Kriz Takip

Suriye’de Ateşkes İhlalleri- 15 Ocak 2017
Suriye’de Türkiye ve Rusya’nın arabulurcuğunda ve İran’ın desteğiyle sağlanan ateşkes yurt genelinde genel olarak uyulduğu iddia edilmesine rağmen bazı bölgelerde hala ihlaller yaşanmaktadır. İhlallerin en fazla Şam’a yakın olan Berada vadisinde cereyan etmektedir. Bölge rejim için hayati önemde bulunan Berada Şam’ın su kaynaklarını barındırmaktadır. Ayrıca başkente çok yakın olması sebebiyle de bölge önemli bir stratejik mevkide sahip görülmektedir.
Gazze’de Elektrik Sıkıntısı Sürüyor- 15 Ocak 2017
Filistin’in Gazze şehrinde dünyanın gözleri önünde yaşanan insanlık dramına bir yenisi daha eklendi. Son zamanlarda kentte artan elektrik kesintileri halk arasında bazı memnuniyetsizliklerin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Nitekim Gazze’deki Cabalia mülteci kampında artan elektrik kesintilerini protesto etmek için bir grup Gazzeli yollara dökülmüştü.
Myanmar ve Bangladeş Arasında Rohingya Görüşmeleri- 15 Ocak 2017
Myanmar Rakhine Eyaleti’nin kuzeybatısından kaçan 65.000 Rohingya Müslümanı ile ilgili Bangladeş ile görüşmelere dair görüş birliğine varıldı. Aund San Suu Kyi iki ülkenin gerilen ilişkilerini düzeltmek üzere Dakka’ya bu hafta özel bir grup gönderdi. Rohingya sorunu iki ülkenin birbirine pasladığı bir problem halini aldı. Myanmar Dış İlişkiler Genel Direktörü Aye Aye Soe iki ülkenin bir an önce “identification and verification process - kimlik tespiti ve doğrulama” süreci olarak bir sürecin başlaması gerektiğini ifade etti. Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina ise Myanmar’ın Bangladeş’teki Myanmar yurttaşlarını geri alması çağrısında bulundu. Myanmar’dan gelen Rohingyaların nereye ait olduğuna dair yapılacak araştırmalarla eğer bu kişilerin Myanmar’dan olduğu tespit edilirse derhal geri gönderilecekleri ifade edildi. Bununla beraber Myanmar’ın halen bu insanları Bengali görmesinden dolayı geri kabulünün oldukça az bir ihtimal olarak gözüküyor.
Avustralya’nın Mültecilere Kötü Muamelesi Değişmiyor- 14 Ocak 2017
Uluslararası insan hakları kuruluşları, Avustralya tarafından mültecilere kötü muamele edildiğini açıkladılar. İnsan Hakları izleme örgütü tarafından sığınmacıların sahil toplama kamplarında çok kötü şartlarda yaşadıkları ve muamele gördükleri, bu durumun Avustralya’nın insan hakları karnesine hiç iyi yansımadığı ifade edildi. Kamplarda şartlar oldukça kötü ve kamptaki mültecilerin düzenli bir şiddete maruz kaldıkları ifade ediliyor. Ülkeye deniz yoluyla göç edenler Nauru Pasifik Adasındaki kamplara gönderiliyor ve Avustralya’da yaşamalarına imkân tanınmıyor. Avustralya 2016 Kasım’ında ABD ile Nauru’daki ve Papua Yeni Gine kamplarındaki bazı mültecilerin tekrar yerleştirilmesine dair anlaşma yapmışlardı. Fakat bu anlaşma da soruna bir çözüm getirmezken, yeni ABD yönetiminin anlaşmaya uyup uymayacağına dair süreç net değil. Mültecilerin kamplarda tutulması yerine daha etkili çözümler bulunması gerektiği ifade ediliyor. Avustralya’nın mülteci uygulamaları BM’den de tepki aldı. 2.000 Ocağından bu yana 1.990 sığınmacı Avustralya’nın sularında boğularak hayatını kaybetti. Bu ölümlerin üçte biri 2007-2012 Avustralya’nın sahil toplama kamplarında programını askıya aldığı yıllarda meydana geldi.
Çin Savaş Gemileri Paniğe Sebep Oldu- 14 Ocak 2017
Çin savaş gemisi Liaoning’un Tayvan boğazına girmesiyle, Tayvan kamuoyunda tansiyon yükseldi. Tayvan Hükümet yetkilileri halkı soğukkanlı olmaya davet ederken, savunma bakanının verdiği bilgiye göre Çin’in uçak gemisi ve ona eşlik eden savaş gemileri adanın hava savunma bölgesine girdi. Bunu müteakip Tayvan’ın F-16 jetleri ve diğer uçakları gemileri izlemek üzere sevk edildi. Tayvan Ordusu’nun gerek gördüğünde ise duruma müdahale edeceği ifade edildi. Çin son aylarda Tayvan yakınlarında askeri tatbikatlarını yoğunlaştırmıştı. Bu yoğunlaşma Tayvan cumhurbaşkanının Donald Trump’ı tebrik etmek için araması ve sonrasında Amerika’ya bir dizi ziyareti sonrasında gelişti. Bu 1979’dan beri Jimmy Carter’ın “Tek Çin” siyasetiyle bölgeyle irtibatını kesmesinden beri ilk görüşme olarak kayda geçti.
Afganistan’da BAE Resmi Heyetin Yönelik İntihar Saldırısı- 14 Ocak 2017
11 Ocak’ta Afganistan Kandahar’da Birleşik Arap Emirlikleri delegesinin ziyareti esnasında gerçekleşen bombalı saldırıda en az 11 kişi hayatını kaybetti. Saldırılar Birleşik Arap Emirlikleri’nden bir heyetin bölgede gerçekleştireceği eğitim ve insani yardım projeleri ziyaretleri esnasında yaşandı. Heyetten beş kişi hayatını kaybederken, BAE’nin Afganistan elçisi Cuma Al-Kaabi saldırı sebebiyle yaralandı. Saldırılara eş zamanlı Kabil’de de meclis yakınlarında Taliban tarafından iki bombalı saldırı düzenlenmiş, 50 kişi hayatını kaybetmişti. Kandahar’daki bu saldırıyı Taliban üstlenmemiş ve iç yerel rekabet sonucu meydana geldiğini iddia etmişti. Afganistan geçen hafta Pentagon’un Helmend’e 300 ABD deniz piyadesini göndermek kararını olumlu karşılamıştı. Helmend Taliban ve NATO güçleri ve Afgan Hükümeti’nin çatışmalarının en yoğun yaşandığı bölge olarak biliniyor. 2014 itibariyle Amerika askeri güçlerini buradan çekmişti.
Güney Sudan’da İç Savaş Mağduriyeti Sürüyor- 13 Ocak 2017
2011 yılında Sudan’dan ayrılarak bağımsızlık kazanan Güney Sudan 2013 yılından bu yana ülke içi etnik çatışmalara sahne olmakta. İç savaş ortamının hakim olduğu ülkede Dinka ve Nuer kabileleri arasında süren silahlı çatışmalar geriye büyük bir insani kriz bıkarmış durumda. Çatışmalar nedeniyle 300 binden fazla insan hayatını kaybederken kaçabilenler iç göçmen olarak kamp alanlarına sığınmakta ya da mülteci olarak çevre ülkelere sığınmaktalar. Son verilere göre ülke içinde 1.83 milyon insan iç göçmen olarak kamp alanlarında yaşamakta. Çevre ülkelere sığınan mülteci sayısı ise 1.3 milyona ulaşmış durumda. Kenya, Uganda, Etiyopya, Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti mültecilerin sığındı başlıca ülkeler arasında yer alıyor.
Makedonya’da Siyasi Çözüm Uzak- 13 Ocak 2017
Makedonya’da 2 yıldır süregelen krizin son yapılan seçimlerle aşılacağına inanılmasına rağmen seçim sonuçları ülkenin yeni bir krizin ortasında olduğunu göstermekte. Yapılan seçimlerde hiçbir partinin tek başına hükümeti kuracak çoğunluğa sahip olmaması, aynı zamanda yolsuzluklarla suçlanan eski başbakan Nikola Gruevski ve Partisi VMRO-DPMNE ile de koalisyon hükümeti kurmaya diğer partilerin istekli görünmemesi ülkenin siyasi krizden çıkamayacağı endişelerini arttırmakta.
Afgan Mültecilerinin Geri Gönderilmeleri Devam Ediyor- 13 Ocak 2017
2017’nin ilk haftasında Pakistan ve İran’dan 9.400’den fazla kayıt dışı Afgan vatandaşı Afganistan’a döndü. Bunların 1.643’ü Pakistan’dan 7.776’sı ise İran’dan göç etti. Havaların iyileşmesiyle bu sayının artacağı ifade ediliyor. Geri dönenlerin birçoğu İran sınırından gelen genç erkeklerden oluşuyor. Geri döndürülmek zorunlu olmasa da Pakistan Afgan mültecileri geri göndermede Pakistan halkının artan tepkisi nedeniyle acele ediyor. Özellikle İran’dan göç eden genç Afgan erkekler ülkelerinde iş bulma imkânları oldukça kısıtlı olduğundan daha çok Avrupa’ya iltica yolunu seçiyor. Afganistan’ın BM sözcüsü Matthew Graydon dönüşlerin her an artabileceğine dair birçok faktör varken ne zaman tamamlanacağına dair herhangi bir öngörünün mümkün olmadığını ifade etti. Kayıt dışı Afgan mültecilerin, mülteci haklarından yararlanamamalarından dolayı resmi olarak kayıt altına alınanlara göre çok daha fazla problemle karşılaşacakları ifade ediliyor. Öte yandan yarım milyon kayıtsız Afgan’ın 2017 sonuitibarıyla Pakistan’dan geri döneceği tahmin ediliyor. Ocak 2016’dan bu yana Pakistan’dan 700.000 İran’dan ise 50.000 Afgan mülteci Afganistan’a geri döndü. Sovyet-Afgan Savaşı sebebiyle 6 milyon Afgan İran ve Pakistan’a göç etmişti. Uluslararası Göç İdaresi geçiş merkezlerinde mülteciler için temel ihtiyaçları sağlarken göç güzergâhının önemli çatışma merkezlerinde olması dolayısıyla bir çok göçmenin hayati tehlikeyle karşı karşıya olduğu ve büyük bir insani kriz doğuracağı ifade ediliyor.
Sudan/Darfur’da İnsani Kriz Derinleşiyor- 13 Ocak 2017
2003 yılından beri çatışmaların devam ettiği Darfur bölgesinde son belirlemelere göre 3.3 milyon kişi insani yardıma ihtiyaç duymakta. Değişik tahminlere göre 2 ile 2.6 milyon arasında insanın iç göçmen olarak kamp alanlarında yaşadığı tahmin edilirken 305.00 kişi Çad’a, 2.000 kişi de Orta Afrika Cumhuriyeti’ne mülteci olarak sığınmış durumda. Darfur bölgesinde çalışan insani yardım görevlilerinin sayısında da ciddi bir azalma gözlenirken, 2009 yılında ulusal ve uluslararası 17.700 yardım görevlisinin çalıştığı Darfur’da şimdilerde sadece 4.446 yardım görevlisi görev yapmakta.  
Fransa’da İslamofobi Hız Kesmiyor -12 Ocak 2017
Fransa’da, Arapça seçmeli ders veren bir okula belediye başkanı polisleri gönderip bu derslerin derhal durdurulması uyarısında bulunması, Fransa’da artan İslam karşıtlığının yeni bir hamlesi olarak değerlendirildi. 5 milyondan fazla Arapça konuşan vatandaşı bulunan Fransa’da, böyle bir yasağın yayılması halinde önemli toplumsal sorunlar yaşanabileceği kaydediliyor. Olağanüstü halle yönetilen ülkede, 2017 yılının Nisan ve Haziran ayları arasında Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yapılacak. Tüm Avrupa’da olduğu gibi, Fransa’da da İslam karşıtı aşırı sağ partiler büyük bir yükselişte.
Suudi Arabistanda DAEŞ Krizi- 12 Ocak 2017
2011 yılında Suriye krizinin başlaması ve hızlı bir şekilde çatışmalara evrilmesi, bölgede radikal akımların artması ve nüfuz alanların gelişmesine sebep oldu. Bu anlamda 2013 yılında ortaya çıkan DAEŞ'e tüm dünyadan olduğu gibi Suudi Arabistan vatandaşlarından da katılım olmuştu. Farklı değerlendirmeler olmakla birlikte DAEŞ’e katılan Suudi vatandaşların sayısının yaklaşık 2.000 ile 2.500 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Ocak ayının ilk haftasında Suudi Arabistan’da meydana gelen terör saldırısının Suriye’de savaşmış eski bir militan tarafından yapıldığı ifade edildi. Suudi vatandaşı Salem Yaslem el-Seyari adındaki saldırgan, mühendislik okurken eğitimini devam ettirmek için Yeni Zelanda’ya gitmiş ve 2014 yılında da DAEŞ’e katılmıştır. Suudi medyasının verdiği bilgilere göre, ülkede DAEŞ'in üstlendiği dokuz eylem yapıldı. Bu saldırıların çoğunlukla Şiilerin yaşadığı yerlerde yapılmış olması, mezhebi bir çatışma potansiyeline işaret ediyor. DAEŞ’in stratejisinin, Suudi Arabistan'ın kırılgan bölgelerdine eylem yapmak suretiyle ülkeyi istikrarsızlaştırma yönünde planlandığı anlaşılıyor.
Haiti İçin Para Çıkmıyor- 10 Ocak 2017
Geçen Ekim ayında Haiti’yi vuran Matthew kasırgasının yaralarını sarmak için gerekli paranın üçte ikisi ancak toplanabildi. Bölgedeki insani yardım kaynaklarına göre, kasırganın yaralarının sarılması için gerekli olan 139 milyon doların şu ana kadar 86.5 milyon doları toplanmış bulunmaktadır. 800 kişinin hayatını kaybettiği afetin asıl yıkımı, geride kalan 350 bin evsiz ve mağdur tarafından hissediliyor. Bilindiği gibi, 2010 yılında yaşanan büyük depremin yaraları da henüz tamamen sarılmış değil.
Somali’de Kuraklık Krizi Kapıda- 10 Ocak 2017
2011 yılında ağır bir kuraklık krizi ile karşı karşıya kalan Somali’de ülke genelinde 5 milyon kişi insani yardım ihtiyacı duymakta. 12-13 milyon nüfusa sahip olan ülkede 1.1 milyon insan iç göçmen olarak kamp alanlarında yaşamaya devam ediyor. Ülkenin başkenti Mogadişu’da sadece 400 binden fazla iç göçmen kamp alanlarına yaşıyor. 2015-16 döneminde Küresel ısınmanın yol açtığı El Nino nedeniyle kuraklık yaşayan ülkede istikarar bozucu şiddet eylemleri de devam ediyor. Yardım ihtiyacı içinde olanların %60’ı şehir merkezlerinde yaşarken 320 bin civarında beş yaş altı çocuğun yetersiz beslenme 50 bin civarında çocuğun ise aşırı derece yetersiz beslenme sorunu yüzünden hayati risk taşıdığı belirtilmekte.