Rusya’nın Kırım İşgali

Rusya’nın Kırım İşgali

17 Mart 2014

Ukrayna’da AB ile yapılacak anlaşmanın askıya alınmasıyla başlayan süreç, hükümetin değişimine ve Arseniy Yatsenyuk’un başbakanlığına kadar geldi. Göstericiler bunun yeterli olmadığını, devlet başkanı Yanukoviç’in de istifa etmesi gerektiğini savunurken Kırım krizi patladı. İlginçtir, Yanukoviç ülkesinin bir parçası olan Kırım’ı işgal eden Rusya’dan kendisini korumasını istedi. Sözlerini hâlâ Ukrayna’nın devlet başkanı olduğuyla övünerek bitirdi. Peki gerçekten övünülecek bir yönü kaldı mı? Enerjinin oluşturduğu bağımlılık bütün olayların gidişatını etkileyecek kadar fazla. Büyük bir gaz şirketinin olaylara müdahil olma gücü tartışılıyor hatta. Kırım’daki Ukrayna askerî gücü, havaalanı ve askerî hastane Rus ordusu tarafından kuşatılmış durumda. Yatsenyuk’un Rusya’ya olan bağlılığı, “yeni Sovyetler Birliği’nin bir parçası olmayacağız” şeklinde yansıtması ise durumun özeti.

Putin, bir yandan yayılmacı Sovyet döneminin hatıralarını tekrar canlandırırken bir yandan da Kırım Tatar Meclisi’ne güvenceler veriyor. Göç etmiş ailelerin Kırım’a geri dönebilmesi, meclislerinin tanınması, daha iyi ekonomik imkânlar verilmesi gibi birçok seçenek masada. Ancak Rus tarihinin acı anıları Tatarları Ruslara güvenmekten uzak tutuyor. Tatar Meclisi 16 Mart’ta yapılan referandumu boykot etti. Barack Obama, Angela Merkel gibi liderler de bu referandumun meşru olmadığı görüşünde ancak yapabilecekleri reel eylemler yok. Bu konuda Rusya’ya verebilecekleri tek ceza AB ile olacak vize muafiyetinin durdurulması veya iptal edilmesi olabilir ki bu da Rusya’yı ne kadar etkiler tartışılır. Belki diğer bir seçenek de 2008 işgaline misilleme olarak Gürcistan’ın NATO üyesi yapılması olabilir. Bu arada ABD’nin doğalgaz ürettiği ve bunu satacak pazar aradığı söylentileri de olayları başka bir boyuta taşıyor.

Putin’in gördüğü bir şey var, o da düzenin eski Soğuk Savaş ortamındaki gibi olmadığı. Tarihin belki de en aciz Amerikan politikası, Avrupa’nın enerji açısından Rusya’ya muhtaç durumda bulunması, kısacası karşında bir tehdidin bulunmaması ona istediği gibi manevra yapma imkânı veriyor. Kırım halkı da doğal olarak bunun farkında. Stalin döneminde Almanya ile iş birliği yaptıkları gerekçesiyle sürülen Kırım halkı, bunun tekrar olmayacağı konusunda bir güven duygusu taşımıyor. Bugün verilen vaatler Kırım halkına daha önce de verilmişti. Boris Yeltsin döneminde özerklik verilmesi dahi teklif edilmişti. Buna rağmen Kırım, Ukrayna’da kalmak istemişti. Bugün de durum farklı değil. Rusya bir yandan Kırım’a geniş vaatlerde bulunurken bir yandan da kendi topraklarında yaşayan Tatarlara büyük baskılar yapmaya devam ediyor.

En son, bir psikolojik baskı taktiği olarak Kırım Tatarlarının evleri işaretlenmeye başlandı. Tehlike referandum sonrası süreçte daha da artacaktır. Çünkü Kırım’ın Rusya’ya bağlanacağı artık kesin. Buna karşılık olarak Kırım’daki referandum karşıtı grup silahlanır ve bu şekilde karşı koymaya başlarsa büyük katliamların kapısı aralanabilir. Sonuçta Kırım bağımsızlığını ilan etti ve referandumdaki ezici sonuca göre Rusya’ya bağlanma başvurusu yapacak. Ukrayna ve Rusya 21 Mart’a kadar ateşkes anlaşmasına vardı ancak Ukrayna başbakanı Arseniy Yatsenyuk’un ayrılıkçılık ve bölücülüğün başını çekenleri bulup Ukrayna’ya getirip yargılayacaklarını açıklaması, ateşkes sonrası dönem için ipucu veriyor.

Bu konuda Türk dış politikasının yapacağı hamlelerin önemli olduğu bir gerçek. Suriye’deki kimyasal silahların imhası için masadaki taraflardan biri olan ve savaşın bir tarafı üzerinde büyük yönlendirme etkisine sahip olan Rusya ile daha etkili bir diyalog kurulması gerekiyor. Bugüne kadar çok da büyük olmayacak yatırımlarla göç etmiş Kırımlılar evlerine döndürülebilir ve bugün 300.000 kişi ile %12 olan Tatar nüfusu çok daha yüksek seviyelere çıkarılabilirdi. Bu tren yıllar önce kaçtı. Ne yazık ki Rusya’nın kendine yakın bölgede yeniden oluşabilecek “Yeni Osmanlı” söylemini Kırım’dan uzaklaştırarak Misak-ı Millî’ye geri gönderdiğini düşünüyorum. Tatarlar da bunun farkında ve garantör olarak Türkiye’yi gösterememekteler.