Yükleniyor...
Rus Müslümanlar Gelecekten Umutlu

Rus Müslümanlar Gelecekten Umutlu

18 Haziran 2016

1980’lerin ortasından itibaren Mihail Gorbaçov’un başlattığı açılım siyaseti (Perestroyka) ile birlikte gelen görece özgürlük ortamında Ruslar için İslam dini, tarihi ve öngördüğü yaşam tarzı merak konusu olmaya başladı. 70 yıllık ateizm propagandası ve komünizm baskısı sona ermiş ve âdeta devletin getirdiği tüm tabular yıkılmıştı. Ülkede Müslümanlar artık daha rahat şekilde mescitler açıyor, kitaplar basıyordu; televizyonlarda dinî programlar ve düşünce oturumları yayımlanıyordu.

1990’larla birlikte İslam Rusya’da çok daha fazla dikkat çekmeye başladı. Bunda Afganistan işgalinden geri dönen Rus askerlerinden -sayıları çok az da olsa- orada esir düşmüş ve sonradan Müslüman olmuş Rusların gündeme gelmesi de etkili oldu. 1995 yılında Afganistan’dan dönen bir Rus askeri anlatan ‟Müslüman” isminde bir film çekilmiş ve günlerce ekranlarda gösterilmişti.

Rusların İslam’a bakışını etkileyen başka bir olay da bu dönemde yaşanmaya başladı. O tarihlerde Rusya Çeçenistan’daki bağımsızlık taleplerini bastırmak için şiddetli bir savaşa girişti. Bölge Müslümanları İslam bayrakları ve sloganları ile Ruslara karşı kendi topraklarını korumak için savaşmaya, büyük bir bağımsızlık mücadelesi vermeye başladı. İşte tam da bu dönemde söz konusu Müslüman Rus askerini konu alan film, Ruslar arasında beklenenden çok büyük bir ilgi gördü. Rus halkının psikolojisi açısından bakıldığında, film yeni tip bir insanı konu alıyordu. Çünkü Ruslar Afganistan’da yenilgiye uğramışlar ve o günlerde de Çeçenistan’da ağır kayıplar veriyorlardı. Medyada hemen her gün ölen Rus askerlerinin haberleri yer alıyordu.

Dönemin Rus hükümeti açısından bakılınca, merkezî yönetim kendi gücünü hem savaş alanlarında kaybediyordu hem de topluma genel bir millî ideoloji ve değerler konsepti sunmaktan yoksun görünüyordu. Toplumsal açıdan bakıldığında ise, aile değerleri giderek hiçe sayılıyor, aşırı alkol tüketimi tüm toplumu sarıyor, halkın sosyal problemleri ve ekonomik sıkıntıları her gün yeni boyutlarla kendini gösteriyordu. İşte böylesi bir atmosfer içinden çıkan bu manevi ve ideolojik alternatif, varolan ihtiyaçların tam karşılığı gibi duruyordu. Böylece Ruslar arasında İslam’a olan ilgi ve merak hızla yayılmaya, ihtida edenlerin sayısında da önemli bir artış gözlenmeye başladı.

150 milyonluk Rusya nüfusunun 20 milyonu Müslümanlardan oluşmaktadır. Bunlar içinde Azeriler, Çeçenler, Tatarlar, Tacikler, Özbekler, Çerkezler, Dağıstan kökenliler ve Orta Asya’dan göç etmiş farklı etnik gruplara mensup Müslüman topluluklar bulunmaktadır. Bu ülkede bizzat Rus etnisitesine mensup Slavik asıllı Müslümanların sayısı ise yaklaşık 30 bin civarındadır.

Rus asıllı Müslümanlar diğer etnik Müslüman topluluklarla fazla karışmasa da aralarında ortak dinî değerlerden kaynaklanan bir yakınlaşma bulunmaktadır. Rusya’da tebliğ ve davette genelde Rusça dili kullanıldığı için, bu durum İslam’ı Rusya içindeki yeni toplumlara götürmede çok önemli bir rol oynamaktadır. İslam dünyasının birçok ülkesinden ve Avrupa’dan gelen Müslüman dernekler, organizasyon ve dinî cemaatler Rusya’nın hemen hemen bütün büyük şehirlerinde tebliğ çalışmalarını yürütebilmekte ve İslami değerleri halka anlatabilmektedir. Camilerde okunan Rusça hutbeler, basılan Rusça kitaplar, dağıtılan broşür ve CD’ler, yayımlanan programlar ve internet siteleri üzerinden yapılan yayınlar, İslam’ı çok çeşitli ve farklı ekolleri ile Ruslara tanıtmaktadır.

1991 yılında Müslüman olan Rus dil bilimcisi İman (Valeriya) Porohova, Kur’an’ın Rusça meal çevirisini tamamlamış, bu çeviri bugün 10. baskısını yapmıştır. Rusyalı bir Müslüman’ın çevirisi olan bu nüsha, ilk baskısının yapıldığı 1990’ların ortasından itibaren çok büyük ilgi görmüş ve kısa süre içinde sadece Rusya ile sınırlı kalmayıp tüm eski Sovyetler Birliği coğrafyasında yayılarak en popüler meal haline gelmiştir. Sonradan yapılan çalışmalarda, her ne kadar bazı küçük hataları tespit edilmiş olsa bile, mütercimin dil yeteneği ve kullandığı şiirsel üslubu ve akıcı Rusçası sayesinde, bu mealin okuyanları âdeta efsunladığı söylenmektedir. Rus asıllı Müslüman bir hanım olmasının yanı sıra Rusya Bilimler Akademisi’nin bir üyesi sıfatını da taşıyan Porohova’nın kaleminden çıkan bu meal çalışması, hâlâ geniş bir coğrafyada popülerliğini korumakta, nerdeyse iki yılda bir tekrar basımı yapılmaktadır. Diğer İslami kitapların tercümesinde de oldukça aktif görevler üstlenmiş olan Porohova, sürekli panel ve konferanslara katılarak İslam’ı ve Kur’an’ı tanıtma çabalarına devam etmektedir. Edebi çalışmaları nedeniyle 2005 yılında İsviçre Parlamentosu, İman Porohova’yı Nobel Ödülü’ne aday göstermiştir.

Kendi alanında söz sahibi Rus asıllı Müslümanlardan biri de Ali (Veçyaslav) Polosin’dir. Bir filozof ve siyaset bilimci olan Polosin, halen Moskova Üniversitesi’nde doçent unvanına sahip bir öğretim görevlisidir. Daha önce Ortodoks Kilisesi hiyerarşisinde önemli statüde (başpiskopos) bulunan ve Rusya Parlamentosu’nda (Duma) 1990-1993 yılları arasında milletvekilliği yapmış olan Polosin, 1999’da İslam’ı seçtiğini açıklayarak kilisedeki görevlerinden istifa etmiştir. Bu olay o dönem ülke kamuoyunda uzun süre konuşulup tartışılmıştır. Polosin, “İslam’ın Rus kimliği ve Rusya devleti için alternatifi olmayan bir değerler konsepti” olduğunu vurgulayarak Rus halkını aktif biçimde İslam’ı sahiplenmeye davet etmiştir. İslam’ı Ortodoks Hristiyanlığı ile mukayese eden birkaç kitap yazan Polosin, günümüzde İslam’ın Rus Müslümanları arasında tanıtımı ve yaygınlaştırılması ile ilgili çalışmalar yürüten bir derneğe başkanlık yapmaktadır. Ne ilginçtir ki, 1990’lı yılların başında aynı Polosin, Rusya’da Hristiyan Hareketi Partisi’ni kuran kişilerden biriydi. Ali Polosin 2003 yılında yaptığı hesaplamalarla o dönem Rusya’da 10 binden fazla Rus asıllı kişinin İslam’ı kabul ettiğini açıklamıştır.

İddialı bir tabir olmakla birlikte ‟Rus İslam’ı” denilebilecek bu yeni yaklaşım, geniş ve rengârenk yelpazeye sahip yeni bir dinamizmi temsil etmektedir. Rus toplumu içindeki bu yeni İslami damarı besleyen en önemli etken, Rus Müslümanların yaptığı davet ve tebliğ çalışmaları olmakla birlikte, küreselleşme ile gelen internet çağının rolü de azımsanmayacak düzeydedir. Bugün Rus Müslümanları arasında Nazım Kıbrısi’nin müritlerinden İhvan’a, selefilerden Hizbu’t-Tahrir’e kadar çok farklı yapılara rastlamak mümkündür. Hatta Rus Şiiler dahi son yıllarda oldukça aktif hale gelmiştir. Rus Şiilerinin genç liderlerinden Abdulla (Anton) Vesnin, Kum kentinde eğitim almış ve internet üzerinden yoğun hutbe yayınları yürütmektedir. Diğer bir Şii aktivist Abdulkerim (Taras) Çerniyenko Nehcul-Belağa’yı Arapçadan Rusçaya çevirerek farklı bir yoldan benzer çalışmalar yürütmektedir. Bu arada Kur’an’ın 20’ye yaklaşan Rusça çevirileri arasında 2016’da Şiilerin kendilerine has bir tercümesi ve şerhleri de basılmıştır.

Bu çeşitlilik bir taraftan Rusya’da İslam’ın görünürlüğünü artırmakla birlikte, bir taraftan da Ortadoğu’nun sıcak bölgelerindeki çatışmalara militan taşıyan farklı bir rol de oynamaktadır. Savaş bölgelerinde Sait Buryatski (Aleksandır Tihomirov) gibi tanınmış kişilerinde aralarında bulunduğu Rus asıllı militanların sayısı artarken, bununla mücadele amacıyla faaliyet gösteren Musa (Sergey) Baranov gibi şahsiyetler, Volgograd Müslüman Birliği adına konferanslar düzenleyerek genç Müslümanları radikallik ve militanlıktan uzak tutmaya çabalamaktadır.

Rus Slavik asıllı Müslümanlar 2013 ortalarında bir ilke daha imza attılar ve Rusya tarihinde ilk defa Rus asıllı bir Müslüman olan Abdul Kuddus (Nikolay Aşarin), 5 milyon nüfuslu Svyerdlovsk bölgesine müftü seçildi. 60’a yakın mescidi olan bu devasa bölgede Müslümanların çoğu Tatar ve Başkurt asıllı olmakla birlikte, seçim büyük bir hoşgörü ile karşılandı. Bu yeni Rus müftüsünün çabaları ile tebliğ çalışmaları artarken bugüne kadar beş yeni mescidin daha inşası tamamlandı.

Rus Müslümanların bireysel çabalarının yanı sıra, kurdukları 10’a yakın STK ve dernekleri bulunmaktadır. Bunlar arasında en dikkat çekeni olan NORM (Rus Müslümanları Millî Teşkilatı), Harun Rusi (Vadim Sidorov) başkanlığında faaliyet göstermektedir. 2004 yılında kurulan teşkilat, tüm Rus asıllı Müslümanları bir çatı altında birleştirip İslam’ın toplumsal yaşamda yaygınlaştırılarak “Rus Müslüman” kimliğinin pekiştirilmesini hedeflemektedir. Rus asıllı olmayan Müslümanlar ise genellikle bu teşkilatı Rus milliyetçiliğiyle itham ederek Amerika’daki siyahilerin bir zamanlar Luis Farakhan liderliğindeki İslam Milleti Partisi ile ciddi bir benzerlik gösterdiğini ileri sürmektedirler. 2012 yılında teşkilatın bazı aktivistleri, radikal çağrıları ve teröre teşvikten dolayı mahkemelik olurken, devletin baskıları nedeniyle bazı liderleri de ülke dışına kaçmak zorunda kalmıştır. Şimdilerde NORM eskisi gibi faal olmasa da faaliyetleri tamamen durmuş sayılmaz.

Ruslar arasında İslam’ın hızla yayılması önünde ciddi engeller de yok değildir. Halkın 70 yıllık katı ateizmle yoğrulmuş zihniyeti ile mücadele etmek zorunda olan Rus Müslümanları, aynı anda hem Ortodoks Kilisesi’nin tepkisine hem de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in siyasi baskılarına direnmek durumundadır. Dünya ve Rusya medyasının İslam’ı sürekli karalama propagandası yapması da Rusya kamuoyunda etkili olmaktadır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen İslam’ın adalet, aile ve akrabalık değerleri, sağlam yaşam tarzı, merhameti vb. sosyal yönleri, büyük bir boşluk içindeki Ruslar arasında etkili olmakta ve İslam’ı seçenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır.