Orta Afrika’yı Unutalım!

Orta Afrika’yı Unutalım!

20 Şubat 2014

Bu yazıda rakamlar vermeyeceğim! Şu kadar öldü bu kadar göçtü demenin anlamı yok! Orta Afrika Cumhuriyeti’nde yaşanan şiddet olayları utanç verici boyutlarda devam ediyor. İnsanın kanını donduran akıl almaz görüntüler gelmeye devam ediyor. Ülkede Müslümanlara yönelik sistematik bir katliam programı sürdürülüyor. İnsani krizin boyutları son aylarda inanılmaz bir seviyeye ulaştı. İslam dünyası ise doğal taraf olduğu bu krizi görmemedeki ısrarını anlamsız biçimde sürdürüyor.

2013 yılı içerisinde birtakım siyasi olaylar yaşandı Orta Afrika’da. Seleka Koalisyonu diye isimlendirilen silahlı bir grup François Bozize iktidarını devirerek başa geçti. Kasası sıfırlanmış, batık bir devlet almışlardı aslında. Durumu düzeltmek, adil bir ekonomik paylaşım gerçekleştirmek gibi seküler söylemlere sahiptiler. Yani ortada el-Kaide yoktu! Çevre ülkelere ve İslam ülkelerine işbirliği çağrıları yaptılar. Beklenti büyüktü; İslam ülkeleri ellerinden tutacak sosyo-ekonomik kalkınma adımları atılacaktı. Ancak kısa sürede bunun bir hayal olduğu ve daha kötüsü Orta Afrika’nın İslam ümmetinin hafızasında yerinin olmadığı anlaşıldı. Koca bir ümmet Orta Afrika’da yaşayan Müslüman halktan habersizdi.

Central African Republic supportAzınlık durumundaki Müslümanların iktidara talip olması Afrika realpolitiğinde yeri olmayan sıra dışı bir durumdur. Afrika’yı idare eden küresel güçlerin (ABD, Avrupa ve İsrail) asla kabullenemeyeceği bir durumdur. Tam tersi olabilir ve olmalıdır da. Azınlık Hristiyan zümrenin yönetme hakkı her zaman vardır ve sorgulanmaması gereken bu hak doğal bir meşruiyet oluşturur. Batılıların garantisi altındadır. Orta Afrika’da seküler olsa bile azınlık Müslümanların idaresi asla kabul edilemeyecek bir durumdur. Başka ülkelerdeki Müslüman halklara cesaret verebilecek, onların aklını karıştırabilecek bir örnek teşkil edebilir. Uganda, Tanzanya, Kenya, Kamerun, Nijerya gibi ülkelerde bu tutumun tekrarlanması ihtimali doğabilir. Bu Hristiyan alemine büyük bir darbe vurabilir. O yüzden böyle bir kalkışmanın çok çok ağır bir şekilde cezalandırılması gerekir. Müslümanların bu yönde bir beklenti, umut ve tasavvurunun tamamen yok edilmesi gerekir.

Bugün Orta Afrika’da yaşanan durum bize bunu net olarak göstermektedir. Birtakım Hristiyan çeteler inanılmaz şiddet olayları ile Müslümanları katletmekte adeta tüm İslam alemine mesaj geçmektedirler. Bu saldırılar örtük bir şekilde bizim coğrafyamıza yapılmaktadır. Kabul etsek de etmesek de biz bu meselenin doğal tarafıyız. Medya kışkırtmaları ve politik oyunlarla iki din çatıştırılmak istenmektedir. Bu çatışmayı önleyen tek unsur Müslümanların sağduyusudur ve hâlâ bizden umutlarını kesmemeleridir. Bunca olaya rağmen hâlâ şiddet olaylarına bulaşmamaları başka nasıl açıklanabilir ki?

Batı medyasının dile getirdiği, yani şiddet olaylarının Müslümanlar tarafından başlatıldığı ve Balaka denen çetelerin savunma refleksinden doğduğu temel argümanını çöpe atın! Bu manipülasyon bilinçli şekilde yapılmaktadır ve kafaları karıştırmayı hedeflemektedir. Bu izah tarzının amacı şiddet olaylarından Müslümanları sorumlu tutmaktır. Ancak gerçek tüm çıplaklığıyla önümüzde durmaktadır. Orta Afrika’da sistematik şiddete uğrayanlar Müslümanlardır ve bu zulme alet olanlar terörize olmuş aşırı dinci Hristiyan gruplardır. Seleka’nın tasfiyesi ve Müslüman idarenin sona ermesine rağmen saldırılar son sürat hâlâ devam etmektedir.

Eğer bizler doğal olarak taraf olduğumuz bu travmayı önlemek için şimdi harekete geçmeyeceksek ne zaman harekete geçeceğiz? İslam İşbirliği Teşkilatı buradaki Müslüman halkların onurunu ve haklarını korumaktan sorumlu değil mi? Afrika Açılımı yapan Türkiye sadece açılım yaptığı bazı ülkelerdeki insani krizlere mi duyarlı? Harekete geçmek için illa 94 Ruanda katliamı mı yaşanması gerekli? Bu sorulara samimi cevaplar vermemiz gerekir. Orta Afrika’da katledilen Müslümanlar var ve onlar önce Allah’tan sonra bizden hâlâ umutlarını kesmediler.