“Yetimler, Problemleri, Çözüm ve Stratejiler Uluslararası Çalıştayı” Gerçekleştirildi

“Yetimler, Problemleri, Çözüm ve Stratejiler Uluslararası Çalıştayı” Gerçekleştirildi

21 Aralık 2015

İHH’nın düzenlediği "Yetimler, Problemleri, Çözüm ve Stratejiler Uluslararası Çalıştayı" 12-13 Aralık’ta 25 ülkeden 110 uzmanın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. İHH İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen çalıştayın açılışında Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Levent Uslu, İHH Başkanı Bülent Yıldırım, İslam Kalkınma Bankası Teknik İşbirliği Uzmanı Sabri Er, İslam İşbirliği Teşkilatı İnsani İlişkiler biriminden Dr. Rami Inshasi birer konuşma yaptı.

Çalıştayın açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan; yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, mazlumlara sahip çıkmak konusunda emeği geçen sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederek “Devlet ve sivil toplum olarak çocuklarımıza, yetimlere, öksüzlere sahip çıkacağız.” dedi.

Çocuklara daha iyi bir dünya inşa etmek için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini dile getiren Akdoğan, öksüz ve yetim çocukları daha bir ayrı kucaklamak, şefkat ve ilgi göstermek gerektiğinin altını çizdi. Yetime ve öksüze sahip çıkmayı, "insan olmanın gereği" olarak tanımlayan Akdoğan, Kur'an-ı Kerim'in birçok ayetinde yetimlere, öksüzlere sahip çıkılmasının emredildiğini hatırlatarak Bakara ve Nisa surelerini örnek verdi. Akdoğan konuşmasında, devlet yöneticileri ve belli sorumluluk mevkiinde bulunanlar için yetim hakkı yememek ve yedirmemenin önemini vurguladı. Hükümet olarak bütün mağdurlara, mazlumlara, yetimlere sahip çıkmak için bir seferberlik başlattıklarını, sivil toplum kuruluşlarının da bu seferberliğe katıldığını belirten Akdoğan, “İHH, bugün dünyanın dört bir yanında birçok ülkede faaliyet gösteriyor, yetimlere barınma yerleri, okullar açıyor.” dedi.

Çalıştayın açılışında konuşan İHH Başkanı Bülent Yıldırım da Müslümanların dünyadaki tüm yetimlerden sorumlu olduğunun altını çizdi. Kimsesiz tüm çocukların tehlike altında olduğunu, başta devletler olmak üzere dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşlarının yetim ve öksüzlere sahip çıkması gerektiğini ifade eden Yıldırım, "Haiti'de deprem olduğu zaman buradan gittik. İlk yardımları başlattığımızda, organ mafyalarının veya başka çetelerin de en az bizim kadar hızlı bir şekilde oraya intikal ettiklerini gördük. Bir yerde doğal felaket olduğunda büyük bir ihtimalle suç örgütlerinin temsilcileri de sizinle aynı uçağa biniyor." diye konuştu.

Misyoner tehlikesi

Bülent Yıldırım, yetimlerle ilgilenirken pek çok üzücü olayla karşılaştıklarını aktararak çeşitli örnekler verdi. Tsunami felaketi sonucu Açe'de birçok çocuğun yetim ve öksüz kaldığını ancak Müslümanlar bölgeye intikal edene kadar bu çocukların misyoner kuruluşların tuzağına düştüğünü dile getiren Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Pakistan'da deprem olunca hükümet yetkililerine danışmanlık hizmeti verdik. Bu arada bütün yetimlerin bakım hakkının bizlere verilmesini rica ettik. Pakistan hükümeti bu talebimizi kabul etti. Ne kadar yetim çocuk varsa bunların hepsini aldık ve Aşiyan adında bir kamp kurduk. Burası çok güzel, tatlı bir yerdi. Pakistan hükümeti, bölgeyi ziyarete gelen tüm devlet yetkililerine örnek olarak burayı gösteriyordu. İslam dünyasında belki de bir ilkti bu. Ancak birdenbire misyoner kuruluşları Pakistan devletine baskı yapmaya başladı. Orada kalan yetimlerin bölüştürülmesini istediler. 'Bizimle protokol imzaladınız, bu yetimleri alamazsınız' dediğimizde çok çeşitli baskılarla karşılaştık. En sonunda bu misyoner kuruluşlarından biri, bizimle masaya oturdu. ‘Tamam, bu yetimlerin hepsine siz bakın ama şu listedeki çocukları bize verin.' dediler. Listelerindeki çocukların hepsinin hem yetim hem de öksüz olduğunu öğrendik. Yani tamamen kimsesiz çocukları tespit etmişler. Alıp yetiştirecek ve İslam dünyasının içine yeniden gönderecekler. Müslümanlar olarak biz ilgilenmezsek başkaları alır yetiştirir ve onlar eliyle Müslüman topraklara zulüm götürülmesini sağlarlar. Onun için yetimle ilgilenmediğiniz zaman, sadece o çocuğu kaybetmiyorsunuz. Kendi geleceğinizi ve neslinizi de tehlikeye atmış oluyorsunuz."

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın girişimleriyle 100 bin yetimin, yakınlarının yanında bakılacak duruma getirilmesinin sevindirici bir gelişme olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Son zamanlarda Türkiye'nin yürütmüş olduğu bu çalışmalar bizlere gurur veriyor. Bu çalışmaları dünyanın her tarafına örnekliyoruz." dedi.

İHH’nın bugün itibarıyla 80 bin yetime ulaştığını söyleyen Bülent Yıldırım, misyoner kuruluşların çalışmalarıyla kıyaslandığında bu rakamın ne kadar küçük olduğunun altını çizdi. Yıldırım, "ABD'de bir kuruluş, misyoner bir örgüt, 4 milyon 300 bin yetime bakıyor. Bunların yüzde 85'i Müslümanların yaşadığı topraklardaki yetimler. Bu kuruluşun 13 bin kilisesi, 25 bin rahip ve rahibesi var. Müslümanlar olarak silkelenmemiz lazım. Allah bizlere zenginlik de vermiş. Daha fazla gayret göstermek gerekiyor. 80 bin yetimi 5 milyona çıkarmanın hesap ve planlarını yapmak zorundayız." dedi.

“Yetim hakları bildirgesine ihtiyaç var”

Yetim çalıştayına telekonferansla katılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, bugün İslam ümmetinin belki de tarihinin en zor sürecinden geçtiğini söyleyerek, "Bugün ümmetin bütün ocaklarına ateş düştü. Dünyanın bütün yetimlerine sahip çıkacak olan ümmetin kendisi yetim kaldı." ifadesini kullandı.

Mehmet Görmez, insanlığın vicdanını kaybettiği, merhametin azaldığı, kalplerin katılaştığı bir dönem yaşandığını kaydederek kalpleri yumuşatmanın, kalplere şefkat yerleştirmenin yollarından birinin yetimlere şefkat göstermek olduğunu söyledi.

Bir araştırmaya göre son 30 yılda İslam coğrafyasında 11 milyon Müslümanın katledildiğini, 150 milyon çocuğun yetim kaldığını aktaran Görmez, "Yeryüzündeki her yetim Müslümandır çünkü her çocuk, her doğan İslam fıtratı üzerine doğar. Bütün bu yetimlere bugünkü seküler dünyanın sosyal devlet fikriyle sahip çıkmak oldukça zordur, hatta imkânsızdır. Bu sebeple diyorum ki, devlet yetimhane kurar fakat yetim başı okşayamaz. Marifet, sadece yetimhaneler açıp yetimleri oraya doldurmak değil, marifet yetimleri kimsesizlikten kurtarmak, korumak; evlatlarımız, çocuklarımız, kardeşlerimiz olarak bağrımıza basmaktır." dedi.

Görmez, çocuklara yönelik her türlü istismarının önlenmesi gerektiğine işaret ederek, "Çocuk işçiler, çocuk gelinler... Çocukların maruz kaldığı bütün kötülüklerden onları korumak için çalışmalar yapmak lazım. Bugün çok ciddi bir yetim hakları bildirgesine ihtiyaç var. Dünyanın her tarafında çocuk ticareti, çocuk istismarı, yeryüzünde işlenen en büyük cinayetler olarak tarihe geçmektedir." dedi.

Son günlerde sosyal medyada yer alan, Halep yakınlarından bir kız çocuğunun mektubunu okudu:

"Bu benim vasiyetimdir. Sana vasiyet ediyorum ey annem. Beni unutma, benim gülüşlerimi, peş peşe güldüğüm günleri hiçbir zaman unutma. Ey kız kardeşim, sen de beni unutma. Arkadaşlarıma de ki, ‘O, açlıktan öldü, o açtı ve öldü!'. Ey kardeşim, sen de sakın bana üzülme! Biz açız, dediğimiz zamanları hatırla. Ey ölüm meleği, gel canımı al, ta ki cennette yemek yiyebileyim. Ben açım. Ey ailem, üzülmeyin, cennette de sizin adınıza gücüm yettiğince yemek yiyeceğim."

Görmez, "Ölüm meleğini davet eden Suriyeli kız çocuğunun bu mesajını, son yıllarda ülkelerinin stratejik hesaplarını yapan bütün devlet ricaline ithaf ediyorum. Bu yetim çocuğunun feryadını Birleşmiş Milletlere, birleşememiş milletlere ve onların topyekûn uluslararası bütün kuruluşlarına ithaf ediyorum, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın üyesi olan bütün devletlere ithaf ediyorum." dedi.

Gün emanete sahip çıkma günüdür

Çalıştayın açılışında konuşan Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Levent Uslu ise yetimler için küresel seferberlik çağrısı yaptı. Uslu, "Bilinmesini isterim ki büyük Memur-Sen ailesi olarak her zaman yanınızda olacağız. 900 bin üyemizle yeryüzünde adaletin ve iyiliğin hâkim olması için birlikte mücadele vereceğiz. Biz, Fatih Sultan Mehmet'in, ‘İnsanların dünyada nefesleri sayılıdır ve ölümsüzlük kapısı kapalıdır!’ sözünden kendimize ders çıkartan, dünya için ahiretimizi feda etmeyen Erdemliler Hareketi’yiz" dedi.

Memur-Sen'in yetim projesine destek verdiğini söyleyen Uslu, "Unutmayalım ki şefkatle uzanan her el bir yetimin hayatını değiştiriyor, yüzünde tebessüm, gözlerinde umut oluyor. Altını çizerek belirtmek isterim ki; Yetimler, ana babası ölünce değil, onlara bu ümmet sahip çıkmadığı zaman yetim kalırlar. Hizmetin en güzeli, en zor durumda olanın yanında olmaktır. En zor durumda olan, yardıma ihtiyacı olan hiç şüphesiz ki anne ve babasız çocuklarımızdır. Yetimlerimiz bize Allah Resulü’nün emanetidir. Emanet edenin yüceliği, emaneti koruma sorumluluğumuzu berberinde getiriyor. Bu bilinçle gün emanete sahip çıkma günüdür. İHH ile paydaş olduğumuz yetim projemizde bugüne kadar 17.481 bin yetimimize sahip çıktık. Büyük Memur-Sen ailesi olarak hedefimiz, 50 bin yetim çocuğa sahip çıkmaktır." diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından başlayan çalıştay iki gün sürdü. Son oturumda açıklanan sonuç bildirgesinde ise dünyada savaş, açlık, yoksulluk ve benzeri sebeplerle yetim kalan çocuk sayısının her geçen gün arttığı vurgulandı.

Yetimlerle ilgili çalışmalarda, sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi gerektiği kaydedilen bildirgede, değişen koşullara göre yeni bakım modellerinin geliştirilmesi için araştırma ve akademik çalışmaların da büyük önem arz ettiği vurgulandı.

Bildirgede, yetimlerin insan tacirlerinden mafyaya kadar çeşitli illegal yapıların kıskacına düşmelerini önlemek üzere devlet ve sivil toplum iş birliğinin arttırılmasının önemine işaret edilerek şunlar kaydedildi:

"Yetimlerin, öncelikle yetimhaneler yerine kendi toplumlarında, aile veya akrabalarının yanında desteklenmeleri ve aileye katkı sağlanması, yetimlerin korunmasında öncelikli metot olmalıdır. Yetimlerin fiziki, manevi ve ailevi ihtiyaçları göz önünde bulundurularak çok boyutlu destek modelleri geliştirilmelidir. Yetimler, çocukluktan itibaren hayata atılıncaya kadar hayatın her aşamasında yalnız bırakılmamalıdır. Hizmet kalitesi için yetim çalışmalarında aktif görevlilerin, yetimhane çalışanlarının zorunlu eğitim ve etik standartlara göre yetiştirilmeleri sağlanmalıdır."

Tüm dünyada yetimler konusunda duyarlılığın arttırılması için her yaş grubundan insana yönelik farklı projelerin üretilmesi ve yıllık faaliyetlerin düzenlenmesi gerektiği aktarılan bildirgede şu ifadelere yer verildi:

"İslam dünyasında bulunan yetimhaneler için uluslararası geçerlilikte bir logo hazırlanmalı, özellikle kriz zamanlarında bunların görünmesi sağlanarak dokunulmazlığı garanti altına alınmalıdır. İslam dünyasının yetimlerine ilişkin bir araştırma ve geliştirme birimi kurulmalıdır. Bu yetim birimi, öncelikle iyi bir veri tabanı oluşturduktan sonra bölgesel ihtiyaçları ve çözüm önerilerini içeren makro planlar yapmalıdır. Sadece yetimler için değil, yetim anneleri için de eğitimde ve iş yaşamında pozitif ayrımcılıklar içeren projeler üretilmelidir. Yetimhanelerin ekonomik sorunları göz önünde bulundurularak her yetimhane için alternatif gelir kaynakları veya bir vakfiye ya da döner sermaye işletmesi hazırlanmalıdır. Yetimhanelerdeki travmalı çocuklarla ilgili psikolojik destek ve rehabilitasyon uygulamalarının devlet destekli yürütülmesi için yeni projeler geliştirilmelidir."