Yükleniyor...
Kore’nin Parçalanmış Aileleri

Kore’nin Parçalanmış Aileleri

07 Mart 2014

1945 yılında Sovyet ve Amerikan kuvvetlerinin işgal ettiği Kore Yarımadası’nın 38. paralel sınır olacak biçimde ikiye ayrılması sadece yarımadayı bölmekle kalmadı, yüz binlerce Koreli aileyi de birbirinden ayırıp parçalayarak yerinden etti. Soğuk Savaş döneminden miras Kore sorununun çözüm bekleyen en acil insani meselelerinden biri olan parçalanmış aileler konusu, iki ülke arasında süregelen ama somut bir ilerleme kat edilemeyen barış görüşmelerinde öncelikli yerini koruyor. Konunun insani boyutunun konuşulmasından ziyade, iki ülke arasındaki siyasi müzakereler kapsamında değerlendirilmesi, yaşları ilerleyen ilk nesil aile fertleri için hızlı bir çözüme ulaşılması önünde büyük bir engel oluşturuyor.

1945 yılında 2. Dünya Savaşı’nın bitmesinin ardından Japonya’nın çekilmesiyle birlikte Kore Yarımadası’nın kuzeyi Sovyetler’in, güneyi ise ABD’nin işgali altına girmiş ve bu bölünme üç yıl süren bir iç savaşın ardından 1953 yılında Kuzey Kore ve Güney Kore olarak iki ayrı hükümetin kurulmasıyla sonuçlanmıştı. Ortak bir tarih ve kültürü paylaşan yarımadanın bölünmesi aşılması zor siyasi bir kriz olmakla kalmadı, sınırın her iki yanında yüz binlerce ailenin dağılmasıyla da büyük bir toplumsal yara halini aldı.

Aslında parçalanmış aileler sorununun kökleri çok öncesine dayanıyor. 19. yüzyılda Mançurya, Rusya, Sibirya, Japonya ve Kuzey Amerika’ya başlayan işsizlik kaynaklı göçler Japonya’nın kolonyal idaresi döneminde hızlanarak devam etti. 1945 sonrasında da yarımadanın kuzeyi ve güneyinin siyasi ideolojik fikirler üzerine kamplaşması sonucu komünistler ABD’nin işgali altındaki güneyden kuzeye kaçmak zorunda kalırken kuzeydeki sağcı ve milliyetçi Koreliler de benzer siyasi sebeplerden ötürü Amerikan idaresine sığınmak üzere güneye göç etti. 1950 yılında Kuzey Kore’nin Sovyetler’in desteğiyle güneye girmesiyle başlayan Kore Savaşı da yarımada boyunca pek çok şehir merkezini harabeye çevirdi, binlerce mülteciyi de yerinden etti.
REUTERS: Kim-Ho-YoungBu sorunun ne kadar aileyi etkilediğine dair istatistiki veriler ise çelişkili. Bir kısım kaynaklar sınırın iki yanında 500.000 ila 700.000 arası bölünmüş ailenin bulunduğunu öne sürerken Güney Kore Kızılhaç’ının 1991 yılında verdiği rakamlara göre sınırın öte yanında bir veya birden fazla akrabası bulunan kişi sayısı 7,2 milyon civarında. Bu sayı Koreli ailelerinin tamamının beşte birine tekabül etmesi açısından büyük bir dramı ortaya koyuyor.

Her iki ülkede de vatandaşların sınırın öte yanındaki akrabaları ile birinci dereceden dahi olsa yüz yüze görüşmeleri, telefon, posta veya e-mail yoluyla iletişim kurmaları, ulusal güvenliği ilgilendirdiği gerekçesiyle kanunen yasaklanmış durumda. Basının yoğun ilgisiyle birlikte iki ülke arasında bir gövde gösterisine dönüşen aile buluşmalarında ise Koreliler yaklaşık yarım asırdır hiçbir haber alamadıkları aile bireyleriyle iki-üç gün gibi sınırlı bir zaman diliminde günde ortalama iki-üç saat kadar görüşme imkânı bulabiliyor. Buluşmalara katılacak kişiler Güney Kore’de çekilişle belirlenirken Kuzey Kore’de “rejime sadakatinden şüphe duyulmayan” vatandaşlar arasından seçiliyor.

İki ülke arasında aile buluşmaları ilk defa 1985 yılında her iki taraftan 50 ailenin Pyongyang ve Seul’de yakınlarıyla bir araya gelmesiyle başladı. Ancak sürecin hızlanması 2000 yılında gerçekleşen ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-il ile Güney Kore lideri Kim Dae-jung’u bir araya getiren tarihî zirveyle birlikte mümkün oldu. 2000 yılında Güney Kore’de 116.460 kişinin aile buluşmalarına katılmak için başvurduğu açıklanmıştı. Ancak 2001 yılına gelindiğinde bu sayının vefat edenlerle birlikte %11 oranında azaldığı bildirildi.

1985-2014 yılları arasında sonuncusu 22-25 Şubat tarihleri arasında olmak üzere 19 aile buluşması gerçekleşti. Buluşmalarda toplam 22.000 Koreli, aile bireyleri ile ölmeden önce ilk ve belki son defa bir araya gelme fırsatı yakaladı. Güney Kore hükümetine göre 1985 yılından bu yana aile buluşmalarına katılma talebinde bulunan yaklaşık 128.00 Korelinin %44’ü öldü. Geriye kalanların %80’inin ise yaşlarının 70’in üzerinde olması sebebiyle önümüzdeki 20 yıl içerisinde yakınları ile son bir kez görüşemeden hayata veda edecekleri tahmin ediliyor.

Fotoğraf: AP: Yonhap Lee Ji-eun