Türkiye, BM Üyeliği ve Onurlu Yalnızlık

Türkiye, BM Üyeliği ve Onurlu Yalnızlık

22 Ekim 2014

Türkiye geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için yapılan seçimlerde ilk turda 109, son turda da 60 oy alarak seçimi kaybetti. İlk turda alınan 109 oy aslında hiç de fena sayılmazdı. Fakat Türkiye’nin seçilmemesi için son turda yoğun bir kampanya ve lobi faaliyeti yürütüldü. Oysaki 2008 yılında yapılan üyelik seçimlerinde Türkiye 151 ülkeden destek bulmuştu.

Bu kez siyasi konjonktür çok değişmiş, şartlar 2008 yılına göre çok daha derin ve birbirinden farklı kutuplarla çatışmaları beraberinde getirmişti. 2008 Gazze saldırıları, 2010’da başlayan Arap devrimleri, Mısır, Tunus, Libya, Yemen, Suriye ve Irak’ta rejimlerin geçirdiği değişim ve sarsıntılar, Türkiye’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da çok yönlü ve tartışmalı bir siyasi tercihe yönelmesine sebep oldu.

Türkiye’nin Afrika, Balkanlar ve Ortadoğu açılımının yaşandığı; siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan takdirle karşılandığı dönemler, Arap devrimleriyle birlikte tartışılmaya, sorgulanmaya başlandı. Bugün bu tartışmaların bir yansımasının BM Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimlerinde somut bir biçimde karşımıza çıktığını görmüş olduk.

BM üyeliğinin kaybedilmesi ile ilgili Newsweek dergisinde çıkan bir haberde Türkiye’nin üyeliğine karşı olan Mısır ve Suudi Arabistan liderliğinde yoğun kampanya yürütüldüğü ve bu iki ülkenin, Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler’e verdiği desteğe öfkeli oldukları yazıyordu.

Dergi Suriye, İran ve diğer bazı ülkelerinin Erdoğan’ın Esed hakkındaki açıklamalarına öfkeli olduklarını, Türkiye’nin DAEŞ’e karşı savaşan Kürtlere “saldırdığını(!)”, komşu Yunanistan’ın da Türkiye’nin üyeliğine karşı lobi yaptığını yazarken, aslında meseleyi çok güzel özetlemiş oluyordu.

BM teşkilatı dünya genelinde son 30 yıldır özellikle İslam coğrafyasında cereyan eden işgaller, iç çatışmalar, askerî darbeler, soykırımlar, kimyasal silah kullanımları ve insan hakları ihlallerinin yaşandığı Filistin, Suriye, Doğu Türkistan ve Bosna’da etkisiz ve çaresiz kaldı. Hatta Srebrenitsa ve Ruanda örneklerinde görüldüğü gibi BM’nin birçok ülkede suça ortak olmuş şaibeli bir pozisyonu oldu.

Aslında BM; bugüne kadar ki pek çok uygulaması nedeniyle güvenilirliğini yitirmiş tartışmalı bir kurumdur. Türkiye BM Güvenlik Konseyi’ne geçici üyelik seçimini kaybetti, bazılarının abartarak iddia ettiği gibi onurunu değil. Çünkü Türkiye Mısır’da halkın iradesi ile seçilmiş Muhammed Mursi’ye sahip çıkmanın bedelini ödedi; Suriye’de Beşşar Esed’e katliam yapamazsın demenin bedelini ödedi; Tunus, Yemen ve Irak’ta halkların taleplerinin yanında durmasının bedelini ödedi. BM Güvenlik Konseyi’ne geçici üyeliğinin kaybedilmesi onurlu bir yalnızlıktır. 2008 BM üyeliğinin kazanılması ne kadar onurlu bir zaferse 2014 seçimlerinin kaybedilmesi de bir o kadar onurlu bir kayıptır.