Yükleniyor...

Belçika

Belçika

Belçika

Temel Göstergeler
Resmi Adı Belçika Krallığı
Yönetim Biçimi Anayasal monarşi
Bağımsızlık Tarihi 4 Ekim 1830 (Hollanda’dan)
Başkent Brüksel (1,2 milyon)
Yüzölçümü 30.514 km2
Nüfusu 11,5 milyon (2018)
Nüfusun Etnik Dağılımı %75 Belçikalı, %4 İtalyan, %4 Faslı, %3 Fransız, %2 Türk, %2 Hollandalı, %10 diğer
İklimi Ilıman iklim hâkimdir. Kışlar ılık, yazlar serindir.
Coğrafi Konumu Bir Batı Avrupa ülkesi olan Belçika’nın doğusunda Almanya, güney ve batısında Fransa, kuzeyinde Hollanda ve Kuzey Denizi, güneyinde Lüksemburg bulunmaktadır.
Komşuları Fransa (556 km), Hollanda (478 km), Almanya (133 km), Lüksemburg (130), kıyı şeridi (66 km)
Dil Flamanca, Fransızca, Almanca
Din %62 Hristiyan, %30 dinsiz, %7 Müslüman, %1 diğer
Ortalama Yaşam Süresi 81,2 yıl (2018)
Okuma-Yazma Oranı %99 (2018)
Para Birimi Avro
Millî Gelir 517,609 milyar dolar (2018 IMF)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 46.724 dolar (2018 IMF)
İşsizlik Oranı %7,1 (2017)
Enflasyon Oranı %2,2 (2017)
Reel Büyüme Hızı %1,4 (2018)
Yoksulluk Oranı %15,1 (2013)
İhracat Ürünleri Otomobil, petrol yağ ve gazları, ilaç, elmas, azotlu bileşikler, tıbbi cihazlar, etilen polimerler, kara taşıtları için yedek parça ve aksesuarlar.
İthalat Ürünleri Otomobil, ilaç, ham petrol, petrol yağ ve gazları, elmas, motorlu taşıtlar, bilgisayar, telefon cihazları.
Başlıca Ticaret Ortakları Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere, ABD, İtalya, İspanya, İrlanda, Çin.

Ülke Tarihi

Belçika coğrafyasındaki bilinen en eski topluluklar Kelt ve Germen topluluklarıdır. MÖ 57 yılında Sezar döneminde Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına giren bölge, bugünkü Belçika sınırlarından daha geniş bir coğrafyada, Belçika Galyası’nı oluşturmuş ve 5. yüzyıla kadar bir Roma eyaleti olarak kalmıştır. Yüzyılın başlarından itibaren Frank kabilelerinin istilasına uğrayan bölgede 8. yüzyıl ortalarına kadar Merovenj Hanedanı, daha sonra da Karolenj İmparatorluğu hüküm sürmüştür. 8. yüzyılın sonları ve 9. yüzyılın başlarında hüküm süren Şarlman döneminde devlet, bugünkü Belçika, Almanya, Fransa, Hollanda, İsviçre ve İtalya’nın kuzeyini kapsayan çok geniş bir alana yayılmayı başarmıştır. Yüzyılın ikinci yarısında imparatorluğun üçe bölünmesi ile bugünkü Belçika toprakları Lotharingia (Orta Frank Krallığı) bölgesinde kalmıştır. Bu tarihten itibaren uzun yüzyıllar boyunca bu topraklarda bölgesel yönetimlerin hâkimiyeti söz konusu olmuştur.

15. yüzyıl başlarında bugünkü Belçika topraklarının büyük bir bölümü Burgonya Dükalığı sınırları içerisinde yer almıştır. 1648’de bağımsızlığını kazanan Hollanda, İspanya hâkimiyetinde kalan güney kesimler hariç, Belçika topraklarını da sınırlarına katmıştır. 1713’te Avusturya, aynı yüzyılın sonlarında da Fransa hâkimiyetine giren Belçika, I. Fransız İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından 1815’te bir kez daha Hollanda ile birleşmiştir.

Belçika 1830-1831 yılları arasında gerçekleşen Belçika Devrimi ile Hollanda’ya karşı bağımsızlığını ilan etmiş ve 1831’de I. Leopold Belçika Krallığı’nın ilk kralı olmuştur. Hollanda ise Belçika’nın bağımsızlığını 1839’da imzalanan Londra Anlaşması ile tanımıştır.

Belçika, 1870’li yıllarda Kongo’yu sömürgeleştirme yolunda önemli adımlar atarken, 1885 yılındaki Berlin Konferansı’nda Kongo’nun Kral II. Leopold’un özel mülkiyeti olarak tanınmasıyla birlikte, Kongo’daki sömürge yönetimi uluslararası düzeyde resmiyet kazanmıştır. Bu tarihten itibaren başta kauçuk, fildişi ve palmiye yağı olmak üzere bölgenin bütün zenginlikleri acımasız yöntemlerle sömürülmeye başlanmıştır. Yerli halk kendi vatanlarında köle olarak çalışmaya zorlanmış, toplaması gereken ürün miktarını toplayamayanların elleri kesilerek cezalandırılmış; insanlar açlık, yoksulluk, salgın hastalık ve ağır şartlarda çalıştırılmaları sebebiyle hayatlarını kaybetmeye başlamış; sömürge yönetimine karşı çıkanlarsa katledilmiştir. Uzun yıllar devam eden bu uygulamalar nedeniyle 1890’ların başlarında 30 milyon civarında olan Kongo nüfusu, 1920 yılında 8 milyona kadar düşmüştür. Bölge, 1908 yılında Belçika Kongosu adıyla devlete bağlı bir koloniye dönüştürülmüş ve 1960 yılında bağımsızlığını kazanana kadar Belçika tarafından sömürülmeye devam etmiştir.

  1. Dünya Savaşı sırasında Almanya tarafından işgal edilen Belçika, savaşın ardından yeniden bağımsızlığını kazanırken, Almanya’nın sömürge bölgesi olan Ruanda-Urundi’yi 1916’da ele geçirmiş ve bölge Milletler Cemiyeti manda bölgesi olarak Belçika’ya bağlanmış, 1925 yılında da bir koloni bölgesi olarak Belçika’nın yedinci ili statüsüne getirilmiştir. 1962 yılında iki ülkenin de ayrı ayrı bağımsızlığını kazanmasına kadar devam eden sömürge yönetimi, ortaya koyduğu politika ve uygulamalarla bölgedeki etnik sorunların zeminini hazırlamış ve bir anlamda 1994 yılında gerçekleşen ve yüzyılın en büyük soykırımlarından biri olan Ruanda Soykırımı’nın yaşanmasında önemli rol oynamıştır.
     
  2. Dünya Savaşı sırasında bir kez daha Almanya tarafından işgal edilen Belçika, 1944 yılında işgalden kurtulmuştur. Savaş sonrası süreçte Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kurucuları arasında yer alan Belçika, günümüzde Avrupa Birliği (AB) ve NATO’nun merkezi konumundadır.

Siyasi Yapı

Bağımsızlığında iki asrı geride bırakmaya hazırlanan Belçika, federal cumhuriyetlerden oluşan anayasal bir monarşidir. Ülkede bulunan altı federe yapı; Federal Hükümet, Flaman Hükümeti, Valonya Hükümeti, Brüksel-Başkent Bölgesi Hükümeti, Fransız Toplumu Hükümeti ve Alman Toplumu Hükümeti’dir. Federal hükümetle federe yapılar birbiri üzerinde denetim hakkına sahip değildir.

Devlet yönetiminin başında bulunan kral, ülkeyi uluslararası platformlarda temsil etme, başbakan ve bakanlar kurulunu atama yetkisine sahiptir. 2013 yılından bu yana tahtta Philippe (Leopold Ludwig Maria) oturmaktadır.

 Yasama organı 60 sandalyeli senato ve 150 sandalyeli temsilciler meclisinden oluşmaktadır. Her ikisinin üyeleri de beş yılda bir gerçekleştirilen seçimlerle belirlenmekte olup son seçimler Mayıs 2019’da yapılmıştır. Yürütme organı 15 bakandan müteşekkil hükümettir. Belçika, son yıllarda koalisyon hükümetleri ve hükümet krizleriyle gündeme gelmektedir. 2000’li yıllarda birçok kez yaşanan bu krizler sebebiyle ülkede hükümet kurulamamıştır. Özellikle Haziran 2010-Aralık 2011 arasındaki yaklaşık bir buçuk yıllık hükümetsiz dönem, parlamenter yönetimler arasındaki en uzun hükümetsiz dönemlerden biri olarak tarihe geçmiştir. 2014-2019 yılları arasında başbakanlık görevini sürdüren Charles Michel’in ardından, Ekim 2019’da başbakanlık koltuğuna Sophie Wilmes oturmuştur.

Ekonomik Durum

Merkezî konumu, gelişmiş ulaşım ve altyapı ağı, erken dönemden bu yana güçlü biçimde sürdürülen sanayisi ile Belçika, Avrupa’nın ve dünyanın önemli ekonomilerinden biridir. Millî geliri yarım trilyon doları aşan ülke, dünyanın en büyük 20 ekonomisinin hemen altında konumlanmaktadır. 50.000 dolara yaklaşan kişi başı ortalama yıllık geliriyle refah seviyesi bakımından da oldukça avantajlı bir pozisyondadır. Ancak gelir dağılımında özellikle göçmenler dezavantajlı konumdadır ve ülkede yoksulluk oranı %15 civarındadır. Gelecek dönemde nüfusun giderek yaşlanması ve gelir eşitsizliği, ülke için çözüm bekleyen en önemli sorun alanlarını oluşturmaktadır.

Avrupa’da sanayileşmenin en erken gerçekleştirildiği ülkelerden biri olan Belçika, kara, deniz ve demir yolu ağı bakımından oldukça gelişmiş bir ulaşım ağına sahiptir; ayrıca merkezî konumu da kıta içerisinde avantaj sağlamaktadır. Enerjide dışa bağımlı olan ülkede, nükleer santrallerin bir kısmının kapatılacak olması, bu bağımlılığı daha da arttırmaktadır. Kömür ve çelik sanayi uzun yıllar ülke ekonomisinin taşıyıcı ayağını oluşturmuş ve 1980’lerden itibaren hafif sanayi, ileri teknoloji ve hizmet sektörü gelişmiştir. Bu noktada tekstil, lojistik, kimya, uzay, gıda işleme, eczacılık, nakliye gibi sahalar öne çıkmaktadır. Hâlihazırda hizmet sektörünün millî gelir ve istihdamdaki payı %80, sanayinin payı ise %20 civarındadır. Tarım ise son derece sınırlı olup, yetiştirilen başlıca ürünler şeker pancarı, tahıl, tütün ve sebze-meyvedir.

Dış ticarette ülke 1 trilyon dolar hacmini zorlamaktadır. 2018 yılında dış ticaret hacmi 466 milyar doları ihracat, 450 milyar doları ithalat olmak üzere toplamda 916 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Belçika dış ticaretinin dörtte üçünü AB devletleriyle gerçekleştirmektedir. Almanya, Fransa ve Hollanda ise Belçika’nın toplam dış ticaret hacminin yarısını karşılamaktadır.

Türkiye ile İlişkiler

Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi ilişkilerin temeli Belçika Krallığı’nın bağımsızlığını kazanmasının ardından 1838 yılında Osmanlı Devleti zamanında atılmıştır. Geride kalan yaklaşık iki asırlık süre içerisinde ikili ilişkiler pek çok alanda olumlu düzeyde seyretmiştir. 2015 yılı Ekim ayında Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirilen ziyaret, bağımsızlığını takip eden 177 yıllık süre içerisinde Türkiye’den Belçika’ya başkanlık düzeyindeki ilk resmî ziyaret olmuştur. Belçika Kralı Philippe de prensliği döneminde Ekim 2012’de Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Ayrıca Erdoğan ve hâlihazırda Avrupa Konseyi Başkanı olan, dönemin Belçika Başbakanı Charles Michel, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için bulundukları ABD’de Eylül 2019’da bir görüşme gerçekleştirmiştir. Karşılıklı olarak faaliyet gösteren büyükelçiliklerin yanı sıra, Belçika’nın İstanbul’da bir başkonsolosluğu ile Antalya, İzmir ve Gaziantep’te fahri konsoloslukları vardır.

İki ülke arasındaki ticari ilişkiler oldukça kuvvetlidir. En güçlü ticari partnerleri arasında yer almasa da her iki ülke de birbiri için önemli ticaret ortaklarındandır. Karşılıklı ticaret hacmi son 10 yılda ortalama 6 milyar dolar civarında seyrederken, 2018 yılında 3,95 milyar doları Türkiye’den Belçika’ya ihracat, 3,57 milyar doları ithalat olmak üzere toplamda 7,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Yine 2018 yılında Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında dokuzunculuğa yükselmiştir. Öte yandan Türkiye uzun yıllardır ilk kez Belçika ile dış ticaretinde artıya geçmeyi başarmıştır. Türkiye’den Belçika’ya ihraç edilen başlıca ürünler; binek otomobil ve motorlu taşıtlar, kara yolu taşıtları için yedek parça ve aksesuar, çinko, mücevherat, sentetik iplik, demir-çelik ve tekstil ürünleridir. Belçika’dan ithal edilen başlıca ürünlerse; hurda demir, petrol yağları, polimerler, altın, dokuma tezgâhları, tıbbi ilaç ve demir-çelik ürünleridir.

İki ülke ilişkilerini yakından ilgilendiren bir diğer husus, Belçika’da yaşayan Türklerdir. 1960’lı yıllardan itibaren Belçika’ya göçmen işçi olarak giden Türklerin önemli bir bölümü burada kalmış ve bugün üçüncü nesle ulaşan oldukça kalabalık bir diaspora grubu oluşmuştur. Günümüzde Belçika’daki Türklerin sayısı 250.000 civarındadır ki, bu da Belçika nüfusunun %2’den fazlasına tekabül etmektedir. İlk yıllarda düşük ücretli işlerle geçimini sağlayan Türkler, ilerleyen yıllarda başta inşaat, otomotiv, lokantacılık, tekstil ve turizm olmak üzere pek çok iş kolunda önemli başarılar elde ederek iş veren konumuna geçmeyi başarmıştır. Bugün Belçika’da 5.000 civarında Türk iş veren bulunmakta ve Türk firmaları yaklaşık 20.000 kişiye istihdam sağlamaktadır.

Türkiye-Belçika ilişkilerinde turizm de önemli bir başlıktır. Belçika vatandaşlarının yurt dışı seyahatlerindeki öncelikli tercihlerinden biri olan Türkiye, son yıllarda yıllık yaklaşık yarım milyon Belçika vatandaşını ağırlamaktadır.

Müslümanların Durumu

20. yüzyılın ortalarına kadar ülkedeki Müslümanların sayısı birkaç yüz kişi ile sınırlıyken, 2. Dünya Savaşı sonrası süreçte ülkede ortaya çıkan iş gücü ihtiyacı sebebiyle önce İtalya’dan işçi alımı yapılmış, fakat İtalyan göçmen işçilerden beklenen verim alınamayınca, 1960’larla birlikte başta Türkiye ve Fas olmak üzere halkı Müslüman olan ülkelerden göçmen işçi alımına başlanmıştır. 1980’li yıllara kadar süren bu durum, bundan sonra buraya yerleşen göçmen işçi ailelerinin yönlendirmesiyle devam etmiştir. Günümüzde Belçika’daki Müslümanların sayısı 800.000’i aşmıştır ki, bu sayı ülke nüfusunun %7’sine tekabül etmektedir. Bu oranla Müslümanlar, Hristiyanların ardından ülkedeki en kalabalık ikinci dinî topluluğu teşkil etmektedir. Ülkedeki Müslümanlar içerisinde en kalabalık grubu 400.000’i aşan nüfuslarıyla Faslılar oluşturmaktadır. Türkler ise 250.000 civarındadır. Ülkede öne çıkan diğer Müslüman unsurlarsa Boşnaklar, Arnavutlar, Cezayirliler ve Tunuslulardır.

Belçika Müslümanları, diğer pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır. Ülkeye göçmen işçi olarak gelen ilk nesilden bu yana Müslümanlar kötü muamele ve ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Özellikle 11 Eylül sonrasında tırmanışa geçen İslam düşmanlığı, ülkede Müslümanlara yönelik olumsuz yaklaşımları beslemekte, Müslümanlar hayatın her alanında fiziksel ve psikolojik şiddetle karşı karşıya kalmaktadır. Müslümanlar eğitim, sağlık ve istihdam olanaklarından eşit şekilde yararlanamamakta, gerektiği ölçüde siyasi temsil hakkı bulamamakta, gündelik hayatta çifte standarda maruz kalmakta, kültürel farklılıkları ve inanca dayalı tercihleri sebebiyle şiddet görmektedir. Yapılan araştırmalar bu ayrımcılığın sistematik olduğunu ortaya koymaktadır. Örneğin Müslümanlar iş başvurularında isimleri sebebiyle otomatik olarak elenmekte, ev kiralamakta zorluk yaşamakta, eğitim hayatında yanlı ve yanlış yönlendirmelerle akademik başarı elde etmeleri engellenmekte, kadınlar tesettürleri sebebiyle sözlü ve fiziksel tacize uğramaktadır. İslam Belçika’da tanınan altı inançtan biri olmasına ve Belçika yasaları her türlü inanç hürriyetini garanti altına almasına rağmen, Müslümanlar tesettürleri sebebiyle eğitim hayatında yasaklarla karşı karşıya kalmaktadır. Medya, siyaset ve kültür-sanat alanında ortaya konan yaklaşımlar da ülkede İslam düşmanlığının tırmanmasına zemin hazırlamaktadır.

Bu ayrımcı politikalar sebebiyle Müslümanlar sosyoekonomik olarak ülkenin dezavantajlı kesimini oluşturmaktadır. Ülkede işsizlik oranı %7 iken, bu oran Müslümanlar arasında %20 civarındadır. Benzer şekilde yoksulluk oranı da Müslümanlar arasında ülke ortalamasından yüksek, gelir seviyesi ülke ortalamasına göre oldukça düşüktür.
 

Belçika İle İlgili Çalışmalar.