Yükleniyor...

Zimbabve

Zimbabve

Zimbabve

Temel Göstergeler
Resmi Adı Zimbabve Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi Cumhuriyet
Başkent Harare (1.6 milyon)
Bağımsızlık 18 Nisan 1980 (İngiltere'den)
Yüzölçümü 390.580 km2
Nüfusu 16.8 milyon (2017)
Komşuları (Kuzeyden saat yönünde) Zambiya (797 km), Mozambik (1.231 km), Güney Afrika Cumhuriyeti (225 km) ve Botsvana (813 km)
Nüfusun Etnik Dağılımı %98 Afrikalı, %2 Diğer
İklimi Ülke genel itibarıyla tropikal iklime sahiptir. Yazlar 35 °C üzerine çıkabilen değerler ile nemli ve aşırı sıcak geçer. Kış dönemlerinde ise kuru ve 25 °C civarı değerler ile daha ılıman hava koşulları görülür.
Coğrafi Konumu Güney Afrika'da, Güney Afrika Cumhuriyeti ile Zambiya arasında yer alır.
Arazi Yapısı Yüksek platolar, dağlar
Dil İngilizce, Shona, Ndebele, yerel lehçeler
Din %50 Hristiyanlıkla yerel inanışların bağdaştırılması ile oluşan Sinkretik, %25 Hristiyan, %24 Yerel inanışlara mensup olanlar, %1 Müslüman ve diğer
İdari Birimler 8 bölge ve 2 şehir; Bulawayo, Harare, Manicaland, Mashonaland Merkez,Mashonaland Doğu, Mashonaland Batı, Masvingo, Matabeleland Kuzey, Matabeleland Güney,Midlands
Ortalama Yaşam Süresi 58 yıl (2017)
Okuma-Yazma Oranı %84 (2015)
Para Birimi Zimbabve doları (ZWD)
Millî Gelir 17.1 milyar dolar (2017 IMF)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 1.150 dolar (2017 IMF)
Büyüme Hızı %2.8 (2017 IMF)
Nüfusun Artış Hızı %2.2 (2017)
Doğal Kaynakları Kömür, krom, asbest, altın, nikel, bakır, demir, vanadyum, lityum, kalay, platin
Doğal Afetler Kuraklıklar, su baskınları, fırtınalar
Tarım Ürünleri Mısır, pamuk, tütün, buğday, kahve, şekerkamışı
Endüstri Madencilik, çelik, ağaç ürünleri, çimento, kimyasallar, gübreler, giysi ve ayakkabı, gıda maddeleri, meşrubatlar
İhracat Ürünleri Tütün, altın, pamuk, nikel
Başlıca Ticaret Ortakları Güney Afrika Cumhuriyeti, Mozambik, Birleşik Arap Emirlikleri

Ülke Tarihi

Ülkenin eski adı olan Rodezya, Zimbabve’de ilk maden arama imtiyazını alarak bölgeyi İngiliz kolonisi haline getiren İngiliz Cecil John Rhodes’den gelmektedir. Bölgedeki ilk yerleşimlerin M.Ö. ilk bin yıl içerisinde olduğu tahmin edilmektedir. Bölgedeki ilk sömürgecilik faaliyetleri 15. Yüzyılda Portekizlilerce başlatılmıştır. 19. Yüzyıldan itibaren özellikle Avrupalı misyonerler öncülüğünde İngilizlerin bölgeye olan ilgisi artmış, 1889’da Cecil John Rhodes’in İngiliz Güney Afrika Şirketi ilk maden arama imtiyazını almış ve bu imtiyazla 1890’dan itibaren bölgede gittikçe güçlenen İngiliz Güney Afrika Şirketi’nin silâhlı birlikleri Zimbabve topraklarını işgal etmiştir. 1895’te bu topraklar resmen Rodezya diye adlandırılmış ve bu tarihten itibaren Avrupalı yerleşimciler bölgeye yerleştirilmeye başlanmıştır.

Bölge 1911 yılında Kuzey Rodezya (günümüzde Zambiya) ve Güney Rodezya (günümüzde Zimbabve) olarak ikiye ayrılmıştır. Özellikle Güney Rodezya 1922 yılından sonra iklim şartlarının da uygun olması nedeniyle sömürge ülkesi sahibi Birleşik Krallık tarafından yerleşim kolonisi olarak kullanılmış, bu şekilde Birleşik Krallık içerisindeki fazla nüfus, suçlular vb. halk bu bölgeye göç ettirilerek yaşamak zorunda bırakılmıştır. Bu şekilde verimli toprakların kullanımı tamamen İngiliz göçmenlerin eline teslim edilmiş, yerel Afrikalı halk ise verimsiz bölge topraklarına zorunlu göçe tabi tutulmuştur. 1924’te de bölgede özerk bir İngiliz kolonisi kurulmuştur.

1 Ağustos 1953 ile 31 Aralık 1963 yılları arasında var olan bu yapıda Kuzey Rodezya (günümüzde Zambiya), Güney Rodezya (günümüzde Zimbabve) ve Nyasaland (günümüzde Malavi) birleştirilerek federasyon haline getirilmiştir. 1964 yılında Kuzey Rodezya ve Nyasaland'ın günümüzde var olan isimleri ile bağımsızlıklarını kazanması ile dağılan yapı sonrası Güney Rodezya 1964 ile 1965 yılları arasında İngiliz sömürge sisteminin bir parçası olmayı sürdürmüştür.

Komşu ülkeler Kuzey Rodezya ve Nyasaland'da siyahî Afrikalıların çoğunlukta olduğu gruplar hükumetleri oluştururken, Güney Rodezya'da, ayrımcı Apartheid politikalar izleyen Güney Afrika'nın da etkisiyle, Ian Smith beyazlardan oluşan azınlık bir grup ile hükumet kurmuş ve 11 Kasım 1965 tarihinde ise bölgenin Rodezya adı ile bağımsızlığını ilan etmiştir. İlk dönem İngiliz krallığına bağlı olan ülkenin bağımsızlığı Birleşik Krallık tarafından ayrımcı politika izlendiği ve yerel siyahî Afrika halkının yeterli düzeyde temsil edilmediği gerekçesiyle bağımsızlığı tanımamış ve bu ilanı yasa dışı olarak nitelendirmiştir.

(Güney) Rodezya'da diğer tüm sömürge ülkelerinde olduğu gibi biçimsel olarak parlamenter demokrasi ile yönetilmekteydi. Ancak bu yönetim şeklinde siyahi yerlilerin hiçbir katılımı, katkısı bulunmamaktaydı. 1978 yılında yapılan değişiklikler ile ilk defa siyahî halk, beyaz halk ile eşit siyasi haklara sahip olabilmiştir. Bağımsızlık ilanı sonrası ülkenin başbakanı seçilirken, devlet başkanı, ülkede Officer Administering the Government of Rhodesia adı ile temsil edilen hali hazırda Birleşik Krallık kraliçesiydi.

Bölgenin Rodezya olarak bağımsızlığının kabul edilmemesi neticesinde Zimbabve-Rodezya ismi ile aynı bölgede yeni bir devletin oluşumunun ilanının gerçekleştiği 1 Haziran 1979 tarihinden 31 Aralık 1979 tarihine kadar varlığını sürdüren bu yeni devlet, tıpkı bir önceki Rodezya girişiminde de olduğu gibi Birleşik Krallık tarafından kabul edilmemiş ve bölge Güney Rodezya olarak Birleşik Krallık'a bağlı sayılmıştır.

Ülke Zimbabve adıyla 18 Nisan 1980 tarihinde tam bağımsızlığına kavuşmuş, ancak diğer Afirka ülkeleri gibi sömürge sonrası dönemin sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik sorunları ile yüzleşmek zorunda kalmış, 1991-2009 yılları arasında 4-5 milyon civarında Zimbabve vatandaşı ülke dışına çıkmak ve sürgün hayatı yaşamak zorunda kalmıştır.

Siyasî Yapı

Bağımsızlığını 18 Eylül 1980 tarihinde İngiltere’den alan ülkede 8 eyalet (Manicaland, Mashonaland Central, Mashonaland East, Mashonaland West, Masvingo, Matabeleland North, Matabeleland South, Midlands) ve 2 eyalet statüsünde şehir (Bulawayo ve Harare) olmak üzere 10 idarî bölge yer almaktadır. Ülke, 1987 yılından 2017 yılı Kasım ayına kadar 30 sene boyunca Robert Gabriel Mugabe tarafından yönetilmiştir. Kasım 2017’de 93 yaşındaki Mugabe'nin yardımcısı Emerson Mnangagwa'yı görevden alması iktidardaki partisi ZANU-PF ile ordunun müdahalesine yol açmıştır. Gelişmeler üzerine Mugabe istifa etmek zorunda kalmış ve yerine eski yardımcısı Mnangagwa getirilmiştir.

Zimbabve’de “Temsilciler Meclisi” ve “Senato”dan oluşan iki meclisli bir parlamenter sistem bulunmaktadır. 210 üyeli Temsilciler Meclisi halkoyuyla 5 yıllık dönem için seçilmekte, 93 üyeli Senatonun 60 üyesi seçimle işbaşına gelmekte, 5 üyesi ise doğrudan devlet başkanı tarafından atanmaktadır. Kalan sandalyelerden 10 tanesi eyalet valileri, 16 tanesi ise bölgesel kabile şefleri, 2 tanesi ise Devlet Başkanı ile başbakan için ayrılmaktadır.

Sosyo-Ekonomik Durum

Zimbabve ekonomisi son yıllarda kayda değer bir gelişim gösterse de yine de kırılgan bir yapıda seyretmektedir. Özellikle ülke dışında çalışan 3 milyonun üzerindeki göçmen işçiler, ülke ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır.

Ülkede yaşanan siyasi kaos, küresel sistem eliyle körüklenen dış borçlar, sömürge döneminde kalma altyapı yetersizlikleri, nitelikli iş gücü azlığı gibi nedenler ülkenin kalkınmasının önündeki en önemli etkenler olarak gözükmektedir.

Zimbabve’nin ticaret hacmi yıllık 10 milyar dolar seviyelerindedir. Ülkenin ihracatında tarım ürünleri, mineral ve maden cevherleri önemli yer tutar. Ülkenin en önemli ihraç maddesi %31 pay ile tütündür. Altın, nikel cevheri, elmas, ferro alyajlar, şeker, pamuk, elektrik enerjisi ise ihracatta önde gelen diğer başlıca ürünlerdir.

Ülke nüfusunun %98 gibi büyük bir oranda Afrika topluluklarından oluşturmaktadır. Bu grup içerisinden büyüğünü %80 gibi bir oran ile Shona halkı oluşturmaktadır. Bunun haricinde Ndebele halkı da %13'lük bir oran ile ülke içerisinde önemli bir yere sahiptir. Chewa grubu ise nüfusun %6'lık kısmını oluştururken, ülke içerisinde Avrupalı beyaz nüfusun oranı ise %1 düzeyindedir. Zimbabve birçok Afrika ülkesinin aksine orta yaşlı bir nüfusa sahip olup, 2015 tahmini verilerine göre %59,09'u 0-24 yaş aralığındadır. Ülkenin sadece %3,5'i 65 yaş ve üzerindedir.

Ülke genelinde 15 yaş ve üzeri nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı 2015 verilerine göre %86,5 düzeyindedir. Bu oran erkeklerde %88,5 iken, kadınlarda %84,6 seviyesindedir. Zimbabve'de hem erkek hem de kız çocukları 11 yıllık bir öğrenim hayatına iştirak etmektedirler.

Ülkenin İngilizce dilinin yanı sıra iki resmi dili daha vardır, bunlar Shona dili ve Ndebele dilidir. Ülkenin resmi dillerinden biri olan resmi yazışmalarda da kullanılan İngilizce, sadece %2,5'ine denk gelen beyaz Avrupalılar ile melez nüfus tarafından anadili olarak kullanılmaktadır. Nüfusun geri kalanı Bantu dil ailesine ait olan Shona dilini (%70) ve Ndebele dilini (%20) anadili düzeyinde konuşmaktadır. Bunların haricinde de yerel olarak Venda, Tsonga, Shangaan, Kalanga, Sotho, Ndau ve Nambya dilleri de konuşulmaktadır. Şehirlerde İngilizce konuşma oranı yüksek seviyelerde olup, kırsal alanlarda daha çok diğer diller konuşulmaktadır.

Ülkede temiz su kaynaklarına ulaşabilen nüfusun oranı Afrika ortalamasına göre yüksek düzeyde olup, 2012 tahmini verilerine göre nüfusun %80’i temiz kaynaklardan su temin edebilmektedir. Buna karşılık nüfusun sadece %40’ının tam teçhizatlı sağlık hizmetlerinden yararlandığı ülkede, nüfusun %60’ı daha ilkel şartlarda sağlık hizmeti alabilmektedir. Ülke içerisinde ishal, hepatit, tifo, sıtma, humma ve kuduz çok sık görülen hastalıklar arasındadır. AIDS, Afrika kıtasının genelinde olduğu gibi yüksek oranda görülmekte olup, bu oran 2013 verilerine göre %15 düzeyindedir.

Ülkede yetersiz beslenme de yüksek düzeydedir. Ülkede dört milyon kişinin yetersiz beslenmeye bağlı sorunlar ile karşı karşıya kaldığı ifade edilmiştir. Özellikle 2016 yılından bu yana Afrika'nın güney kesimlerinde görülen şiddetli kuraklık nedeniyle dörtte biri 18 yaş altı milyonlarca insanın yetersiz beslenmenin etkisi altında olduğu belirtilmiştir.

Türkiye-Zimbabve İlişkileri

İki ülke arasındaki ilişkiler son yıllara kadar son derece zayıf seyretmiş, ancak Türkiye’nin son yıllarda Afrika’ya yönelik açılımları kapsamında Zimbabve ile ilişkiler de güçlendirilmeye başlanmıştır. Bu kapsamda 2011 yılında başkent Harare’de bir büyükelçilik açılmış, TİKA aracılığıyla bölgeye küçük çaplı da olsa yatırımlar yapılmaya başlanmıştır.

İki ülke arasındaki ticaret hacmi de benzer şekilde oldukça sınırlıdır. Son yıllarda Türkiye ile Zimbabve arasındaki ticaret hacmi ortalama 10 milyon dolar seviyesinde seyretmektedir.

Müslümanların Durumu

Bölgenin İslamiyet’le tanışması 11. Yüzyıldan itibaren Doğu Afrika kıyılarına seyahatler gerçekleştiren ve oradan da kıtanın iç bölgelerine doğru yönelen Müslüman tacirler aracılığı ile olmuştur. İlerleyen yüzyıllarda tasavvuf ehlinin de bölgeye seyahatler gerçekleştirdiği bilinmektedir. Ancak Zimbabve’nin görece kıtanın iç kesimlerinde olması ve sıkı bitki örtüsü sebebiyle bu münasebetler sınırlı düzeyde seyretmiştir.

Ülkedeki Müslümanların çoğunluğu 19 ve 20. yüzyıldaki İngiliz sömürge döneminde Hindistan ve Pakistan'dan gelen Müslümanlardan oluşurken, Mozambik ve Malavi gibi komşu ülkelerden göç ederek Zimbabve'ye yerleşen Müslümanlar da mevcuttur. Ülkedeki Müslümanların oranına ilişkin kesin bir rakam bulunmamakla birlikte %1 ile %10 arasında değişen oranlar verilmektedir.

Ülkede Müslümanlara ait pek çok cami bulunmakta ve hemen her şehirde Müslüman bir azınlık yer almaktadır. Ancak ülkenin içinde bulunduğu mevcut olumsuzlukların da etkisiyle Müslümanların huzurlu ve rahat bir ortama sahip olduklarını söylemek zordur. Özellikle son yıllarda pompalanan İslamofobi, ülkede azınlık durumunda bulunan Müslümanlar için çeşitli sıkıntılara sebebiyet vermektedir.

 

 

 

Zimbabve İle İlgili Çalışmalar.