Tunus’ta Gannuşi neden kaybetti?

Tunus’ta Gannuşi neden kaybetti?

05 Kasım 2014

2011 yılında Arap Baharı’nı başlatan Tunus Devrimi sonrasında iktidara gelen Raşid el-Gannuşi’nin Nahda Partisi, 26 Ekim Pazar günü yapılan ilk olağanüstü parlamento seçimlerinde laik olan Nida Tunus Partisi karşısında beklediği başarıyı elde edemedi. Nahda, Tunus’u iki laik parti koalisyonu ile yönetiyor olmasına rağmen ülkede kötüye giden ekonomi ve yer yer meydana gelen şiddet olayları ile küçük çaplı ayaklanmalar nedeniyle seçimlerde oy kaybına uğradı. Türkiye medyası da seçim sonuçlarını Batı basınından, “Tunus, laiklere verdi”, “İslamcı AK Parti’yi model alan Gannuşi kaybetti” şeklinde kopyalayarak duyurdu. Bazı muhafazakâr gazeteciler ise Tunus seçimlerini ve Gannuşi’yi değerlendirirken, fazla duygusal ve Arap İslam dünyasının yeni kurtarıcı doktoriner lideri olarak sunmaya çalıştı.

Nahda, üç jenerasyonu temsil ediyor

Gannuşi’nin demokrasiyi Tunus toplumu için İslam ile kaynaştırıcı ve içselleştirici arayış tezlerini dillendirmesi, anayasa yapım sürecinde Nahda’nın anayasanın kaynakları arasında Kur’an ve Sünnet’in yer alması teklifleri ve İsrail ile ilişkileri suç sayan kanun maddesi teklifine parlamentoda “Hayır” oyu kullanması, parti tabanı içindeki Selefi, Maliki ve Liberal seslerin kırgınlığına sebep oldu. 

Tunus Nahda Hareketi, üç jenerasyonu temsil eden bir yapıya bürünmüş görünüyor. Birincisi uzun yıllar yurt dışında yaşamak zorunda bırakan diaspora Nahdası. İkincisi Zeynel Abidin bin Ali döneminde Tunus’ta zindanlarda yaşlanan kesimi oluşturan cezaevi mağdurları. Üçüncüsü de genç kırsal kuşak; devrim sürecine katılan bu kesim, diasporanın genç jenarasyonunu oluşturuyor.

Uzlaşı ve tolerans siyaseti

Gannuşi iktidara geldiği andan itibaren sürekli uzlaşı ve tolerans siyaseti gütmesine rağmen maalesef şehirli muhalif laik sendikalar, bin Ali rejimi bürokratları ve memurları Mısır örneğindeki benzeri strateji ile düzenledikleri gösteriler, grevler ve siyasi cinayetlerle Nahda’yı tehdit ederek yordular. 

Tunus Devrimi Arap isyanlarına ilham kaynağı olurken Batı açısından en ürkütücü yanı ise Müslüman Kardeşler misyonuna sahip olması idi. Bu nedenle Suudi Arabistan, Körfez krallıkları da dahil olmak üzere, Fransa ve ABD özellikle Tunus’ta İslamcıların iktidar sürecini elinden geldiğince kısaltmayı düşünmektedir.

Savunma stratejisi uyguladı

Gannuşi; Mısır, Libya, Yemen ve Suriye direnişlerinin başına gelenleri görünce Tunus Nahda Hareketi ve devrimini muhafaza etmeye yönelik savunma stratejisine başvurdu. Muhalefetle sürekli uzlaşı ve koalisyon çabalarını uygulamaya koyarken, Batı dünyasına da “demokrasinin uygun bir seçenek ve fayda sağlayacağı” tezini samimi olarak dillendirdi.  Bütün bunlara rağmen Batı dünyası ve Körfez siyasi erkleri Gannuşi Nahdası’na asla şans vermedi.

Bir devlet tecrübesinden yoksunlar

Gannuşi ve Nahda Hareketi’nin siyasi, sosyal, kültürel örgütlenme ve küresel muhalif operasyonlara karşı çok eğitimsiz ve tecrübesiz olması en büyük dezavantajları. Gannuşi Nahdası, siyasi liderinin uzlaşı demokrasi teorisini en büyük avantaj olarak kullanmaya çalışıyor ancak Nahda Hareketi’nin en temel eksikliği hükümet yönetme birikimi, araç ve gereçlerine sahip bir devlet tecrübesi yardımından yoksun olması.

Tunus’ta Gannuşi Körfez ve Batı’ya karşı direnirken, İslam dünyası için “demokrasiden faydalanma” fikrini ısrarla dillendirmesi yeni bir tartışma konusu. Bunun en önemli laboratuvarı ise Mısır ve İhvan...