Yükleniyor...

Angola

Temel Göstergeler
Resmi Adı Angola Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi Başkanlık Tipi Demokrasi
Bağımsızlık Tarihi 11 Kasım 1975 (Portekiz’den)
Başkent Luanda (2.5 milyon)
Yüzölçümü 1.246.700 km2
Nüfusu 31.1 milyon (2018)
Nüfusun Etnik Dağılımı %36 Ovimbundu, %25 Kimbundu, %13 Bakongo, %22 diğer Afrikalı yerli unsurlar, %4 diğerleri
İklimi Güney kesimlerin ve kıyı bölgelerinde yarı-kurak iklim görülürken, kuzey kesimleri ve iç bölgeler Mayıs-Ekim arasında kuru ve serin, Kasım-Nisan aylarında yağışlıdır.
Coğrafi Konumu Güney Afrika’nın batısında bulunan Angola, doğudan Zambiya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, batıdan Atlantik Okyanusu, kuzeyden Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve güneyden Namibya ile çevrilidir.
Komşuları Demokratik Kongo Cumhuriyeti (2.646 km), Namibya (1.427 km), Zambiya (1.065 km), kıyı şeridi (1.600 km)
Dil Portekizce, Umbundu, Kimbundu, Kikongo ve diğer yerel diller
Din %80 Hristiyan, %12 Dinsiz, %3 Müslüman, %5 yerel dinler ve diğerleri
Ortalama Yaşam Süresi 60.6 yıl (2018)
Okuma-Yazma Oranı %71.1 (2015)
Para Birimi Kwanza
Millî Gelir 124.209 milyar dolar (2017 IMF)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 4.465 dolar (2017 IMF)
İşsizlik Oranı %6.6 (2016)
Enflasyon Oranı %29.8 (2017)
Reel Büyüme Hızı %-2.5 (2017)
Yoksulluk Oranı %36.6 (2008)
İhracat Ürünleri Ham petrol, elmas, petrol yağları, kahve, sisal, balık ve diğer deniz ürünleri, kereste, pamuk
İthalat Ürünleri Su taşıtları, petrol yağları, demir-çelik, inşaat malzemeleri, mobilya, palm yağı, gaz tribünleri, ilaç, gıda ve tekstil ürünleri
Başlıca Ticaret Ortakları Çin, Portekiz, Hindistan, ABD, İspanya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Brezilya, İngiltere, Güney Kore

Ülke Tarihi

Angola topraklarında mevcudiyeti bilinen ilk topluluk göçebe Khoi ve San kabileleridir. Daha sonra kuzeyden gelen Bantu halkları bölgeye yerleşmiştir. Angola toprakları 15. yüzyılın sonlarından itibaren Portekiz güçleri tarafından ele geçirilmiş ve iç bölgelerdeki Portekiz hâkimiyeti sınırlı kalsa da büyük oranda sömürgeleştirilmiştir. Özellikle Angola kıyıları Atlantik Okyanusu’ndan Güney Amerika’daki diğer sömürge bölgelerine yapılan köle taşımacılığı için önemli bir merkez olarak kullanılmıştır.

2. Dünya Savaşı’nın ardından Angola’da başlayan bağımsızlık hareketleri ilk dönemlerde yeterli karşılık bulmamış, ancak 1960’lardan sonra sömürge yönetimine karşı silahlı mücadeleye dönüşerek 1975 yılındaki bağımsızlığa kadar devam etmiştir. Portekiz’de 1974 yılında gerçekleştirilen ve “Kadife Devrim” olarak bilinen askerî darbenin ardından sömürgelerden çekilme kararının alınmasıyla birlikte Angola’nın bağımsızlık süreci hızlanmış ve diğer Afrika ülkelerine kıyasla oldukça geç sayılabilecek bir tarihte 11 Kasım 1975’te bağımsızlık ilan edilmiştir.

Bağımsızlık sürecinde öne çıkan oluşumlardan Angola’nın Bağımsızlığı İçin Halk Hareketi Partisi (MPLA), Angola’nın Tam Bağımsızlığı için Ulusal Birlik Partisi (UNITA) ve Angola Ulusal Kurtuluş Cephesi (FNLA), ülkede iktidarı ele geçirmek için mücadele içine girerken, ABD, UNITA ve FNLA’yı, SSCB ise MPLA’yı desteklemiştir. Çatışmalarda üstünlüğü ele geçiren MPLA bağımsızlık ilanını gerçekleştirmiş, FNLA ve UNITA da alternatif bir bağımsızlık ilanında bulunmuştur. Bağımsızlık sonrasında devam eden çatışmalarla ülke 2002 yılına kadar devam edecek bir iç savaşa sürüklenmiş, FNLA kısa süre sonra tasfiye olurken, UNITA ve MPLA arasındaki mücadele 2002 yılına kadar aralıklarla devam etmiştir.

2002 yılında UNITA lideri Jonas Savimbi’nin öldürülmesinin ardından örgüt silah bırakma kararı almış ve siyasî bir hareket olarak varlığını devam ettirmiştir. Böylece Angola’da çeyrek yüzyılı aşkın bir süre devam eden iç savaş sona ermiştir. Son dönemde özellikle petrol üretimi ile birlikte önemli bir ekonomik fırsat yakalayan Angola’da, yüzyıllar boyu devam eden Portekiz sömürgeciliği ve ardından gelen iç savaşın yıkıcı etkilerini silmek adına yeni bir imkan doğmuştur.

Siyasî Yapı

Bağımsızlığını kazandığı 1975’ten 2002 yılına kadar uzun süreli ve yıpratıcı bir iç savaşla sarsılan Angola, 2002 yılında sağlanan barışın ardından demokratik bir yönetimi benimsemiştir. Bununla birlikte iç savaş yılları da dâhil olmak üzere, bağımsızlığın kazanıldığı tarihten bu yana ülke yönetimi MPLA’nın elindedir. 1979-2017 yılları arasında devlet başkanlığı pozisyonunda bulunan Jose Eduardodos Santos’un, 2017 yılındaki seçimlere katılmama kararı almasının ardından uzun yıllar devam eden başkanlığı sona ermiş ve yerine seçimlerden zaferle ayrılan yardımcısı Joao Manuel Gonçalves Lourenço geçmiştir.

Başkanlık tipi yönetim anlayışını benimseyen ülkede devlet başkanlığı beş yılda bir gerçekleştirilen seçimlerle belirlenmekte, seçimde en çok oyu alan partinin genel başkanı devlet başkanlığı vazifesini üstlenmektedir. 2010 yılında kabul edilen anayasa ile devlet başkanına oldukça geniş yetkiler verilmiştir. Buna göre, bakanlar kurulu, anayasa mahkemesi, genel kurmay başkanı, sayıştay ve askeri yüksek idare mahkemesi başkanı, cumhuriyet başsavcısı, valiler ve merkez bankası başkanı devlet başkanı tarafından atanmaktadır. Yine anayasa değişikliği ile başbakanlık makamı lav edilmiş ve yerine cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı ihdas edilmiştir. Yasama organı 220 üyeli ulusal meclis tarafından temsil edilmektedir.

Ekonomik Durum

Ekonomisi çok büyük oranda petrole dayalı olan Angola, önce sömürge dönemi, ardından 1975-2002 yılları arasında devam eden 27 yıllık iç savaşın yıkıcı etkilerini hâlâ bertaraf edebilmiş değildir. İç savaşın bitişinin ardından %10’un üzerinde yıllık büyüme oranları yakalayarak hızlı bir kalkınma sürecine giren, petrol fiyatlarının yükselmesi ile büyük gelirler elde eden Angola, 2008 yılındaki küresel kriz ve 2014 yılından itibaren uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının düşmesi ile büyük bir darboğaza girmiştir. Ülkenin en önemli ekonomik sorunları, kronikleşen yoksulluk, yüksek düzeyli enflasyon ve işsizlik rakamları, petrole bağımlı ekonomi ve gelir dağılımı eşitsizliğidir.

8.2 milyar varil kanıtlanmış petrol rezervine sahip olan Angola, bu açıdan Afrika’da Libya, Nijerya ve Cezayir’den sonra dördüncü, Nijerya’dan sonra ise en büyük ikinci petrol üreticisi konumundadır. Bununla birlikte, keşfedilecek yeni rezervlerle önümüzdeki yıllarda Angola’nın Afrika’daki en büyük petrol üreticisi konumuna yükselmesi beklenmektedir. Millî gelir ve hükümet gelirlerinin yaklaşık %80’i, ihracat gelirlerininse neredeyse tamamı ham petrolden sağlanmaktadır.

Ülke ekonomisi açısından büyük önem taşıyan bir diğer madense elmastır. Petrolden sonra ikinci en büyük ihracat ürünü olan elmas üretimi yılda 6 milyon karat civarındadır. Doğalgaz alanındaki yatırımlar da, ülkedeki rezervin sınırlı oluşuna rağmen devam etmektedir.

Geçimlik tarım, halkın önemli gelir kaynakları arasında yer alsa da, uzun yıllar devam eden iç savaş nedeniyle altyapının tahrip olması ve petrol endüstrisinin gelişimiyle tarım alanlarının bu yönde kullanılmaya başlanması gibi nedenlerle tarım sektörü son yıllarda oldukça kısıtlı ve verimsiz şartlarda sürdürülmektedir. Buna mukabil, başta muz, kahve, sisal, pamuk, mısır ve tuz yetiştiriciliği açısından verimli topraklara sahiptir.

Dış ticaret hacmini 2014 yılında 93 milyar dolara kadar yükselten Angola’da, bu tarihten itibaren uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının düşmesi ile birlikte ihracat gelirleri azalmış ve buna paralel olarak ithalatta daralmaya gidilmiştir. Son olarak 2017 yılında 19.5 milyar doları ithalat, 33 milyar doları ihracat olmak üzere toplam dış ticaret hacmi 52.5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Ham petrol ihracatın tamamına yakınını oluştururken, diğer ihracat ürünleri elmas, kahve, sisal, balık ve kerestedir. Başlıca ithalat ürünleri ise petrol yağları, su taşıtları, inşaat malzemeleri, mobilya, palm yağı, ilaç, gıda ve tekstil ürünleridir. Angola’nın dış ticaretteki en önemli partnerleri, başta ihracatın yarısından fazlasını karşılayan Çin olmak üzere Hindistan, Portekiz, ABD, Güney Afrika Cumhuriyeti, Brezilya, İspanya, Güney Kore ve İngiltere’dir.

Türkiye ile İlişkiler

Türkiye ile Angola arasındaki ilişkiler son yıllarda önemli ivme kazanmışsa da, henüz yeterince güçlü değildir. Türkiye, Angola’yı bağımsızlığını kazandığı 1975 senesinde diplomatik olarak tanımış, Luanda Büyükelçiliğimiz de 2010 yılında hizmete açılmıştır. Angola’nın Ankara Büyükelçiliği ise 2013 yılında faaliyetlerine başlamış olup, iki ülke arasında henüz devlet başkanlığı düzeyinde bir görüşme gerçekleşmemiştir. Buna mukabil, farklı ülkelerde tertip edilen uluslararası toplantılar vesilesiyle bakanlık düzeyinde buluşmalar gerçekleştirilmiştir.

İki ülke arasındaki ticarî ilişkiler, son yıllarda bu alanda imzalanan antlaşmalar ve diplomatik girişimlerle giderek güçlenmektedir. Bu noktada 2008 yılında imzalanan Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşması ile 1. dönem toplantısı 2017 yılında gerçekleştirilen Türkiye-Angola Karma Ekonomik Komisyonu oldukça hayatidir.

Türkiye ile Angola arasındaki yıllık ticaret hacmi2000’li yılların başlarından 2014 yılına kadar sürekli bir artış göstererek 2014 yılında 292 milyon dolarla tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış, ancak son yıllarda uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının düşmesi sebebiyle Angola hükümetinin uyguladığı tedbirler çerçevesinde düşüşe geçmiştir. Son olarak 2017 yılında ise tamamına yakını Türkiye’den Angola’ya ihracat olmak üzere toplam ticaret hacmi 187 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’den Angola’ya ihraç edilen başlıca ürünler başta un ve makarna olmak üzere temel gıda ürünleri, kümes hayvanı eti, alüminyum veya demir-çelik malzeme, plastik ambalaj ve ürünler, temizlik malzemeleri, nakliye araçları ve tütündür. Angola’dan ithal edilen başlıca ürünler ise kereste, işlenmemiş alüminyum ve hurda alüminyumdur.

Müslümanların Durumu

Angola, Afrika kıtasında İslamiyet’in en son ulaştığı ülkelerden biri konumundadır. Ülkeye gelen ilk Müslümanlar, sömürge döneminde çalıştırılmak üzere kıta içerisinden getirilen Mali, Senegal ve Nijeryalı göçmen işçiler olmuştur. Son yıllarda ticarî yatırımlar sebebiyle Angola’ya gelen Müslüman tüccarlar da bulunmaktadır. Öte yandan uzun yıllar devam eden iç savaş sırasında ülkesini terk eden Angolalılar arasında, sığındıkları ülkelerde karşılaştıkları Müslümanlardan etkilenerek İslamiyet’i tercih edenler de olmuştur. Benzer şekilde ülke içerisinde evlilikler yoluyla Müslüman olan Angolalılar bulunmaktadır.

Günümüzde Angola’daki Müslümanların genel nüfus içerisindeki oranı resmî makamlarca %1’in altında gösterilmekle birlikte, gerçek oranın %3 civarında olduğu tahmin edilmektedir ki, bu da ülkede 500 binin çok üzerinde Müslüman yaşadığını ortaya koymaktadır. Ancak sınır dışı edilme korkusu sebebiyle ülkede yasadışı olarak bulunan göçmen işçiler dinî kimliklerini açıklayamamaktadır. Bu durum, ülkede dinî azınlık statüsüne sahip olabilmek için gerekli olan 100 bin başvuru ve en az 12 eyalette bulunmak gibi asgarî şartların yerine getirilememesine neden olmaktadır.

Angola’da yaşayan Müslümanların büyük bir çoğunluğu kötü ekonomik ve sosyal koşullara sahip olmakla birlikte, özellikle ticarî gerekçelerle buraya gelen iyi koşullara sahip Müslümanlar da bulunmaktadır. Bununla birlikte Angola devletinin ülkede yaşayan Müslümanlara karşı yaklaşım ve uygulamaları oldukça katıdır. Özellikle 2010’lu yılların başlarından bu yana devam eden ayrıştırıcı dil, ülke Müslümanlarına karşı toplumda olumsuz bir bakış açısının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Küresel düzeyde Müslümanları hedef alan terör söyleminin Angola’da başta medya olmak üzere çeşitli mecralarca yaygınlaştırıldığı gözlemlenmektedir.

Ülkede İslamiyet’i ve Müslümanları hedef alan olumsuz uygulamalar son yıllarda son haddine ulaşmış, onlarca camii kundaklanırken, birkaç tanesi hariç tamamı da devlet tarafından kapatılmıştır. 2013 yılında uluslararası kamuoyuna yansıyan ülkede İslam’ın yasaklandığına ilişkin haberler bizzat Angolalı Müslüman temsilciler tarafından yalanlanmışsa da, benzer nitelikli haber ve uygulamaların yakın dönemde tekrar etmesi, ülkede İslam’a ve Müslümanlara karşı sistematik bir yok etme politikası izlendiğini ortayakoymaktadır.

Diğerleri