Yükleniyor...
Lübnan’da Sessiz Bir Halk: Türkler

Lübnan’da Sessiz Bir Halk: Türkler

02 Nisan 2014
 

lübnanKarmaşık yapısı herkesçe malum, nüfusu 5 milyon tahmin edilen ancak kesin olarak bilinmeyen bir ülke Lübnan. Çünkü 1932’den beri nüfus sayımı yapılmamış. Siyasi dengelere zarar verir diye haklı bir kaygı var. Birleştirici olan tarafı ise ırksal düşünce; halkın ekseriyetle Araplardan oluşması. İçlerinde çok az azınlık barındırıyorlar. Akla gelen bir soru var: “Osmanlı ve öncülleri buraya hâkim oldukları halde başka bir azınlık -hele ki Osmanlı ana coğrafyasına bu kadar yakınken- olmadı mı?” İşte bu soru bizi Lübnan’da Türk izlerini araştırmaya sevk etti ve ulaştığımız sonuç bizim açımızdan ilginçti. Zira Lübnan’da 20.000’den fazla Türk var ve bu Türklerin varlığından 1989’a kadar kimsenin haberi olmamış. 1989’da adı bilinmeyen bir subayın emri altındaki bir Türkmen askerin Lübnan’daki büyükelçiliğimize gelmesi, Lübnan’daki Türk varlığı ile ilk tanışmayı gerçekleştirmiş. Bu tanışma ne yazık ki ancak 2007 yılında kemalata ermiş. Tarihsel olarak sıralandığında Türk varlığının şümulünün Memluklular dönemine kadar dayandığı görülmekte. Bölgedeki diğer Türk grupları ise şöyle; Çerkesler, Girit Türkleri, Türkiye muhacirleri.

Memluklular Dönemi Türkler: Lübnan’daki Türklerin buraya Yavuz Sultan Selim döneminde yerleştikleri iddia edilse de aslında Memluk döneminde buralara yerleştirildikleri ortaya çıkmıştır (Charles Winslow’un araştırmalarına göre 12. yüzyılda bazı stratejik bölgelere -Kisirvan’dan Trablusşam’a Türkmen aileler yerleştirildi. Bunu Lübnanlı tarihçi Kemal Salibi de belirtmektedir.) Bu göçlerin Osmanlı döneminde de devam ettiği kesin, zira Trablus’ta görüştüğümüz Jinan Üniversitesi Rektörü Mona Yeken (2013’te vefat etmiştir) ve Mohammed Sultan kendilerinin Türk olduğunu ama bunun çok eski zamanlarda olduğunu belirtmiştir.

Girit Türkleri: Osmanlı döneminde Girit’in elden çıkmasıyla Suriye’ye gönderilen Türklerin -1940’larda Suriye’nin bölünmesinden sonra- bir kısmı Suriye’de bir kısmı da Lübnan da kalmıştır. Benliklerini kaybetmeye yüz tutan bu grup, genelde Trablus civarında yerleşmiş durumdadır. Girit asıllı Lübnan Türklerinin soyadları “aki-eki” ile biter.

Çerkesler: 93 Harbi’nde Kafkaslardan kaçan Çerkeslerin bir kısmı bölgeye yerleştirilmiştir. Türkiye’yi ikinci vatan olarak gören Lübnan Çerkesleri çevrelerinde sadece Sünniler olarak tanınmaktadır.

Türkiye Muhacirleri: 1940’lı yıllarda maddi imkânlarından ötürü başta Mardin olmak üzere Türkiye’nin bazı bölgelerinden göç ederek Beyrut’a yerleşmiş Türklerdir. Arapça biliyor olmaları entegre olmalarını hızlandırmıştır.

Lübnan’daki karışık yapı içerisinde halkın ekserisinin Arap olması sebebiyle ırk kaygısı olmamıştır. Oradaki yapıyı farklı kılan mezheplerdir. Lübnan’da tanınan 18 mezhep bulunmaktadır. Buraya giden Türkler için de temel kaygı bu olmuştur. Müslümanlıktan sonra esas mesele mezhepsel düşünmedir; yani Sünnilik mi, Şiilik mi vb. endişeler belirleyici olmaktadır. Türkiye’den Lübnan’a göç edenler genellikle Beyrut, Trablus, Akkar ve Baalbek’te ikamet etmektedir.