Yükleniyor...
Uluslararası Hukuk ve Mayınlar Sorunu

Uluslararası Hukuk ve Mayınlar Sorunu

15 Mayıs 2014

İnsanoğlu, bilim ve teknikteki gelişmelere paralel olarak her gün yeni ve daha acımasız savaş aletleri icat ediyor. Bu savaş aletlerinin bir kısmı, üzerinden on yıllar geçse de tehlikesini ve ölümcüllüğünü yitirmiyor. Savaş ve çatışmalarda saldırı ve savunma amaçlı üretilen mayınlar, yaklaşık 80 yıldır sivil ve asker ayrımı gözetmeden ölüm tehlikesi saçmaya devam ediyor.

Dünya üzerindeki ülkelerin yaklaşık yarısında, üzerinde milyonlarca insanın yaşadığı topraklarda ölüm saçan silahların; yani mayınların tehlikesi hâlâ devam ediyor. Savaş ve çatışmalardan kalan veya güvenlik gerekçesiyle ülke sınırlarına yerleştirilen mayınlar ve patlamamış bombalar her yıl ortalama 25.000 kişinin hayatını kaybetmesine yol açıyor. 2. Dünya Savaşı’nda yoğun olarak kullanılmaya başlanan mayınlar, sebep oldukları can kaybı ve ağır sakatlıkların yanında, insanların tarlalarını ve geçim kaynaklarını tahrip ediyor, en temel ihtiyaçlarına ulaşmalarına engel oluyor.

Özellikle mayından etkilenen ülkelerin ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları sayesinde mayınlara karşı mücadelede kısmi bir başarı kazanılmıştır. Mayınların üretim ve kullanılmasını yasaklayan, stoklarda bulunan mayınların imhasını öngören ve 1997 yılında imzaya açılan Ottowa Sözleşmesi’ni 153 ülke imzaladı. Bu sözleşme kapsamında yaklaşık 40 milyon mayının imha edildiği, birçok mayın tarlasının temizlendiği bildiriliyor. Ayrıca mayınların üretilmesi, satışı ve transferi de önemli ölçüde azaldı.

ABD’nin Afganistan’da ve İsrail’in Lübnan’da kullandığı misket bombaları da mayınlara benzer nitelikte silahlar. 2010 yılında kullanımı yasaklanan Misket bombaları da ayrım yapmaksızın, kolaylıkla ve sık sık sivillerin -özellikle de çocukların- ölümüne ve sakat kalmasına yol açıyor.

Dünyadaki genel durum: Bugün dünyada 80’e yakın ülkede 200 milyondan fazla döşenmiş kara mayını olduğu bildiriliyor. Savaş ve savaş bakiyesi mayınlar veya terör eylemlerinde kullanılan mayınlar nedeniyle yaralanmış ve sakat kalmış 300 binden fazla insan olduğu tahmin ediliyor. Mayınların sosyal, ekonomik, sağlık vb. alanlarda yol açtığı kayıplar dikkate alındığında, etkilerinin boyutları daha açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

Yaklaşık 80 ülkede kara mayınlarına bağlı ölüm veya ölümcül yaralanma olayları meydana geliyor. Mayınların en çok etkilediği ülkeler arasında Afganistan, Kamboçya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Angola, Kuveyt, Mozambik, Batı Sahra, Hindistan, Pakistan, Güney ve Kuzey Kore geliyor.

mayinlarKara mayınları 2-3 dolar gibi çok düşük bir maliyetle üretilebiliyor. Buna karşılık, bir mayının imha edilmesi ve etkisiz hale getirilmesinin maliyeti 1000 dolara kadar çıkabiliyor. Savaş veya iç karışıklık yaşayan birçok ülke aynı zamanda mayın üreticisi konumunda. Irak, Myanmar, Nepal, Kuzey Kore, Pakistan, Hindistan, İran, Rusya, Singapur ve Vietnam bu ülkelerden bazıları. ABD, Çin ve AB ülkelerinin çoğunun artık mayın üreten ülkeler arasında yer almadığı bildiriliyor.

Ottowa Sözleşmesi’ne göre, 2009 ile 2010 yılına kadar tüm mayınların temizlenmesi konusunda taahhüt altına giren taraf ülkelerden dokuzunun bu hedeflerine ulaşamayacağı daha başından ifade edilmiştir (Bosna-Hersek, Hırvatistan, Kamboçya, Çad, Mozambik, Nijerya, Peru, Senegal, Tacikistan, Tayland, İngiltere, Venezüella, Yemen ve Zimbabve).

Uluslararası düzeyde birçok ülke mayın yerleştirme yasağına uymasına rağmen, Rusya Federasyonu ve Myanmar gibi bazı devletlerle farklı ülkelerdeki devlet dışı silahlı örgütlerin mayın yerleştirmeye devam ettiği biliniyor.

Türkiye’de mayınlar: Türkiye’de kara mayınlarının kullanılması ilk olarak güneydoğu sınırındaki kaçak geçişleri önlemek amacıyla 1956-59 yılları arasında gerçekleşmiş. Türkiye’nin özellikle doğu ve güneydoğu sınırlarında halen mayın tarlalarının olduğu; özellikle Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak ve Hakkâri’de sınır boyunca yüzlerce kilometre uzunlukta ve geniş sayılabilecek mayın tarlalarının bulunduğu biliniyor. Kuzeydoğuda -Ermenistan sınırında- Kars ve Ardahan illerinde de mayın tarlaları bulunuyor.

Türkiye’de, sınırlar başta olmak üzere, yerleştirilmiş olan mayınların sayısının bir milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Bugüne kadar mayınlara bağlı olarak özellikle Suriye sınırındaki illerde terörle mücadele kapsamındaki uygulamalar nedeniyle çok sayıda ölüm ve ağır yaralanma vakası yaşandığı rapor edilmiştir.

1996 yılında mayın üretimini, transferini ve satışını yasakladığını ilan eden Türkiye, Ottowa Sözleşmesi’ne taraf olmuş ve 2008 yılı sonuna kadar stoklarındaki tüm mayınları imha etmesi, 2014 yılına kadar da topraklarındaki mayınları tamamen temizlemesi yükümlülüğü altına girmiştir.

Uluslararası insancıl hukuk: Uluslararası hukukun bir parçası olarak insancıl hukuk, “silahlı çatışmalar hukuku” ve “savaş hukuku” ile aynı anlamda kullanılan insan hakları hukukuyla yakından ilişkilidir. İnsancıl hukuk, savaş ve silahlı çatışmaların mümkün olduğunca insani ve asgari davranışları içeren kurallara bağlanmasını öngörür. Bunu en somut olarak ortaya koyan belge, Kızılhaç’ın öncülüğünde gerçekleştirilen 1949 tarihli dört ayrı Cenevre Sözleşmesi ve ek protokolleridir. Bunlar sırasıyla, savaş halinde hasta ve yaralıların durumunun iyileştirilmesi; denizdeki silahlı kuvvetlerin yaralı, hasta ve kaza geçirmiş mensuplarının iyileştirilmesi; savaş esirleri için uygulanacak işlemler ve savaş zamanında sivillerin korunmasına ilişkin olarak düzenlenmiştir. 1977 yılında bu dört sözleşmeye ek olarak “Uluslararası silahlı çatışmaların mağdurlarının korunması”na ve “Uluslararası nitelik taşımayan çatışmaların mağdurlarının korunması”na ilişkin olarak iki protokol kabul edilmiştir. Türkiye 1949 tarihli dört sözleşmeyi de imzalamış ve onaylamıştır.

Türkiye, insancıl hukuku destekleyen ve nükleer silahlarla uzay ve çatışma halinde kültür varlıklarının korunması konulu uluslararası sözleşmelere de taraftır. Bu anlaşmalarda yer alan hükümler Anayasa’nın 90. Maddesi’ne göre de kanun hükmündedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda insancıl hukuk kapsamına giren suçlar düzenlenmiş ve soykırım, insanlığa karşı suçlar gibi konular mevzuata girmiştir.

Diğerleri