Türkiye'nin Ortadoğu'daki Askeri Üsleri ve İlişkilerin Geleceği

15 Ağustos 2016

Türkiye; coğrafi konumu itibarıyla ırk, dil, din, yönetim, kültürel ve tarihî idealleri yönünden birbirinden farklı ülkelerle komşu durumundadır. Bu çeşitliliğin getirdiği koşullara bakıldığında birtakım sorunların ortaya çıkması ise kaçınılmazdır. Gerek Kafkasya gerekse Ortadoğu bölgesinde yaşanan çatışmalar, doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye ile bağlantılı olmuştur. Tüm bu olaylarda Türkiye’nin merkez konumda bulunması, ilişkili olduğu ülkelerle çok yönlü politikalar geliştirmesine yol açmıştır. Sahip olduğu bu stratejik konumu dolayısıyla Türkiye, sorunların çözümüne müdahil olma ve etki alanının genişlemesi için bölgesel ve küresel olarak yeni stratejiler benimsemeye başlamıştır.

Türkiye, çatışma ve kriz oluşabilecek bölgelere tek başına müdahaleden her zaman kaçınmış; bunun yerine Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO),Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi yapılarla hareket etmeyi çıkarlarına daha uygun bulmuştur. Ayrıca bölge ülkelerinin pek çoğuna kıyasla askerî güç olarak önde olması, birçok ülke ile askerî eğitim, barış için ortaklık programı, çok uluslu barış gücünün oluşturulması ve barışı destekleme harekâtlarında Türkiye’yi aranan bir güç konumuna getirmiştir.

Ortadoğu bölgesindeki ülkelerin karmaşık ilişkileri ve bölgenin kırılgan yapısı, Türkiye’nin diğer devletlerden farklı politikalar izlemesini zorunlu kılmıştır. Türkiye’nin bölgede olan tarihi mirası, bölge halklarının Türkiye’ye olan sempatisi ve Türkiye’deki mevcut yönetimin Osmanlı Devleti’nin devamı gibi görülmesi, Türkiye’nin Ortadoğu politikasının şekillenmesinde etkili olan unsurlardır. Bilhassa son 15 yıllık Ortadoğu politikalarında bu değişim oldukça açık bir biçimde görülmektedir.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.