Yerleşimci Terörü ve Kurtarılacak Topraklar(!)

Yerleşimci Terörü ve Kurtarılacak Topraklar(!)

27 Haziran 2014

Ölen her canlı için üzülürüm. Ölen Araplar hakkında duyduğum üzüntü ise bir sinek duvara çarptığında duyduğum üzüntü kadardır.*

Yukarıdaki sözler İsrailli Haham Moshe Levinger’e ait. İsrailli yerleşimci Baruch Goldstein 1994 yılında bir sabah namazı vakti elinde makineli tüfekle el-Halil’de İbrahim Camii’ne girmiş; tamamen öldürme kastıyla cami cemaati üzerine ateş açmıştı. Goldstein’ın saldırısı sonucu o esnada namaz kılan 29 Filistinli hayatını kaybetmiş, 125 kişi yaralanmıştı. Haham Moshe Levinger’e İbrahim Camii’nde gerçekleşen katliam hakkında ne düşündüğü sorulduğunda ise yukarıda yer verdiğimiz ifadeleri serdetmişti.

Goldstein’ın saldırısı İsrailli yerleşimci terörünün boyutlarını gösteren bir örnek sadece. 20 yıl önce yaşanan İbrahim Camii katliamından bu yana uluslararası hukuka göre illegal olan yasa dışı İsrail yerleşimleri Batı Şeria şehirlerini kuşatmaya, mantar gibi çoğalmaya devam ediyor…

***

İlki 67 Savaşı’ndan sonra kurulan İsrail yerleşim birimleri artık yerleşim şehirlerine dönmüş durumda. Doğu Kudüs etrafında, Ürdün Nehri boyunca ve Batı Şeria’nın önemli şehirleri etrafında 120 yerleşim birimi ve 100 yerleşke (outpost) bulunuyor. Yerleşimci nüfusu ise 500.000’in üzerinde. 50 bin yerleşimcinin yaşadığı yerleşimlerden 4 kişinin yaşadığı yerleşkelere kadar irili ufaklı onlarca yerleşim birimi, yerleşimci terörünü Filistinlilerin topraklarına, evlerine, bahçelerine taşımış durumda. Yerleşim birimleri; kuruldukları araziler, yerleşimleri birbirine ve önemli şehirlere bağlayan yollar ve kontrol noktaları ile fiziki olarak Filistin topraklarını ilhak ederken sosyoekonomik ve demografik açıdan da çok sayıda ciddi hak ihlallerine neden oluyor.
İsrail'in kendi hukukuna göre de illegal olan yerleşkelerİsrail’in kendi kanunlarına göre de illegal olan yerleşkeler, Batı Şeria’nın tenha köşelerine, tepelerine kurulan barakalardan, konteyner evlerden ibaret. Tamamen ideolojik nedenlerle, o toprakları Yahudileştirmek amacı ile yerleşkelerde yaşamayı seçen yerleşimciler, yaşam standartlarındaki düşüşe rağmen bu tercihi yapıyor. Başlangıçta yol, su, elektrik olmayan, sadece barakalardan ibaret bu yerleşim birimleri İsrail hukukuna göre de illegal olmalarına rağmen İsrail hükümeti tarafından görmezden geliniyor ve dahası İsrail ordusu bu yerleşimcilere destek oluyor. Zira bu yerleşkelerin de zamanla yerleşim şehirlerine dönüşmesi işten bile değil.

İsrail hükümeti tarafından desteklenen yerleşimcilerin Filistinlilere dair algısına bakıldığında; Filistinlileri katıksız düşman olarak gördükleri, Filistinlilere kendilerine vadedilen topraklarda yaşayan yabancı yaratıklar olarak baktıkları, Yahudiye ve Samiriye topraklarında bir Yahudi devleti kurma hedefleri önünde ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak gördükleri ortaya çıkıyor. Yerleşimciler Filistinlileri insan olarak dahi görmezken öldürme, fiziksel saldırı, yaşam alanlarına saldırı, hayvanlarına ve arazilerine saldırı, yağmalama, dinî sembollere saldırı, aşağılama vb. daha birçok şeyi kendi doğal hakları olarak görüyor. Daha da önemlisi yerleşimci halk arasında görülen bu algı biçimi İsrail halkının önemli bir kesimi, İsrail devleti ve din adamları tarafından da benimsenmiş durumda.
Ben Gurion'a iniş yapan yerleşimcilerFilistinliler gerek İsrail işgal devleti gerekse yerleşimciler eliyle türlü ihlallere maruz kalırken, siyonist lobisinin dünyada çizdiği imaj ise bambaşka bir resim ortaya koymakta. Dünya Siyonist Örgütü (World Zionist Federation) ve yerleşimci hareketini temsil eden Yesha Council, bir yandan yoğun bir şekilde İsraillilerin karşı karşıya olduğu “Arap terörizmi”nden bahsederken diğer yandan da dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Yahudileri Filistin topraklarında yerleşmeye davet etmekte. Nitekim İngiltere’de, ABD’de ve Avustralya’da “Aliya/Anavatana dönüş” fuarları yapılmakta; bu fuarları ziyaret eden Yahudilere “kurtarılması gereken topraklar” misyonundan, dahası onları Filistin’de bekleyen ev, iş, okul vb. imkânlardan bahsetmekteler. Zira işgal altındaki Filistin topraklarında yaşamak için göç eden yerleşimciler daha Ben Gurion’a ayak basar basmaz çiçeklerle ve türlü nimetlerle karşılanıyor. Yerleşimciler kendilerine bahşedilen olanaklarla işgal altındaki topraklarda fütursuz bir hayat kuruyor; Filistin topraklarını ve o topraklarda yaşayan Filistinlileri kutsal amaçları önünde engel olarak görürken o toprakları Filistinlilerden temizleme hedefiyle hareket ediyorlar. Zira el-Halil’deki mezarı aşırı sağcı ve dindar İsrailliler tarafından kutsal ziyaret duraklarından biri haline getirilen İbrahim Camii Katliamı’nın faili Baruch Goldstein da benzer niyetlerle Amerika’dan Filistin’e göç etmiş ve İsrail ordusunda doktorluk yapan bir yerleşimciydi…

* Geoffrey Aronson, “Massacre in Hebron Puts Extremism of Religious Settlers in Spotlight”, Settlement Report, in Journal of Palestine Studies, Vol. XXII, No. 4 (Summer 1994).