltere’den)
Yüzölçümü 580.367 km2
Nüfusu 50.5 Milyon (2018)
Nüfusun Etnik Dağılımı %22 Kikuyu, % 14 Luhya, %13 Luo , %12 Kalenjin, %11 Kamba, %6 Kisii, %6 Meru, %16 diğer
İklimi Kıyıda tropikal iklim, iç kesimde çöl iklimi hâkimdir
Nüfus Artış Oranı %1,69
Coğrafi Konumu Doğu Afrika’da olup, ülkenin sınır komşularını (kuzeyden saat yönünde ilerlendiğinde) Etiyopya, Somali, Tanzanya, bir kısmı Victoria Gölü olmak üzere, Uganda ve Güney Sudan oluşturmakta; Güneydoğusunda Hint Okyanusu yer almaktadır.
Din %83 Hristiyan, %11 Müslüman, %6 diğer
Dil Svahili, İngilizce
Okuma Yazma Oranı %78 (2015)
Milli Gelir 75 milyar dolar (2017)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 3.120 dolar (2016)
Reel Büyüme Oranı %5,8 (2016)
Enflasyon Oranı %4.8 (2017)
İşsizlik Oranı %40 (2013)
Yoksulluk Oranı %43.4 (2012)
Para Birimi Kenya Shillingi (KES)
Ortalama Yaşam Süresi 64 yıl (2017)
Doğal Kaynakları Altın, kireçtaşı, soda, tuz, hidro güç
Ana İhracat Ürünleri Çay, kahve, bahçe ürünleri, petrol ürünleri, balık, çimento
Ana Tarım Ürünleri Kahve, çay, mısır, buğday, şekerkamışı, meyve, sebze, süt ürünleri, yumurta

 

Ülke Tarihi

Milattan önce 1. binyılda avcılık ve toplayıcılıktan tarıma geçilen Kenya, o tarihlerden itibaren Afrika sahilleriyle ticaret yapan Fenikeliler, Yunanlı­lar, İranlılar ve Arapların ilgi alanına girmiştir.

14. yüzyılın başından 16. yüzyılın sonuna kadar süren ve Mvita da denilen Ş'irazî Hanedanı’nın kurduğu Zenci İmparatorluğu bünyesinde otuz yedi şehir devleti yer almıştır. Arapların Afrika ile Uzakdoğu asında sürdürdüğü ticarî faaliyetler sayesinde bölge en iyi dönemini yaşamıştır.

16. yüzyılın başlarından itibaren Portekizliler ve diğer Avrupalılar da bölgeye ilgi duymaya başlamıştır. 1693'te Mombasa'yı iş­gal eden Portekizliler, tüm sahil hattını ele geçirmiştir.

17. yüzyılda Portekiz’in sömürge faaliyetlerini Güney Amerika'ya kaydırması ve Hint Okyanusu'ndaki güçlerinin zayıflaması üzerine 1650'de Umman Sultanlığı, Mozambik'in kuzeyine kadar olan sahilleri idaresi altına almıştır. Mombasa ve çevresini 1698-1730 yılları arasında bu sultanlığın hakimi olan Ya'arubi Hanedanı, 1730-1837 yılları arasında ise Mazruî Hanedanı yönetmiştir. Bû Saidîler döneminde Umman Sultanlığı, bölgede doğrudan idare tesisi için 1813'te Lamu'yu da başşehrin bulunduğu Muskat'a bağlamıştır. 1832'de Umman Sultanı Seyyid Said b. Sultan devletin merkezi olarak Muskat yerine Zengibar'ı seçmiş ve 1840 yılına kadar bütün sahilin idaresini eline geçirmiştir.

19. yüzyılın ikinci yarısında İngilizler, Zengibar Sultanlığı ile yaptıkları anlaşmalara dayanarak daha önce bölgeye yerleşmiş olan Almanlarla rekabete girmiş, 1888'de bir müddet Alman sömürge idaresinde kalan Kenya sahilleri, 1890 yılında iki ülke arasında yapılan antlaşma ile tamamen lmperial British East Africa şirketine verilmiş, Tanganika sahilleri de Almanlara devredilmiştir. Bu arada Zengibar sultanına da yıllık 17.000 sterlin ödenerek ismen bölgenin hakimi olduğu açıklanmıştır. 1895'te İngiltere bölgedeki hakimiyetini ilan etmiş ve iç kesimlerdeki verimli arazilerden en yüksek seviyede faydalanabilmek için Mombasa-Uganda demiryolu projesini başlatmıştır. Demiryolu inşasında çalıştırılmak üzere Hindistan sömürgesinden getirilen işçilerin yerleştirildiği çadır kent demiryolunun işletmeye açılması ve merkez istasyonunun buraya kurulmasıyla kısa zamanda büyüyerek şehirleşmiş ve Nairobi adı­nı almıştır. 1907 yılından itibaren İngiliz sömürge idaresinin, 1963'te de bağımsız Kenya Devleti'nin başşehri olmuştur. 1920 yılında ülkenin yeni ismi Kenya olmuştur.

Sömürge idaresi 1923'te beyazlar, Asyalılar ve Araplardan oluşan, Afrikalıların haklarını ise sömürge valisinin görevlendirdiği bir misyonerin savunacağı bir meclis kurmuştur. Yerliler bu meclise ancak 1944 yılında girme hakkını elde edebilmiştir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Kenya'da millî hareketler hızlanmış ve 1946'da Kenya African Union Partisi kurulmuş; Jomo Kenyatta'nın başkanlığında toprak reformu, sendika hakları ve siyasî serbestlik talep etmiştir. 1949 yılında MauMau İsyanı başlatılmış, bu süreçte 15 bin kişi hayatının kaybetmiştir. 1952'de Jomo Kenyatta baş sorumlu olarak tutuklanırken 100 binden fazla insan ülke genelinde hapse atılmış ve isyanı başlattıkları için Kikuyular siyasetten uzaklaştırılmıştır. Ancak iç bölgelerdeki beyazlar can güvenliği kalmadığı için ellerindeki arazileri terk etmeye başlamış, Kenyatta millî kahraman ilan edilerek 1961 yılında gönderildiği sürgünden dönmüş, 1963 seçimlerinin galibi olarak hükümetin başına geçmiş ve 12 Aralık 1963 tarihinde ülke bağımsızlığına kavuşmuştur. 1969 ve 1974 yıllarında yapılan seçimlerde de devlet başkanı seçilen Kenyatta 22 Ağustos 1978'de ölünce yerine yardımcısı Daniel Arap Moi getirilmiştir. Kenya’nın mevcut devlet başkanı da Jomo Kenyatta’nın oğlu Uhuru Kenyatta’dır.

Siyasî Durum

Kenya Cumhuriyeti, 1991 yılında çok partili sisteme geçtiğinden beri seçimler düzenli yapılmaktadır. Kenya’da siyasî durum istikrarlıdır. Bölgedeki diğer ülkelere göre demokrasi deneyimi uzun sürelidir.

Kenya Cumhuriyeti, başkanlık ile yönetilmektedir. Cumhurbaşkanı, doğrudan halk tarafından seçilmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçimi beş yılda bir ve en fazla iki dönem için yapılmaktadır. Cumhurbaşkanı, devletin ve yürütmenin başıdır.

Aralık 2002 seçimlerinde 24 yıl ülkeyi yöneten Daniel Arap Moi dönemi kapanmış ve seçimi Mwai Kibaki kazanmıştır. Kibaki Aralık 2007’de yapılan seçimleri de kazanmasına karşın rakibi Raila Odinga ile koalisyon hükümeti kurmuş ve Odinga da Başbakan olarak yönetimde yer almıştır. Mart 2013 ve Ekim 2017’de gerçekleştirilen seçimleri ise mevcut devlet başkanı Uhuru Kenyatta kazanmıştır.

Bölgede siyasî açıdan istikrarlı bir Kenya hükümetinin bulunması siyasî ve ekonomik alana olumlu tesir etmektedir. Kenya’nın askerî ve siyasî konularda ABD ve İsrail ile yakınlığı bulunmaktadır. Ayrıca uluslararası platformda bölgede önemli konumda olan Çin, Hindistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti ile de ilişkilerini iyi seviyede tutmaya gayret etmektedir.

İktisadî ve Sosyal Durum

Afrika’nın en büyük ekonomisine sahip olan Kenya, jeostratejik konumu açısından da önemli bir ülkedir. 2015 yılında Dünya Bankası tarafından yayımlanan raporda, Kenya ekonomisinin, Sahraaltı Afrika ülkeleri arasında gelecek 15 yılda en hızlı büyüyen ekonomi olabileceği belirtilmiştir.

Kenya’nın maden kaynakları sınırlı olmakla birlikte, zengin bir tarımsal altyapıya ve turizm potansiyeline sahiptir. Ancak son yıllarda orman alanlarındaki azalma, toprak erozyonu ve endüstriyel kirlenme sorunları ile karşı karşıyadır. Önümüzdeki yıllarda en önemli problemlerden biri su kaynaklarındaki azalma olacaktır. Ormanların aşırı kullanımı ülkenin kereste kaynaklarını son otuz yılda yarı yarıya azaltmıştır. Mevcut arazilerin tarıma ve diğer ekonomik faaliyetlere tahsis edilmesi ülkenin geniş biyolojik çeşitliliğini azaltmaktadır. Su kaynakları da aşırı kullanım nedeniyle her geçen gün azalmaktadır. Ormanlar bakımından zengin durumda bulunan Kenya, 35 binden fazla hayvan türüne de ev sahipliği yapmaktadır.

Tarım alanında Afrika’nın önemi ülkelerinden olan Kenya'da yetiştirilen başlıca ürünler mısır, buğday, darı, çay, kahve, tütün ve pamuktur. Hayvancılık ve balıkçılık da ekonomide önemli bir yer tutar. Ülkenin tabii kaynakları arasında altın, yakut, mermer ve soda başta gelir. En önemli sanayi kolları gıda, metalürji, kimya, dokuma, çimento ve petrol rafine tesisleridir. Başlıca ithalat ürünleri ham petrol, sanayi ve tarım makineleri, demir ve çelik, motorlu araçlar, petrol ürünleri, gübre ve kağıttır.

Tarım sektörü GSYİH’nın yaklaşık %25’ini oluşturmaktadır. Verimli tarım alanları ülkenin orta ve batı kısmında yer almaktadır. Hayvancılık ise ülkenin yarı kurak kuzey ve doğu bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Sanayinin GSYİH içindeki payı %15, hizmet sektörünün payı ise %65 civarındadır. Ülkenin ekonomik yapısında hizmetlerin payının diğer bölge ülkelerine kıyasla yüksek olmasında, madenlerden ziyade verimli toprakların bulunması ve turizm sektörünün canlı olması önemli rol oynamaktadır. Hizmetler sektöründe iletişim, bankacılık ve turizm sektörleri ön plana çıkmaktadır. Ticaret ve taşımacılık da yine hizmetler sektörüne katkı sağlayan önemli alt sektörlerdir. Sanayileşme ülkenin önemli hedeflerinden birisi olmakla birlikte, bugüne dek bu alanda önemli bir ilerleme sağlanamamıştır. Kenya’nıın en büyük ticaret ortakları Çin, ABD, Hindistan, Japonya, Malezya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Zambiya, Tanzanya ve Uganda’dır.

Ülkede temiz su kaynaklarına ulaşabilen nüfusun oranı genel Afrika ortalamasına göre yüksek düzeyde olup, 2015 tahmini verilerine göre nüfusun %63,2'si temiz kaynaklardan su temin edebilmektedir. Bunun yanı sıra nüfusun sadece %30,1'i tam teçhizatlı sağlık hizmetlerinden yararlanabilmektedir. Ülke içerisinde ishal, hepatit, tifo, sıtma, humma ve kuduz çok sık görülen hastalıklar arasındadır. AIDS taşıyanların sayısı, Afrika kıtasının geneline göre yüksek oranda görülmekte olup, 1.6 milyon düzeyindedir. (2016)

Kenya genelinde 15 yaş ve üzeri nüfusun okur-yazarlık oranı 2015 verilerine göre %78 düzeyindedir. Bu oran erkeklerde %81,1 iken, kadınlarda %74,9 seviyesindedir. Ülkede öğrenim sisteminde 8+4+4 modeli uygulanmaktadır. Buna göre sekiz yıllık zorunlu ilköğretim süresinden sonra dört yıl lise, dört yıl da yüksekokul eğitimi alınmaktadır.

Türkiye-Kenya İlişkileri

Türkiye ve Kenya arasındaki ikili ilişkilerde; enerjiden güvenliğe, ekonomiden basın-yayına kadar toplam 10 anlaşma ve mutabakat muhtırası imzalanmıştır.

Kenya Cumhuriyeti yeni dış politika açılımları dahilinde Türkiye’ye ayrıcalıklı bir rol biçmiştir. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2016’da 141 milyon ABD doları olarak kayda geçmiştir. Bu rakam, Afrika’nın en büyük ekonomisi Kenya ile, dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri olan Türkiye için oldukça düşüktür. Önümüzdeki yıllarda iki ülke arasındaki ticaret hacminin ivme kazanması beklenmektedir.

Son dönemde artan dış politika öncelikleri arasında Afrika’nın önemli bir yer edinmesiyle birlikte Türkiye, Kenya’da önemli bir kalkınma ortağı haline gelmeye başlamıştır. Türkiye tarafından güvenlik, tarım, eğitim ve sağlık konularında yürütülen kapasite artırımı projelerine Kenya’dan katılım sağlanmaktadır. Buna ek olarak, çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından da sağlık ve acil gıda yardımı başta olmak üzere Kenya’ya yardım yapılmaktadır.

Müslümanların Durumu

Ülkedeki Müslüman azınlık, nüfusun %25-30’luk bölümünü oluşturmakta, oldukça etkin ve güçlü bir konumda bulunmaktadır. Bu durum, yüksek orandaki Müslüman nüfusun yanı sıra, ekonomik ve stratejik açıdan önemli kıyı bölgelerinde yaşıyor olmalarından da kaynaklanmaktadır. Yüzyıllardır ekonomik faaliyetin yoğun olduğu liman kentlerinde yerleşik bulunan Müslümanlar bölgenin en eski ve sömürge dönemi öncesinde kültürel ve sosyal açıdan en etkili toplumudur. Zira Hint Okyanusu kıyısındaki sahil kesiminin yönetimi yüzyıllar boyunca tamamen Müslüman devletlerin kontrolünde kalmıştır.

Kenya kıyıları ile Arabistan arasında İslam öncesi dönemden itibaren var olan deniz ticaretine dayalı ilişkiler, İslam’ın bölgeye çok erken bir dönemde gelmesini sağlamıştır. Ekonomik ve dinî ilişkilerle gelişen etkileşim, evlilikler yoluyla Arap-Afrika karışımı olan Svahili kültür ve dilini ortaya çıkarmıştır. 1200’lü yıllardan sonra halkı tamamen Müslüman olan kıyı kentleri kurulmuştur.

Müslümanlar bölgedeki üstünlüğünü 16. yüzyıldan itibaren Portekiz’e kaptırmıştır. Doğu Afrika sahillerinin en gözde yerleri olan Kenya kıyıları, 16. Yüzyılın başlarından itibaren bölgeye gelen Portekiz donanmasının Mombasa başta olmak üzere bütün sahil şehirlerini yakıp yıkmasıyla ihtişamını kaybetmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti 1585’te Afrika sahillerindeki bu tahribatı engellemek üzere Mombasa’ya bir donanma göndererek burayı Osmanlı topraklarına katmışsa da, Portekizliler 1589 yılında büyük bir katliam gerçekleştirerek Mombasa’yı yeniden ele geçirmiştir.

Osmanlı etkisinin kırılmasından sonra 17. yüzyıldan itibaren Tanzanya açıklarındaki Zengibar Sultanlığı’nın idaresine giren Kenya sahilleri, 20. yüzyılın başında İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Mombasa ile Uganda arasında kurulan demiryolu sayesinde seyahatin kolaylaşması ise sadece işgalcilerin değil, Müslümanların da kıtanın daha iç bölgelerinde yeni yerleşim yerleri kurmalarını kolaylaştırmıştır. İngilizler kendi sömürge anlayışları uyarınca, ekonomik anlamda güçlü olmaları ve yüzyıllardır bölgenin yönetici sınıfı olmaları gibi nedenlerle buradaki Müslümanlarla başlarda iyi geçinmeye çalışmıştır. Ancak sömürge idaresinin 1907’de Mombasa’dan ülkenin daha iç kesimlerindeki Nairobi kentine taşınması, kendine mümbit alan arayan misyoner grupları ön plana çıkarmış, bu durum da İngilizlerin misyonerler eşliğinde iç bölgelere nüfuz etmesini sağlamıştır. Ülkede yeni yönetim merkezinin daha iç bölgelerde kurulmasıyla kıyı kentlerinin ve dolayısıyla buralardaki Müslümanların etkisi azaltılmıştır.

Sömürge döneminde yerlilerin tüm siyasî hakları alınmış ve verimli araziler İngiliz çiftçilere verilmiş; bir yanda işgal diğer yanda misyonerlik çalışmaları hızla devam etmiştir. Bağımsızlık sonrası dönemde ise ülke farklı etnik gruplar arasındaki politik mücadeleye ve çok sayıda askerî darbeye sahne olmuştur. Kenya’da halen iktidarı elinde bulunduran etnik gruplarla onlara rakip unsurlar arasında, iç savaşa varacak düzeyde gerilimler yaşanmakta, kimi zaman bu siyasî gerilimler binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmalara sebep olmaktadır.

Kenya’daki Müslümanların büyük bölümü bu toprakların yerlisi olan siyahî halklardan olmakla birlikte önemli orandaki Arap, Somali ve Hint kökenli topluluk, ülkedeki İslamî kimliğin diğer renklerini oluşturmaktadır. Bu gruplar arasında, Somali asıllı olan kesim ülkede etnik gerilimin yükseldiği her dönemde hedef haline gelmekte ve ciddi zarar görmektedir. Kuzey bölgelerinde, Somali sınırına yakın yerlerde yaşayan bu azınlığı kendisi için tehdit olarak gören Kenya yönetimleri, bu gruplara her zaman kuşkuyla bakmıştır. Kenya’da ayrıca çok az sayıda Şiî nüfus da vardır.

Ülkede Müslümanları temsil eden çok sayıda üst yapı kurumu bulunmaktadır. Bunlar arasında, 1968 yılında kurulan Kenya Müslümanları Ulusal Birliği en eski olanıdır. Bu grup kuşatıcı olmaktan ziyade maddî olarak bazı Arap ülkelerine bağımlı bir oluşumdur. 1973 yılında kurulan Kenya Müslümanları Yüksek Konseyi ise müftülük görevine benzer bir temsil misyonu yürütmektedir. Bu konsey, 1979 yılında devlet tarafından Kenya Müslümanlarının tek resmî otoritesi olarak kabul edilmiştir. Kenya devleti ayrıca hukukî rehberlik için bir “Başkadı” atamaktadır. Kadı, Kenya devlet başkanının Müslümanlarla ilişkilerinde danışmanı ve yardımcısı görevindedir. Müslümanların kendi aile ve miras hukuku davaları için 1963 yılından bu yana faaliyette olan, resmî olarak tanınmış bir mahkemeleri de vardır. Mahkemelerin yetkisi, evlenme, boşanma ve miras davalarında her iki tarafın da Müslüman olması durumunda geçerlidir.

Ülkede Müslümanlar devlet kademelerinde ve siyasette, nüfuslarına kıyasla eksik temsil hakkına sahiptir. Milletvekilleri düzeyinde parlamentodaki oranları %10 civarındadır. Geçmişte çok daha kötü olan bu oran son yıllarda düzelme göstermiştir. Ülkede kiliseler tarafından çalıştırılan 20 özel üniversiteye karşılık, Müslümanların tek bir üniversitesi bulunmaktadır.

Ülkedeki İslamî kurumların çoğu kıyı şehirlerinde kurulmuştur. Mescitlerin büyük bölümü, okul ve medreseler, sağlık kurumları ağırlıklı olarak bu bölgelerde yoğunlaşmıştır. Dolayısıyla ülkenin iç kesimlerinde yaşayan Müslümanlar ile kıyı şeridindeki Müslümanlar arasında gerek eğitim gerekse sosyal imkânlar açısından ciddi farklar bulunmaktadır.

1991 yılından sonra, Somali iç savaşından kaçan binlerce sığınmacının Kenya’nın kuzeydoğu bölgelerine yerleşmesi, silahlı grupların bölgeye girmesinden çekinen yöneticilerle Kenya’nın yerlisi olan Somali asıllı azınlığı karşı karşıya getirmiş ve zaten sıkıntılı olan Somali-Kenya ilişkileri daha da gerilmiştir. 2000’li yıllarda Somali’de Şebab adlı silahlı grubun yol açtığı şiddet olayları sebebiyle yüz binlerce sivil Kenya’ya sığınmış, bu durum sadece sığınmacılar için değil, Kenya’nın yerlisi olan Müslüman azınlık için de sıkıntılı bir süreç başlatmıştır. Kenya’daki şiddet eylemlerini gerçekleştiren kişilerin genellikle ülke dışından gelen yabancılar olduğu ve Kenyalı Müslümanların bu tür gruplara çok fazla itibar etmediği bilinse de bu durum onların bu olaylardan zarar görmesini engellememektedir.

Ülkedeki Müslümanların en önemli şikâyeti, son yıllarda dozu giderek artan ayrımcı politikalardır. Ülkede her türlü dinî ayrımcılık yasak olmakla birlikte, 1998 yılında ABD büyükelçiliğine düzenlenen bombalı saldırılar, olayla ilgileri bulunmasa da Müslümanlara yönelik bakışın değişmesinde yeni bir dönüm noktası olmuştur. Eylemleri yapan kişiler Kenyalı olmadığı halde ülkede Müslümanlara ait bazı sivil toplum kuruluşları kapatılmış, birçok insan da gözaltına alınmıştır. 11 Eylül sonrasında da Müslümanları marjinalleştirmeye yönelik girişimler hız kazanmıştır. 2002 yılında Kenya’da İsrail hedeflerine yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırılar el-Kaide’nin ülkedeki varlığını açıkça göstermiş, bu durum ABD’nin buradaki istihbarat operasyonlarının artmasına sebep olmuştur. Bu olaylarda da Kenyalı Müslümanların rolü olmadığı halde, çok sayıda Müslüman gözaltına alınmış, birçoğu Somali, Etiyopya veya Guantanamo’ya kaçırılmıştır.

Kenya’nın ülke olarak içinde bulunduğu genel insanî sorunlar, Müslüman azınlığın da ciddi bir açmazıdır. Ülkedeki fakirlik, işsizlik, yolsuzluk ve etnik gerilimler, Müslüman topluluk içindeki bütünlüğü zedeleyen önemli faktörlerdir. Özellikle Müslüman toplumun kendi içinde yaşadığı etnik bölünmüşlük, yerel düzeydeki diğer bölünmeleri de beraberinde getirmiştir. Buna ilave olarak Kenya’daki değişik fikrî akımların birbirlerini tekfir eden yaklaşımları da önemli bir sorun alanıdır.

Genel durumdaki olumsuzlukların yanı sıra, ülkenin kuzeydoğu bölgelerindeki kırsal kesimlerde yaşayan Müslümanların kendilerine özgü sorunları da bulunmaktadır. Bunların başında Kenya yönetimi tarafından “yabancı” olarak görülmeleri gelmektedir. 1980’lerde kuzey bölgelerinde etnik kökene dayalı bir politika yürüten Kenya yönetimi, bu bölgedeki Somali asıllı Müslümanların büyük bölümünü sınırdışı etmiştir. İnsanî gelişmişlik endeksinde Müslümanların yaşadığı bu bölgelerdeki olumsuzluk Kenya’nın diğer yerlerine göre %70 daha fazladır. Eğitim alanında da Müslümanların yaşadığı iç ve kuzey bölgelerde hükümetin politikalarından kaynaklanan ayrımcı uygulamalar gözlenmektedir.

Kenya İle İlgili Çalışmalar.