Yükleniyor...

Eritre

Eritre

Eritre

Temel Göstergeler
Resmi Adı Eritre Devleti
Yönetim Biçimi Cumhuriyet / Tek Parti Yönetimi
Bağımsızlık Tarihi 24 Mayıs 1993 (Etiyopya’dan)
Başkent Asmara (800 bin)
Yüzölçümü 117.600 km2
Nüfusu 5.9 milyon (2018)
Nüfusun Etnik Dağılımı 55 Tigrinya, %30, %4 Saho, %11 diğerleri
İklimi Kıyı şeridinde sıcak ve nemli bir çöl iklimi, iç kesimlerdeki yüksek bölgelerde daha yağışlı ve serin bir iklim hâkimdir.
Coğrafi Konumu Karadan Etiyopya, Sudan ve Cibuti; kıyıdan Kızıldeniz ile çevrili olan bir Doğu Afrika ülkesidir.
Komşuları Etiyopya (1.033 km), Sudan (682 km), Cibuti (125 km), kıyı şeridi (2.234 km)
Dil Arapça, Tigrinya, İngilizce, Tigre
Din %50 Müslümanlık, %50 Hristiyanlık
Ortalama Yaşam Süresi 65.2 yıl
Okuma-Yazma Oranı %73.8
Para Birimi Nakfa
Millî Gelir 6.05 milyar dolar (2017 IMF)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir 980 dolar (2017 IMF)
İşsizlik Oranı %8.6 (2013)
Enflasyon Oranı %9 (2017)
Reel Büyüme Hızı %5 (2017)
Yoksulluk Oranı %50 (2004)
İhracat Ürünleri Altın, çinko, bakır, sorgum, tekstil ürünleri, gıda ürünleri
İthalat Ürünleri Un, makarna, şeker pancarı, soya yağı, makine, petrol yağları, palm yağı
Başlıca Ticaret Ortakları Çin, Güney Kore, BAE, Suudî Arabistan, İtalya, Türkiye, Güney Afrika Cumhuriyeti, Mısır, Brezilya, İspanya

Ülke Tarihi

Eritre coğrafyasında yapılan arkeolojik kazılarda 1 milyon yıldan eski olduğu kabul edilen kafataslarının bulunmuş olması, bu coğrafyanın dünyanın en köklü yerleşimlerinden biri olduğunu kanıtlamaktadır. Bölgede yerleşik hayata ilişkin en eski kalıntılar ise M.Ö. 3500’lü yıllara aittir.

Bölgenin tarihi Arap Yarımadası’nın güneyi ile Sudan ve Etiyopya coğrafyasının tarihi ile büyük oranda kesişmektedir. Arap Yarımadası’ndan Kızıldeniz’i aşarak bölgeye gelen Arapların daha sonra iç bölgelere ilerleyerek burada yerleştikleri ve 1. yüzyılda Eritre ve Etiyopya’nın kuzeyini kapsayan bölgede Aksum Krallığı’nı kurdukları bilinmektedir.

İslamiyet’le ilk tanışan bölgelerden olan bu coğrafya, ilk muhacirlere ev sahipliği yapmış, daha sonra bu coğrafya hızlı bir şekilde Müslümanlaşmıştır. Uzun yüzyıllar boyunca yerli Müslüman yönetimler tarafından kontrol edilen bu bölge, 16. yüzyıl başlarında Portekiz tarafından işgal edilmişse de, Osmanlı Devleti’nin Kızıldeniz’in hakimiyetini ele geçirmesinin ardından 1525’te bölgedeki Portekiz varlığı sona erdirilmiş, 1555’te ise Habeş eyaleti kurularak Eritre toprakları da büyük oranda bu eyalete bağlanmıştır. Yaklaşık üç asır Osmanlı hakimiyeti altında kalan bölge, daha sonra İngiltere’nin de desteği ile 1865’te Kavalalı Hanedanı’nın kontrolü altına girmiştir.

1869’da Süveyş Kanalı’nın açılmasından sonra bölgenin önemi giderek artmış ve küresel aktörlerin mücadele alanına dönüşmüştür. Yüzyılın sonlarına doğru Etiyopya ve civarında hakimiyet kuran İtalya, Eritre topraklarını da ele geçirmiş ve buraya Roma İmparatorluğu dönemindeki hakimiyetleri esnasında Kızıldeniz’in adı olan “Mare Erythraeum”a nispetle Eritre (Erytrea) demişlerdir. 1896 yılında Etiyopya’nın İtalya ile girdiği savaşı kazanması üzerine İtalyanlar iç bölgelere daha fazla ilerleyememiş ve Eritre bölgesi İtalyan işgalinde bir sınır hüviyeti kazanmıştır.

İtalya İkinci Dünya Savaşı sırasında Eritre’deki varlığından güç alarak Etiyopya’yı işgal etmişse de, savaşın kaybedilmesi üzerine Eritre bölgesi BM himayesinde İngiliz hakimiyetine bırakılmıştır. İngiltere Eritre’yi 1952 yılında federe devlet statüsü ile Etiyopya’ya bağlamış, ancak Etiyopya 1962 yılında Eritre’nin özerk statüsü kaldırarak bölgeyi bir eyalete dönüştürmüştür. Bu gelişme üzerine Eritre’de silahlı bağımsızlık mücadelesi başlamış, bu süreçte Eritre Kurtuluş Cephesi ve Eritre Halk Kurtuluş Cephesi öne çıkmıştır. 1991 yılında Etiyopya’da meydana gelen yönetim değişikliği Eritre’de bağımsızlık sürecinin fiilen başlamasını sağlamış, 24 Mayıs 1993 tarihinde de tam bağımsızlık ilan edilmiştir.

Ancak bağımsızlık sonrası süreçte de iki ülke arasındaki sorunlar devam etmiş, özellikle 1998-2000 yılları arasındaki savaşta on binlerce insan yaşamını yitirmiştir. 2000 yılında Cezayir’de imzalanan antlaşma devletler arasında kalıcı bir çözüm sağlayamayınca kalıcı bir barış tesis edilememiştir. Son olarak 2018 yılı Eylül ayında Suudî Arabistan’da imzalanan barış antlaşması ile devletler uzun yıllardır devam eden sorunların çözüldüğünü deklare etmişlerdir.

Siyasî Yapı

Eritre uzun yıllar devam eden çatışmalardan sonra 1993 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. O tarihten bu yana ülke tek parti rejimi ile yönetilmektedir. 1997 yılında ülkede çok partili sisteme geçilmesi kararlaştırılmışsa da, uygulamaya konulmamıştır. Aynı yıl kabul edilen anayasa da yürürlükte değildir.

Devlet Başkanı Isaias Afwerki, devletin bağımsızlığını kazandığı tarihten bu yana iktidarda olup, aynı zamanda bakanlar kurulunun da başında bulunmaktadır. Ülkede yasama faaliyetleri Adalet Bakanlığı tarafından yürütülüp başkan tarafından onaylanarak yürürlüğe konulmaktadır. Halihazırda ulusal bir meclis olmayıp, ülkedeki tek parti olan PFDJ (People’s Front for Democracy and Justice) üyelerinden oluşan sembolik bir meclis bulunmaktadır.

Bağımsızlığını kazandığı tarihten bu yana komşuları Etiyopya ve Cibuti ile sınır sorunları bulunan Eritre, başta BMGK olmak üzere uluslararası kuruluşlar tarafından da çeşitli yaptırımlara maruz kalmıştır. 1998-2000 yılları arasında yaşanan çatışmalarda onbinlerce insan hayatını kaybetmiş, iki ülke de büyük zarar görmüştür. 2000 yılında Cezayir’de yapılan antlaşma kalıcı olmamışsa da,Temmuz 2018’de iki ülke devlet başkanları arasında gerçekleşen ziyaret ve müzakerelerin ardından, Eylül 2018’de Suudî Arabistan’da imzalanan barış antlaşması ile uzun yıllardır devam eden sorunların çözümünde tarihî bir adım atılmıştır. Antlaşma sonrasında iki ülke ilişkiler ve bunun uluslararası yansımaları ise önümüzdeki süreçte daha net görülecektir.

Ekonomik Durum

Eritre, sahip olduğu çok kıymetli maden yataklarına karşın halkının yarısı yoksulluk sınırının altında bulunan bir ülkedir. Ülkede başta altın olmak üzere, gümüş, bakır, sülfür, nikel, bazal ve çinko gibi çok sayıda değerli yeraltı kaynağı bulunmakta, ancak bu kaynaklar Çin, Kanada ve Avustralya menşeli yirmi kadar yabancı maden şirketi tarafından işletilmekte, büyük bir kısmı ham olarak yurtdışına ihraç edilmektedir. Bu durum ülkenin sahip olduğu zenginliklerin halkın refahı için kullanılamaması sonucunu doğurmaktadır. Uzun yıllardır ülkede devam eden siyasî sorunlar ekonomik alanda etkisini göstermektedir. Uzun yıllardır ülkede işsizlik ve enflasyon rakamları yüksek seyretmekte, döviz darboğazı sebebiyle döviz kuru devlet tarafından belirlenmekte ve özel sektör gelişmemektedir. Bu olumsuz koşullar, kesin oran bilinmemekle birlikte yoksulluk oranının %50’lere ulaşmasına neden olmuştur.

Ülkede en önemli geçim kaynağı tarımdır. Halkın %80’i tarım ve hayvancılıkla uğraşırken, başlıca tarım ürünleri sorgum, keten, muz, çeşitli meyve ve sebzeler, tütün ve kahvedir. Buna karşın tarımın toplam gelir içindeki payı %10-15 aralığında seyretmekte, tarım üretimi halkın ihtiyaçlarını karşılayamamakta ve ithalatta gıda ürünlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Hayvancılık alanında büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yanı sıra kümes hayvanı ve yumurta ticareti ve balıkçılık da önemli geçim kaynakları arasında yer almaktadır.

Eritre’de millî gelirin %70’inin karşılandığı maden sektörü ülkenin gerek mevcut ekonomisi, gerek geleceği açısından en önemli potansiyeli konumundadır. Halihazırda yabancı şirketlerce sürdürülen madencilik faaliyetlerinin ülke çıkarları doğrultusunda yeniden düzenlenmesi kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak gözükmektedir.

Yıllık dış ticaret hacmi 1 milyar dolar seviyelerinde seyreden Eritre’de başlıca ihraç malları altın, çinko, bakır, sorgum, tekstil ve gıda ürünleri; başlıca ithalat ürünleri ise başta un, makarna, şeker pancarı gibi gıda ürünleri olmak üzere, makineler, petrol yağları ve palm yağıdır. Eritre ihracatının tamamına yakınını Çin ve Güney Kore’ye yaparken, ithalattaki en önemli ortakları BAE, Suudî Arabistan, Mısır, Çin, Türkiye ve Brezilya’dır.

Türkiye ile İlişkiler

Türkiye ile Eritre arasında köklü tarihî ve kültürel bağlar olmasına karşın, mevcut ikili ilişkilerin bu potansiyeli yansıttığını söylemek zordur. İki ülke arasındaki dengeli seyreden ilişkilerdeki gelişim hızı oldukça yavaştır. Türkiye, Eritre’nin 1993’teki bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerden biri olmasına karşın, başkent Asmara’daki büyükelçilik 2013 tarihinde hizmete açılmıştır. Eritre’nin ise ülkemizde büyükelçiliği bulunmamaktadır.İki ülke arasındaki tek üst düzey ziyaret, Kasım 2012’de dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile görüştüğü Eritre ziyaretidir. 2016 yılında Asmara’da gerçekleştirilen istişare toplantıları da ilişkilerin güçlendirilmesi noktasında atılan önemli bir adım olarak görülmektedir. Öte yandan THY, 2014 yılından bu yana haftada üç kez İstanbul-Asmara seferi düzenlemektedir.

İki ülke arasındaki ticarî ilişkiler de geliştirilmeye muhtaçtır. 2009 yılında 3 milyon dolar olan toplam ticaret hacmi son yıllarda 20 milyon dolar seviyesini zorlayacak aşamaya yükseltilmiştir. Türkiye Eritre’ye kuru baklagiller, buğday unu, elektrikli ev aletleri ve tekstil ürünleri ihraç ederken, Eritre’den altın ithal etmektedir.

Türkiye’nin, Eritre’nin Etiyopya ile uzun yıllardır yaşadığı siyasî sorunlara yaklaşımında dengeli bir politika izlemesi, iki ülke arasındaki sorunların uzlaşı temelinde çözümü için gayret sarf etmesi son derece önemlidir. Öte yandan İran ve Suudî Arabistan’ın Eritre’ye yönelik politikaları karşısında Türkiye’nin kendi uzun vadeli stratejik hedefleri doğrultusunda hareket etmesi, Eritre’nin toprak bütünlüğüne zarar verecek dış kaynaklı olası müdahalelere karşı da hazırlıklı olması büyük önem arz etmektedir.

Müslümanların Durumu

Eritre toprakları, İslam tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Zira henüz Medine’ye hicretten önce Habeşistan’a gerçekleşen İslam tarihinin ilk hicret olayında Müslümanlar bugünkü Eritre topraklarının da bulunduğu Habeş Krallığı’na sığınmışlardır. Bu tarihten itibaren bölgede İslamiyet giderek yaygınlaşmış ve ilerleyen yüzyıllarda da bölge uzun yüzyıllar boyunca Müslüman idareciler tarafından yönetilmiştir.

Günümüzde Eritre nüfusunun yarısından fazlasının Müslüman olduğu tahmin edilmekle birlikte bu konuda kesin veriler bulunmamaktadır. Ülkede Müslümanlar ve Hristiyanların sayıları birbirine yakın olup, bunların dışında farklı inanca sahip küçük bir azınlık da bulunmaktadır. Müslümanlar daha çok Sudan sınırına yakın kesimlerde ve sahil şeridinde yoğunlaşmışlardır ve tamamına yakınıSünnîdir.

Ülkedeki Müslüman nüfusun kırsal bölgelerde yaşayan kesimi tarım ve hayvancılıkla, şehirlerde ve kıyı kesimlerde yaşayanlar ise daha çok ticaretle uğraşmaktadır. İtalyan işgali altındaki eğitim faaliyetlerinin misyonerler tarafından sürdürülmesi, 1962 yılında ülkenin özerk statüsüne son verilip eyalete dönüştürülmesinden sonra Arapçanın eğitim dili olmaktan çıkartılmak istenmesi gibi nedenlerle Eritre Müslümanları uzun yıllar çocuklarını devlet okullarına göndermemiş, bu da Müslüman nüfusun eğitim seviyesinin geri kalmasına yol açmıştır. Bağımsızlık sonrası süreçte ülkede başta okuryazarlık ve temel öğretim olmak üzere, eğitim seviyesinin yükseltilmesi noktasında çaba harcanmaktadır.

Eritre İle İlgili Çalışmalar.