Ortadoğu'da Haritalar Değişiyor

Ortadoğu'da Haritalar Değişiyor

28 Ocak 2016

Suriye’deki krizin çözümü için Türkiye’nin de içinde bulunduğu yirmi kadar ülke ve bazı Arap Birliği ülkeleri 14 Kasım 2015 tarihinde bir araya gelmişti. 18 Aralık’ta yapılan oturumda; ateşkes sağlanması, ülkeyi seçimlere götürecek geçici hükümetin kurulması, yeni anayasa hazırlanması ve seçime gidilmesi yönünde kararlar alınmıştı. Cenevre-3’ün Ocak 2016 içerisinde gerçekleştirilmesi planlanırken Suriye rejimi ve muhalif gruplar arasında yürütülecek altı aylık diyalog süreci ve akabinde de 18 ayı bulacak bir demokratik seçim dönemi öngörülüyordu.

Kimin muhalif olarak kabul edileceği açık bir ihtilafken, rejimi ve muhalifleri bir araya getirerek çözüme gidilmeye çalışması süreci oldukça zorlaştırmakta. BM’nin Suriye içindeki terör örgütü tanımı IŞİD ve Nusra için geçerli. Bunlar dışındaki örgütler muhalif olarak kabul edilirken görüşmelere davet edilecek olanların henüz bilinmemesi ise sorun olarak görünmekte. Bu sorunun baş muhatabı BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan Mistura, bu yöndeki soruları cevaplamaktan kaçınıyor. Rusya ve Suriye rejimi Ceyşul-İslam (İslam Ordusu) örgütünü istemezken geçen ay Riyad’da oluşturulan muhalefet komitesi de başka bir muhalefet grubunun görüşmelere katılmasını istemediğini belirterek PYD’nin söz hakkı olmasına karşı çıktığını belirtiyor. Türkiye de bunu destekliyor. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, kendilerine Cenevre’ye katılma yönünde bir davet gelmediğini ve Rusya’nın bunun için baskı kurduğunu söylüyor. Bütün bunlar yaşanırken Esad rejimi Rusya’dan almış olduğu hava ve Hizbullah militanlarının desteğiyle Deraa’da stratejik Şeyh Meskin bölgesini, Lazkiye’de de yine stratejik önemi olan Salma kasabası ile Rabia kentini ele geçirdi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry 20 Ocak’ta Cenevre’de bir araya gelip 25 Ocak’ta görüşmelerin yapılmasına niyetlendiler. Bu kararlar çerçevesinde Kürtlerin de temsil edilmesini savundular. Bu aşamada ABD, bir örgütü işaret etmese de Rusya açık bir şekilde PYD’yi öne sürüyor. Demokratik gerekçelerin arkasına sığınanların 3,5 milyonluk Türkmenlerden hiç bahsetmemesi, onların temsil konusunda aslında halkların temsili derdinde olmadığını gösteriyor.

Peki, Türkiye’nin burada nasıl bir etkisi var? Suriye halkından yana olan tavrına rağmen Türkiye neden PYD’ye karşı? Bu noktada Kürt halkının haklarını vermeme iddiası yanlış bir savunma olacaktır. Zira gerçekten böyle bir durum söz konusu olsaydı şu dönemde Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile ilişkiler bu kadar iyi olmazdı. İkili ilişkiler son yıllarda zirveye ulaşmış durumda. Yine aynı şekilde Türkiye’nin bu bölgedeki politikası, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun CNN International’a vermiş olduğu son röportajda da belirttiği üzere, Kürtleri dışlamamaktadır. Bölgede Kürtler olmadan oluşturulacak bir masa eksik olacaktır.

Paris’ten Cenevre’ye

Yıl 1920                                 

fft16_mf2501314Birinci Dünya Savaşı sürerken İngiltere ve Fransa temsilcileri Mark Sykes ve François Picot arasında yapılan anlaşma neticesinde Osmanlı bakiyesi topraklar iki ülke arasında paylaşıldı. Şerif Hüseyin’e vadedilen Büyük Arap Devleti hayalinin suya düştüğü bir dönemde Irak, Filistin ve Körfez’den aşağı-Kuveyt’e kadar olan kısmı İngiltere alırken Suriye ve Lübnan’ı ise Fransa almıştır. Bu gizli paylaşım daha sonra İtilaf Devletleri’nden ayrılan Rusya tarafından açığa çıkartılmışsa da Paris Barış Kongresi’nde daha önce pay edilen bu topraklar ve çizilen sınırlar uluslararası camiaya bir nevi ilan edilmiş ve kabulü sağlanmıştır.

Yıl 2016

Daha Paris Barış Kongresi yüzyılını doldurmamışken başka iki ülkenin temsilcileri 20 Ocak’ta bir araya geldi. Bu sefer devrede ABD ve Rusya var. Gizli bir anlaşma yapıldı mı bilinmez ama öyle görünüyor ki Cenevre’de de benzer bir durum söz konusu. Yani haritaları değiştirme çabası masaya yatırılıp kabul ettirilmesi gündem maddelerinden olacak.

Türkiye Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıktığı için Paris Kongresi kararlarında söz hakkı olmamıştı ancak bugünkü süreçte güçlü bir Türkiye görmekteyiz. Bu sefer Türkiye dikkate alınmak zorunda olan bir denge unsuru olarak karşımıza çıkmakta. Şayet Türkiye haklı olursa Kobani’den Akdeniz’e kadar yeni bir devlet söz konusu, bu ülke de bir Kürt devleti olmaktan çok Ortadoğu’da dengeleri kontrol etmek isteyen güçlerin kuklası olan bir ülke olacaktır.

Tabloda değişen rol güçlü Türkiye’dir. PYD’nin kabul edilmesi konusu tartışıladursun, aslında burada Türkiye’nin resti de meseleye son şeklini vermiştir. BM Türkiye’nin tepkisinden ötürü görüşmeleri 29 Ocak’a erteledi. PYD’nin en büyük bileşeni olduğu Demokratik Suriye Kongresi Başkanı Heysem Menna’ya ve iki kişiye daha davetiye ulaştı. Bu arada Menna PYD olmadan toplantıya katılmayı düşünmediğini belirtti.