Sosyal Politikalar, Bilgi Teknolojileri ve İnsani Yardım

Sosyal Politikalar, Bilgi Teknolojileri ve İnsani Yardım

23 Ocak 2014

Devletler, sosyal politikaların uygulayıcısı olarak temel muhatap görülürken; sivil toplum kuruluşları da sosyal politikaların üretilmesi ve sosyal politika alanına giren konularda faaliyetler gösterilmesi bağlamında sosyal politika süreçlerine katkıda bulunur. Elinizdeki bu çalışmada, sosyal politikaların üretilmesi süreçleri, tarafları ve konumları, popülarist sosyal politikaların toplumun bir kesimini tüketmeye sevk etmesi gibi tartışmalara girilmeyecek; sosyal politikaların hizmet alanına giren sahalarda çalışmalar yapan insani yardım kuruluşlarının alana katkıları, İHH İnsani Yardım Vakfı örneğinden hareketle ele alınacak ve insani yardım çalışmalarının sosyal adaletin tesisi noktasındaki rolü değerlendirilecektir. Son olarak, bilgi teknolojilerinin insani yardım faaliyetlerinin kolaylaştırılması ve yaygınlaştırılması noktasındaki etkilerine değinilecektir.

Bir bilim olarak temelleri 19. yüzyılın sonunda atılan sosyal politikalar, doğuşu itibarıyla Avrupa’da Sanayi Devrimi’nden sonra oluşan işçi sınıfının haklarını garanti altına almak, işçi sınıfının işverenle ilişkilerini düzenlemek üzere devletlerin sosyal nitelikli politikalar hazırlaması ile gündeme gelmiştir. Başlangıç itibarıyla işçi sınıfını merkeze alan sosyal politikalar, modern anlamda toplumun her kesiminin sorunlarıyla ilgilenmekte; sağlık, eğitim, istihdam gibi temel kamu hizmetlerinin toplumun tüm bireylerine ulaştırılmasını hedeflemektedir. 19. yüzyılın sonunda ortaya çıkan sosyal politikalar, günümüzde devletlerin toplumda refah ve sosyal koruma sağlamak amacıyla uyguladıkları politikalar bütünü olarak görülmektedir.

Sosyal politikalar, bir toplumda yaşayan bireylerin eğitim, konut, sosyal güvenlik, istihdam ve sosyal hizmetler alanlarındaki ihtiyaçlarının karşılanmasında görülen eksiklikleri; bir başka ifade ile toplumun farklı kesimleri arasında temel hizmetlere ulaşma noktasında görülen eşitsizliği gidermek, sosyal adaleti temin etmek için politikalar üretmeyi hedefler.

Sosyal politikalar, dar anlamda toplumun zayıf kesimlerinin temel ihtiyaçlarının karşılanması, geniş anlamda sosyal adaletin tesisine katkıda bulunmak olarak okunduğunda; insani yardım kuruluşlarının çalışmalarının alana önemli katkıları olduğu görülmektedir. Konuyu İHH İnsani Yardım Vakfı özelinde ele alacak olursak; dünyanın neresinde olursa olsun sıkıntıya düşmüş, felakete uğramış; savaş, tabii afet vb. sebeplerle mağdur olmuş, yaralanmış, sakat kalmış, aç veya açıkta kalmış, zulme uğramış tüm insanlara gerekli insani yardımı ulaştırmak ve bu insanların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmemesi için gerekli tüm girişimleri yapmak üzere kurulmuş olan İHH İnsani Yardım Vakfı, kurulduğu günden bu yana, yerel ve küresel ölçekte sosyal adaletin sağlanması amacıyla faaliyetlerde bulunmaktadır. Acil yardımlar, sosyal yardımlar, eğitim yardımları, kültürel yardımlar, sağlık yardımları ve bilinçlendirme çalışmaları ile savaş, işgal ve doğal afetler nedeniyle sıkıntılar yaşayan insanlara ulaşmaktadır.

İHH İnsani Yardım Vakfı, yerel ve küresel ölçekte sosyal adaletin tesisine katkıda bulunmayı hedeflerken; mahrumiyetlere sebep olan şartları gidermeye, insanları temel hizmetlerden yoksun bırakan nedenleri rehabilite etmeye çalışır. Örneğin açlık, yoksulluk ve sağlık problemlerinin yaygın olarak görüldüğü Afrika ülkelerinde gıda yardımı, sağlık taraması gibi çalışmalarla bölge halkının acil ihtiyaçları ilk etapta giderilmektedir; ancak kabile çatışmaları, yönetim sorunları, eğitimsizlik gibi etmenlerin bir sonucu olan kronik sorunların görüldüğü bölgede, insanların kendi ayaklarının üzerinde durmalarını sağlayacak eğitim programları, altyapı ve bilinçlendirme çalışmaları ile bölge insanının temel ihtiyaçlarının karşılanmasına, bölgede kronikleşmiş sorunların ve sebeplerinin uzun vadede giderilmesine ve de dolayısıyla sosyal adaletin tesis edilmesine katkıda bulunulmaktadır.

Afrika örneğinde görüldüğü gibi, sağlık ve gıda yardımları gibi acil yardımların yanı sıra, eğitim yardımları, altyapı yardımları, su kuyuları ve kanallarının açılması, eğitim kurumlarının tesisi, meslek edindirme programları gibi çalışmalarla STK’lar, devletlerin sosyal hizmetlerin yaygınlaştırılması noktasında yetersiz kaldığı veya erişemediği alanlarda görülen boşluğu doldurabilirler. Günümüzde kimi koşul ve durumlarda devletlerden daha esnek hareket edebilen STK’lar, insanlık krizlerinin çözülmesi ve kronikleşmiş insani sorunların rehabilitasyonu süreçlerinde etkili olabilirler. İHH İnsani Yardım Vakfı, Afrika, Ortadoğu, Uzakdoğu, Asya, Balkanlar ve Latin Amerika ülkelerinde hayata geçirdiği projelerle, bölge halklarının temel hizmetlere erişimine katkıda bulunmakta; daha da önemlisi kronikleşmiş eşitsizliklerin ve problemlerin çözümü için kalıcı projeler geliştirmekte, sorunların kamuoyuna taşınarak gündem yapılmasını sağlamaktadır.

Bu anlamda gerek yerel gerekse küresel bazda faaliyet gösteren insani yardım kuruluşlarının çalışmaları toplumda sosyal adaletin sağlanması, temel hizmetlerin sunulması ve eşitsizliklerin giderilmesi noktasındaki çalışmaları ile devletlerin üzerindeki yükü hafifletmektedir. Nitekim günümüz toplumlarında devletlerin yetersiz kaldığı noktalarda sivil toplum etken olabilmekte, bürokrasi gibi bir engele takılmadan geniş çaplı ve uzun sureli faaliyetler hayata geçirebilmektedirler.

Bilgi teknolojilerinin yardım faaliyetlerindeki rolü: Sosyal politikaların tesisinde rolü olan insani yardım faaliyetlerinin kolaylaştırılması ve yaygınlaştırılması noktasında, bilgi teknolojilerinin alana önemli katkıları olmuştur. Bilginin üretilmesini, toplanmasını, depolanmasını, bir yerden bir yere iletilmesini ve kullanıcıların hizmetine sunulmasını sağlayan, bilgisayar ve iletişim teknolojilerini de kapsayan tüm teknolojiler, bilgi teknolojisi bağlamında ele alınmaktadır. Bu bağlamda, özellikle 90’lı yıllardan sonra yaşanan dijital devrim sonucunda, insani yardım kuruluşları da bilgi teknolojilerinden faydalanmaya başlamıştır. Dünyadaki insani krizlere müdahale edecek veya mevcut sosyal adaletsizliklerden kaynaklanan yapısal sorunları çözecek personeli, bilgi teknolojileri ile desteklemişlerdir.

Öncelikle bilgi teknolojilerinin iletişimi ve bilgi transferini kolaylaştırması, küresel ölçekte faaliyet gösteren insani yardım kuruluşlarının büyük mesafeleri aşarak dünyanın farklı bir bölgesindeki partneriyle haberleşmesini, bilgi paylaşımını ve proje takibini kolaylaştırmıştır. İletişim ve bilgi transferinin kolaylaşması, hem maliyette hem de zaman kullanımında tasarruf sağlamıştır. Kurum içi ve dışı iletişimde bilgisayar ve internet sistemlerinin kullanılması, bilgisayar teknolojileri sayesinde ihtiyaç altındaki nüfusun kayıt altına alınabilmesi, bir insani kriz olduğunda “e-mail alert” gibi yöntemlerle kısa zamanda geniş kitlelerin haberdar olabilmesi, yardım personeli için web tabanlı eğitim programlarının sunulması, dijital kameralarla bir bölgede yaşanan sorun veya krizin anında görüntülenip internet aracılığıyla servis edilebilmesi, güçlü veri tabanları sayesinde anket ve manipülasyonun mümkün olması, elektronik ödeme kolaylığı ile bağışçıların web veya telefon üzerinden bağış yapabilmesi gibi imkânlar, insani yardım kuruluşlarının çalışmalarına esneklik kazandırdığı gibi, daha geniş çevrelerin kısa zamanda çalışmalarından haberdar olmasını ve kendi amaç ve politikalarına uyuyorsa çalışmalarına destek olmasını sağlamıştır.

Sonuç: İnsani yardım kuruluşları, sosyoekonomik yönden zayıf olan insanların sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek, sosyal barış ve adaletin temini için refah toplumu oluşturmak gibi alanlarda topluma katkıda bulunmayı öngören çalışmalarıyla sosyal politikalar alanına, önemli katkılarda bulunmaktadır. İlk etapta acil durumlara müdahale eden insani yardım kuruluşlarının sosyal adaletin sağlanmasındaki mühim rolü, temel hizmet ve ihtiyaçlara erişim noktasında görülen sıkıntının, kaynakların yetersizliğinden değil kaynakların adil dağılımı sorunundan ve sorunları hazırlayan sebeplerin kronik bir hal almasından kaynaklandığını vurgulaması ve konunun muhataplarının bu noktada inisiyatif kullanmaya teşvik edilmesini sağlamaktır. Yerel ve küresel ölçekte sosyal adaletin tesisine katkıda bulunmayı hedefleyen insani yardım kuruluşları, özellikle 90’lı yıllardan sonra bir dijital devrim yaşanan bilgi teknolojileri alanının sağladığı imkânlarla, bu amaca hizmet etmek üzere yapılandırılan çalışmalarını, zaman ve maliyette tasarruf sağlayarak, hareket kabiliyeti noktasında da esneklikle sürdürebilmektedir.