Yükleniyor...
Madde Bağımlılığı ve Mücadele

Madde Bağımlılığı ve Mücadele

Giriş

Madde bağımlılığı nedir?

Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü halde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.[1]

"Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü halde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır."

Günümüzde, özellikle gençler arasında çok yaygın olan madde kullanımı maalesef ciddi bir problemdir. Bir defayla, merakla, bana bir şey olmaz gibi başlangıçlarla madde dünyasına adım atanlar, bu sürecin sonunda kendilerini bağımlısı oldukları maddeden kurtulmak için çırpınırken bulurlar. Adeta bir düşkünlük olarak tanımlanabilecek bu bağımlılık, kişiyi günlük yaşantısını ve ilişkilerini sürdüremez hale getirir; vücut her gün biraz daha fazla madde arar ve bir önceki doz yetersiz kalır. Özetle kişinin kullandığı madde miktarı sürekli ve düzenli olarak artıyorsa ve alınan madde her geçen gün daha da hızlı tüketiliyorsa madde bağımlılığı süreci başlamış demektir. Bunu kabullenmek istemeyen birey, sistemli bir şekilde bir sonraki madde kullanımını planlar, maddeyi nereden ve nasıl temin edeceğini düşünür. Zararlı olduğunu, yanlış olduğunu bildiği halde madde kullanımını sonlandırmayı istemez ve önüne çıkan engeller ne ve kim olursa aldırış etmeden bağımlısı olduğu maddeye ulaşmak için mücadele eder. Çünkü bilir ki madde kullanımına ara verir veya dozu azaltırsa yoksunluk oluşacaktır. Yoksunluk, kişinin kullandığı madde miktarını ve sıklığını azalttığında oluşan, hayatını devam ettiremeyecek kadar şiddetli bir biçimde yaşadığı fiziksel ve ruhsal bozuklukların tümüdür. En sık karşılaşılan yoksunluk belirtileri şunlardır: intihara meyilli olma, saldırganlık, öfke, sinir krizleri, huzursuzluk. Bu duruma düşmek istemeyen kişi, tüm bu maddi ve tıbbi zorluklarına rağmen madde tüketimine devam eder. Bütün bu süreçleri sürdürmede ısrarcı olanlarda ve bağımlılığını tedaviye yanaşmayanlarda bir süre sonra yetersiz gelen dozun artışı sonucunda vücut, beyin fonksiyonları ve kalp iflas eder; ölüm gözlemlenir.

Madde bağımlısı kime denir?

Dünya Sağlık Örgütü bağımlı kişiyi şöyle tarif eder:

  1. Maddeyi elde etmeye ve kullanmaya yönelik yoğun arzu ve ihtiyaç hissetme
  2. Kullanılan dozu artırma eğilimi
  3. Maddenin fiziksel ve psikolojik etkilerine karşı yoğun hassasiyet ve etkileri arayış içinde olma
  4. Maddenin kişinin hayatında önemli bir şey haline gelmesi
  5. Kişinin işte, evde veya okulda yükümlülüklerini sürdürmesini önleyecek şekilde yineleyici biçimde madde kullanması
  6. Fiziksel tehlike yaratabilecek durumlarda (örneğin araç kullanırken) madde etkisinde olma ve bu durumun tekrar tekrar olması
  7. Madde kullanımı ile ilişkili yasal sorunlarının varlığı
  8. Madde kullanımının kişinin sosyal yaşamında ve yakınlarıyla ilişkilerinde yineleyici ve kalıcı sorunlara yol açması ancak buna rağmen madde kullanımının sürdürülmesi


Bağımlılık Yapan Maddeler

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre uyuşturucu, “sağlık nedenleriyle alınanlar dışında, yaşayan organizmaya alındığında, organizmanın bir veya birden çok işlevini değiştirebilen herhangi bir maddedir.” Sözlük anlamından da anlaşılacağı üzere uyuşturucu, kişiyi uyuşturan, hareketsiz kılan, kontrolünü kaybettiren maddeler için kullanılan bir terimdir. Uyuşturucu maddeler, bedene girdiklerinde ruhsal, eylemsel ve bedensel değişikliklere neden olup bağımlılık yapabilen kimyasallardır.

Tüm bağımlılık yapıcı maddeler için uyuşturucu sözcüğünü kullanmak doğrudur. Aşağıda bahsi geçenlerin hepsi bağımlılık yapıcı etkisi olan maddelerdir.

  • Sigara (tütün)
  • Alkol
  • Opiyatlar (morfin, eroin, kodein, metadon, meperidin)
  • Uyarıcılar (amfetamin, kokain, ekstazi, kafein)
  • Merkezî sinir sistemini baskılayanlar (barbitüratlar, meprobomat, benzodiazepinler, alkol, akineton)
  • Halüsinojenler (liserjik asid dietilamid, meskalin, psilocybin, dimetiltriptamin, dietil triptalmin, dimetoksimetil amfetamin, metilendioksi amfetamin)
  • Uçucu maddeler (tiner, benzen, gazolin, glue, bali gibi yapıştırıcılar)
  • Esrar ve benzerleri
  • Fensiklidin (PCP)


Yukarıda görüldüğü üzere uyuşturucu sınıflandırmasına dâhil olan çok sayıda madde vardır. Bunlardan kimisi (morfin, esrar gibi) doğal olup doğada bulunabilirken, kimisi de sentetik veya ekstazi gibi laboratuvarlarda üretilen cinstendir. Bu sebeple bu maddelerin bir kısmı yasal bir kısmı ise değildir.

Madde kullanımı bu kadar yaygınken maddelerin içeriği, zararı, yan etkileri hakkında bir o kadar az bilgi sahibi olunması ise durumun ciddiyetiyle örtüşmemektedir. Oysaki kişiler, özellikle gençler, bu maddelerin içeriği hakkında detaylı bilgiye sahip olduklarında bunları kullanma ihtimalleri azalacaktır. Bu sebeple aşağıda bazı maddeler ve yan etkileri hakkında detaylı bilgi verilecektir.

Tütün

Tütünün özgün maddesi nikotin adı verilen koyu renkli bir sıvıdır. Renksiz, acı bir sıvı olan bu madde bir zehirdir. Sentetik olarak da üretilebilen nikotin tarım ilacı olarak kullanılmaktadır. Tütünün bilinen yan etkileri şunlardır:

  • İştahı azaltır.
  • Kan basıncını yükseltir.
  • Damar tıkanıklıklarına yol açar.
  • Koroner kalp hastalığına yol açar.
  • Obstrüktif akciğer hastalığına yol açar.
  • Serebrovasküler hastalıklar ve periferik damar hastalıklarına yol açar.


Koroner kalp hastalığına bağlı ölümlerin %30’u tütün kaynaklıdır. Günde iki paket sigara içenlerde ölüm oranı içmeyenlere göre iki kat artmaktadır. Sigara içenlerin %50’si, içmeyenlerinse sadece %25’i 75 yaşından önce ölmektedir. Sigarayı bırakanlarda bile koroner kalp hastalığı geçirme riski içmeyenlere göre iki kat yüksektir.

Sigara kullanan kişide akciğer kanseri olma riski 22 kat, bronşit riski 10 kat daha fazladır. Kalp hastalığı olma riski de üç kat artmaktadır. Sigara içenler içmeyenlerden yedi yıl önce ölmektedir. Çevrede sigara içenlerin olması içmeyenler için de kalp hastalığı riskini arttırmaktadır. Genç yaşta sigara kullanımı akciğer fonksiyonlarını azaltmaktadır. Sigara akciğerin gelişimini azaltmakta, performansı düşürmektedir. Gençlerde nefesin yetersiz olması hissi, içenlere göre üç kat daha fazladır. Sigara içenlerde içmeyenlere göre esrar kullanma riski sekiz kat, kokain kullanma riski 22 kat fazladır.[2]

Sigara içenlerin %20’sinin nikotin bağımlısı haline geldiği, çoğunun sigarayı bırakmayı denediği, ancak %15’ten az bir kısmının başarılı olduğu tespit edilmiştir. Sigarayı bırakmak için herhangi bir yardım almayanlarda bırakma oranı %10’un altında kalırken, sigarayı bırakmayla ilgili yardım alanlarda hem sigarayı bırakma süreci daha sağlıklı yaşanmakta hem de sigarayı bırakma oranı artmaktadır.[3]

Kafein

Kullanımı çok sık görülen bağımlılık yapıcı maddelerden olan kafeinin en bilinen kaynakları çay yaprakları, kahve, kakao çekirdekleri ve kola tohumudur. Günlük yaşantıda sıkça tüketilen kahve, çay, kola ve çikolatanın yanı sıra bazı uyarıcı haplar, ağrı kesiciler, diyet hapları ve çeşitli reçeteli ilaçlarda da kafein bulunmaktadır. Genellikle kişiye enerji ve dinçlik verdiği düşünüldüğünden çok sık tüketilen kafeinin kısa vadede etkileri şöyledir:

  • Uyanıklık
  • Aktif olma
  • Keyif
  • Rahatlık hissi


Bununla birlikte kafein yüksek dozda alındığında genellikle aşağıdaki etkilere yol açar:

  • Huzursuzluk
  • Sinirlilik
  • Titreme
  • Endişe
  • Uyku bozuklukları
  • Mide bulantısı
  • Hızlı ve düzensiz kalp atışı
  • Kan şekerinin yükselmesi
  • Kolesterolün yükselmesi


Görüldüğü üzere her bağımlılık yapıcı madde gibi kafein de aşırı tüketildiğinde birtakım yan etkilere sahiptir. Yetişkinleri böylesine etkileyen bir madde olan kafeinin çocukların kullanımına sunulduğunda ne denli etkileri olduğu ise iyi tartılması gereken bir konudur. Yapılan araştırmalara göre yetişkinlere nazaran çocukların kafeine üç kat daha duyarlılık gösterdiği tespit edilmiştir. Kola, çikolata ve kafein bulunduran daha birçok maddenin kullanımı ile aslında çocuklar hedef alınmakta ve sağlıklarına zarar verilmektedir.

Kafein Türleri ve Miktarları

Tür

Miktarı (ml)

Kafein miktarı (ml gr)

İçecekler

Kahve

150

60-150

Kafeini azaltılmış kahve

150

2-5

Çay

150

40-80

Soğuk çay

360

20

Öğütülmüş kahve

180

100

Gold kahve

180

70

Espresso kahve

30

40

Sıcak çikolata

150

1-8

Çikolatalı süt

225

2-7

Diet Cola

360

46

Cola

360

46

Kahveli dondurma

1 kase

40-60

Klasik çikolata

50 g

3-63

Çikolatalı gofret

1 bar (46 g)

5

Siyah çikolata

1 bar (41 g)

31

Çikolatalı dondurma

50 g

2-5

İlaçlar

Ağrı kesicilerin bazıları

2 tablet

64 ya da 130

Bazı uyarıcılar

1 tablet

100 ya da 200

Zayıflama hapları

2-3 tablet

80-200

Kaynak: http://www.ogelk.net/Dosyadepo/maddeler.pdf

Alkol

Alkol hem tedavi edici hem de sarhoş edip yatıştırıcı etkisi sebebiyle kişiler tarafından sıklıkla tüketilen bağımlılık yapıcı maddelerin başında gelmektedir. Patates, tahıl, mısır, pirinç, meyve, şeker pancarı gibi bitkilerden elde edilen alkol, ince bağırsaktan emilerek vücuda giriş yapar.

Başlangıçta keyif amaçlı alınan alkol, masum gibi görülse de ilerleyen süreçlerde vücutta birçok zararlı ve yıkıcı etkiye yol açar. Bunlardan bazıları kalp damar sistemi ile bazıları mide ve bağırsak sistemi ile bazıları ise hormonlar ile ilgilidir.

Alkol kullanan kişilerde aşağıdaki etkiler gözlenir:

  • İştahı arttırır.
  • Mide mukoza bariyerini bozar, gastrin salgılatır, pankreasın salgısını arttırır.
  • Kusma yapar, dışkıyı yumuşatır, idrara çıkartır.
  • HDL kolesterol düzeyini yükseltir.
  • Hiperglisemi (kan şekerinin yükselmesi) yapar, öte yandan hipoglisemi riskini de arttırır.
  • Karaciğerde yağ asidi oluşumunu arttırabilir, siroz oluşabilir.
  • Erkeklerde testosteron hormonu düzeyini düşürür, östrojen hormonu düzeyini yükseltir.
  • Denge bozması nedeniyle kazalara yol açabilir.
  • Kişinin kendisine veya çevresine zarar vermesine sebep olabilir.
  • Kansızlık, B1, B6, B12 vitamini eksikliği görülebilir.
  • Korsakoff sendromu adı verilen bir tür bunama ve beyinde hasara sebebiyet verebilir.
  • Uzun vadede yüksek miktarlarda alkol tüketimi zehirlenmelere, alkol komasına ve alkol bağımlılığına neden olabilir.
  • Kesildiği zaman ise yoksunluk belirtileri olarak terleme, mide bulantısı, baş ağrısı, uykusuzluk, kaygı, huzursuzluk, işitsel, görsel (böcek, fare görmek vb.) ya da dokunsal duyu bozuklukları (üstünde böceklerin dolaştığını hissetmek), kalp hızının artması gibi durumlara sebep olabilir.


Esrar

Günümüzde sık kullanılan ve bağımlılık yapan maddelerden biri de esrardır. Esrar, Hint keneviri bitkisinin kahverengi/yeşil çiçeklerinin karışımından; saplar, tohumlar ve yapraklarından elde edilmektedir ve sert, acı, keskin bir ot kokusuna benzer bir dumanı vardır.

Marijuana, gubar, ganja en sık duyulan isimleridir. Bunlar dışında plaka, mühür, papatya, sarıkız, cigaralık, sarma, çiçeksündüz, mal, kenevir gibi başka pek çok isimle de anılmaktadır. Genellikle sigara şeklinde sarılarak içilen esrar aynı zamanda kova adı verilen bir yöntemle buharını içe çekmek yoluyla, keke karıştırılarak ya da çay olarak da kullanılabilmektedir.

Keyif verici etkisinden dolayı tercih edilen esrar, kişiyi birkaç dakika içerisinde etkisi altına alır ve üç-dört saate kadar etkisi zirveye ulaşır.

Esrar kullanan kişilerde şu etkiler gözlenir:

  • Kısa süreli rahatlama ve mutluluk hali
  • Algıda değişiklik
  • Muhakeme zorluğu
  • Zaman algısında bozulma
  • Yer algısında bozulma
  • Duyusal deneyimlerde abartıya neden olma
  • İştahta artış
  • Aşırı gülme
  • Aşırı konuşma
  • Bilişsel yeteneklerde bozukluk (öğrenme, bellek, dikkatin işlevsel olarak bozulması)
  • Anksiyete
  • Panik atak ve paranoya
  • Kalp krizi riski
     

Esrarla İlgili Yanlış İnançlar

Yanlış

Doğru

Esrar doğal olduğu için zararlı değildir.

 

Birçok bitki insan için zehirlidir.

Esrar bağımlılık yapmaz.

Esrar psikolojik bağımlılık yapar. Ayrıca kullanımın dozu ve sıklığına bağlı olarak fiziksel bağımlılık potansiyeli vardır.

 

Esrarın etkisi sadece birkaç saat sürer.

Esrar vücutta yağ hücrelerinde depolandığı için etkisi günlerce, haftalarca sürebilir. (Esrar sigara olarak içildiğinde kanda birkaç dakikada etkisi en üst düzeye çıkar, saatler içinde hızla düşer. Vücuttan idrarla atılır, ancak tam olarak atılması günler sürer.)

 

Esrar stresi giderir.

 

 

Diğer uyuşturucularda olduğu gibi esrar sadece problemlerle yüzleşmeyi geciktirir.

 

Esrar sigaradan ve alkolden daha az zararlıdır.

Esrar 412 adet kimyasal madde içermektedir. Sigara şeklinde içildiğinde sigaradan beş kat daha zararlıdır. Neden olduğu psikososyal sorunlar bakımından ise alkol ile belirgin benzerlikler göstermektedir.

Kaynak: http://www.ogelk.net/Dosyadepo/maddeler.pdf

Uçucu Maddeler

Özellikle sosyoekonomik seviyesi düşük bölgelerde ve gençler arasında çok yaygın kullanılan ve kolay temin edilebilen, yasal olarak satışında bir engel bulunmayan boya tineri, yapıştırıcılar, Bally, benzin, daksil, çakmak gazı, tüp gazlar, oje, saç spreyleri vb. ürünler uçucu maddeler arasında yer almaktadır. Bunların sayısı ve türü fazla olmakla birlikte genellikle düşük fiyata ve kolayca tedarik edilebildiğinden kullanımı diğer bağımlılık yapıcı maddelere kıyasla daha fazladır.

Kullanım şekli açısından da farklılıklar gösteren uçucu maddelerin kimi katı biçimde bir torbanın içine konularak buharın ağız ve burundan solunmasıyla, gaz ya da sıvı uçucular bir bez parçasına konulup buharın çekilmesiyle ve uçucu madde formundakiler de püskürtülerek sprey şeklinde ağız yoluyla kullanılmaktadır.

Birçok bağımlılık yapıcı maddede olduğu gibi uçucu maddeler de kısa vadede keyif, aşırı mutluluk ve sakinlik hissi verirler. Ancak ilerleyen süreçte bu maddelerin gerçek etkileri görülür:

  • Kusma
  • Baş ağrısı
  • Öfke hali
  • Kendine zarar verme
  • Hayaller görme
  • Kafa karışıklığı

 
Özellikle maddeye erişememe durumunda kişide şu belirtiler gözlemlenir:

  • Uyku bozuklukları
  • Çarpıntı
  • Titreme
  • Aşırı sinirlilik
  • Huzursuzluk
  • Terleme
  • Mide bulantısı
  • Kusma


Bu sebeple bu maddelerin solunması kesinlikle çok tehlikeli ve sağlığa, kişiye ve topluma zararlıdır. Bu tarz vakaların tedavisi, Uçucu Madde Tedavi Merkezi’nde (UMATEM) gerçekleştirilmektedir.

Opiyatlar (eroin, afyon, morfin, kodein vb.)

Opiyum; afyon bitkisinden elde edilen ağrı kesici ve ishali tedavi edici özellikleri ile bilinen en eski ilaçlardan biridir. Opiyumdan elde edilen morfin, halen ağır ve süregelen ağrılarda en etkin kabul edilen ve sık kullanılan bir ilaçtır. Opiyatların en yaygın kullanılanı ve bağımlılık potansiyeli en yüksek olanı eroindir. Açık kahverengidir ve toz halinde satılır. Kullanım şekli olarak ise farklılıklar gösterir. Sigaraya sarılarak, burundan çekilerek veya damardan enjekte edilerek kullanılabilir.

Kodein/eroin ise, afyon kozası ve afyonda mevcuttur. Ağız veya enjeksiyon yolu ile alınır, toz veya tablet halindedir; beyaz renkte, kokusuz ve acımsı tattadır. Etkili bir öksürük giderici, ağrı kesici ve uyku getiricidir. Ancak diğer afyon türevleri gibi eroinin de bağımlılık yapıcı etkisi bulunmaktadır.

Opiyatların bağımlılarında görülen bazı semptomlar aşağıdaki gibidir:

  • Durgunluk
  • Halsizlik
  • Yavaş ve dengesiz hareket etme
  • Soluk yüz
  • Zayıflık
  • İştah kaybı
  • Kabızlık
  • Öz bakım azalması
  • Kollarda enjeksiyon ve yara izleri
  • Enjektör kullanımı esnasında bulaşıcı hastalık kapma riski
  • Depresyon
  • İçe kapanıklık
  • İntihar teşebbüsleri (Genelde intihar, yüksek doz eroin alımı ile olur. Buna “altın vuruş” adı verilir.)


Ekstazi

Temini kolay olan, eğlence yerlerinde çok sık tüketilen ve üstünde kuş, fil vb. resimler bulunan tabletler biçiminde satılan bağımlılık yapıcı maddelerden biridir. Kapsül, toz veya sıvı şekilde üretilebilmektedir. Bu maddenin kullanımı genellikle ağız yolu ile olmakla birlikte enjekte etme veya burundan çekme gibi farklı yöntemlerle de olabilmektedir. Kullanımı özellikle gençler arasında yaygın olan bu madde, “Çılgın Max, Mitsubishi, 007, Pıt, Roket” gibi isimlerle de anılmaktadır. Bu madde 20-60 dakika içerisinde aktif bir biçimde fark edilir ve etkisi ortalama dört-altı saat sürer.

Ekstazi kullanan kişilerde görülen kısa vadeli etkiler şöyle sıralanabilir:

  • Canlılık
  • Hareketlilik
  • Enerji artışı
  • Karşı cinse yakınlık
  • Güven duygusu
  • Algı değişiklikleri
  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Bellek sorunları
  • Uyku bozuklukları
  • Beden ısısında ve kan basıncında artma
  • Karaciğer yetmezliği
  • Astım ve sonunda ani ölüm riskleri
  • Beyin kanaması
  • Kalp krizi
  • Madde kullanımına bağlı ölüm


Kokain ve Crack

Kokain, koka bitkisinin yapraklarında bulunan bir maddedir. Kullanım şekli ağızdan, burundan, damar içi ya da solunum yoluyla olmaktadır. Bağımlılık özelliği oldukça yüksektir. Tek bir kullanım bile bağımlılık için yeterli olmaktadır.

Kokain kullanan kişilerde kısa vadede gözlenen belirtiler şöyledir:

  • Keyif
  • Coşkunluk
  • Neşe
  • Özgüven artışı
  • Taşikardi ya da bradikardi (kalp atışının hızlanması ya da yavaşlaması)
  • Göz bebeklerinin büyümesi
  • Kan basıncında düşme ya da artma


Kokainin yüksek dozda kullanılması aşağıdaki etkilere sebep olur:

  • Kalp atım hızında artma veya bozulma
  • Tansiyon yüksekliği
  • Sinirlilik
  • Sosyal muhakeme kaybı
  • Yüksek riskli cinsel girişimler
  • Saldırganlık
  • Psikomotor aktivitede artış
  • Göğüs ağrısı
  • Kas zayıflığı
  • Solunum güçlüğü
  • Koma


Crack (taş) ise kokainin çok etkili bir türüdür. Kokainin işlenmesi sonucu elde edilen crack, küçük kristalimsi bir maddedir. Vücut tarafından daha hızlı emilir. Bu madde içime hazır, küçük miktarlarda satılır. Sigara içer gibi içilir. 10 saniye gibi kısa bir sürede etkisini gösterir, bu nedenle de bağımlılık etkisi çok yüksektir.

Amfetaminler

Kullanımı eski uygarlıklara kadar dayanan amfetaminler, genellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, depresyon ve bir uyku hastalığı olan narkolepsi tedavisinde kullanılmaktadır. Kullanan kişide şu tür etkiler gözlemlenebilir:

  • Keyif
  • Coşkunluk
  • Neşe hali
  • Kişinin kendini canlı ve enerjik hissetmesi
  • Dikkatin artması
  • Performansın artması
  • Beyin hastalıkları
  • Damar hastalıkları
  • Şiddetli hipertansiyon
  • Bağırsakların oksijensiz kalması
  • Titreme
  • Epileptik nöbet
  • Kaygı
  • Huzursuzluk
  • Koma
  • Ölüm


Halüsinojenler

Bir halüsinojen türü olan ve son dönemlerde yasa dışı olarak üretilen LSD (Lysergic Acid Diethylamid), gençler arasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Sigara gibi içilerek, çiğnenerek ya da yutularak alınmaktadır. Hap şeklinde bulmak da mümkündür. Beyaz, tatsız ve kokusuzdur. Halüsinojen sınıfında adlandırılan LSD, kişinin gerçeklik algılarında bozulmaya sebep olur ve gerçek gibi görünen ama gerçekte olmayan imajları görmesine, sesleri duymasına ve dokunsal duyumlar algılamasına yol açar. Aşırı kullanım zehirlenme ve ölümle sonuçlanır. En sık görülen etkileri şunlardır:

  • Güzel şeyler hayal etme
  • Kâbus
  • Çevreye yabancılaşma
  • Bazı cisimleri olduğundan farklı algılama
  • Koku duyusunda artış
  • Tat alma duygusunda artış
  • Ego dağılması
  • Paranoya
  • Delirme korkusu
  • Uygunsuz davranışlar
  • Halüsinasyonlar


Sihirli Mantar

Bu mantar çeşitleri, LSD gibi halüsinojenik etki özelliklerine sahiptir. Dolayısıyla bu mantarlar vücuda alındıklarında yaklaşık 30-60 dakika içerisinde aşağıdaki etkilere sebebiyet verirler. Bu etkiler yaklaşık üç-dört saat sürer.

  • Bilincin değişmesi
  • His ve düşünce boyutunun değişmesi
  • Gözün odaklanmada güçlük çekmesi
  • Renkli hayaller
  • Parlak renkler görmeye başlama
  • Zaman kavramının yok olması
  • Rahatlama hissi


Bonzai

Laboratuvar ortamında üretilen ve tek kullanımın bile yüksek ölüm riski taşıdığı bağımlılık yapıcı, çok tehlikeli bir maddedir. Bonzaiyi bu kadar tehlikeli yapan şey, içerisinde doğal hiçbir madde olmaması ve kimyasal zehir içermesidir.

Bonzai kullanan kişi çok kısa bir süre içerisinde aşağıdaki semptomları sergiler:

  • El ve ayaklarda karıncalanma
  • Uyuşma
  • Şiddetli çarpıntı
  • Tansiyon yükselmesi
  • Tansiyon düşmesi
  • Baş dönmesi
  • Baş ağrısı
  • Hafıza kaybı
  • Titreme
  • Üşüme
  • Sıcak basması
  • Aşırı susama
  • Terleme
  • Bulantı
  • Korku
  • Panik hali
  • Paranoya
  • Hayal görme
  • Kâbus görme
  • Aşırı uyarılma
  • Zaman ve mekân algısında bozulma
  • Hayal görme
  • Ses duyma
  • Mutsuzluk
  • Tedirginlik
  • Kalbe giden kanda azalma
  • Beyin kanaması
  • Ağır işitme kaybı
  • İntihar dürtüsü


Madde Bağımlılığına Götüren Sebepler

Kişiyi madde kullanımına yönelten tek bir neden yoktur. Ailevi sorunlar, yanlış arkadaş ilişkileri, madde ile ilgili hatalı bilgiler, psikolojik sorunlar, herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocuğu olmak, ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği gibi birçok risk faktörü madde bağımlılığına sebep olabilir.

Çocuk ve Gençlerde Alkol ve Madde Kullanımı İçin Risk Faktörleri

 

Biyolojik Faktörler

Genetik özellikler

Alkol ya da madde kullanımında aile öyküsü

Ailede dürtü kontrol ve duygu durum bozukluğu öyküsü

Davranış bozukluğu ya da antisosyal kişilik bozukluğu

 

 

 

 

 

Psikolojik ve Davranışsal Faktörler

Nörokognitif değişiklikler

Duygu durum bozuklukları

Anksiyete bozuklukları

Dürtüsellik

Öğrenme güçlükleri

Sosyal becerilerde düşüklük

Madde kullanımı ile ilgili olumlu tutum ve davranışlar

Düşmanlık ve agresyon

Düşük benlik saygısı

İsyankârlık

Olumsuz yaşam deneyimleri

Davranış bozuklukları

Çabuk öfkelenme

Fiziksel travma

 

Aile İlişkileri Faktörü

Ailede alkol, madde kullanımı ya da kumar sorunu olması

Ailenin alkol ve madde kullanımı ve kumara karşı olumlu tutumu

Aile desteğinin az olması

Ailenin çocuğunu izlemede yetersiz olması

Ebeveyn becerilerinin etkisiz olması (özellikle öğrenme güçlüğü ve davranış problemi olan çocuklara karşı)

 

 

Okul ile İlişkili Faktörler

Akademik başarı

Olumsuz, disiplinsiz ve güvensiz bir okul ortamı

Öğretmenin beklentilerinin düşük olması

Madde kullanımına karşı açık bir okul politikasının olmaması

Okul sorumluluğunun olmaması

Sınıfta içine kapanık ya da agresif davranışlar sergileme

 

 

Arkadaş İlişkileri Faktörü

Arkadaşlarının madde kullanması ve bulundurması

Alkol, madde kullanımı ve kumarı onaylayıcı tutum ve davranışlar

Davranış bozukluğu olan arkadaşların olması

Arkadaşları tarafından reddedilme

Sosyal becerilerinin zayıf olması

 

 

Toplum İlişkileri Faktörü

Ekonomik ve sosyal olanakların kısıtlı olması

Eğitim olanaklarının yeterli olmaması

Suç oranlarının yüksek olması

Yüksek göç oranı

Toplumsal normların alkol ve madde bağımlılığına izin vermesi

Toplumsal normların kumara izin vermesi

Kaynak: https://npistanbul.com/cocuk-ve-genclerde-madde-bagimliligi-ve-tedavisi

Bağımlılık riski hangi kişilerde daha fazladır?

Bağımlılık geliştirme riski aşağıda sıralanan gruplardaki kişilerde daha fazladır:

  • Ergenlik dönemindeki gençlerde
  • Madde kullanımını yaşadığı sorunları unutmada bir çözüm yolu olarak görenlerde
  • Arkadaşlarının beğenisini kazanmak, grup tarafından kabul edilmek, onların dikkatini çekmek, bir gruba ait olmak için maddenin araç olabileceğini düşünenlerde
  • Madde kullanımını eğlenceli bir şeymiş gibi görenlerde ve dolayısıyla maddelerin zararına ve içeriğine dair çok fikri olmayanlarda
  • Arkadaş baskısına “hayır” deme becerisine sahip olamayan kişilerde
  • Ebeveyni boşanmış olan çocuklarda
  • Sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kişilerde
  • Psikolojik problemleri olan kişilerde


Önleyici Faktörler

Madde kullanımının bu kadar yaygın ve erişimin de kolay olduğu günümüzde, maalesef çevremizde madde bağımlısı birçok kişi bulunmaktadır. Bazı belirtilerden kimlerin madde bağımlısı olduğu veya içinde bulundukları risk faktörleri sebebiyle kullanma potansiyeli taşıdığı anlaşılabilmektedir. Fakat bütün yıkıcı etkilerine karşın madde kullanımının önüne geçmede yeterli performans gösterilememektedir. Bu da kısmi olarak önleyici faktörleri bilmemekten kaynaklanmaktadır. Bu sebeple çalışmanın bu kısmında madde bağımlılığı nasıl önlenir ve önleyici faktörler nelerdir başlıklarına değinilecektir.

  • Uyuşturucu maddelerle ilgili yaşa uygun doğru bilgilendirme çalışmalarının yapılması
  • Güçlü aile bağları
  • Pozitif aile bağları
  • Başkalarıyla kıyaslamadan kaçınma
  • Öğüt, nasihat yerine empatik bir yaklaşımla çocukla iletişim kurma
  • Çocukları ile ilgilenen, alakalı ebeveynler
  • Yargılayıcı, aşağılayıcı veya otoriter bir üsluptan ziyade sakin ve yumuşak bir şekilde çocukla alakadar olma
  • Çocukla iletişim kurabilme ve uyumlu bir şekilde konuşma
  • Ebeveynlerin çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğinden haberdar olmaları
  • Ebeveynlerin çocuklarının nerelerde vakit geçirdiğinden ve nelerle meşgul olduklarından haberdar olmaları
  • Ebeveynlerin çocuklarının izlediği yayınlardan ve takip ettiği yazınlardan haberdar olmaları
  • Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması
  • Okulda başarılı olma
  • Özgüven sahibi olma
  • İç disiplinin olması
  • İçsel kontrolün varlığı
  • Sorun çözme yetilerine sahip olma
  • Toleranslı olma
  • Sağlıklı bir psikolojiye ve bedene sahip olma
  • Vakti faydalı etkinliklerle geçirme
  • Okul, STK’lar ve kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bağlar olması
  • Sorumluluk sahibi olma ve toplumda rol model olma
  • Sigara, içki ve uyuşturucuya karşı sosyal etki farkındalığını artırma
  • Stresli yaşam olaylarının az sayıda olması
  • Kaliteli sağlık hizmeti ve sosyal hizmetin varlığı


Kişinin madde kullandığı nasıl anlaşılır?

  • Anormal derecede uyku ve uyuşukluk hali
  • Kilo verme ve iştah azalması
  • Ani ruhsal değişiklikler
  • Kaygı
  • Depresyon
  • Endişe
  • Huzursuzluk
  • Saldırganlık
  • Öfke nöbetleri
  • Konsantrasyon eksikliği
  • Hafıza kaybı
  • Baygınlık
  • Halüsinasyonlar
  • Okula, işe, eski arkadaşlara ve hobilere ilgi eksikliği
  • Enerji kaybı
  • Yorgunluk
  • Okul başarısında düşüş
  • Okula gitmek istememe veya gitmeme
  • Geç saatlere kadar uyanık kalma
  • Çeşitli faaliyetler ve bu faaliyetlerin nerede olduğu hakkında gizlilik
  • Yalan söyleme
  • Hırsızlık
  • Yeni ve tuhaf arkadaşlar
  • Çevresel değişiklikler
  • Kıyafetlerde, saç modelinde değişiklikler
  • Elbiselerde veya vücutta alışılmadık kokular, lekeler, morluklar, yaralar ve kesi izleri
  • Alışılmadık tozlar, kapsüller, tabletler, enjektörler, iğne tarzı şeyler ya da yakılmış boya incelticileri, tırnak cilaları
  • Borç para almada artış
  • Sık sık harçlık isteme
  • Arkadaşlarla sohbette şifreli ve gizli konuşmalarda artış
  • Eve geç gelme
  • Eve gelmeme
  • İdrar testleri
  • Saç testi


Madde Bağımlılığının Tedavisi

Madde bağımlılığının tedavisi kolay olmamakla birlikte mümkündür. Fakat ciddi emek, sabır ve zaman gerektirmektedir. Bu süreçte tedaviler, hastanın özelliklerine göre yatarak ya da ayaktan yapılmaktadır. Bunun için madde bağımlısı kişiler kendileri veya yakınları tarafından hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler. Aynı zamanda bağımlılığın tedavisi, tek bir açıdan değerlendirilip çözülebilecek cinsten de değildir. Bu karmaşık sorunu çözebilmek için hastaya bütüncül bir yaklaşımla yönelmek gerekmektedir. Bu yaklaşımlar hastalığın tedavisinde etkin ve temiz kalma süresini arttırmada fonksiyoneldir.

Çalışmanın bu bölümünde madde bağımlılığının tedavisinde işe yarayan tekniklerden bahsedilecektir.

Kabullenme

Madde bağımlılığı veya diğer herhangi bir rahatsızlıkla mücadele edebilmek için hastanın önce bu durumu kabul etmesi, değişimin tedavi ile mümkün olacağına inanması ve bunun için de iç motivasyona, tedaviye hazır olmak gerektiğine inanması elzemdir. Aksi halde hastalığını inkâr eden, varolan sorunlarla yüzleşmek yerine sorunlardan kaçan kişiyle tedavi mümkün değildir. Eğer hasta ilkin sorunlarını kabullenir ardından da onları değiştirebileceğine inanarak yola çıkarsa bu meşakkatli süreci zaman, sabır, uzman desteği ve sosyal çevresinin yardımı ile sağlıcakla tamamlayacaktır.

Farmakolojik Tedavi

Madde bağımlılığı; düzelme (remisyon) ve nüks (relaps) dönemleri ile seyreden kronik bir beyin hastalığıdır. Bu sebeple bu hastalığın tedavisinde de diğer birçok hastalıkta olduğu gibi ilaç kullanımı görülmektedir. Fakat ilaç tedavisinin tek başına yeterli ve etkin bir çözüm yöntemi olduğu söylenemez.

Tedavinin üç aşaması vardır:

  1. Hastanın toplumdan izole edilmesi dönemi: Hasta, bağımlılığının tedavi edilebileceği özel bir kliniğe yatırılır.
  2. Detoksifikasyon (temizlenme) dönemi: Kullanılan madde tamamen kesilir ve yerine daha düşük fiziksel bağımlılık oluşturan bir madde verilir veya yoksunluk sendromunun hafif geçmesini temin edecek bazı sakinleştirici ilaçlar verilerek vücudun maddeden arınması sağlanır.
  3. Rehabilitasyon dönemi: Madde kullanımına neden olan ve/veya zemin hazırlayan psikolojik ve sosyal problemlerin çözülmesine çalışılır. Bu dönem yıllarca sürebilir.[4]


Psikoterapi

Madde bağımlılığının tedavisinde psikoterapinin etkililiği üzerine yapılmış birçok araştırma vardır. Bu araştırmaların çoğunluğu psikoterapinin etkili bir tedavi şekli olduğu sonucuna varmıştır. Bu süreçte tek bir yaklaşımdan beslenmek yerine, eklektik bir bakış açısıyla hastanın karakteristik yapısı ve kullanılan madde kaynaklı gelişen psikiyatrik bozukluğun cinsi göz önünde tutarak çeşitli psikoterapi modellerinin benimsenmesi mümkündür. Ancak bir model üzerine yoğunlaşıp hastaya iyi geliyor ise devam da edilebilir.

Bu terapiler bireysel olarak hastaya hitap etmekle birlikte, aile terapisi ve grup terapisi şeklinde de ilerleyebilir. Zira bu süreçte tüm yükü hastanın üstlenmesi uygun değildir; başta ailesi olmak üzere sosyal çevresinin de hastaya yardımcı olması gerekmektedir. Bu nedenle aile/çift terapileri de tedavide çok fayda sağlamaktadır. Hasta ile birlikte maddi ve manevi zorluklar yaşayan yakınları da hastalık hakkında bilinçlendirilerek bu sürecin hem daha kolay hem de daha güçlü atlatılması sağlanabilmektedir.

Bilinçlendirme

Birçok hastalıkta olduğu gibi madde bağımlılığı kaynaklı rahatsızlıkların tedavisinde de hasta, öncelikle hastalığının mahiyetini iyi bilmelidir. Yaşadığı rahatsızlığın içeriğini kavrayan hasta, kendisini bekleyen süreçlerden, tedavi boyunca ne yapıp ne yapmaması gerektiğinden ve kendisine nelerin fayda sağlayacağından haberdar edilir ve bu sayede bu süreci daha kolay ve motive olmuş bir şekilde yürütür.

Aktivite Programları

Kişilerin maddeye başlama hikâyelerinde sıklıkla karşılaşılan sebeplerden biri de boş zaman ve can sıkıntısıdır.[5] Can sıkıntısından dolayı yeni arkadaşlar ve ortamlar edinmek isterken maddenin kullanıldığı ortamlara giren kişiler, ilk kez buralarda maddeyi deneyimler ve merak duygusu ile devamını getirmeyi arzuladığı bu yolun sonunda bağımlılık gerçeğiyle yüzleşir. Bir araştırmaya göre, akranlarıyla uygun olmayan yerlerde bulunan ergenlerin madde kullanım oranı, arkadaşlarıyla spor merkezine ve doğal ortamlara gitmek gibi sağlıklı rekreasyon faaliyetlerine katılanlara göre daha fazladır.[6]

Bununla birlikte, yapılan bazı çalışmalarda daha fazla aktivite yapan gençlerde alkol bağımlılığı, nikotin bağımlılığı ve diğer madde bağımlılıkları prevalansının daha düşük olduğu belirlenmiştir.[7] Vaktini verimli kullanan ve çeşitli fiziksel aktiviteler yapan kişilerde madde tüketim sıklığının daha az olduğu tespit edilmiştir.

Sanat Terapisi

Günümüzde psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan sanat terapisi, yapılan gözlem ve araştırmalar sonucunda etkinliğini kanıtlamış bir yöntemdir. Zira bu süreçte hastalar, uzmana içsel çatışmalarını, ruh hallerindeki dalgalanmaları, duygularındaki değişimleri, düşüncelerini sanatsal çalışmalar aracılığı ile aktarabilmekte; sanat eğitmeni olan psikoterapist tarafından da sağlıklı teşhis, tedavi süreci başlatılabilmektedir. Tedavi sürecinde sanat çalışmaları olarak; ebru, hat, ahşap boyama, yağlı boya, heykel, tiyatro, sinema, şiir, resim, müzik, dans ve hareketlerden yararlanılmaktadır.

Sanat çalışmalarının uygulanması sürecinde kesinlikle doğru ve yanlış, güzel ve çirkin diye sınıflandırılmayan sanat eserleri, hastaların duygu ve düşüncelerini dışavurumlarını kolaylaştırmaktadır. Özgürce yazıp çizme fikrinden etkilenen ve motive olan hastalar, sanatın dinlendirici ve iyileştirici yönünden yararlanıp hastalıklarının tedavisine katkı sağlamaktadır.

Diyet

Madde kullanımı süresinde iştah kapanmasından kaynaklı tokluk hissi, kişinin bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur ve tokluk hissi nedeniyle düzenli, sağlıklı gıda tüketemeyen kişilerde başka fizyolojik problemler ortaya çıkar. Bu nedenle madde bağımlılığı tedavisinde fiziksel aktivite ne kadar önemli ise sağlıklı beslenme de o kadar önemlidir. Güçsüz düşen bağışıklık sistemini tekrardan kuvvetlendirmek için hastalar bol bol et, tavuk, balık, süt ürünleri, meyve, sebze ve tahıl grubundan gıdaları tüketmelidir.

Sosyal Çevrenin Düzenlenmesi

Sosyal çevrenin düzenlenmesi madde bağımlılığı tedavisinin olmazsa olmazlarından biridir. Hastanın çevresinde madde kullanan, kolayca temin eden yahut maddeyi hatırlatıcı eylem ve söylemleri olan tanıdıkları, arkadaşları olduğu sürece ya da madde kullanabileceği, satın alabileceği mekânlara gitmeye devam ettiği sürece bağımlılıktan kurtulma çok zordur. Kişi tedavi olup fayda görse dahi tekrar bu çevreye döndüğünde bağımlılığının nüksetme ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle madde bağımlılığı ile mücadele ederken, tedavi sürecinde ve sonrasında kişinin çevresini, arkadaşlıklarını düzenlemesi, bu maddelere ulaşmanın kolay olduğu mekânlardan ve kişilerden uzaklaşması oldukça önemlidir.

Stresle Baş Etme Yöntemlerinin Öğrenilmesi

Günlük yaşantısında her birey stres verici bazı olayları tecrübe eder. Çünkü stres doğal yaşantının bir parçasıdır. Stressiz bir hayat düşünmek mümkün değildir. Önemli olan karşılaşılan bu stresle başa çıkmada etkin yöntemleri, doğru zamanda, doğru yerde, doğru şekilde kullanabilmeyi bilmektir. Kişinin hayatında hiç stres olmaması düşünülemez. Zira ertesi gün gireceği sınava çalışan birinde veya bir köpekle karşı karşıya geldiğinde kaçma tepkisini gösteren kişide ya da düğün öncesi gelin ve damatta hiç heyecan olmaması düşünülemez.

Görüldüğü üzere stres kimi zaman bireyi tehlikelere karşı koruma kimi zaman da sorumluluklarına karşı motive etmede görevli bir hormondur. Sağlıklı olan stressiz kalmak değil herhangi bir stresörle karşılaşıldığında bununla nasıl baş edileceğini bilmek ve ona göre davranmaktır. Bağımlılık tedavisinde de bu önemlidir. Hasta, madde yoksunluğu çektiğinde veya nüks durumu ile karşı karşıya kaldığında yaşadığı stresi, belki öfkeyi iyi kontrol edebilecek beceriye, bilgiye sahip ise otokontrolünü yaparak temiz kalma sürecini uzatır ve tedavisine olumlu katkıda bulunur; problem çözme yeteneğini geliştirir. Aksi halde ilk stresör ile karşılaştığında stresini yönetemeyen hasta, bağımlılıkta nüks gösterebilir.

Rahatlatıcı Nefes Egzersizleri

Bu egzersizler sırasında bedenine ve duyumlarına odaklanması sağlanan hastanın bulunduğu yere ve ana konsantre olarak burundan derince bir nefesi içine alıp ağzından yavaşça vermesi istenir. Tüm dikkatini kesintisiz bir şekilde nefes alıp vermeye odaklayan hasta, yaşadığı üzüntüler ve gelecekle ilgili kaygılarını düşünmeye fırsat bulamaz ve rahatlama, gevşeme gerçekleşir; çünkü tüm dikkati nefesinde ve bedenindedir.

Bütün dikkatini bedenine yoğunlaştırması hastaya aynı zamanda stresle başa çıkmasında da fayda sağlar. Zira bedenine konsantre olan hasta, vücudunda nerede ne ağrısı var; gerginlik, sancı nerede bunları tespit edebilir ve yavaşça gevşeme egzersizlerini yaparak rahatlar. Bu egzersizleri ister evde ister işte ister okulda yapabilen hasta, günlük yaşantısında herhangi bir stres verici olayla karşılaştığında hızlı ve kolay bir biçimde bunun üstesinden gelebilir.

Sonuç

Çağımızın en önemli ve sık görülen problemlerinden biri olan madde bağımlılığı özellikle gençler arasında hızla yayılmaktadır. Yaşam telaşesi, ergenlik döneminin zorlulukları, yoğunluk gibi çeşitli nedenlerden ötürü çocukları ile yakından alakadar olamayan ebeveynler maalesef kötü çevrenin, yanlış arkadaşların ve uyuşturucunun kolay temini sebebiyle çocuklarını madde bağımlılığına kurban vermektedirler.

Madde hakkında yeterli bilgi sahibi olmayan gençler ve yetişkinler bazen merak duygusu ile bazen dikkat çekme arzusu ile bazen de psikolojik problemleri sebebiyle maddenin tuzağına düşerek bağımlılık yolunda sonu genelde ölüm olan çok riskli adımlar atmaktadırlar. Hem bireyi hem toplumu bu illetten koruma adına bilgilendirme çalışmaları, kamu spotları, eğitim programları hazırlamak ve özellikle ebeveynleri, gençleri bu konu hakkında bilgi sahibi kılmak çok önemli bir risk önleyici çalışmadır. Bu önleyici çalışmalar sayesinde maddenin ölümcül içeriği hakkında bilgi sahibi olan kişiler, maddeye daha az eğilim duymaktadır ve temiz kalan bireyler sayesinde toplum da temiz kalabilmektedir. Bilinçlendirme programlarının yanı sıra ilaç tedavisi, psikoterapi seansları, sosyal destek, sanat ve daha birçok alan, kullanılabilecek alternatif tedavi dallarındandır. Bu tedaviler uygulanarak uzun bir süreçte, sabır ve emekle madde bağımlılığının üstesinden hasta-uzman iş birliği ile gelinebilir ancak unutulmaması gereken en önemli korunma yolu maddeye hiç başlamamaktır.


[1] “Madde Bağımlılığı”, Yeşilayhttps://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/madde-bagimliligi
[2] Kültegin Ögel, “Bağımlılık Yapan Maddeler”, http://www.ogelk.net/Dosyadepo/maddeler.pdf
[3] SA Schroeder, “Tobacco Control in the Wake of the 1998 Master Settlement Agreement”, New England Journal of Medicine, 2004, 350: 293-301.
[4] Prof. Dr. İ. Tayfun Uzbay, “Madde Bağımlılığının Tedavisi”, http://www.eczaakademi.org/images/upld2/ecza_akademi/makale/20110325100450madde_bagimliligi_tedavisi.pdf
[5] Iso-Ahola SE, Crowley ED. (1991) “Adolescent substance abuse and leisure boredom”, Journal of Leisure Research, 23(3), 260-271.
[6] AC Beal, J. Ausiello, JM Perrin, “Social influences on health-risk behaviors among minority middle school students”, Journal of Adolescent Health, 2001, 2828, 474-480.
[7] A. Ströhle, M. Höfler, H. Pfister, AG. Müller, J Hoyer, HU. Wittchen ve diğ. “Physical activity and prevalence and incidence of mental disorders in adolescents and young adults”, Psychol Med, 37(11), 1657-66.