Yükleniyor...
Vietnam Savaşı’nı Nesillere Taşıyan Madde “Agent Orange”

Vietnam Savaşı’nı Nesillere Taşıyan Madde “Agent Orange”

18 Mart 2016

Dünya tarihinde kimyasal silahların ilk kurbanları Asya Pasifik topraklarında yaşayanlar oldu. Amerika’nın Hiroşima’ya atom bombasıyla saldırması, nükleer silah sahiplerinin hegemonya dönemini başlattı ve günümüze dek etkisini yitirmeyen bir korku yarattı. Dünya sistemi böylece bu silahın ekseninde şekillenmeye başladı. Öyle ki süper güçleri birbirlerine saldırmaktan men eden ve literatüre MAD (Mutual-Assured-Destruction) yani Karşılıklı Garantili İmha doktrini olarak geçen bir atmosferde, başka topraklar kurban olarak seçildi.

Vietnam Savaşı, tüm Asya’yı uydu devletleri olarak dizayn etmek isteyen Sovyet ve Amerikan blokları arasında yaşanan proxy savaşlarının en acımasız seviyede sürdürüldüğü ve yol açtığı travmanın üç nesildir atlatılamadığı inanılmaz hikâyelere sahne oldu. Kuzey ve Güney Vietnam olarak iki güç arasında kalan bölgede başlayan savaşta Amerika tarafından Kuzey Vietnam’ın dize getirilmesi için -savaş taktiği olarak bile nitelendirilemeyecek- akıl almaz stratejiler uygulandı. Vietnam’ın yoğun bitki örtüsünü yok ederek bölge halkının ve Kuzey Vietnamlı savaşçıların hem gıdaya ulaşımını engellemek hem de sık ormanlık alanlarda insanların yerlerini tespit etmek için birtakım kimyasallar kullanıldı. “Gökkuşağı Herbisitleri” olarak adlandırılan yaprak dökücülerin pembe, yeşil, mor, mavi, beyaz ve turuncu renkli galonlarda muhafazasıyla bu renklerle anılan maddelerden olan “agent orange” savaşın sembollerinden oldu. 1961-1971 yılları arasında tam 10 yıl süren ve “Ranch Hand” olarak isimlendirilen bu operasyon esnasında 80 milyon litre herbisit (ot öldürücüler) ve yaprak dökücü, 7,4 milyon hektarlık bir arazi üzerinde kullanıldı.[1] Dioxin içeren bu madde insan yapımı en zehirli kimyasal olarak nitelendiriliyor.[2] O günkü yıkım ve bugüne uzanan etkileriyle agent orange’ın gözle görülür hasarları ise tam üç kuşaktır Vietnamlıların kâbusu olmaya devam ediyor.

Bitki örtüsünü veya bölgenin iklimini değiştirerek düşmanı dize getirme taktiğinin tarihi 1940’lara dayanıyor. Savaş taktiği olarak düşmanın yerini tespit etme ve gıdaya ulaşımını engelleme amaçlı üretilen kimyasallara dair araştırmalar bu tarihlerde İngiltere’de başlamış, daha sonra 1944’te Amerika’nın da desteğiyle geliştirilmiştir. İlk olarak bugünkü Malezya ve Singapur’u içine alan ve Malaya olarak adlandırılan bölgede, 1950’lerde İngiliz sömürgesine karşı Çin’in desteğiyle başlayan bağımsızlık mücadelesi sırasında, isyancı grupların hareketini ve saklanmalarını kolaylaştıran bitki örtüsünü yok etmek ve gıdaya ulaşımlarını engellemek amacıyla kullanılmış. Amerika-Japonya Savaşı’nda bu kimyasalların pirinç tarlalarında kullanılması için Amerikan ordusunun teklifleri olmuş fakat resmî kayıtlara göre bu teklifler kabul edilmemiş. Vietnam Savaşı’nda ise Amerika tarafından Vietnam Millî Kurtuluş Cephesi’nin askerî kanadı olarak bilinen “Vietkong” üyelerini etkisiz hale getirmek için kullanılan bu zehirli maddelerin günümüzde etkilediği insan sayısı, tespit edilebildiği kadarıyla 4 ila 5 milyon arasında. Savaşın hedef ülkesi olan Vietnam dışında ise çevre ülkelerden Laos ve Kamboçya da bu maddelerden etkilenmiş.

Bunun yanında zehrin taşınması ve yayılmasında görev alan 2,8 milyon Amerikan askerî personelinin de bu maddeye maruz kaldığı ve birçoğunun Vietnam’dakine benzer hastalıklar sebebiyle ya hayatını kaybettiği ya da çocuklarının sakat doğduğu belirtiliyor.[3] Amerikalı askerler ve aileleri bu durumla ilgili davalar açarak milyonlarca dolarlık tazminat alırken Amerikan mahkemeleri Vietnam tarafındaki mağdurlar için aynı tutumu sergilemiyor. Zira bugüne kadar Vietnam tarafından Amerika’ya ve kimyasalları üreten şirketlere açılan davaların hiçbiri sonuçlanmış değil.

Amerikan yönetimi ve söz konusu şirketler, sakat doğumların bu maddeyle bağlantılı oluştuğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmadığını savunuyorlar. Ancak Vietnam tarafı, ülkedeki en fazla sakat doğum oranının bu maddenin etkilediği alanlarda olduğunu, bunun da maddenin uzun süreli etkisine bir delil oluşturduğunu ifade ediyor.[4]

Vietnamlı yetkililer ve bilim adamları, agent orange maddesinin etkilediği kişi sayısının net olarak verilebilmesinin zor olduğunu söylüyorlar. Bu maddeyle bağlantılı tespit edilebilen doğuştan engelli çocukların yanı sıra uzun süre zehrin etkisinden habersiz olan birçok ailenin, çocuklarının tedavisi için hastanelere gitmediğini, bunun da bu maddeden etkilenenlerin sayısının tespitinde büyük bir engel oluşturduğunu belirtiyorlar. Fakat son yıllarda Vietnam resmî kurumlarınca agent orange’ın etkilediği bölgelerde yaşayan halka yönelik bu maddeyle ilgili ve maddenin neden olduğu hastalıklara ve belirtilere, maddenin etkilediği topraklara ve su kaynaklarına dair bilinçlendirme çalışmaları yapıldığı bildiriliyor.[5]

Bu maddenin görünür etkisi yanında, daha korkutucu yanı ise insan bedeninde mutasyona uğrama ihtimalinin olabileceği yönündeki tahminler. Vietnamlı doktorlar, maddenin etkilediği insanlarda hastalığın genetik bir bozukluk haline gelmesiyle sonraki nesilleri etkileyebileceğini ifade ediyor. Bu maddeye maruz kalan askerler ve bölge halkının üçüncü kuşağında, bedensel ve zihinsel engelli olarak doğan çok sayıda çocuk var.[6] Bu çocukların tedavi ya da takibi için birçok yerel hastane veya eğitim merkezi kurulmuş, pek çok STK bu yerler için bağış toplayarak çocuklara destek olmaya çalışıyor. Fakat maddenin etkilediği alanların temizlenmesine, maddenin yarattığı hastalıkların araştırılmasına ilişkin ciddi bir çalışma halen daha yapılmış değil. Bununla birlikte Vietnam, bu gibi araştırmalar ve zehirli madde içeren bölgelerin temizlenmesi için yeterli bir bütçesi ve altyapısı olmamasına rağmen bu alanda neredeyse yıllık 150 milyon dolar harcıyor.[7]

Amerika, Vietnam’daki savaş zayiatları için 1987 yılından itibaren 47 milyon dolarlık bir bütçe ayırmış. Bunun 6 milyon dolarının agent orange maddesinden etkilenen doğuştan engelli insanlar için harcanması planlanmış. Amerika tarafından 2007, 2009 ve 2010’da 3’er milyon dolarlık bir tazminat ödeme planı çıkarılmış. 2009’da bu ödeme planı 4,1 milyon dolar olarak gerçekleştirilmiş. Bu meblağın yarısı bölgede çalışma yapan Save the Children, East Meets West Foundation ve Engelliler için Vietnam Yardımı (Vietnam Assistance for the Handicapped) isimli kurumlara verilmiş. Bunun yanında bir Amerikan şirketiyle de, öncelikle zehirlenmeden en çok etkilenen Da Nang başta olmak üzere, zehirli alanların temizlenmesi için 1,6 milyon dolarlık bir anlaşma yapılmış. Yine bu tarihlerde ABD Vietnam elçiliği, idari masraflar ve tarafların birbirini ziyaretleri esnasında oluşan masrafları karşılamak üzere 550.000 dolarlık bir bütçe ayırmış.

Son yıllara kadar Amerika, söz konusu maddenin sebep olduğu zayiatları telafi etmek adına zikredilen meblağlar dışında ciddi hiçbir adım atmış değil. Ancak Şubat 2007’de Ford kurumunun girişimiyle Amerika ve Vietnam Agent Orange Diyalog Grubu kurularak maddenin günümüze yansıyan zararlı etkilerinin ortadan kaldırılması için 2010-2019 yıllarını kapsayan bir eylem planı oluşturulmuş. Buna göre belirlenen yol haritası genel olarak zehirden etkilenmiş olması muhtemel insanların tedavisini ve zehirli arazilerin temizlenmesini, insanların bu zehirle ilgili çeşitli eğitimler almasını içeriyor. Programla ilgili üç yılda bir raporlar yayımlanıyor ancak programın verimliliğine dair sağlam bir data henüz bulunmuyor.

Vietnam özelindeki tüm bu uzun ve acılı süreçte mağdurlar için henüz hiçbir ciddi adım atılmış değil. Bu meselede uluslararası hukuk açısından ilginç olan durum ise, söz konusu zehirli kimyasalların insanları değil ‟bitkileri” hedef almasından dolayı  “Ranch Hand” operasyonunun kimyasal savaş kategorisinde değerlendirilmiyor olması. Böylelikle Vietnam’da kullanılan kimyasallar kitle imha silahları olarak kabul edilmiyor ve sorun bu sebeple Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne de taşınamıyor.

Hem Vietnamlıları hem de o dönemde bölgede bulunan Amerikalı askerleri ciddi ölçüde üç nesildir etkileyen ve savaş ertesi yıllardan -1978’den- beri bitki örtüsü ve iklim değişikliğine neden olan bu tür kimyasallar, Çevre Değişikliği Anlaşması gereğince yasaklanmış durumda. Fakat o tarihlerden günümüze biyolojik silahlara dair söylentiler devam ederken, dünyanın sonunu getirebilecek kapasitedeki kimyasal silahların kullanım hakkını elinde tutan süper güçler asla gündeme gelmiyor.


[1] http://www.aljazeera.com/programmes/peopleandpower/2011/09/2011928111920665336.html

[2] https://www.youtube.com/watch?time_continue=20&v=Zx1f9hebiGg

[3] http://www.peaceinstitute.hawaii.edu/agent-orange-module/resources/d-03-us-vietnam-dialogue-group-declaration-plan.pdf

[4] http://www.aljazeera.com/programmes/101east/2009/09/20099107249452110.html

[5] http://www.aljazeera.com/programmes/peopleandpower/2011/09/2011928111920665336.html

[6] http://www.aljazeera.com/programmes/peopleandpower/2011/09/2011928111920665336.html

[7] http://www.aljazeera.com/programmes/101east/2009/09/20099107249452110.html