Yükleniyor...
Milliyetler ve Sınırlar/Balkanlar, Kafkaslar ve Orta-Doğu

Milliyetler ve Sınırlar/Balkanlar, Kafkaslar ve Orta-Doğu

13 Ocak 2016

 

soner doğan..

  •  
  • Kitap adı: Milliyetler ve Sınırlar/Balkanlar, Kafkaslar ve Orta-Doğu
  •  
  • Yazar: Stefanos Yerasimos
  •  
  • Çeviren: Şirin Tekeli
  •  
  • Yayıncı kuruluş: İletişim Yayınları, İstanbul
  •  
  • Sayfa sayısı: 504
  •  
  • Baskı yılı: 2000
  •  
  • ISBN: 9754704465

 

 

 

Yazar Stefanos Yerasimos’un kaleme aldığı Milliyetler ve Sınırlar/Balkanlar, Kafkaslar ve Orta-Doğu adlı kitap âdeta Cemil Meriç’in sözlerinin doğruluğunun bir kanıtıdır. Yerasimos’un bu kitabı hazırlama sebebi; “Doğu sorunu” kavramının izahatını yapma, bölge ülkelerindeki sınır oluşumlarının geçmişini irdeleyerek günümüzdeki duruma ilişkin tarihsel bir perspektif ortaya koyma çabasıdır. Ona göre Doğu sorunu olarak tanımlanan durum, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra ulus devletlerin yeniden kurulması ve milliyetçilik akımlarının önem kazanması ile çözülmediği gibi, Soğuk Savaş düzeninden sonra tekrar ortaya çıkmıştır. Doğu sorunundan etkilenen toprakları Balkanlar-Ortadoğu olarak belirttikten sonra “Kafkasların da buna eklenmesiyle sorunun etki alanı genişlemiştir. Buna Karadeniz’in kuzey bölgelerinin eklenmesiyle de alan genişletilebilir.” (s. 8) diyerek meselenin aslında Türkiye’yi kuşatmış bulunan tüm kriz alanlarını içine aldığını kaydeder.

Kitabında açıklamaya çalıştığı bölümlerde tarihe her yönüyle ışık tuttuğunu iddia etmeyen yazar, yapmaya çalıştığı şeyin, sorunları kapsamlı irdelemekten ziyade okura bugün karşılaşılan ve gelecekte karşılaşılabilecek çatışmaların anlaşılabilmesi için birkaç ipucu sunmaktan ibaret olduğunu belirtir.

Yukarıda bahsi geçen üç bölgede ortaya çıkan milliyetler ve sınırların nasıl oluştuğunu derinlemesine anlatan kitap; giriş, üç ana bölüm ve dizin kısımlarından oluşmaktadır. Kitap müellifin farklı zamanlarda yazdığı ve Fransız Heredote dergisinde yayımlanan makalelerinden oluştuğu için her bölüm birbiriyle ilgili çok farklı alt başlıklardan meydana gelmektedir. Kitapta yer alan metinler 1986-1993 yılları arasında yazılmıştır. Fransızcanın yanı sıra çeşitli dillerde yayımlanan makalelerin belirli bir bütünsellik içerisinde bir araya getirilmesiyle oluşan eser, ilgi çekici bir çalışma haline gelmiştir.

“Giriş” bölümünde çalışmanın genel hatlarına dair ipuçları vererek kitabın bir anlamda omurgasını oluşturan Yerasimos, “Doğu Akdeniz ve Balkanlar” bölümünde Doğu Akdeniz’in stratejik önemi ve etkilerini ele alarak bu bölgeye dikkat çekmektedir. Yazar burada ayrıca, Balkanlar’da oluşan sınırlar ve milletlerden bahsederken bölgede milletlerin düşüncelerine göre değil, büyük devletlerin kendi çıkarları doğrultusunda oluşturdukları barış konferanslarına da vurgu yapmaktadır. Yerasimos, kitabın “Ortadoğu” adlı ikinci bölümünde sınırların nasıl çizildiğine dair kapsamlı bir çalışma ortaya koymaktadır. Bu çerçevede kitapta modern Türkiye’nin sınırlarını doğrudan ilgilendiren İskenderun Sancağı’nın Türkiye’ye nasıl katıldığına da geniş yer ayrılmıştır. “Arabistan Sınırları” alt başlığı içerisinde değerlendirilen başlıkla modern dönem Ortadoğu merkezî coğrafyasının hangi aşamalardan geçerek bugünkü halini aldığı açıklanmaktadır. “Kafkasya” bölümünde ağırlıklı olarak 1. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı, Rus ve İngiliz politikaları anlatılmaya çalışılmıştır. Kitabın ilerleyen bölümlerinde ise Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle bölgede oluşan çatışmalar irdelenerek tarihsel bir perspektif çizilmek istenmiştir.

Yerasimos, kitabında genel manada bölge dışı ülkelerin bölgedeki sorunlara müdahale etmesiyle olayların daha fazla karıştığını hatırlatarak bu müdahalelerin sürmesi halinde gelecek dönemlere ait çatışma durumlarının devam edeceğinin altını çizer. Halkların benimsemediği sınırların ve aidiyetliklerin farklı yerlerde konumlanmasını ise bu müdahalelerin barış için yapılmadığının kanıtı olarak ileri sürer.

Balkanlar’da ortaya çıkan sorunların 1900’lü yıllardaki anlaşmazlıkların devamı olduğunu ve tam olarak çözülmediği için 1990’lı yıllarda yeniden gün yüzüne çıktığını; SSCB’nin Demir Perde’nin yıkılmasıyla tekrar ortaya çıkarak hiç istenmeyen acıların yaşanmasına neden olduğunu belirtir. Bu bölgedeki gelişmelerden en az hasarla çıkan ülkenin Yunanistan olduğunu belirten Yerasimos, “Avrupa’nın Yunanistan’a, Batı’nın Grek uygarlığına olan kültürel borcu mantığında yaklaştığını” belirtir (s. 25). Bundan dolayıdır ki diğer ülkelere karşı ve bilhassa da Türkiye’ye karşı Yunanistan’ın hep özel  bir yeri olduğunun altını çizer.

Ortadoğu’da mevcut sınırlar üzerinden siyasi bir tasnif yapan yazar, burada üç çevre ülkeden bahseder: İran-Mısır-Türkiye. Bu üç ülke Ortadoğu halklarını oluşturan üç etnik unsurun somut özelliklerini de barındırır (Arap, Fars ve Türk). Buna karşın daha içeride “Bereketli Hilal” olarak adlandırılan Irak-İsrail-Ürdün-Lübnan ve Suriye bulunur. Yazar ayrıca, Arap Yarımadası’nda Suudi Arabistan-Katar-Bahreyn-Kuveyt gibi ülkelerin oluşumuna değinerek aynı şekilde ileride Kafkasya’nın da jeopolitik evrelerden geçebileceğini belirtir (s. 115).

Yerasimos, yazılarında bölgede bulunan toplum çeşitliliğine de cevap aramaya çalışmıştır. Bunun için “Bölgedeki çeşitlilik etnik kökenden çok, dinden kaynaklanıyor olabilir mi?” (s. 118) sorusunu sorar. Ancak din her ne kadar diğerlerine karşı bütünlük oluştursa da aynı dine mensup toplulukların kendi aralarında ayrışmalar yaşaması, Ortadoğu sosyolojilerini daha da karmaşık hale getirmektedir.

Yerasimos, Ortadoğu’nun çağdaş tarihinin petrolle yazıldığını iddia eder. (s. 123) Kitapta işlediği konuları ve olayları da bu bakış açısı ile ilişkilendirerek bu iddiasını doğrulamaya çalışır. Dönemin ve günümüzün olaylarına yakından baktığımızda yazarın tespitinin çok da abartılı olmadığı görülecektir. Bölge, Osmanlı’nın elinden çıktıktan sonra İngiltere ve Fransa tarafından sömürülmek üzere işgal edilmiştir. Petrolün işlevinin artması dış güçleri buraya çekerek bölgenin sonraki kaderini değiştirmiştir. Bu ekonomik öncelikler halklar nezdinde kabul görmeyen yöneticilerle dahi iş birliğini teşvik etmiş, onları iktidara taşıyarak kendilerine bağımlı hale getirmiş ve bölgede sürekliliklerini sağlamıştır.

Yazarın Kafkasya sınırlarına ilişkin tezleri de yine tıpkı Ortadoğu’da olduğu gibi dönemin güç çekişmesi ve dinamiklerinden farklı görülmemektedir. 1. Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda Osmanlı’nın Kafkasları alma girişimleri, taktiksel ara zaferlerle başarılara ulaşsa da sonuç olarak geri çekilmeyle neticelenmiştir. Nitekim İngiltere ve Rusya’nın bu bölgede aktif olarak rol oynaması ve zaman zaman birlikte çalışması, bölgenin tıpkı Ortadoğu’daki gibi çok parçalı bir yapıya bürünmesinde etkili olmuştur. 1917 yılında, Bolşevik İhtilali ile Çarlık Rusya rejimi yıkılıp yerine Sovyetler Birliği kurulmuştur. Bu dönemden itibaren Sovyet rejimi bölgedeki varlığını arttırmak için İngiltere ile mücadeleye başlamıştır. Kitapta, kapsamlı olarak 1917-1923 yılları arasında Sovyet, İngiliz ve Osmanlı mücadeleleri incelenmiştir. İngilizlerin bölgeden çekilmesiyle tek güç olan Sovyetler Birliği, sınırlarını genişletme yönünde politikalar izlemiştir. Bu bölümde Kafkasya coğrafyasında bulunan ülkelerin sınır mücadeleleri detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Haritalarla zenginleştirilen ve döneme ilişkin sayısal verilerle desteklenen bu bölüm, bölgeye ilgi duyan okuyucular için zengin bir içerik sunmaktadır.

Ortadoğu ve Kafkasya bölgelerine dair kaleme aldığı nitelikli makalelere karşın yazar, aynı hassas siyaseti ve akademik ciddiyeti Balkanlar’dan bahsettiği bölümde pek göstermemiştir. Kitabın “Balkanlar” bölümünde dipnot ve kaynakça kullanılmadığı gibi, bu bölümde verilen bilgiler ve rakamların büyük kısmı araştırmacılar için teyide muhtaç bilgilerdir. Söz konusu eksiklik, araştırmacıların hem vaktinin kaybına hem de kitaba olan bakış açısının değişmesine neden olabilir. Bu bölümde yer alan haritalar görsel açıdan kitaba zenginlik katmıştır. Ancak ne yazık ki bölgenin sınırlarının zamansal olarak gelişimini ortaya koyan bu haritalar yine kaynak kullanılmadan verilmiştir.

Kitabın genel okuyucuya hitap etmesi ve anlaşılabilmesi için bölgeler hakkında önceden modern döneme ilişkin spesifik kaynakların okunması yararlı olacaktır. Genel kronolojik sistemden yoksun olsa da bölgenin sınırlarının nasıl çizildiğini anlatan bu kitap, akademi dünyası için zenginliktir. Ancak farklı makalelerden oluştuğu için konularda yer yer tekrara düştüğünden okuyucuda dikkat dağılmasına neden olabilir. Tartışmacı ve sorgulayıcı bir anlatım tarzı ile eserini oluşturan Yerasimos, okuyucunun zihin dünyasını canlı tutmaya çalışmış, olaylar arasında bağlantı kurdurtmaya özen göstermiştir. Ancak bölümlerin sonunda ve kitabın en sonunda kaynakça verilmemiş olması kitabın eksiklerindendir, zira kaynakça verilmiş olması araştırmacıların işini kolaylaştırabilirdi. İlaveten kitabın farklı zamanlarda yazılmış makalelerin tutarlı olarak bir araya getirilmesiyle oluştuğu gerçeğinden hareketle yayın tarihleri ayrıca belirtilebilir ve birbiriyle bağlantılarını güçlendirmek üzere değişiklikler yapılabilirdi.

*Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmalar Enstitüsü, Ortadoğu Siyasi Tarihi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü, Yüksek Lisans Öğrencisi