Suudi Arabistan’da Büyük Değişim ve Ulemanın Tutuklanması

Suudi Arabistan’da Büyük Değişim ve Ulemanın Tutuklanması

14 Eylül 2017

Son üç gündür Suudi Arabistan’da hükümet geniş çaplı bir tutuklama furyası başlattı. Daha önce Suudi yönetimini eleştiren fakat zaman içinde devletin resmî politikalarına fazla ses çıkartmayan ve siyasete karışmamaya özen gösteren muhafazakâr ulema, son günlerde ciddi tutuklamalarla karşı karşıya kaldı. Gözaltına alınanlar arasında meşhur âlim ve davetçi Selman el-Avde’nin yanı sıra Avvad el-Karni ve Ali el Amri gibi isimler de var. Suudi hükümeti şimdiye kadar âlimlerin neyle suçlandıklarına dair herhangi bir açıklama yapmadı. Arap medyasını son derece meşgul eden bu gelişmenin ilk gününde tutuklanan âlim sayısı yedi olarak ifade edilmekte.

İkinci gün gözaltına alınan âlimler arasında Cidde şehrinin en ünlü vaizlerinden olan İbrahim el-Harisi, Kral Suud Üniversitesi Kur’an İlimleri hocası Şeyh Muhammed bin Abdulaziz el-Hadiri, Hasan Fursan el-Maliki ve davetçi Gurm el-Bişii gibi ünlü isimler var. Ayrıca Şeyh İbrahim Nasır, Şeyh İbrahim Faris gibi üniversite hocaları ile şair Ziyad b. Nehit el-Mezini el-Harbi de gözaltına alınanlar arasında.

Suudi insan hakları kaynaklarına göre tutuklama furyasının üçüncü gününde yine önemli ve meşhur âlim ve düşünce adamları gözaltına alındı. Bu isimler arasında iş adamı İsam Zamil, akademisyen Abdulaziz Abdulatif, Selman el-Avde’nin kardeşi Halid el-Avde gibi toplumun farklı kesimlerinden kişiler var. Ayrıca doktor olan Ali Omer Badehdeh, Adil Baniameh, Halid Acmii ve Abdulmuhsin Ahmed’in yanı sıra akademisyen Muhammed Musa Şerif ve imam İdriz Ebker de gözaltına alınan isimler arasında.

Suudi Arabistan’da gözaltına alınan kişilerin profillerine bakıldığında bunların çoğunlukla devlet tarafından desteklenen dinî veya diğer kuruluşlarla ilgisi olmayan ve genellikle sosyal medyada çok sayıda takipçisi olan kişiler olduğu görülmektedir. Özellikle Şeyh Selman el-Avde’nin sosyal medyada 15 milyona yakın takipçisi vardır. Gözaltına alınanlar arasındaki bazı isimler, geçmişte farklı meselelerde hükümeti eleştirmiş olmalarına rağmen son dönemdeki gelişmelerle ilgili ya sessiz kalmış ya da Katar krizi de dâhil Suudi politikalarına açıkça destek vermemişlerdir.

Ancak bununla birlikte gözaltına alınanlar arasında herhangi bir İslami eğilime bağlı olmayan kişiler de bulunmaktadır. Mesela iktisatçı Zamil, araştırmacı Abdullah el-Maliki veya medyadan Halid el-Mahuş’un söylemleri, ülkede kapsamlı bir reform yapılması çağrısından ibarettir.

Bu gözaltılara birçok Suudi vatandaşı ve aydının yanı sıra başta Dünya Âlimler Birliği olmak üzere Magrib Âlimler Birliği, Irak Âlimler Birliği, Lübnan Ehli Sünnet Birliği, Şam Âlimler Birliği ve Doğu Türkistan Âlimler Birliği gibi çeşitli kurum ve şahıslar da tepki göstermiştir.

Ülkedeki bu tutuklamalara karşı çıkanlar olduğu gibi, Suudi güvenliğini ön plana çıkaran ve dolayısıyla da tutuklamalara sessiz kalmayı tercih eden âlimler de vardır. Bunlar arasında resmî Suudi Arabistan Ulema Konseyi yöneticileri olan Muhammed b. Abdulvehhap sülalesinden gelen Al Şeyh âlimleri yanında, Muhammed Arifi, Aid el-Karni, Adil el-Kelbani gibi dikkat çekici isimler de bulunmaktadır.

Suudi Arabistan son dönemde ciddi değişimlerden geçmektedir. Kral Abdullah’ın vefatı ile birlikte başa gelen Kral Selman b. Abdulaziz gerek ulema gerekse halk tarafından sevilen bir isim olarak öne çıkmıştır. Kral Selman bölgenin içinden geçtiği krizlere farklı bir perspektifle yaklaşmıştır. Kısa zamanda Türkiye ile yakınlaşmış, Müslüman Kardeşlerle diyalog yolunu açmış ve Suriye’deki ılımlı muhalefeti desteklemeye başlamıştır. İktidara gelmesinden kısa süre sonra da Yemen’de Husilere karşı bir harekâta başlayan Kral Selman, dışarıda sıkışmaya başlamıştır. Bu dönemde başta ABD’deki seçimlerdeki belirsizlik ve 11 Eylül Yasası’nın kabul edilmesi gibi olaylar, Suudi Arabistan’ın istikrar ve geleceği açısından ciddi bazı riskler yaratmıştır.

Dış politikadaki bu adımlar kısa zamanda iç politikaya da yansımış ve Kral Selman oğlu Muhammed b. Selman’ı Savunma Bakanı olarak atamıştır. Muhammed b. Selman bir süre sonra veliaht olan Muhammed b. Nayif’in yerine veliaht olmayı başarmıştır. Bu adım şüphesiz Suudi toplumunda ciddi bir etki yapmıştır. Her şeyden evvel veliahtın değişmesi, geleneksel devlet hiyerarşisinde ve bürokraside ciddi bir değişim anlamına gelmektedir. Ilımlı ve devlet işlerinde büyük tecrübe sahibi olan Muhammed b. Nayif’in görevden alınmasına, başta sevenleri olmak üzere yakın akrabaları da karşı çıkmıştır. Ülkeyi yönetenler, ailenin diğer prensleri ile de zaman zaman ihtilafa düşmüştür. Bu muhalefette bir süre hapiste tutulan eski Kral Fahd’ın oğlu Abdulaziz de yer almaktadır.

Bu esnada ortaya çıkan Katar krizi, Suudi toplumunda cephelerin iyice keskinleşmesine sebebiyet vermiştir. Ancak Katar’la olan krizi suni ve gereksiz gören birçok kişi, onaylamadıkları bu durum karşısında suskun kalmayı tercih etmiştir. Söz konusu krizde devletin politikalarını destekleyen meşhur âlimler olduğu gibi karşı çıkanlar da vardır. Fakat Suud yönetimi bu süreçte herkesten tam bir biat isteği ve beklentisi içindedir. Zira süreç, Katar krizinde başrol oynayan Muhammed b. Selman’ın imajı açısından önemli bir sınav haline gelmiştir.

Son günlerde Arakan’da yaşanan katliam ve vahşet de Suudi toplumunda tartışma konusu olmuştur. Toplumda önde gelen birçok isim, Suud yönetimini Arakan’daki Müslümanların katline seyirci kalmakla suçlamış ve sosyal medya üzerinden yardımseverliğin ve ümmet bilincinin kaybedildiğine dair yazılar yazmıştır. Ayrıca Muhammed b. Selman’ın tekrar Arapçılık politikalarına dönme eğilimi göstermesi de ulema arasında tepkiye yol açmıştır.

Suudi Arabistan’da hâlihazırda gündemdeki en önemli iddia, Kral Selman’ın oğlu adına tahttan feragat edeceği meselesidir. Kritik bir gelişme olarak bakılan bu adım, Suudi toplumunda farklı tepkilere yol açmaktadır. Daha liberal bir ortamı destekleyen isimler bu değişikliğe olumlu bakarken muhafazakâr isimler Muhammed b. Selman’ın çok tecrübesiz olmasından ötürü ülkeye zarar vereceğini savunmaktadır. Eğitimini ülke içinde tamamlayan ve resmî ulema ile arayı iyi tutan bin Selman’ın gizlice İsrail’i ziyaret ettiği iddiaları ve Trump’la çok yakın ilişkiler içinde olması da toplumdaki kuşkuları arttırmıştır.

Muhammed b. Selman’ın Suudi toplumuna sunduğu en önemli projesi “2030 Projesi” olarak ilan edilen ve toplumsal ve ekonomik reformlar öngören projedir. Bu proje, petrol gelirleri yanı sıra başta turizm olmak üzere ülkenin gelir kaynaklarını çeşitlendirmeye yönelik iktisadi birtakım hedefler içermektedir. Bu da bin Selman’ın Suudi plajlarını yabancı turistlere açmayı düşündüğü şeklinde değerlendirilmektedir. Bu plana Suudi Arabistan’ın toplumsal ve kültürel yapısına ciddi zarar vereceği düşüncesiyle muhalefet eden başta âlimler olmak üzere muhafazakâr düşünür ve gazeteciler, hâlihazırda karşı bir kampanyaya maruz kalmış durumdadır.

Sonuç olarak yaşanan gelişmeler, Suudi toplumu ve devletinin büyük bir değişim içinde olduğuna ve ülkede kısa süre içinde daha radikal adımlar atılabileceğine işaret etmektedir. İşte tam da bu sebeple muhalif sesler ve isimler gözaltına alınmaktadır. Her ne olursa olsun bundan sonra Suudi Arabistan eskisi gibi olmayacaktır. Zira Krallık, gerek bölgenin içinden geçtiği şartlar gerekse iç karışıklıklar sebebiyle önemli meydan okumalarla karşı karşıya kalacaktır. Yemen savaşı, Katar krizi, ülke içindeki Şii muhalefet, ABD’deki 11 Eylül Yasası, yönetici aile içindeki ihtilaflar ve bizzat Muhammed b. Selman’ın hızlı yükselişi, önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan’da önemli tartışma konuları olmaya devam edecektir.

Diğerleri